Sürüklenen mayın tehdidine karşı kurulan MCM BLACK SEA Görev Grubu’nun komutası, 2026’nın ilk yarısı için yeniden Türkiye’ye geçti. Oramiral Tatlıoğlu, “Bölgesel Sahiplik” ve Montrö vurgusu yaptı.

Dünyanın en stratejik su yollarından biri olan ve son yıllarda jeopolitik gerilimlerin odağında yer alan Karadeniz’de, güvenliğin sağlanması adına kritik bir adım daha atıldı. Sürüklenen serseri mayın tehdidine karşı Türkiye, Bulgaristan ve Romanya’nın güçlerini birleştirerek kurduğu Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu (MCM BLACK SEA), yeni döneme Türk Deniz Kuvvetleri komutasında giriyor. 8 Ocak 2026 itibarıyla başlayan bu süreç, yılın ilk yarısı boyunca devam edecek.
Karadeniz’deki deniz ulaştırmasının güvenliğini sağlamak ve olası mayın kazalarının önüne geçmek amacıyla kurulan MCM BLACK SEA’da, komuta görevi belirlenen takvim işliyor. Ülkelerin İngilizce isimlerinin alfabetik sırasına (Bulgaria, Romania, Turkey) göre devredilen komuta, döngünün tamamlanmasıyla birlikte yeniden Türkiye’ye geçti.
Daha önce 2 Temmuz 2024 ile 2 Ocak 2025 tarihleri arasında, oluşumun ilk komutasını üstlenen Türkiye, 2026 yılının ilk altı aylık diliminde (8 Ocak – 8 Temmuz) ikinci kez bu görevi ifa edecek. Bu süreçte Görev Grubu Komutanı ve Görev Birliği Komutanı Türk Deniz Kuvvetleri tarafından atanırken, karargah kadroları çok uluslu bir yapıyla yönetilecek.
Bu uluslararası deniz gücünün arkasında ciddi bir hiyerarşik yapı ve bürokratik düzen bulunuyor. Sistemin işleyişi şu üç ana sacayağı üzerine kurulu:
Türkiye’nin komutayı devralmasıyla birlikte sahada hareketlilik de başladı. 8 Ocak – 8 Temmuz 2026 tarihleri arasını kapsayan bu dönemde, “aktivasyon periyodu” adı verilen üç ana operasyon süreci planlandı.
Bu planın ilk ayağı olan 8. Aktivasyon Periyodu, 8-18 Ocak 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Türk, Bulgar ve Romen savaş gemileri, belirlenen riskli sahalarda mayın keşif ve gözetleme faaliyetleri yürütecek.
Operasyonun en riskli kısmı, tespit edilen tehditlerin bertaraf edilmesi. Eğer tarama sırasında sürüklenen bir mayın tespit edilirse, bölgedeki akıntı paternleri (akıntının yönü ve hızı) hesaplanarak müdahale planı yapılacak. İmha işlemi ise bu konuda özel eğitim almış seçkin “Mayın Harbi Dalgıçları” (EOD) tarafından titizlikle gerçekleştirilecek. Ayrıca görev grubu gemileri; İstanbul, Burgaz (Bulgaristan) ve Köstence (Romanya) limanlarını ziyaret ederek müttefiklik bağlarını güçlendirecek.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Montrö ve Bölgesel Sahiplik: Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemilerinin geçişini kısıtlayan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, bu tür bölgesel ittifakların önemini artırıyor. “Bölgesel Sahiplik” ilkesi, Karadeniz’in sorunlarının dış müdahaleye gerek kalmadan, sadece Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler tarafından çözülmesini öngörür. Türkiye’nin bu gruptaki liderliği, bu stratejinin en somut örneğidir.
Komuta devir teslim töreninde konuşan Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, verdiği mesajlarla Türkiye’nin bölgedeki stratejik duruşunu özetledi. Karadeniz ve Türk Boğazları’nın sadece bir su yolu değil, küresel jeostrateji açısından hayati bir koridor olduğunu belirten Tatlıoğlu, Türkiye’nin “en uzun kıyı şeridine sahip ülke” olarak sorumluluklarının farkında olduğunu dile getirdi.
Tatlıoğlu, Karadeniz güvenliğinin dört temel prensibe dayandığını vurguladı:
Oramiral Tatlıoğlu’nun konuşmasında dikkat çeken bir diğer detay ise tehdit algısının çeşitliliği oldu. MCM BLACK SEA unsurlarının sadece klasik mayınları avlamadığını belirten Tatlıoğlu, bölgedeki çatışma ortamından kaynaklı başıboş İnsansız Deniz Araçları (İDA), İnsansız Hava Araçları (İHA) ve sürüklenen diğer mühimmatların da tespit edilerek etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Önümüzdeki altı ay boyunca Türk komutası altında görev yapacak olan gemiler, sadece devriye atmayacak; aynı zamanda SEA SHIELD ve EUROASIAN-PARTNERSHIP MCM DIVE gibi uluslararası tatbikatlara katılarak harbe hazırlık seviyelerini en üst düzeyde tutacak.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı