İngiltere’de elektrikli araç satışları rekor kırarken, hükümet hedefleri gevşetmeyi düşünüyor. Petrol fiyatları tavan yapmışken ve iklim felaketleri yaşanırken bu karar, enerji güvenliğini ve iklim mücadelesini tehdit ediyor. Peki, bu geri adımın arkasında ne var?

Petrol fiyatlarının tavan yaptığı, iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha fazla hissedildiği bir dönemde, İngiltere hükümeti akıllara zarar bir kararla elektrikli araç hedeflerini gevşetmeyi tartışıyor. Oysa ülke, mevcut hedeflere ulaşma yolunda rekorlar kırıyor. Peki bu kararın arkasında ne var?
İngiltere, iklim değişikliğiyle mücadelede iddialı hedefler belirlemişti. 2030 yılına kadar yeni otomobil satışlarının %80’inin elektrikli olması, 2035’te ise içten yanmalı motorlu araç satışının tamamen yasaklanması planlanıyor. Bu hedefler, ülkenin karbon emisyonlarını azaltma ve enerji bağımsızlığını artırma yolunda kritik öneme sahip.
Özellikle son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler, elektrikli araçların önemini bir kez daha ortaya koydu. İran’daki savaş nedeniyle petrol fiyatları küresel çapta yükseldi ve İngiltere’de benzin litre fiyatı ortalama 1,62 sterline (8,21 dolar/galon) ulaştı. Bu durum, İngiliz tüketicilerin elektrikli araçlara yönelmesini hızlandırdı.
Elektrikli araçlar, yalnızca çevre için değil, aynı zamanda ulusal güvenlik için de büyük önem taşıyor. Petrol ithalatına bağımlılık, ülkeleri küresel krizlere karşı savunmasız bırakıyor. Elektrikli araçlar ise yerli kaynaklarla üretilen elektrikle çalıştığı için enerji bağımsızlığını artırıyor. Bu durum, Rusya’nın Avrupa’ya yönelik enerji şantajı gibi tehditlere karşı da bir kalkan görevi görüyor.
İngiltere, tarihinin en sıcak yazını yaşıyor. Art arda gelen sıcak hava dalgaları binlerce kişinin ölümüne neden oldu ve ülkenin dörtte üçü kuraklıkla mücadele ediyor. Bilim insanları, bu aşırı hava olaylarının fosil yakıt kullanımı nedeniyle mümkün hale geldiğini vurguluyor. Ulaştırma sektörü, İngiltere’deki karbon emisyonlarının en büyük kaynağı konumunda.
Ülkede ayrıca rekor düzeyde orman yangınları yaşanıyor. Başbakan Andy Burnham, Batı Midlands’ta yangınların verdiği zararı incelerken, “İklim değişikliği işte böyle bir şey, şimdi ve burada” açıklamasını yaptı. Ancak aynı hükümet, elektrikli araç hedeflerini gevşetmeyi ve Kuzey Denizi’nde yeni petrol sondajlarına izin vermeyi değerlendiriyor.
İngiltere’de elektrikli araç satışları, hükümetin beklentilerini aşmış durumda. Temmuz ayında tam elektrikli araç satışları yıllık bazda %44,5 artışla rekor kırdı. Yılbaşından bu yana satılan yeni otomobillerin yaklaşık %40’ı şarj edilebilir özellikte. Ayrıca, elektrikli araçların başlangıç fiyatları artık benzinli araçlardan daha düşük.
Ancak otomotiv endüstrisi, hedeflerin gevşetilmesi için yoğun lobi faaliyeti yürütüyor. Bu kirlilik yanlısı mesaj, iklim değişikliğini inkar eden medya patronları tarafından da destekleniyor. Başbakan Burnham’ın, çevre bakanını değiştirerek hedeflerin gözden geçirilmesinin sinyalini verdiği belirtiliyor.
Yapılan haberlere göre, 2030 hedefi olan %80’lik elektrikli araç oranı %50-70 aralığına düşürülebilir. Bu, iklim değişikliğiyle mücadelede ciddi bir geri adım anlamına geliyor. Ayrıca, hükümetin Kuzey Denizi’nde yeni petrol arama ruhsatları vermeyi düşünmesi, iklim krizini daha da derinleştirecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Eldeki tüm veriler, elektrikli araçların enerji güvenliği, ekonomik tasarruf ve iklim değişikliğiyle mücadele açısından doğru çözüm olduğunu gösteriyor. İngiltere, hedeflerine ulaşmakta zorlanmıyor; aksine başarılı bir grafik çiziyor. Bu noktada hedefleri gevşetmek, otomotiv endüstrisinin ve kirlilik yanlısı lobilerin isteklerine boyun eğmek anlamına gelir. Oysa ki İngiltere, iklim değişikliğinin etkilerini en yoğun şekilde hisseden ülkelerden biri. Bu karar, hem ülkenin geleceği hem de küresel iklim hedefleri açısından büyük bir hata olur.
Kaynak: Haber Merkezi