Aliyev Arabuluculuk Umutlarımız Tükendi

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’den tarihi itiraf: “Birinin gelip bizi kurtaracağına olan inancımızı kaybettik.” Aliyev, 30 yıllık süreçte uluslararası arabuluculuk sisteminin çöktüğünü ilan etti.

Aliyev Arabuluculuk Umutlarımız Tükendi
⚡️ Haberi Özetle:
Yayınlama: 21.01.2026
A+
A-

Kafkasya’nın jeopolitik dengelerini değiştiren, 30 yıllık bir düğümü sahadaki ve masadaki iradesiyle çözen Azerbaycan’dan, uluslararası sisteme yönelik tarihi bir eleştiri geldi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, ülkesinin toprak bütünlüğünü sağlama sürecinde yaşadığı tecrübeleri aktarırken, Batılı kurumların ve küresel arabulucuların “çözümsüzlük” üzerine kurulu politikalarını sert bir dille eleştirdi. Aliyev’in açıklamaları, sadece bir durum tespiti değil, aynı zamanda kendi göbeğini kendi kesmek zorunda kalan bir milletin manifestosu niteliğindeydi.

Tarihi İtiraf: Cumhurbaşkanı Aliyev, uluslararası mekanizmaların 30 yıl boyunca sorunu çözmek yerine statükoyu koruduğunu vurguladı.

Değişen Zihniyet: “Biz değiştik” diyen Aliyev, dışarıdan kurtarıcı bekleme devrinin kapandığını ve öz güce dönüldüğünü belirtti.

Kesin Yargı: Uluslararası arabuluculuğa dair tüm umutların tamamen çöktüğü ve bu sayfanın kapandığı en üst perdeden ilan edildi.

30 Yıllık Bekleyiş ve Diplomatik Hayal Kırıklığı

Bir milletin hafızasında 30 yıl, sadece takvim yapraklarının değişmesi demek değildir; kaçırılan fırsatlar, büyüyemeyen nesiller ve vatan hasretiyle geçen acı dolu bir süreçtir. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, yaptığı değerlendirmede tam da bu “kayıp zamanın” muhasebesini yaptı. Ülkesinin bağımsızlık sonrası dönemde karşı karşıya kaldığı varoluşsal tehditleri hatırlatan Aliyev, o günlerin zorluğunu şu sözlerle özetledi: “Ülke olarak, millet olarak gerçekten çok zor zamanlar geçirdik; topraklarımızı kaybettik, milyonlarca insan evsiz kaldı ve ülke içinde yerinden edildi.”

Bu cümlelerin ardında, çadırlarda yaşamak zorunda kalan göçmenlerin, haritadan silinen şehirlerin ve uluslararası toplumun sessiz bakışları altında yaşanan bir trajedinin izleri vardı. Ancak Aliyev, bu acı tablonun Azerbaycan halkını pes ettirmediğini, aksine adalet ve egemenlik arayışını daha da bilediğini vurguladı. “Adaleti, uluslararası hukuku ve egemenliğimizi yeniden tesis etme çabamızdan vazgeçmedik. Bu 30 yıl sürdü” diyen Aliyev, sabırla örülen bir zaferin ipuçlarını verdi.

  • Jeopolitik fırtınalarda güvenli liman: Aselsan. Savunma sanayiindeki %254'lük yıllık yükselişi, teknolojik dönüşümü ve yatırımcı analizini deneyimli editör gözüyle inceleyin.
    Jeopolitik fırtınalarda güvenli liman: Aselsan. Savunma sanayiindeki %254'lük yıllık yükselişi, teknolojik dönüşümü ve yatırımcı analizini deneyimli editör gözüyle inceleyin.

“Biri Gelip Bizi Kurtaracak Sandık”

Konuşmanın en can alıcı noktası ise, Azerbaycan’ın uluslararası sisteme olan bakış açısındaki radikal değişimdi. Yıllarca Birleşmiş Milletler kararlarının uygulanmasını, AGİT Minsk Grubu gibi yapıların sorunu barışçıl yollarla çözmesini bekleyen Bakü yönetimi, gelinen noktada bu kurumların işlevsizliğini acı bir tecrübeyle gördü.

Aliyev, bu süreci anlatırken diplomatik nezaketin sınırlarını zorlayan bir dürüstlükle konuştu. Uluslararası kurumların davranış kalıplarının, 30 yıl önce neyse bugün de aynı olduğunu belirten Aliyev, sorunun kaynağının dışarıda değil, “çözümü dışarıda arayan” eski zihniyette olduğunu ima etti.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • AGİT Minsk Grubu: 1992 yılında Karabağ sorununun barışçıl yollarla çözülmesi amacıyla kuruldu. Eş başkanlığını ABD, Rusya ve Fransa yürütüyordu. Ancak 30 yıla yakın sürede sorunun çözümüne dair somut hiçbir adım atamadıkları gerekçesiyle Azerbaycan tarafından sıkça eleştirildi.
  • Yerinden Edilenler: Çatışmalar nedeniyle yaklaşık 1 milyon Azerbaycan Türkü, kendi ülkelerinde mülteci (IDP) konumuna düşmüştü.

