TÜİK açıkladı: Kasım ayında toplanan inek sütü miktarı %4 azaldı. Tereyağı üretiminde %11,5’lik sert düşüş yaşanırken, vatandaşın tercihi yoğurt ve ayran oldu. İşte sektörün karnesi.

Türkiye’nin tarım ve hayvancılık sektörünün en kritik göstergelerinden biri olan süt üretimi verileri, hem üreticinin hem de tüketicinin nabzını tutmaya devam ediyor. Sabah kahvaltılarından akşam yemeklerine kadar soframızın vazgeçilmezi olan süt ve süt ürünleri, ekonomik dalgalanmaların ve mevsimsel etkilerin gölgesinde zorlu bir sınavdan geçiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan son veriler, süt endüstrisinde kartların yeniden dağıtıldığına işaret eden çarpıcı detaylar barındırıyor. Kasım ayı, sektör için bir daralma sinyali verirken, vatandaşın tüketim alışkanlıklarındaki değişim de istatistiklere yansıdı.
Sütte Sert Düşüş: Kasım ayında toplanan inek sütü miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,0 azaldı.
Tereyağında Kayıp: En dikkat çekici düşüş tereyağı üretiminde yaşandı; üretim yüzde 11,5 geriledi.
Fermente Ürünler Zirvede: Süt üretimi düşse de ayran, kefir ve yoğurt üretimi artışını sürdürdü.
Süt sanayisinin can damarı olan hammadde tedarikinde yaşanan dalgalanmalar, sektörün geleceği açısından endişe yaratıyor. TÜİK’in açıkladığı rakamlar, sanayiye giden kayıtlı sütün miktarında belirgin bir geri çekilme olduğunu gözler önüne serdi. Toplanan inek sütü miktarı, bir önceki yılın Kasım ayına kıyasla yüzde 4,0 oranında bir düşüş yaşadı. Bu oran, tonaj bazında bakıldığında sektör için oldukça ciddi bir kayıp anlamına geliyor.
Kasım ayında ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü miktarı 863 bin 651 ton olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, sadece yıllık bazda değil, aylık bazda da bir düşüş trendine işaret ediyor. Ekim ayında 896 bin 475 ton olan toplama miktarı, bir ay içinde yüzde 3,7 oranında eriyerek Kasım seviyelerine geriledi. Uzmanlar, bu düşüşte mevsimsel etkilerin yanı sıra, artan yem maliyetleri ve üreticinin sütten para kazanamaması nedeniyle anaç hayvanlarını kesime göndermek zorunda kalması gibi yapısal sorunların da etkili olabileceğini fısıldıyor. Sütün azalması, zincirleme bir reaksiyonla raflardaki ürünlerin fiyatına ve bulunabilirliğine etki etme potansiyeli taşıyor.
Süt üretimindeki bu genel daralmaya rağmen, işlenmiş ürünlerdeki tablo oldukça ilginç bir tezat oluşturuyor. Veriler, vatandaşın “içme sütü” yerine fermente ürünlere yöneldiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Kasım ayında çiğ süt arzındaki düşüşe inat, ayran ve kefir üretimi adeta patlama yaptı. Bu ürün grubundaki üretim artışı yıllık bazda yüzde 8,4’ü buldu.
Benzer bir pozitif tablo, Türk mutfağının baş tacı olan yoğurtta da görüldü. Yoğurt üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,2 artış gösterdi. Bu durum, hammadde sıkıntısına rağmen sanayicinin elindeki sütü, katma değeri daha yüksek ve tüketim hızı daha fazla olan yoğurt ve ayran gibi ürünlere kanalize ettiğini gösteriyor. Özellikle kış aylarına girerken bağışıklık sistemini güçlendiren kefir gibi ürünlere olan talebin artması da bu istatistikte etkili olmuş gibi görünüyor. Peynir üretimi ise yüzde 0,5’lik sınırlı bir artışla yerini korumaya çalıştı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Verilerin en can sıkıcı kısmı ise, kahvaltı sofralarının iki temel direği olan içme sütü ve tereyağı cephesinden geldi. Vatandaşın marketten kutuyla aldığı, çocuklarına içirdiği pastörize ve UHT içme sütü üretimi, Kasım ayında yıllık bazda yüzde 6,0 oranında sert bir düşüş yaşadı. Miktar bazında bakıldığında, Ekim ayında 135 bin 856 ton olan içme sütü üretimi, Kasım ayında 135 bin 49 tona geriledi.
