Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman ve eşi Neşe Toraman, Terzioğlu Vakfı tarafından düzenlenen iftar programında üniversite ve Kur’an kursu öğrencileriyle bir araya geldi. İftarın ardından hafızlık eğitimini tamamlayan gençlere icazetnameleri takdim edilerek başarıları onurlandırıldı.

Ramazan ayının manevi atmosferi tüm Türkiye’de olduğu gibi Çanakkale’de de birlik ve beraberlik ruhunu pekiştiren anlamlı buluşmalara ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Şehrin mülki idari amirleri ile halkın, özellikle de geleceğimizin teminatı olan gençlerin aynı sofrada bir araya gelmesi, toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden birini teşkil ediyor. Bu kapsamda düzenlenen anlamlı bir organizasyon, Çanakkale’nin eğitim ve kültür hayatına önemli katkılar sunan köklü kurumlarından biri ile devletin zirvesini buluşturdu.
Etkinlik Özeti: Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman ve eşi Neşe Toraman, Terzioğlu Vakfı’nın iftarında öğrencilerle buluştu.
Katılımcı Profili: İftar sofrasında üniversite gençliği ve Kur’an kursu öğrencileri ağırlandı.
Tören Detayı: Program sonunda hafızlığını tamamlayan gençlere resmi icazetnameleri takdim edildi.
Çanakkale’nin hayır işlerinde ve eğitim desteklerinde adından sıkça söz ettiren Terzioğlu Vakfı, mübarek Ramazan ayının ruhuna uygun bir organizasyona imza attı. Düzenlenen geleneksel iftar programı, sadece bir yemek daveti olmanın ötesinde, devletin şefkatli elinin öğrencilerle temas ettiği bir platforma dönüştü. Çanakkale Valisi iftar programı kapsamında gerçekleştirilen bu buluşmada, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman ve eşi Neşe Toraman, gençlerin heyecanına ve iftar sevincine ortak oldular.

Haberin detaylarına inildiğinde, organizasyonun kapsayıcılığı dikkat çekiyor. Üniversite eğitimlerini sürdüren gençler ile manevi eğitim yolculuğunda olan Kur’an kursu öğrencilerinin aynı sofrada buluşması, farklı eğitim disiplinlerinden gelen gençlerin kaynaşması açısından büyük önem taşıyor. Vali Toraman, masaları tek tek ziyaret ederek gençlerle yakından ilgilendi. Gençlerin eğitim hayatları, gelecek planları ve Ramazan ayını nasıl geçirdiklerine dair gerçekleştirilen samimi sohbetler, akşamın en kıymetli anlarını oluşturdu.
Toplumun her kesimiyle diyalog kurma vizyonunu her fırsatta sergileyen Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, bu özel akşamda gençlerin enerjisinden duyduğu memnuniyeti paylaştı. Ramazan ayının sadece bir ibadet ayı değil, aynı zamanda bölüşme, paylaşma ve birbirini anlama ayı olduğunu hatırlatan bir duruş sergileyen Toraman, gençlerin bu tür sofralarda ağırlanmasının vakıf kültürünün bir gereği olduğuna vurgu yaptı.
Gençlerin akademik ve manevi gelişimlerinin eş zamanlı yürütülmesinin toplumsal huzur için kritik bir eşik olduğu bilinmektedir. Çanakkale Valisi iftar programı vesilesiyle bir araya gelen üniversite öğrencileri, devletin en üst kademesiyle doğrudan iletişim kurma şansı yakalarken, Vali Toraman da genç kuşakların beklentilerini yerinde gözlemleme fırsatı buldu.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
İftarın manevi huzuru, programın sonunda gerçekleştirilen özel bir törenle taçlandı. Kur’an-ı Kerim’i baştan sona ezberleyerek büyük bir azim ve sabır örneği gösteren hafızlar, bu özel gecede emeklerinin karşılığını aldılar. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan Kur’an kursu öğrencileri için düzenlenen belge takdim töreni, salonda duygusal anların yaşanmasına neden oldu.
Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, hafızlıklarını tamamlayan öğrencilere icazetnamelerini bizzat takdim etti. Bu başarı belgeleri, gençlerin sadece bir kitabı ezberlediklerini değil, aynı zamanda disiplinli bir eğitim sürecinden geçtiklerini ve kültürel mirasın taşıyıcısı olduklarını simgeliyor. Toraman, belgeleri teslim ederken gençlerin bu başarısının hem aileleri hem de şehir için bir gurur kaynağı olduğunu ifade ederek, her birine gelecek hayatlarında başarılar diledi.
Şehirlerin kimliğini oluşturan sadece mimari yapıları değil, aynı zamanda o şehirde yaşayan insanların birbirine olan bağlılığı ve yardımlaşma geleneğidir. Çanakkale, bu konuda Türkiye’nin en köklü geleneklerine sahip illerinden biri olarak öne çıkar. Terzioğlu Vakfı da bu geleneğin en somut ve işlevsel temsilcilerinden biri olarak yıllardır kentin sosyal dokusuna dokunmaktadır. Çanakkale Valisi iftar programı çerçevesinde bu vakfın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşma, yerel dinamiklerin devletle nasıl uyum içinde çalıştığının da bir göstergesi niteliğindedir.

Vakıf kültürü, tarihimizden gelen en güçlü dayanışma mekanizmalarından biridir. Öğrencilere barınma, burs ve kültürel gelişim imkânları sunan bu kurumlar, gençlerin sadece akademik başarıya odaklanmalarını değil, aynı zamanda toplumsal değerleri içselleştirmelerini de hedefler. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman’ın bu sofraya iştirak etmesi, bu köklü vakıf geleneğine verilen desteğin bir yansıması olarak görülmektedir. İftarın Terzioğlu Vakfı bünyesinde organize edilmesi, hem üniversite gençliği hem de dini eğitim alan öğrenciler için ortak bir aidiyet duygusu oluşturmuştur.
Bir kentin mülki amirinin gençlerle kurduğu bağ, o kentin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) gibi büyük bir eğitim kurumuna ev sahipliği yapan bu kadim şehirde, öğrencilerin kendilerini değerli ve güvende hissetmeleri büyük önem arz eder. Çanakkale Valisi iftar programı sırasında gençlerin masalarına konuk olunması, onlarla birebir temas kurulması, öğrencilerin motivasyonu üzerinde olumlu etkiler bırakmaktadır.
Üniversite yılları, gençlerin karakterlerinin şekillendiği ve toplumsal hayata dair bakış açılarının netleştiği bir dönemdir. Bu dönemde devletin şefkatli yüzüyle karşılaşan gençler, mezuniyet sonrasında da bu bağı korumaktadırlar. Vali Toraman’ın eşi Neşe Toraman ile birlikte programa katılması, etkinliğin bir aile sıcaklığında geçmesini sağlamıştır. Gençlerle kurulan bu samimi diyaloglar, bürokrasinin soğuk yüzünü bir kenara bırakarak “devlet baba” ve “devlet ana” kavramlarının sahada nasıl vücut bulduğunu göstermiştir.
Programın en dikkat çekici ve manevi ağırlığı yüksek olan kısmı ise hafızlık eğitimini tamamlayan gençlere icazetnamelerinin takdim edilmesiydi. Hafızlık, Türk-İslam geleneğinde son derece meşakkatli ve bir o kadar da saygın bir süreçtir. Bu süreci başarıyla tamamlayan gençlerin, şehrin en üst düzey temsilcisi tarafından ödüllendirilmesi, bu alandaki emeğin taçlandırılması anlamına gelmektedir.
Hafızlık eğitimi alan öğrenciler için icazetname törenleri, bir nevi “mezuniyet ve yetkinlik onayı” taşır. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, bu tören sırasında gençlerin heyecanına ortak olurken, onlara gelecek yaşamlarında bu disiplini korumaları yönünde bir perspektif sunmuş oldu. Kur’an kursu öğrencileri için bu anın, hayatları boyunca unutamayacakları bir hatıra olduğu yadsınamaz.
Ramazan ayı, Çanakkale genelinde her zaman farklı bir huşu içinde geçer. İftar sofraları sadece açlığın giderildiği bir mekan değil, aynı zamanda farklı dünya görüşlerine veya eğitim arka planlarına sahip insanların “birlik” paydasında buluştuğu alanlardır. Çanakkale Valisi iftar programı bu yönüyle, üniversite öğrencisi ile Kur’an kursu öğrencisini aynı masada, aynı dualarla buluşturmayı başarmıştır.
Bu tür etkinlikler, toplumun farklı kesimleri arasındaki ön yargıların kırılmasına ve toplumsal barışın tahkim edilmesine de hizmet eder. Bir yanda modern bilimlerin eğitimini alan üniversiteli gençler, diğer yanda manevi ilimlerin peşinde koşan hafız adayları… Bu iki grubun bir araya gelmesi, Türkiye’nin kültürel zenginliğinin ve bir bütün olduğunun en somut kanıtıdır.
Çanakkale Valiliği’nin Ramazan ayı boyunca sürdürdüğü bu tür ziyaret ve programlar, aslında uzun süredir devam eden bir devlet geleneğinin parçasıdır. Vali Doç. Dr. Ömer Toraman, göreve başladığı günden bu yana halkla iç içe olma ilkesini her platformda uygulamaya devam etmektedir. Bu iftar organizasyonu da bu vizyonun bir halkasıdır.
Valiliğin bu tür etkinlikleri, şehrin sosyal yaşam kalitesini artırırken, devlet-vatandaş arasındaki güven ilişkisini de kuvvetlendirmektedir. Özellikle gençlere yönelik yapılan bu tür pozitif ayrımcılıklar, Çanakkale’nin bir “öğrenci dostu şehir” olma imajını desteklemektedir. Terzioğlu Vakfı gibi paydaşlarla yürütülen bu iş birliği modelleri, kamu-sivil toplum dayanışmasının en verimli sonuçlarından biri olarak kayıtlara geçmektedir.