Gedik Yatırım raporuna göre küresel piyasalar Trump-Fed gerilimi ve jeopolitik risklerle sarsıldı. Altın rekor kırarken, bankacılık hisseleri çakıldı. İşte piyasalardaki son durum.

Küresel ekonomi yönetimi, 2026 yılının Ocak ayına tarih kitaplarında yer alacak çalkantılı bir başlangıç yaptı. İstanbul ve dünya borsaları, haftanın ilk işlem gününe derin bir belirsizlik ve riskten kaçış psikolojisiyle uyandı. Gedik Yatırım tarafından yayınlanan son rapor, piyasaların sadece ekonomik verilerle değil, Washington’dan Tahran’a uzanan geniş bir siyasi gerilim hattıyla sarsıldığını ortaya koydu. Yatırımcıların güvenli liman arayışı hızlanırken, gözler Beyaz Saray ile ABD Merkez Bankası (Fed) arasındaki tırmanan gerilime çevrildi.
Fed Baskı Altında: Başkan Powell’ın bina tadilatı gerekçesiyle jüri celbi alması, siyasi baskı endişelerini zirveye taşıdı.
Borsada Satış Dalgası: S&P 500 ve Nasdaq vadeli işlemleri sert düşerken, bankacılık hisseleri ağır yara aldı.
Altına Hücum: Güvenli liman talebiyle spot altın fiyatları yeni tarihi zirveleri test etti.
Petrol Ateşi: İran’daki protestolar ve arz endişesi, Brent ve WTI petrolünü yukarıda tutmaya devam ediyor.
Haftanın en kritik gündem maddesi, ekonomi dünyasının kalbi Washington’dan gelen ve piyasaların sinir uçlarına dokunan haberler oldu. Gedik Yatırım’ın raporuna yansıyan detaylara göre, yatırımcıların ana odağında Trump yönetimi ile ABD Merkez Bankası (Fed) arasındaki gerilimin tehlikeli bir boyuta ulaşması yer alıyor. Piyasalar, bağımsız olması gereken para otoritesinin siyasi bir kıskaca alınmasından endişe duyuyor.
Fed Başkanı Jerome Powell’ın yaptığı açıklama, bu endişelerin yersiz olmadığını kanıtlar nitelikteydi. Powell, merkez bankasının Washington’daki genel merkez binasının yenileme tadilatına ilişkin olarak “büyük jüri celbi” aldığını duyurdu. İlk bakışta idari bir soruşturma gibi görünen bu hamle, piyasa profesyonelleri tarafından Fed’in bağımsızlığına yönelik doğrudan bir siyasi manevra olarak okundu. Yatırımcılar, bu gelişmeyi Fed’in kararlarını etkilemeye yönelik bir baskı aracı olarak değerlendirirken, kurumun siyasi otorite karşısında ne kadar dirençli kalabileceği sorusu gündeme oturdu.
Washington hattındaki bu “soğuk savaş”, finansal varlıklar üzerinde anında ve sert bir etki yarattı. Haber akışıyla birlikte ABD varlıklarında panik satışları tetiklenirken, dünyanın en büyük borsaları kırmızıya boyandı. Özellikle teknoloji ağırlıklı Nasdaq ve piyasanın göstergesi kabul edilen S&P 500 endeksi vadeli işlemlerinde sert düşüşler kaydedildi. Yatırımcılar, riskli varlıklardan hızla çıkarak paralarını koruma derdine düştü.
Dolar cephesinde ise yılbaşından bu yana görülen en zayıf seanslardan biri yaşandı. Siyasi belirsizliğin yarattığı güven kaybı, Amerikan para biriminin küresel piyasalardaki hakimiyetini kısa vadeli de olsa sarstı. Buna karşılık, uzun vadeli ABD tahvil getirilerinde, gevşek para politikası beklentileri ve artan enflasyon endişeleriyle birlikte yukarı yönlü bir hareket gözlemlendi. Piyasalar, siyasi baskının Fed’i yanlış para politikası adımlarına zorlayabileceğini ve bunun da enflasyonu hortlatabileceğini fiyatlamaya başladı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Kriz dönemlerinin değişmez kuralı bir kez daha işledi: Kaos varsa, kral altındır. Gedik Yatırım’ın analizine göre, jeopolitik riskler ve siyasi belirsizliklerin gölgesinde kalan yatırımcılar, rotayı hızla güvenli limanlara çevirdi. Özellikle altın ve İsviçre frangı, bu kaçıştan en çok nemalanan varlıklar oldu.
Spot altın, küresel risk iştahındaki bu ani kapanmayla birlikte güçlü alımlar görerek yeni tarihi zirvelerini test etti. Yatırımcılar, kağıt paraların ve hisse senetlerinin değer kaybettiği bu ortamda, tarihsel olarak değer saklama aracı olan sarı metale yöneldi. Benzer şekilde, finansal istikrarıyla bilinen İsviçre’nin para birimi Frank da dolar ve euro karşısında değer kazanarak, fırtınalı havada sığınılacak bir liman arayanların adresi oldu.