Ancak asıl şok etkisi yaratan veri tereyağı ve sadeyağ üretiminde görüldü. Mutfakların en pahalı ve değerli yağlarından olan tereyağında üretim, yıllık bazda yüzde 11,5 gibi çok yüksek bir oranda azaldı. Süt yağının bu denli azalması, hem sütün yağ oranındaki düşüşe hem de sanayicinin elindeki kısıtlı süt yağını peynir ve yoğurt gibi diğer ürünlerde kullanmayı tercih etmesine bağlanabilir. Bu arz eksikliği, önümüzdeki günlerde tereyağı fiyatlarında yeni bir hareketliliğin habercisi olabilir.
Kasım ayındaki bu karamsar tabloya karşın, yılın geneline yayılan veriler “bardağın dolu tarafına” da bakma fırsatı sunuyor. TÜİK’in açıkladığı Ocak-Kasım dönemi verileri, sektörün 11 aylık maratonunu nasıl koştuğunu özetliyor. Yılın büyük bölümünde üretim çarkları dönmeye devam etse de, toplam hammadde girişinde “kırmızı ışık” yanmaya başlamış durumda.
Ocak ve Kasım aylarını kapsayan 11 aylık süreçte, ticari işletmelerin topladığı inek sütü miktarı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,4 oranında azaldı. Bu oran, Kasım ayındaki yüzde 4’lük sert düşüşe kıyasla daha masum görünse de, sektörün büyüme trendinden çıkıp durağanlaşma, hatta gerileme evresine girdiğini gösteriyor. Yıllık nüfus artışı ve turizm potansiyeli düşünüldüğünde, süt üretiminin yerinde sayması veya gerilemesi, kişi başına düşen süt tüketimi açısından da bir risk oluşturuyor.
Yılın genelindeki ürün bazlı üretim rakamları ise oldukça şaşırtıcı bir denklemi ortaya koyuyor. Hammadde olarak giren süt miktarı azalmasına rağmen (-%0,4), fabrikadan çıkan ürün miktarında artışlar gözlemleniyor. Ocak-Kasım döneminde inek peyniri üretimi yüzde 1,5, içme sütü üretimi yüzde 4,7 ve tereyağı üretimi yüzde 6,1 oranında artış gösterdi.
Bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: “Süt azalırken üretim nasıl arttı?” Uzmanlara göre bu denklemin cevabı, sütteki yağ ve protein oranlarında, stok yönetiminde veya kayıt dışı alandaki değişimlerde saklı olabilir. Ancak Kasım ayındaki veriler, bu sürdürülebilirliğin sonuna gelindiğini işaret ediyor. Özellikle yıl genelinde yüzde 6,1 artıda olan tereyağı üretiminin, Kasım ayında aniden yüzde 11,5 eksiye düşmesi, yılın son çeyreğinde sektörün ciddi bir hammadde veya maliyet darboğazına girdiğinin en somut kanıtı olarak yorumlanıyor.
11 aylık maratonda istikrarını bozmayan tek grup ise fermente ürünler oldu. Vatandaşın sofrasından eksik etmediği ayran ve kefir, Ocak-Kasım döneminde yüzde 8,8’lik bir üretim artışıyla şampiyonluğu göğüsledi. Yoğurt üretimi de bu dönemde yüzde 5,1 artarak istikrarlı büyümesini sürdürdü.
Bu veriler, Türkiye’nin süt sanayisinde “katma değerli” ve “raf ömrü yönetilebilir” ürünlere doğru bir kayış olduğunu gösteriyor. Sanayici, elindeki sütü riski daha az, nakit döngüsü daha hızlı olan yoğurt ve ayrana çevirmeyi tercih ediyor gibi görünüyor. Ancak içme sütü ve tereyağı gibi temel ürünlerdeki Kasım ayı düşüşü, önümüzdeki kış aylarında fiyat etiketlerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturabilir.
Sonuç olarak TÜİK verileri, süt sektörünün “kritik bir eşikte” olduğunu haykırıyor. Üreticinin artan yem maliyetleri karşısında ezilmemesi ve ineklerin kesime gitmemesi, süt arzının devamlılığı için hayati önem taşıyor. Sütün fabrikaya girmemesi demek, peynirin, yoğurdun ve tereyağının rafa daha pahalıya gelmesi veya hiç gelmemesi demek.
Trakyalife olarak, tarım ve hayvancılık sektöründeki bu hassas dengeleri takip etmeye devam edeceğiz. Kasım ayı verileri bir “erken uyarı” niteliğinde; sektör paydaşlarının ve ekonomi yönetiminin bu uyarıyı dikkate alarak 2024 projeksiyonlarını buna göre şekillendirmesi bekleniyor. Süt güğümlerinin yeniden dolup taşması, sadece çiftçinin değil, sağlıklı nesiller yetiştirmek isteyen tüm Türkiye’nin ortak temennisi.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı