TÜRKPORT tarafından geliştirilen yerli aerostat sistemi GÖKÇERİ, %100 yerli teknolojisi ve ‘Uçan Karakol’ yeteneğiyle sahada. Fiber optik veri hattı, rüzgar direnci ve kamikaze vuruş gücüyle sınırların yeni muhafızı.

Türk savunma sanayii, insansız hava araçlarında yazdığı başarı hikayesini şimdi de “havadan hafif” sistemlerle stratosfere taşıyor. TÜRKPORT Savunma Sanayi tarafından geliştirilen ve “Uçan Karakol” konseptini dünyada eşi benzeri görülmemiş bir mobilite ve yerlilik oranıyla hayata geçiren Gökçeri Aerostat® sistemi, teknik özellikleriyle rakiplerine parmak ısırtıyor. Özellikle dış çeperinden yazılımına kadar “tam bağımsız” üretim modeliyle dikkat çeken proje, Türkiye’nin sınır güvenliğinden afet yönetimine kadar pek çok alanda elini güçlendirecek stratejik bir hamle olarak sahaya iniyor.
Yerlilik Rekoru: Dış çeper dahil tüm komponentleri Türkiye’de üretilen ilk aerostat sistemi.
Dünya İlki: Konteyner yapısıyla 4 saatte kurulup toplanabilen dünyadaki en hızlı mobil sistem.
Teknolojik Üstünlük: Patentli He-SET® çeper teknolojisi ve fiber optik veri aktarımı ile güvenli uçuş.
Aerostat yani yere bağlı balon sistemlerinin en kritik ve genellikle ithal edilen parçası, helyum gazını içeride tutan dış çeperdir. Bugüne kadar küresel pazarda tekel konumunda olan yabancı firmaların hegemonyası, TÜRKPORT mühendislerinin geliştirdiği He-SET® Çeper Ailesi ile son buldu. 8 yıllık zorlu bir AR-GE ve test sürecinin meyvesi olan bu teknoloji, Türkiye’nin bu alanda dış bağlantılara ihtiyaç duymadan üretim yapabilen sayılı ülkeler arasına girmesini sağladı.
Rakamlar, Türk mühendisliğinin başarısını net bir şekilde ortaya koyuyor. Standart sistemlerde helyum gazı sızdırma oranı günlük %1,5-2 bandındayken, yerli He-SET® teknolojisiyle bu oran %0,5-0,8 seviyelerine kadar çekildi. Bu teknik devrim, Gökçeri’nin rakiplerine göre %29,2 oranında daha uzun süre havada kalmasını sağlıyor. Ayrıca radar görünürlüğünü sıfıra yaklaştıran, termal iz gizleme özelliği bulunan ve askeri standartlarda (ISO ve NATO uyumlu) üretilen bu gövde, sistemi görünmez bir nöbetçiye dönüştürüyor.
Gökçeri Aerostat® projesini dünya literatüründe benzersiz kılan en çarpıcı özellik ise “Mobilite” kabiliyeti. Genellikle sabit tesisler ve uzun kurulum süreleri gerektiren aerostat sistemlerinin aksine, Gökçeri bir konteyner içerisine entegre edilmiş kompakt yapısıyla fark yaratıyor.
Operasyonel sahadan gelen verilere göre sistem, kurulum emri verildikten sonra sadece 4 saat içinde tüm hazırlıklarını tamamlayarak gökyüzündeki yerini alabiliyor. Görev bittiğinde ise yine aynı süre zarfında toplanarak başka bir kritik bölgeye sevk edilebiliyor. Bu hız, özellikle sınır hattındaki ani hareketliliklerde veya afet sonrası acil iletişim ihtiyacında Türkiye’ye muazzam bir reaksiyon yeteneği kazandırıyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- AGL ve LoS Nedir?: Haberimizde geçen AGL (Above Ground Level), yer seviyesinden yüksekliği; LoS (Line of Sight) ise “Görüş Hattı”nı ifade eder.
- Neden 1500 Metre?: Gökçeri, 120 metreden 1500 metre irtifaya kadar çıkarak, dünyanın yuvarlaklığından kaynaklanan kör noktaları ortadan kaldırır ve yüzlerce kilometrelik bir alanı “kuş bakışı” tarar.
Modern harbin en büyük tehdidi olan elektronik karıştırma (Jamming) ve siber saldırılara karşı Gökçeri, göbek bağıyla yani “taşıyıcı ipiyle” korunuyor. TÜRKPORT tarafından geliştirilen ve dünyada ilk kez bu kapsamda yerlileştirilen fiber optik içerikli taşıyıcı ip, sistemi hem yere bağlıyor hem de veri güvenliğini sağlıyor.
Sıradan bir halat gibi görünen ancak içinde yüksek teknoloji barındıran bu ip ailesi, havadan toplanan görüntü, radar izi ve istihbarat verilerini fiber optik hızında ve güvenliğinde yer kontrol istasyonuna aktarıyor. Bu sayede havadan yapılabilecek hiçbir sinyal kesici veya araya girme girişimi, Gökçeri’nin yerle olan iletişimini koparamıyor. Üstelik yapılan AR-GE çalışmalarıyla ipin ağırlığı %28,7 oranında hafifletilerek, balonun faydalı yük taşıma kapasitesi (daha ağır silah veya daha büyük radar) artırıldı.
Harika. TÜRKPORT’un sağladığı teknik verilerle, GÖKÇERİ’nin sadece bir balon değil, rüzgarla savaşan, kendi enerjisini üreten ve yazılımıyla akıl dolu bir “robotik sistem” olduğunu vurgulayarak haberi tamamlıyorum.
İşte haberin final bölümü ve WordPress panel bilgileri:
Aerostat sistemlerinin en büyük düşmanı şiddetli rüzgarlardır. Ancak Gökçeri, bu doğal zorluğu mühendislik zekasıyla aşıyor. Türkport mühendislerinin patentini aldığı ve tamamen yerli imkanlarla geliştirdiği “Yön Değiştirme Tail Rotor Sistemi”, aracın havada adeta bir gemi dümeni gibi manevra yapmasını sağlıyor.
Sistemin çalışma prensibi oldukça etkileyici: Kuyruk kısmında bulunan ve 400N itki gücüne kadar çıkabilen özel motorlar, sensörlerden gelen rüzgar verisine göre otomatik olarak devreye giriyor. Aracın burnunu sürekli rüzgarı karşılayacak pozisyonda tutan bu sistem, gövde üzerindeki gerilimi minimize ediyor. Yapılan 4 katmanlı AR-GE çalışmaları sonucunda, Gökçeri’nin rüzgar dayanım kabiliyeti ticari rakiplerine göre %38,3 oranında artırıldı. Bu sayede fırtınalı havalarda bile “Gökçeri” görev yerini terk etmiyor, 1500 metre irtifada sarsılmadan nöbetine devam ediyor.
Gökçeri, uzun süre havada kalabilme yeteneğini sadece helyum gazına değil, üzerindeki gelişmiş enerji yönetimine de borçlu. Gövde üzerine entegre edilen esnek güneş panelleri, gündüz saatlerinde sistemin ihtiyaç duyduğu elektriği üretirken, fazlasını yerli üretim Li-Ion pil gruplarında depoluyor.
Burada da mühendislik başarısı detaylarda gizli: Metrekare başına ağırlığı %24,6 seviyesinde iyileştirilen özel üretim hafif paneller, balona ekstra yük bindirmeden maksimum enerji sağlıyor. Bu hibrit enerji yapısı, gece-gündüz kesintisiz gözetleme, radar taraması ve elektronik harp sistemlerinin (EH-Saldırı) çalışması için gerekli gücü garanti altına alıyor.
Bir savunma sanayii ürününün gerçek milliliği, en kritik bileşenlerinin nerede üretildiğiyle ölçülür. GÖKÇERİ projesi, bu anlamda bir “bağımsızlık manifestosu” niteliğinde. Sistemin beyni olan otopilot yazılımından, yer kontrol istasyonundaki (YKİ) arayüzlere; aviyonik kartlardan sensörlerin yönetim modüllerine kadar her şey TÜRKPORT bünyesindeki Türk yazılımcılar ve mühendisler tarafından geliştirildi. NATO standartlarında hazırlanan bu yazılımlar, dışarıdan hiçbir müdahaleye kapı bırakmıyor.
Hatta operasyonel maliyetleri düşüren çok kritik bir detay daha yerlileştirildi: Helyum Kompresörü. Normalde dışa bağımlı olunan ve uçuş sonrası gazın tekrar depolanmasını sağlayan bu ünite, artık yerli imkanlarla üretiliyor. Bu sayede, görev bitiminde balonun içindeki değerli helyum gazı vakumlanarak tüplere geri dolduruluyor ve sistem başka bir görev için hazır hale getiriliyor. Bu “geri dönüşüm” yeteneği, operasyon maliyetlerini ciddi oranda düşürüyor.
Teknik üstünlükleri sahaya yansıtan GÖKÇERİ, Gabar Dağı’ndaki petrol sahalarından sınır hatlarımıza kadar geniş bir coğrafyada “bölgesel hakimiyet” kuruyor. Önceki raporlarımızda belirttiğimiz üzere, sistemin üzerine entegre edilebilen kamikaze dronlar ve silah sistemleri, bu stabil platform sayesinde hedeflerini şaşmadan vurabiliyor. Fiber optik kablolarla yerden güvenle yönetilen, rüzgarda savrulmayan ve radarda neredeyse görünmeyen bu platform, tespit ettiği terör unsuruna anında karşılık verebilen bir “hava üssü” gibi çalışıyor.
Tüm bu metal ve silikon yığınına “ruh” katan ise gövdesinde taşıdığı isimler. Son operasyonel uçuşunu başarıyla gerçekleştiren sisteme verilen Şehit Jandarma Komando Üsteğmen İsmail Öz’ün adı, teknolojinin vatan sevgisiyle harmanlandığının en somut kanıtı. Türk mühendisliğinin gökyüzündeki bu yeni imzası, dost unsurlar için güvenli bir liman, tehdit unsurları içinse kaçışı olmayan bir gözetleme kulesi olmaya devam edecek.
Kaynak : https://www.turkport.com.tr/gokceri-aerostat-sistemleri/