EGM koordinesinde Tekirdağ merkezli 46 ilde düzenlenen dev FETÖ operasyonunda 151 şüpheli yakalandı. “Gaybubet” evlerinin basıldığı ve mahrem yapılanmaların çökertildiği operasyonda 82 kişi tutuklandı. İşte dev operasyonun tüm detayları…

Türkiye Cumhuriyeti’nin milli birliğine ve anayasal düzenine kasteden Fetullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) karşı yürütülen kararlı mücadele, hız kesmeden devam ediyor. Devletin kılcal damarlarına kadar sızma girişimi akamete uğratılan örgütün, “hücre evi” olarak adlandırdığı gizli yapılanmalarına ve firari üyelerine yönelik dev bir operasyon daha gerçekleştirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün koordinesinde, aralarında Trakya’nın güvenli limanı Tekirdağ’ın da bulunduğu 15 il merkezli olmak üzere toplam 46 ilde eş zamanlı düğmeye basıldı. Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan operasyonlarda, haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan firarilerin de aralarında olduğu çok sayıda şüpheli adalete teslim edildi.
Dev Operasyon Ağı: Tekirdağ merkezli olmak üzere toplam 46 ilde eş zamanlı baskınlar düzenlendi.
Firariler Yakalandı: Haklarında kesinleşmiş hapis cezası veya aranma kaydı bulunan 151 kritik isim gözaltına alındı.
Yargı Kararı: Yakalanan şüphelilerden 82’si tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 54’ü hakkında adli kontrol kararı verildi.
FETÖ ile mücadelenin sadece geçmişle hesaplaşma değil, aynı zamanda geleceği teminat altına alma mücadelesi olduğu bilinciyle hareket eden güvenlik güçlerimiz, aylar süren titiz bir hazırlık sürecini geride bıraktı. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Başkanlığı ve İstihbarat Başkanlığı’nın ortaklaşa yürüttüğü çalışmalar neticesinde, örgütün güncel yapılanması ve saklanma yöntemleri deşifre edildi.
Yapılan teknik ve fiziki takipler sonucunda, örgüt üyelerinin iletişim modelleri, saklandıkları evler ve birbirleriyle olan irtibatları tek tek haritalandırıldı. Operasyonun merkez üslerinden biri olarak belirlenen Tekirdağ merkezli FETÖ operasyonu, Trakya’daki yapılanmaya da büyük bir darbe indirdi. Ankara, İstanbul, İzmir gibi metropollerin yanı sıra Tekirdağ, Balıkesir, Edirne ve Çorum gibi illerdeki KOM ve TEM Şube Müdürlükleri, operasyonel kabiliyetlerini birleştirerek senkronize bir baskın zinciri gerçekleştirdi. Bu koordinasyon, örgüt üyelerinin kaçmasına fırsat vermeden kıskıvrak yakalanmalarını sağladı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Gaybubet Evi Nedir?: FETÖ literatüründe “Gaybubet”, “yok olma, gözden kaybolma” anlamına gelir. Örgüt, deşifre olmamış veya aranması bulunan üyelerini sakladığı, dış dünyayla irtibatın asgari düzeyde tutulduğu gizli evlere “Gaybubet Evi” adını vermektedir.
- ByLock: Örgütün, kriptografik (şifreli) olarak geliştirdiği ve sadece referansla üye olunabilen, sunucusu yurt dışında bulunan gizli haberleşme programıdır.
Operasyonun kapsamı incelendiğinde, hedeflerin rastgele seçilmediği, örgütün en kritik birimlerine odaklanıldığı görülüyor. Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, yakalanan şüphelilerin örgütün “sinir sistemi” olarak kabul edilen çok hassas yapılanmalar içerisinde faaliyet gösterdikleri tespit edildi. Özellikle “Adliye Mahrem Yapılanması” ve “Askeri Mahrem Yapılanma” gibi devletin güvenliğini doğrudan ilgilendiren alanlarda örgütlenen şüphelilerin, bu operasyonla birlikte etkisiz hale getirilmesi büyük önem taşıyor.
Ayrıca örgütün insan kaynağını devşirdiği “Eğitim Yapılanması” ve “Öğrenci Yapılanması” içerisindeki aktif isimler de operasyonun hedefindeydi. Sadece geçmişte suç işlemiş olanlar değil, örgütün güncel faaliyetlerini sürdürmeye çalışan hücrelerin de çökertilmesi, devletin bu konudaki “takipteyiz” mesajını net bir şekilde veriyor. Tekirdağ ve çevre illerdeki operasyonlarda ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesiyle birlikte, örgütün Trakya bölgesindeki yeni bağlantılarının da çözülmesi bekleniyor.
Soruşturma dosyasına giren detaylar, örgütün ne kadar sinsi yöntemler kullandığını bir kez daha gözler önüne serdi. Gözaltına alınan şüphelilerin büyük bir kısmının, örgütün gizli haberleşme programı “ByLock” kullanıcısı olduğu belirlendi. Ancak örgütün iletişim stratejisi sadece dijital uygulamalarla sınırlı kalmadı. “Tedbir” adı altında geliştirdikleri yöntemlerle, büfe ve ankesörlü telefonlar üzerinden periyodik arama (ardışık arama) yöntemiyle iletişim kurdukları da tespit edildi. Bu yöntem, örgüt içi hiyerarşideki “sorumlu şahıslar” ile alt kademedeki üyeler arasındaki bağı gizlemek amacıyla kullanılıyordu.
Operasyonun en dikkat çeken ve kamu vicdanını en çok yaralayan detaylarından biri de, şüphelilerin kamuya giriş sınavlarında ve mülakatlarında uyguladıkları hileler oldu. Soruşturma dosyasındaki verilere göre, yakalanan şahısların bir kısmının, münferit sınav soruşturmaları kapsamında mercek altına alındığı belirtildi. Örgütün, kendi mensuplarını devlet kademelerine yerleştirebilmek için liyakat sistemini nasıl bypass ettiği bir kez daha gün yüzüne çıktı.
Tespitlere göre, örgüt üyeleri mülakatlarda “avantajlı” olarak kodlanıyordu. Bu kodlama sistemi, örgüt mensubu adayların mülakat komisyonlarındaki kripto üyeler tarafından tanınmasını ve hak etmedikleri halde yüksek puanlar alarak göreve başlatılmalarını sağlıyordu. Tekirdağ ve çevre illerdeki operasyonlarda gözaltına alınan bazı isimlerin de bu haksız avantaj zincirinin bir parçası olduğu değerlendiriliyor. Bu durum, sadece bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda dürüstçe çalışıp sınavlara hazırlanan milyonlarca gencin hakkının yenmesi anlamına geliyor. Devletin bu operasyonu, aslında çalınan o hakların iadesi niteliği de taşıyor.
FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra en çok başvurduğu saklanma yöntemi olan “hücre evleri”, bu operasyonla bir kez daha deşifre edildi. Örgüt literatüründe “Gaybubet Evi” (Yok olma, bulunmama evi) olarak adlandırılan bu mekanlar, firari örgüt üyelerinin dış dünyayla bağlarını kopararak saklandıkları yerler olarak biliniyor.
Emniyet güçlerinin Tekirdağ merkezli FETÖ operasyonu kapsamında bastığı adreslerin birçoğunun bu nitelikte olduğu anlaşıldı. Bu evlerde kalan şüphelilerin, dijital iz bırakmamak için teknolojik cihaz kullanmaktan kaçındıkları, alışverişlerini dahi belli kurallar çerçevesinde yaptıkları ve örgütün çözülmemesi için birbirlerini motive ettikleri belirlendi. Ancak Emniyet İstihbarat Başkanlığı’nın gelişmiş analiz yeteneği ve saha ajanlarının titiz takibi, bu “hayalet evlerin” kapılarını birer birer kırdı. “Gözden kaybolduklarını” sanan örgüt üyeleri, karşılarında Türk polisini buldu.
Operasyonun coğrafi büyüklüğü, devletin mücadeledeki kararlılığının en somut göstergesi oldu. Tekirdağ merkezli olmak üzere, doğudan batıya, kuzeyden güneye tam 46 ilde aynı anda harekete geçildi. Adana’dan Zonguldak’a, Edirne’den Kars’a kadar uzanan bu geniş operasyon ağında, kaçacak yer bulamayan şüpheliler adalete teslim edildi.
Özellikle Trakya bölgesinde Edirne ve Tekirdağ’ın operasyon merkezleri arasında yer alması, sınır hattındaki hareketliliğin de kontrol altında tutulduğunu gösteriyor. Balıkesir, İstanbul, Kocaeli ve Bursa gibi Marmara Bölgesi’nin sanayi ve nüfus yoğunluğu yüksek illerinde yapılan baskınlar, örgütün metropol yapılanmasına da ağır bir darbe indirdi. Bu illerdeki TEM ve KOM Şube Müdürlükleri, operasyonel birliktelikleriyle büyük bir başarıya imza attı.
Gözaltına alınan 151 şüphelinin emniyetteki işlemleri, hukuk devleti kuralları çerçevesinde titizlikle yürütüldü. İfadelerin alınması, dijital materyallerin incelenmesi ve delillerin toplanmasının ardından şüpheliler adli mercilere sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan şüphelilerden 82’si, üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti ile mevcut delil durumu göz önüne alınarak tutuklandı ve cezaevine gönderildi.
Tutuklananların yanı sıra, 54 şüpheli hakkında ise “adli kontrol” hükümleri uygulandı. Bu karar, şüphelilerin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını ancak belirli periyotlarla imza atma zorunluluğu ve yurt dışına çıkış yasağı gibi tedbirlere tabi tutulmasını içeriyor. Geriye kalan diğer şüphelilerin ise emniyet ve adliyedeki işlemlerinin sürdüğü bildirildi. Rakamlar, operasyonun ne denli kapsamlı ve sonuç odaklı olduğunu kanıtlar nitelikte.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan operasyon detaylarının son paragrafında vurgulanan “Mücadelemize kararlılıkla devam ediyoruz” ifadesi, devletin bu konudaki duruşunun en net özetidir. FETÖ ve benzeri terör yapılanmaları, sadece devletin kurumlarını değil, milletin birlik ve beraberliğini, vatandaşın huzurunu ve refahını hedef almaktadır. Bu nedenle, 46 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen bu operasyon, sadece adli bir vaka değil, aynı zamanda bir “milli güvenlik refleksi” olarak okunmalıdır.
Tekirdağ merkezli FETÖ operasyonu, devletin hafızasının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha kanıtladı. Aradan yıllar geçse de, kılık değiştirseler de, “Gaybubet” evlerinde saklansalar da, adaletin elinden kaçışın mümkün olmadığı mesajı verildi. Bu kararlı tutum, terör örgütlerinin psikolojik direncini kırmak ve örgüt içindeki çözülmeleri hızlandırmak adına stratejik bir hamledir. Trakya’dan yükselen bu adalet sesi, Türkiye’nin dört bir yanındaki vatandaşlara güven, suç örgütlerine ise korku vermeye devam ediyor.
Bu denli kapsamlı, koordinasyon gerektiren ve hataya yer olmayan bir operasyonu başarıyla yönetmek, Türk Polis Teşkilatı’nın operasyonel kabiliyetinin dünya standartlarında olduğunu göstermektedir. Emniyet Genel Müdürlüğü TEM Daire Başkanlığı, KOM Başkanlığı ve İstihbarat Başkanlığı’nın uyumlu çalışması, sahadaki başarının anahtarı olmuştur.
Sadece merkezdeki planlayıcılar değil, Tekirdağ sokaklarında, Edirne’nin sınır hattında, İstanbul’un karmaşasında veya Anadolu’nun en ücra köşesinde bu operasyonu icra eden isimsiz kahramanlar, büyük bir takdiri hak etmektedir. Yapılan açıklamada yer alan “Emeği geçenleri tebrik ediyorum” cümlesi, gece gündüz demeden, ailelerinden ve sevdiklerinden fedakarlık ederek devletin bekası için çalışan polis memurlarına duyulan minnetin bir ifadesidir. Trakyalife olarak bizler de, şehrimizin ve ülkemizin huzuru için ter döken tüm güvenlik güçlerimizin yanında olduğumuzu belirtmek isteriz.
Operasyonun bilançosu (151 yakalama, 82 tutuklama) sayısal bir veri olmanın ötesinde, sokaklarımızın, adliyelerimizin ve kamu kurumlarımızın temizlenmesi anlamına geliyor. Özellikle Tekirdağ gibi stratejik bir ilin merkez üs olarak seçilmesi, bölgemizdeki güvenlik hassasiyetinin ne denli yüksek tutulduğunu gösteriyor. Haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan firarilerin toplum içinde elini kolunu sallayarak gezmesinin engellenmesi, adalet duygusunun tesisi için hayati önem taşımaktadır.
Gözaltına alınanların işlemleri devam ederken ve adli süreçler işlerken, devletin “takipteyiz” mesajı havada asılı kalmaya devam edecek. Bu operasyon, sonuncusu değil; devletin bekasına kasteden her türlü yapılanmaya karşı verilecek mücadelenin devam eden bir halkasıdır. Vatandaşlarımızın huzurla uyuyabilmesi için ışıkları hiç sönmeyen emniyet binalarındaki o kararlı irade, Türkiye’nin en büyük güvencesidir.