Washington kaynaklı türbülans sadece merkez bankası koridorlarıyla sınırlı kalmadı; finans dünyasının kalbi sayılan bankacılık sektörü de Başkan Trump’ın şok edici bir önerisiyle sarsıldı. Gedik Yatırım raporunda detaylandırılan bilgilere göre, hisse senedi piyasalarında en ağır darbeyi bankacılık ve finansal hizmetler sektörü aldı. Bu düşüşün arkasında yatan temel neden ise Başkan Trump’ın kredi kartı faizlerine yönelik radikal çağrısı oldu.
Trump’ın, kredi kartı faizlerine bir yıl süreyle yüzde 10 tavan getirme yönündeki talebi, Wall Street’te adeta bomba etkisi yarattı. Bankaların ve ödeme sistemlerinin en önemli gelir kalemlerinden biri olan faiz marjlarını doğrudan tırpanlayacak olan bu hamle, sektörde “kârlılık krizi” endişelerini tetikledi. Özellikle gelir modeli büyük oranda kredi kartı faizlerine ve komisyonlarına dayalı olan finans devleri, bu haberle birlikte borsada sert satışlara maruz kaldı.
Yatırımcıların bu habere tepkisi gecikmedi. Barclays, Citigroup, American Express ve Capital One gibi küresel finans sisteminin omurgasını oluşturan dev şirketlerin hisselerinde, seans açılışıyla birlikte sert geri çekilmeler yaşandı. Sadece bankalar değil, ödeme altyapısı sunan teknoloji şirketleri de bu negatif havadan nasibini aldı. Genel riskten kaçış eğilimi, teknoloji hisselerini de aşağı çekerken, piyasalardaki kırmızı tablo daha da belirginleşti.
Ancak raporda dikkat çeken bir diğer detay, bazı stratejistlerin uzun vadeli iyimserliğini koruması oldu. Yaklaşan bilanço sezonu öncesinde, kimi yatırımcılar bu düşüşleri “alım fırsatı” olarak değerlendiriyor. Özellikle yatırım bankacılığı faaliyetlerinin ve birleşme-satın alma (M&A) işlemlerinin 2026 yılında canlanacağı beklentisi, sektörün yılın ilerleyen dönemlerinde toparlanabileceğine dair umutları canlı tutuyor.
Emtia piyasalarında ise gözler Ortadoğu’nun kaynayan kazanına çevrilmiş durumda. Jeopolitik riskler, enerji fiyatlamaları üzerinde belirleyici rol oynamaya devam ediyor. Gedik Yatırım’ın analizine göre, İran’da patlak veren ve üçüncü haftasına giren kitlesel protestolar, küresel petrol arzına yönelik endişeleri zirveye taşıdı.
Enerji piyasası aktörleri, İran’daki iç karışıklığın petrol üretim tesislerine veya sevkiyat hatlarına sıçrama ihtimalini fiyatlıyor. Olası bir arz kesintisi korkusu, Brent ve WTI tipi ham petrol fiyatlarının son iki günde elde ettiği güçlü kazanımları korumasını sağladı. Siyah altın, küresel ekonomideki yavaşlama sinyallerine rağmen, jeopolitik tansiyonun yarattığı risk primi sayesinde yüksek seviyelerde tutunmaya devam ediyor. Bu durum, enerji maliyetlerinin bir süre daha yüksek seyredeceğinin ve enflasyonist baskıların enerji kanadından gelmeye devam edeceğinin sinyalini veriyor.
Atlantik’in diğer yakasında, Avrupa piyasaları da temkinli ve karışık bir seyir izliyor. ABD Merkez Bankası (Fed) üzerindeki siyasi baskıların yarattığı belirsizlik ve Ortadoğu’daki ateş çemberi, Avrupalı yatırımcıların risk iştahını törpülemiş durumda. Kıta genelindeki gösterge endeksler olan STOXX 50 ve STOXX 600, haftaya satıcılı bir başlangıç yaparak geriledi. Ancak bu genel düşüşün ortasında parlayan tek bir sektör var: Savunma Sanayii.
Dünya genelinde artan silahlanma yarışı ve savunma bütçelerinin rekor seviyelere çıkarılması beklentisi, Avrupa’daki savunma şirketlerini yatırımcıların gözdesi haline getirdi. Almanya’da DAX endeksi rekor seviyelere yakın seyrederken, bu yükselişin lokomotifi ağır sanayi ve savunma devleri oldu. Rheinmetall, Hensoldt ve Renk gibi sektörün önde gelen şirketlerinin hisseleri, jeopolitik gerilimlerden beslenerek pozitif ayrıştı. Piyasalar adeta bir “savaş ekonomisi” fiyatlaması yaparak, savunma harcamalarının 2026 yılında da artarak devam edeceğini öngörüyor.
Gedik Yatırım’ın kapsamlı raporunun sonuç bölümünde vurgulandığı üzere; küresel piyasalar şu an çok bilinmeyenli bir denklemin ortasında yön arayışını sürdürüyor. Bir yanda merkez bankalarının bağımsızlığına yönelik tehditler, diğer yanda dinmeyen jeopolitik gerilimler ve yaklaşan bilanço sezonunun yaratacağı olası oynaklık, yatırımcıları diken üstünde tutuyor.
Para politikalarının geleceği ile siyasi manevraların çatıştığı bu ortamda, piyasaların denge bulması zaman alacak gibi görünüyor. Trakyalife olarak, yatırımcıların bu sisli havada anlık veri akışını yakından takip etmelerini ve portföy çeşitlendirmesine önem vermelerini tavsiye ediyoruz.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı