Milyonlara Müjde: Öğrenci Affı TBMM’de Yasalaştı

Milyonlarca gencin beklediği öğrenci affı, öğretim üyeleri için 75 yaş sınırı ve intihal suçlarına getirilen ağır cezaları barındıran Yükseköğretim Kanunu, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Meclis, ayrıca Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi ev sahipliği anlaşmasını da onayladı.

Yayınlama: 01.08.2026
A+
A-

Uzun zamandır kamuoyunun ve gençlerin merakla beklediği öğrenci affı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu mesaisinin ardından kabul edilerek resmen yasalaştı. Sadece üniversite öğrencilerini değil, geniş bir akademik kadro yelpazesini de kapsayan Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türk yükseköğretim sistemi için tarihi dönüm noktalarından birini işaret ediyor.

Madde Başlığı 1: Öğrencilere İkinci Şans: Terör ve yüz kızartıcı ağır suçlar haricinde, üniversiteyle ilişiği kesilen öğrencilere 2026-2027 eğitim öğretim yılında kampüslere dönüş yolu açıldı.

Madde Başlığı 2: Akademide Yeni Dönem: Deneyimli öğretim üyelerinin emeklilik yaş haddi 75’e kadar esnetilirken, vakıf üniversitelerinin idari denetimi ve yaptırım süreçleri yeniden şekillendirildi.

Yükseköğretimde Yapısal Dönüşüm ve İkinci Şans

TBMM Genel Kurulunda gece geç saatlere kadar süren yoğun müzakereler sonucunda yasalaşan bu geniş çaplı düzenleme, çeşitli talihsizlikler veya imkansızlıklar nedeniyle eğitim hayatı yarım kalan yüz binlerce gence yeniden üniversite sıralarına dönme imkanı tanıyor. Özellikle azami öğrenim süresi dolan veya akademik yetersizlikler sebebiyle okuluyla ilişiği kesilen gençler için adeta bir can simidi olan öğrenci affı, devletin çizdiği belirli kırmızı çizgiler haricinde oldukça geniş bir kapsama sahip. Yasanın getirdiği en belirgin kural, terör suçları, kasten adam öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve uyuşturucu madde imal ve ticareti gibi yüz kızartıcı ağır suçlardan mahkum olanların bu haktan kesinlikle muaf tutulması oldu. Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne kasteden veya Milli Güvenlik Kurulunca tehlikeli bulunan örgütlerle irtibatı olanlar da bu eğitim affı şemsiyesinin tamamen dışında bırakıldı.

Bu tarihi haktan yararlanmak isteyen ve üniversite eğitimi yarım kalan vatandaşların, yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren tam 4 ay içinde başvuru yapması gerekiyor. İlişiklerinin kesildiği kurumlara yasal süre içinde müracaat eden öğrenciler, gerekli yasal intibak süreçlerinin tamamlanmasının ardından 2026-2027 eğitim öğretim yılında kampüs hayatlarına kaldıkları yerden devam edebilecekler. Ayrıca, eğitimlerine yeniden başlayan erkek öğrencilerin askerlik ertelemeleri de Askeralma Kanunu çerçevesinde yeniden düzenlenecek.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Geçmişten Günümüze Af: Türkiye’de Cumhuriyet tarihi boyunca yükseköğretim alanında çok sayıda kapsamlı öğrenci affı çıkarılmıştır. YÖK verilerine göre, geçmiş yıllarda çıkarılan aflardan yüz binlerce öğrenci faydalanarak diplomalarına kavuşmuştur.
  • Azami Süre Kuralı: Mevcut yükseköğretim mevzuatına göre standart lisans programları için azami öğrenim süresi 7 yıl olarak uygulanmaktadır. Bu katı süreyi aşan öğrencilerin kaydı, normal şartlarda sistem tarafından otomatik olarak silinmektedir.

Deneyimli Akademisyenler İçin 75 Yaş Sınırı

Kabul edilen devasa torba yasa tasarısı, sadece lisans ve ön lisans öğrencilerini değil, üniversitelerin bilimsel hafızasını ayakta tutan kıdemli öğretim üyeleri için de çok önemli yenilikler barındırıyor. Yapılan yeni mevzuat düzenlemesine göre, yasal yaş haddini doldurmak üzere olan ancak akademik tecrübesinden faydalanılmasında kamu yararı bulunan öğretim üyeleri, görev yaptıkları yükseköğretim kurumunun resmi talebi ve doğrudan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kararı ile kürsülerinde kalmaya devam edebilecek.

Bu özel sözleşmeler, akademisyenin fiziksel ve zihinsel bütünlüğünü koruması ve yetmiş beş yaşını geçmemesi şartıyla, kendisine resmi emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanana kadar ikişer yıllık sürelerle uzatılabilecek. Böylelikle Türkiye’nin yetiştirdiği en kıymetli bilim insanlarının akademik üretkenliği, yıllara meydan okuyarak üniversite laboratuvarlarında ve anfilerinde genç kuşaklara aktarılmayı sürdürecek. Sistemin suiistimal edilmemesi adına, bu kapsamda çalıştırılacak sözleşmeli öğretim üyesi sayısını sınırlandırma yetkisi tümüyle YÖK yönetimine bırakıldı.

Son Sınıf Öğrencilerine Hayati Ek Sınav Hakkı

Üniversite mezuniyeti için gün sayan ancak azami öğrenim süresini doldurarak mezun olamama tehlikesiyle karşı karşıya kalan son sınıf öğrencilerine de meclisten müjdeli haber çıktı. İntörnlük eğitimi dönemi hariç tutulmak üzere, mezuniyet için vermeleri gereken ancak başarısız oldukları tüm teorik veya uygulamalı dersler için bu öğrencilere çok kritik iki ek sınav veya tekrar hakkı tanındı. Bu tolerans, yılların emeğini heba etmek istemeyen öğrenciler için paha biçilemez bir fırsat yaratıyor. Eğer öğrenci teorik dersleri başarıyla geçmiş ancak sadece uygulamalı eğitime veya intörnlük eğitimine başlamamışsa, bu eksikliklerini de telafi etme imkanına sahip olacak.

Akademik Disiplin Süreçleri ve İntihal Suçlarına Ağır Yaptırım

Yeni yasal düzenleme ile birlikte yükseköğretim kurumlarındaki disiplin soruşturması süreçleri de Anayasa Mahkemesinin iptal kararları bütünüyle göz önünde bulundurularak baştan aşağı yeniden şekillendiriliyor. Temel amacı hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini eksiksiz bir biçimde sağlamak olan bu adım sayesinde, üniversitelerdeki soruşturmalarda şeffaflık ve adil yargılanma hakkı ön plana çıkacak. Yeni kanuna göre, hakkında disiplin soruşturması açılan personele, kendisine yöneltilen iddiaların neler olduğu çok açık ve net bir biçimde, hiçbir yoruma mahal vermeyecek detayda yazılı olarak bildirilecek. Savunma hakkının ihlal edilmemesi çerçevesinde, ilgili kişiye savunmasını hazırlaması için 7 günden az olmamak üzere makul ve yeterli bir süre tanınacak. Eğer bu yasal süre zarfında ilgili kişi tarafından sözlü veya yazılı bir ifade verilmezse, ancak o zaman dosyadaki mevcut deliller kapsamında işlem tesis edileceği resmi davet yazısında ihtar edilecek.

Akademik etik ve bilimsel dürüstlük, meclisten geçen bu kapsamlı torba yasanın en sert ve tavizsiz yaptırımlar getirdiği alanların başında geliyor. Kişisel emek, araştırma ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından üretilmiş tez, makale, kitap veya proje gibi çalışmaları kendi eseriymiş gibi beyan ederek atama, yükselme, unvan ve akademik derece kazanan kişilere karşı yasal zemin çok daha caydırıcı hale getirildi. Bu haksız fiilleri işleyenler, doğrudan üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile karşı karşıya kalacak ve haksız yolla, emek hırsızlığıyla elde ettikleri tüm akademik derece ve unvanlar geri alınacak.

Sadece kullananlar değil, bu sahte yayınları ticari bir kaygıyla başkaları adına üreten, yazan veya bu kirli sürece köprü vazifesi görerek aracılık eden şahıslara da 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası kesilecek. Eğer bu bilimsel sahtekarlık fiili bir kazanç kapısı, yani sürekli bir meslek haline getirilmişse, verilecek yargısal ceza 10 bin günden az, 20 bin günden fazla olamayacak. Türk veya yabancı üniversiteler adına sahte diploma ve sertifika düzenleyen şebekeler ise Türk Ceza Kanunu’nun resmi belgede sahtecilik hükmüne göre en ağır şekilde cezalandırılacak.

Vakıf Üniversitelerine Sıkı Denetim ve Hastane Şartı

Kanun maddeleri, ticari kaygıların eğitim kalitesinin önüne geçmemesi adına vakıf yükseköğretim kurumlarına uygulanacak idari yaptırım ve önlemleri de belirli bir hukuki standarda kavuşturuyor. Mali yapısı sürdürülemez şekilde bozulan veya yasal eğitim-öğretim faaliyetlerini hakkıyla sürdüremeyecek duruma gelen vakıf üniversitelerinin faaliyet izni kaldırılarak, garantör statüsündeki veya YÖK’ün uygun bulacağı aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilmesi yasal güvence altına alınıyor.

Özellikle sağlık eğitimi alanında faaliyet gösteren ve tıp fakültesi olan ancak kendisine ait tam teşekküllü bir hastanesi bulunmayan vakıf üniversitelerine, mülkiyet veya irtifak hakkına sahip oldukları taşınmazlar üzerindeki hastane inşaatlarını bitirmeleri için yasal bir pencere açılıyor. İmar iptalleri veya yargısal süreçler gibi elde olmayan nedenlerle inşaatı bitiremeyen kurumlara süreçlerini tamamlamaları için 30 ay ek süre tanınıyor. Ancak bu makul sürenin sonunda da gerekli yasal ve fiziki şartları sağlamayan eğitim kurumlarının tıp öğrencileri, herhangi bir mağduriyet yaşamamaları adına YÖK tarafından belirlenecek bir devlet üniversitesine doğrudan intikal ettirilecek.

Teknoloji Transfer Ofisleri ve Kurumsal Yeniden Yapılanma

Türk yükseköğretim sisteminin hem uluslararasılaşması hem de bölgesel kalkınmaya destek verecek şekilde yeniden yapılandırılması, kanunun vizyoner maddeleri arasında bulunuyor. Kahramanmaraş’ta bulunan yükseköğretim kurumlarının bölgesel misyonları gözden geçirilerek, Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesinin vizyonu değiştirildi ve ismi İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi olarak tescil edildi. Bu kapsamda bazı fakülteler, bölgedeki eğitim mükerrerliğini önlemek ve daha odaklı eğitim verebilmek adına köklü eğitim kurumlarından Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi bünyesine aktarıldı.

Üniversitelerdeki bilimsel ve akademik üretimi ticari bir değere dönüştüren Teknoloji Transfer Ofisleri (TTO) ise yeni yasa ile çok daha özerk ve geniş yetkilerle donatıldı. Yeni döneme göre, üniversiteler bünyesinde gerçekleştirilen ve tescillenen hizmet buluşlarından elde edilen gelirin, en az üçte birinin doğrudan buluşu yapan bilim insanına, bir kısmının ise kurumun döner sermayesine aktarılması yasal bir mecburiyete dönüştü. Dahası, birden fazla üniversitenin güçlerini birleştirerek ortak teknoloji ve araştırma ofisleri kurabilmesinin önü açıldı. Uluslararası arenada görünürlüğü artırmak amacıyla da, devlet üniversitelerine Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim ve program açma yetkisi resmen tanınmış oldu.

Türkiye’den Küresel İklime Liderlik: COP31 Zirvesi

Eğitim ve akademi dünyasını kökten değiştiren bu kapsamlı kanunun meclisten geçmesinin hemen ardından, TBMM Genel Kurulu’nun gündemine Türkiye’nin uluslararası prestijini doğrudan ilgilendiren çok önemli bir diplomatik sözleşme geldi. Türkiye’nin, küresel iklim krizine karşı yürütülen mücadelenin en büyük uluslararası platformu olan ve bu yıl kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesine ev sahipliği yapmasını öngören uluslararası kanun teklifi meclis sıralarında detaylıca görüşüldü.

İktidar ve muhalefet sıralarından söz alan temsilciler, hem ülkenin çevre politikaları üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu hem de böyle devasa bir organizasyonun Türkiye’nin diplomatik ve ekolojik vizyonuna katacağı değere vurgu yaptı. Birleşmiş Milletler nezdinde tartışmasız bir otorite kabul edilen ve 197 ülkeden on binlerce delegenin, bürokratın ve çok sayıda devlet liderinin katılım sağlayacağı öngörülen bu dev zirve, Türkiye’nin yeşil dönüşüm hedefleri için de bir vitrin niteliği taşıyor. Yapılan son müzakerelerin ardından, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ile Paris Anlaşması’nın ilgili liderler ve bakanlar oturumlarına Türkiye’nin ev sahipliği yapmasını resmi olarak onaylayan teklif kabul edilerek yasalaştı. Bu son derece yoğun ve verimli geçen mesainin ardından meclis yönetimi, bir sonraki birleşimi 4 Ağustos Salı günü saat 15.00’te gerçekleştirmek üzere çalışmalara ara vererek genel kurulu kapattı.

Kaynak: BHA

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.