Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş son noktayı koydu: Ankara’daki şiddet mağduru kadın devlet korumasında. Bakanlık davaya müdahil oluyor, kadına yönelik şiddet ile mücadele “amasız” sürecek.

Türkiye’nin kanayan yarası olan ve toplumsal vicdanı derinden sarsan kadına yönelik şiddet olaylarına karşı devletin en üst kademelerinden gelen tepkiler ve alınan aksiyonlar, mağdurların yalnız olmadığını hissettirmesi açısından büyük önem taşıyor. Ankara’da yaşanan ve bir kadının eşi tarafından maruz kaldığı şiddet olayı, bir kez daha yürekleri dağlarken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olaya anında müdahil oldu. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, yaşanan bu üzücü olay karşısında devletin şefkat elinin ve adalet kılıcının mağdurun yanında olduğunu net bir dille ifade etti.
Devlet Koruması: Ankara’da eş şiddetine maruz kalan kadın için Bakanlık tüm imkanlarını seferber etti; psikososyal ve ekonomik destek mekanizmaları devreye girdi.
Hukuki Müdahale: Bakanlık, açılacak ceza davasına resmen müdahil olarak, saldırganın en ağır cezayı alması için hukuki sürecin takipçisi olacak.
Sıfır Tolerans: Bakan Göktaş, kadına yönelik şiddetle mücadelede “amasız, fakatsız” ve sıfır tolerans ilkesiyle hareket ettiklerinin altını çizdi.
Başkent Ankara’da meydana gelen olayda, bir kadın en güvendiği kişi olması gereken eşi tarafından şiddete uğradı. Olayın duyulmasıyla birlikte Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ilgili birimleri alarm durumuna geçti. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, şiddet mağduru kadının ve varsa çocuklarının fiziksel ve ruhsal bütünlüğünün korunması için devletin tüm mekanizmalarının işletildiğini duyurdu.
Şiddet vakalarında ilk 24 saatin, mağdurun travmayı atlatabilmesi ve güvenli bir limana sığınabilmesi açısından hayati önem taşıdığı bilinmektedir. Bakan Göktaş, bu bilinçle hareket ettiklerini belirterek, mağdur kadının yanında olduklarını ve kendisine her türlü desteği vereceklerini bildirdi. Bu destek, sadece barınma veya güvenlik tedbiriyle sınırlı kalmayıp, yaşanan travmanın izlerini silmeye yönelik psikolojik rehabilitasyon süreçlerini de kapsıyor. Bakanlığın bu hızlı refleksi, şiddet faillerine karşı devletin caydırıcı gücünü göstermesi bakımından da kritik bir mesaj içeriyor.