Cumhurbaşkanı Aliyev, “O zamanki uluslararası kurumların davranışları değişmedi. Biz değiştik” diyerek, Azerbaycan’ın artık masada kendisine dayatılanı kabul eden değil, sahada kendi gerçeğini inşa eden bir aktöre dönüştüğünü ilan etti. “Birinin gelip bizim için işleri düzelteceğine olan inancımızı kaybettik” cümlesi ise, uluslararası hukukun sadece güçlüler için işlediği tezini savunan realist bir dış politika anlayışının ilanıydı.

Arabuluculuk Masalı ve Acı Gerçekler

Cumhurbaşkanı Aliyev’in ifadeleri, sadece geçmişe yönelik bir sitem değil, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde “arabuluculuk” kurumunun iflasının da ilanı niteliğindedir. Yıllarca süren müzakereler, diplomatik turlar, ateşkes görüşmeleri ve kağıt üzerinde kalan onlarca BM kararı… Tüm bu süreç, işgal altındaki topraklarda tek bir taşın bile yerinden oynamasını sağlayamamıştı. Aliyev’in “Uluslararası arabuluculuğa dair tüm umutlarımız tamamen çöktü” cümlesi, işte bu diplomatik oyalama taktiğine vurulmuş en sert neşterdir.

Azerbaycan lideri, bu sözleriyle aslında sorunun çözümünün Paris’te, Washington’da veya Moskova’da kurulan masalarda değil; Şuşa’da, Karabağ’ın sarp kayalıklarında ve Azerbaycan askerinin bileğinde olduğunu tüm dünyaya hatırlatmış oldu. Arabulucuların “statükoyu koruma” ve “çatışmayı dondurma” üzerine kurulu stratejileri, Bakü’nün sabır taşını çatlatmış ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in liderliğinde yeni bir doktrinin doğmasına neden olmuştur. Bu doktrin; hakkını başkasından talep etmek yerine, bizzat gidip almayı öngören bir irade beyanıdır.

“Biz Değiştik”: Bir Milletin Uyanışı

Konuşmadaki en kritik psikolojik eşik, Aliyev’in “Biz değiştik” vurgusudur. Bu değişim, sadece askeri envanterin güçlenmesi veya ekonomik kalkınma ile sınırlı değildir. Asıl değişim, zihniyette ve özgüvende yaşanmıştır. 30 yıl önce topraklarını kaybeden, çaresizce uluslararası camianın yardımını bekleyen o kırılgan yapı; yerini ne istediğini bilen, stratejik sabır gösteren ve zamanı geldiğinde “Demir Yumruk” olup inen bir devlete bırakmıştır.

Aliyev, “Birinin gelip bizim için işleri düzelteceğine olan inancımızı kaybettik” diyerek, bu değişimin temel motivasyonunu açıklamıştır. Bu cümle, öğrenilmiş çaresizliğin reddidir. Azerbaycan halkı, başkalarının adaletine güvenmek yerine, kendi adaletini tesis etme yolunu seçmiştir. Bu tercih, bedeli ağır olsa da, egemenliğin ve onurun kurtarılmasıyla sonuçlanmıştır. Artık Azerbaycan için “yardım bekleyen ülke” imajı tarih olmuş, “kendi sorununu çözen bölgesel güç” kimliği ön plana çıkmıştır.

Küresel Sisteme “Bakü Dersi”

İlham Aliyev’in bu çıkışı, benzer sorunlar yaşayan diğer ülkeler ve halklar için de bir ders niteliği taşıyor. Uluslararası hukukun, arkasında caydırıcı bir güç olmadığı sürece sadece kağıt üzerinde “temenni” olarak kaldığı gerçeği, Karabağ örneğiyle bir kez daha kanıtlanmış oldu. Aliyev, diplomatik nezaketin arkasına sığınmadan, kralın çıplak olduğunu haykırdı: Kurumlar değişmiyor, çifte standartlar bitmiyor; o halde değişmesi gereken biziz.

Bugün gelinen noktada, 30 yıl süren o karanlık gecenin sabahına uyanan Azerbaycan, sadece topraklarını değil, ulusal onurunu da tamir etmiş durumda. Cumhurbaşkanı Aliyev’in çizdiği bu çerçeve, gelecekteki Azerbaycan dış politikasının da şifrelerini veriyor: Kimseye dayanmayan, kimseden medet ummayan, tam bağımsız ve milli menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yapan bir Azerbaycan.

Trakyalife ailesi olarak; “Tek Millet, İki Devlet” şiarıyla her zaman yanında olduğumuz Can Azerbaycan’ın bu haklı ve onurlu duruşunu selamlıyoruz. 30 yıl süren sabrın ve mücadelenin sonunda gelen zaferin, tüm Türk dünyasına ilham olmaya devam edeceğine inanıyoruz.

Kaynak: Hibya Haber Ajansı

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.