Seyit Torun’dan Yargı Eleştirisi: “Adalet Parçalı Olmaz”

CHP’li Seyit Torun, “Kent Uzlaşısı” soruşturmasındaki tahliyeleri değerlendirdi: “Adalet parçalı olmaz. Sürecin başından beri hukuki değil siyasi saiklerle yürütüldüğü gelen tahliyelerle kanıtlandı.”

Seyit Torun’dan Yargı Eleştirisi: “Adalet Parçalı Olmaz”
⚡️ Haberi Özetle:
Yayınlama: 12.02.2026
Düzenleme: 11.02.2026 22:25
A+
A-

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ordu Milletvekili ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Politika Kurulu Başkanı Seyit Torun, kamuoyunda “Kent Uzlaşısı” olarak bilinen soruşturma kapsamında yaşanan son tahliye kararlarını değerlendirdi. Aylardır iddianamesi hazırlanmayan dosyalar üzerinden yürütülen tutukluluk süreçlerinin hukuki bir dayanaktan yoksun olduğunu savunan Torun, yargı sisteminin bir cezalandırma mekanizmasına dönüştürüldüğü iddiasıyla sert eleştirilerde bulundu.

Temel Eleştiri: Torun, aylardır iddianamesi hazırlanmayan tutuklamaların hukuki değil, siyasi saiklerle yürütüldüğünü öne sürdü.

Tahliye Gelişmeleri: Mahir Polat’ın ev hapsinin kaldırılması, Mehmet Ali Çalışkan ve Ebru Özdemir’in tahliye edilmesi “gecikmiş bir adalet” olarak nitelendirildi.

Şişli Örneği: Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın bir dosyadan tahliye edilip başka bir gerekçeyle tutukluluğunun sürmesi “cezalandırma aracı” olarak tanımlandı.

Adalet Vurgusu: Seyit Torun, haksız yere özgürlüğü kısıtlanan herkes için “eşit ve derhal” adalet çağrısında bulundu.

“Kent Uzlaşısı” Soruşturmasında İddianame Bilmecesi

Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel yönetimler ve şehircilik politikalarındaki etkin isimlerinden Seyit Torun, Ankara gündemini sarsan tahliye kararları sonrası yaptığı açıklamada, Türk yargı sisteminin işleyişine dair ciddi soru işaretlerini gündeme taşıdı. Soruşturma dosyasının aylardır raflarda beklemesine ve somut bir iddianame ile mahkeme huzuruna çıkarılmamasına rağmen devam eden tutuklulukların, bireysel özgürlükleri ihlal ettiğini belirten Torun, sürecin en başından itibaren manipüle edildiğini savundu.

  • Jeopolitik fırtınalarda güvenli liman: Aselsan. Savunma sanayiindeki %254'lük yıllık yükselişi, teknolojik dönüşümü ve yatırımcı analizini deneyimli editör gözüyle inceleyin.
    Jeopolitik fırtınalarda güvenli liman: Aselsan. Savunma sanayiindeki %254'lük yıllık yükselişi, teknolojik dönüşümü ve yatırımcı analizini deneyimli editör gözüyle inceleyin.

Hukuki süreç değerlendirmesi kapsamında konuşan Torun, yargının bağımsızlığının zedelendiği bir ortamda adaletin tesis edilemeyeceğini vurguladı. Özellikle Mahir Polat üzerindeki adli kontrol şartlarının hafifletilmesi ve diğer isimlerin serbest bırakılması, Torun’a göre dosyanın içinin boş olduğunun ve tutuklamaların bir tür “ön infaz” olarak kullanıldığının en somut kanıtı niteliğinde.

Tahliyeler ve Yargının Siyasi Saikleri

Seyit Torun, açıklamasında isim vererek yürüttüğü eleştirilerde, adaletin kişiye veya siyasi görüşe göre esnetilemeyeceğini hatırlattı. Mehmet Ali Çalışkan ve Ebru Özdemir’in özgürlüklerine kavuşmasını olumlu karşıladığını ancak bu kararın gecikmiş olmasının yarattığı mağduriyeti gidermediğini ifade etti. Torun’a göre, iddianamesi hazırlanmayan her gün, sanık haklarının ve masumiyet karinesinin açık bir ihlali anlamını taşıyor.

Yargının siyasallaşması iddialarını yineleyen Torun, “Sürecin başından beri hukuki değil siyasi saiklerle yürütüldüğünü bugün gelen kararlar açıkça ortaya koydu. Eğer bu dosyalar hukuki bir temele dayansaydı, aylar boyunca bir iddianame hazırlanır ve savunma hakkı kutsal sayılardı” ifadelerini kullandı. Bu durumun sadece CHP’li isimleri değil, genel olarak hukuk devletine olan güveni sarstığını ekledi.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • İddianame Süreci: Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, tutuklu işlerde iddianamenin hazırlanması için makul bir süre gözetilmesi esastır; ancak “makul süre” kavramı son yıllarda en çok tartışılan hukuki başlıklar arasındadır.
  • Masumiyet Karinesi: Bir kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla sabitleninceye kadar suçsuz kabul edilmesidir ve evrensel hukuk ilkelerinin en başında yer alır.
  • Ev Hapsi (Konutu Terk Etmeme): 2012 yılında denetimli serbestlik kapsamında hayatımıza giren bu uygulama, aslında tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiridir.

Resul Emrah Şahan Vakası ve “Çifte Standart” İddiası

Torun’un açıklamasındaki en dikkat çekici noktalardan biri Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın durumu oldu. Şahan’ın bir dosyadan tahliye almasına rağmen, başka bir soruşturma bahane edilerek cezaevinde tutulmaya devam edilmesini “yargı eliyle cezalandırma” olarak niteleyen Torun, bu yöntemin muhalif siyasetçiler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanıldığını iddia etti. Bu durumun hukuk mantığıyla açıklanamayacağını belirten Torun, adaletin “parçalı” uygulanamayacağını, herkese eşit mesafede olması gerektiğini savundu.

Hukuk Devleti İlkeleri ve Toplumsal Adalet Beklentisi

Seyit Torun, “Kent Uzlaşısı” dosyasındaki tutuklulukların sonlanmasını adalet adına bir nebze de olsa umut verici bulsa da, yargılama yöntemlerine dair eleştirilerini daha geniş bir perspektife taşıdı. Bir hukuk devletinde adaletin, siyasi rüzgarlara göre yön değiştirmemesi gerektiğini vurgulayan Torun, haksız tutuklulukların sadece bireyleri değil, onların temsil ettiği kurumları ve ailelerini de derinden yaraladığını ifade etti. Hukuki süreç değerlendirmesi çerçevesinde, iddianamenin geciktirilmesinin bir “cezalandırma yöntemi” haline geldiğini savunan CHP’li vekil, bu durumun Türkiye’nin uluslararası hukuk karnesini de olumsuz etkilediğine dikkat çekti.

Adaletin bir lütuf değil, anayasal bir hak olduğunu hatırlatan Torun, tutuklamaların son çare olması gerekirken birincil araç olarak kullanılmasının yargıya olan güveni sıfırladığını belirtti. Torun, “Adalet, bir kesime hızlı, diğer kesime yavaş işleyen bir mekanizma olamaz. Eğer bir suç varsa, bu somut delillere dayanmalı ve yargılama makul sürede, şeffaf bir şekilde yapılmalıdır” diyerek, yargı bağımsızlığının yeniden tesisi için siyasi iradeye çağrıda bulundu.

“Adalet Parçalı Olmaz” Vurgusu ve Eşitlik Çağrısı

Açıklamasının sonunda “Adalet parçalı olmaz” diyerek çarpıcı bir vurgu yapan Seyit Torun, özgürlüğü kısıtlanan her vatandaşın haklarının savunucusu olacaklarını belirtti. Sadece siyasi figürler için değil, sistemin dişlileri arasında ezilen her birey için “eşit ve derhal” adalet talebini yineleyen Torun, CHP olarak hukukun üstünlüğü mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini ifade etti.

Seyit Torun’un ifadeleri, yargının siyasetten arındırılması ve tarafsızlığının korunması gerektiği yönündeki toplumsal talebin bir yansıması olarak görüldü. Özellikle yerel yönetimlerin çalışmalarını etkileyen bu tür soruşturmaların, hizmet üretme kapasitesine zarar vermemesi gerektiğinin altını çizen Torun, “Demokrasinin temeli hukuktur; hukuku sarsarsanız demokrasiyi ayakta tutamazsınız” mesajıyla sözlerini tamamladı.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Adil Yargılanma Hakkı: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesi ile güvence altına alınan, davanın bağımsız ve tarafsız mahkemelerce, makul bir sürede görülmesini sağlayan haktır.
  • Denetimli Serbestlik: Hükümlü veya şüphelilerin toplum içinde izlenmesini sağlayan, ceza infaz kurumuna alternatif modern bir infaz sistemidir.
  • Tutukluluk Süreleri: Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok 1 yıl, ağır ceza gerektiren işlerde ise kural olarak en çok 2 yıldır.

CHP’nin Hukuk İzleme Komisyonları Devrede

Seyit Torun’un açıklamalarıyla birlikte, Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde kurulan hukuk izleme komisyonlarının “Kent Uzlaşısı” ve benzeri siyasi nitelikli davaları anbean takip etmeye devam edeceği bildirildi. Torun, adaletin tam manasıyla tecelli etmesi için sadece tahliyelerin yeterli olmadığını, beraat kararları ve iade-i itibarların da sürecin bir parçası olması gerektiğini belirtti. Bu süreçte yaşanan tüm hak ihlallerinin raporlanarak ulusal ve uluslararası platformlara taşınacağı da paylaşılan bilgiler arasında yer alıyor.

Kaynak: Hibya Haber Ajansı

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.