Bakan Göktaş’ın açıklamalarında dikkat çeken bir diğer detay ise koordinasyonun genişliği oldu. Olayın Ankara’da gerçekleşmesine rağmen, Bakanlığın süreci hem Ankara’daki hem de Şanlıurfa’daki ilgili birimleriyle koordineli bir şekilde takip ettiği belirtildi. Bu durum, mağdurun veya ailesinin Şanlıurfa bağlantılı olabileceğini ve devletin koruma çemberini mağdurun tüm sosyal çevresini kapsayacak şekilde genişlettiğini gösteriyor.
Şiddet Vakalarını Takip ve İzleme birimlerinin, olayın her iki ildeki yansımalarını kontrol altında tutması, mağdurun gelecekte karşılaşabileceği olası tehditlerin de önüne geçilmesini hedefliyor. Bakanlık, sadece olayın sıcaklığıyla ilgilenmekle kalmayıp, sürecin devamlılığını ve mağdurun uzun vadeli güvenliğini de planlıyor. Bu titiz takip, şiddet gören kadının kendini sahipsiz hissetmemesi ve hayata yeniden tutunabilmesi için atılan en somut adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, kurumsal müdahalenin ötesinde, toplumsal bir duruşu da simgeleyen çok net ifadeler kullandı. Şiddetin hiçbir gerekçesi, hiçbir hafifletici sebebi olamayacağını vurgulayan Göktaş, “Şiddetin faili kim olursa olsun her vakayı titizlikle takip etmeye devam edeceğiz” dedi.
Bakanın “Kadına yönelik şiddetle mücadelemizi amasız, fakatsız ve sıfır tolerans ilkesiyle kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” sözleri, şiddeti meşrulaştırmaya çalışan zihniyete karşı bir set çekme niteliği taşıyor. Devletin bu konudaki politikasının net olduğunu; şiddetin kültürel, geleneksel veya anlık öfke gibi bahanelerle yumuşatılamayacağını bir kez daha en yetkili ağızdan teyit etmiş oldu. Bu kararlılık, hem yargı makamlarına hem de kolluk kuvvetlerine, şiddet olaylarında tavizsiz davranılması gerektiği yönünde güçlü bir direktif olarak da okunabilir.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın açıklamaları, Türkiye’nin şiddetle mücadeledeki en önemli hukuki dayanağı olan 6284 Sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun”un sahadaki uygulamasını da yeniden gündeme getirdi. Ankara’daki olayda olduğu gibi, şiddet vakası ihbar edildiği anda devletin koruma mekanizmasının bu kadar hızlı devreye girmesi, söz konusu kanunun tanıdığı geniş yetkiler sayesinde mümkün oluyor. Bakanlığın “sıfır tolerans” vurgusu, aslında kanunun kağıt üzerinde kalmadığının ve bürokratik engellere takılmadan mağdur lehine işletildiğinin bir göstergesidir.
6284 sayılı kanun, şiddet mağduru kadınlara sadece fiziksel koruma sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda barınma yeri sağlanması, geçici maddi yardım yapılması, failin evden uzaklaştırılması ve iletişim araçlarıyla rahatsız etmesinin engellenmesi gibi hayati tedbirleri de içeriyor. Bakanlık, Ankara’daki mağdur kadın için bu tedbirlerin tamamını veya ihtiyaca uygun olanlarını ivedilikle talep ederek, yargı sürecini hızlandırıyor. Bakan Göktaş’ın “takipçisi olacağız” beyanı, failin sadece ceza hukuku kapsamında yargılanması değil, aynı zamanda 6284 kapsamında mağdura yaklaşmaması için gerekli “uzaklaştırma” ve “koruma” kararlarının da titizlikle denetleneceği anlamına geliyor.
Şiddet, sadece bedende morluklar bırakan fiziksel bir eylem değil; mağdurun ruhunda derin yaralar açan travmatik bir süreçtir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın müdahalesi bu noktada devreye girerek, şiddetin görünmeyen yaralarını sarmayı hedefliyor. Ankara’daki olay özelinde Bakanlığın devreye soktuğu Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), mağdur kadına ve varsa olaya tanık olan çocuklara yönelik profesyonel bir destek ağı sunuyor.
Bu merkezlerde görev yapan uzman psikologlar, sosyal hizmet uzmanları ve sosyologlar, şiddet mağduru kadının yaşadığı travmayı atlatabilmesi için bireysel görüşmeler ve terapi seansları düzenliyor. Bakan Göktaş’ın “her türlü desteği vereceğiz” ifadesi, mağdurun ekonomik olarak güçlendirilmesinden, çocuklarının eğitim hayatının aksamamasına kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Devlet, şiddet gören kadına “Korkma, arkanda biz varız, ekonomik kaygılarla şiddet ortamına dönmek zorunda değilsin” mesajını vererek, şiddet döngüsünü kırmayı amaçlıyor.
Ankara’da yaşanan bu üzücü olay, teknolojinin ve toplumsal farkındalığın şiddetle mücadeledeki önemini bir kez daha hatırlattı. İçişleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın koordineli çalışmaları sonucu hayata geçirilen Kadın Destek Uygulaması (KADES), tek tuşla güvenlik güçlerine ulaşma imkanı sağlayarak olası faciaların önüne geçebiliyor. Bakanlık yetkilileri, bu tür olaylarda çevredeki vatandaşların, komşuların veya akrabaların duyarlılığının da en az teknolojik uygulamalar kadar önemli olduğunu vurguluyor.

“Şiddete tanık olup susmak, şiddeti onaylamaktır” anlayışıyla hareket eden Bakanlık, toplumun her kesimini bu mücadeleye paydaş olmaya davet ediyor. Ankara ve Şanlıurfa hattında yürütülen titiz takip süreci, kurumlar arası veri paylaşımının ve hızlı iletişimin ne kadar kritik olduğunu gösterdi. Şiddet mağduru bir kadının, bürokratik işlemler arasında kaybolmadan, doğrudan koruma altına alınması, devletin dijitalleşen ve entegre çalışan yeni yüzünü temsil ediyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın kararlı duruşu, hükümetin “Güçlü Aile, Güçlü Toplum” vizyonunun temel taşının “Korunmuş ve Güçlü Kadın” olduğu gerçeğine dayanıyor. Kadına yönelik şiddetle mücadele, sadece bir asayiş sorunu değil, ülkenin geleceğini tehdit eden bir insan hakları ihlalidir. Bakanlığın davaya müdahil olma kararı, bu ihlali gerçekleştirenlerin en ağır yaptırımlarla karşılaşması için yargı üzerinde bir kamuoyu baskısı ve denetimi oluşturmayı hedefliyor.
Önümüzdeki günlerde açılacak olan dava, sadece o sanığın yargılandığı bir duruşma olmayacak; aynı zamanda devletin kadına yönelik şiddet konusundaki tavizsiz tutumunun bir kez daha kayıtlara geçeceği bir platform olacak. Bakanlık avukatlarının sunacağı deliller ve yapacakları savunmalar, benzer eğilimde olan potansiyel failler için de caydırıcı bir emsal teşkil edecektir. Devlet, Ankara’daki kardeşimizin şahsında, şiddet gören tüm kadınlara “Yalnız yürümeyeceksiniz” diyerek, sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmeye devam edecektir.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı