Piyasalarda son durum: Dolar 43,17 TL, Gram Altın 6.425 TL ile güne başladı. TCMB anketine göre 2026 sonu Dolar beklentisi 51,08 TL. İşte Asya borsalarından Kapalıçarşı’ya piyasaların röntgeni.

Haftanın ortasına yaklaşırken küresel ekonomideki dalgalanmalar ve iç piyasadaki fiyat hareketlilikleri yatırımcıların gündemindeki en sıcak başlık olmaya devam ediyor. 14 Ocak sabahına uyanan piyasalar, Asya borsalarından gelen karışık sinyallerle güne başlarken, gözler döviz kurları ve emtia fiyatlarındaki kritik seviyelere çevrildi. Ekonomi dünyasının nabzını tutan BMD Araştırma’nın son raporu, yatırımcılar için pusula niteliği taşıyan önemli verileri ortaya koydu.
Dolar/TL: Güne 43,17 seviyelerinden işlem görerek başlıyor.
Gram Altın: Rekor seviyelerini koruyarak 6.425,73 liradan alıcı buluyor.
Petrol Fiyatları: Brent tipi petrolün varil fiyatı 65,24 dolar seviyesinde.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte ekonomi ekranlarına yansıyan veriler, küresel piyasalarda tam anlamıyla bir “yön arayışı” olduğunu gösteriyor. BMD Araştırma’nın analizlerine göre, dünya ekonomisinin motoru sayılan Asya piyasaları yeni güne karışık bir seyirle başladı. Ne tam bir iyimserlik rüzgarı esiyor ne de karamsar tablolar hakim; yatırımcılar adeta nefeslerini tutmuş bir şekilde gelecek verileri bekliyor.
Özellikle ABD tarafında vadeli işlemlere bakıldığında, temkinli duruşun hakim olduğu görülüyor. Dow Jones vadeli endeksinin yüzde 0,26 oranında eksiye geçmesi, Wall Street açılışı öncesinde risk iştahının bir miktar düşük olduğuna işaret ediyor. Bu durum, küresel sermayenin güvenli liman arayışını tetiklerken, gelişmekte olan ülke piyasaları üzerinde de baskı unsuru oluşturabiliyor. Yatırımcılar, “Acaba bugün ABD’den gelecek haberler ibreyi ne yöne çevirecek?” sorusunun cevabını arıyor.
Yurt içi piyasaların en hassas olduğu konuların başında gelen döviz kurlarında ise yüksek seyir devam ediyor. Raporda yer alan verilere göre Dolar/TL kuru 43,17 seviyesine demir atmış durumda. Euro/TL tarafında ise psikolojik eşiklerin çoktan aşıldığı ve paritenin 50,31 seviyelerinden işlem gördüğü dikkat çekiyor. Türk Lirası karşısında döviz sepetinin bu denli güçlü durması, ithalat maliyetlerinden enflasyon beklentilerine kadar geniş bir yelpazeyi etkiliyor.
Uluslararası arenada ise Dolar’ın diğer majör para birimleri karşısındaki gücünü gösteren Dolar Endeksi (DXY), 99,16 seviyesinde bulunuyor. Endeksin 100 seviyesinin altında seyretmesi, Euro’nun Dolar karşısında elini güçlendiriyor. Nitekim Euro/Dolar paritesi 1,1645 sınırında dengelenmiş durumda. Bu parite seviyesi, özellikle Avrupa ile ticaret yapan ihracatçılarımız için hayati önem taşıyor; zira paritedeki yükseliş, ihracat gelirlerinin Dolar bazında artması anlamına geliyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Ekonomi gündeminin tartışmasız en parlak yıldızı ise yine altın. Piyasalarda son durum analiz edildiğinde, sarı metalin tarihsel zirvelerde dolaştığı görülüyor. Küresel belirsizliklerin güvenli limanı olan altının onsu, 4.628,26 dolar gibi inanılması güç bir seviyeden işlem görüyor. Ons tarafındaki bu devasa yükseliş, içerideki Dolar/TL kuruyla birleştiğinde gram altında rekor üstüne rekor getiriyor.
Gram altının 6.425,73 liradan alıcı bulması, hem yastık altı yatırımı yapan vatandaşın hem de profesyonel portföy yöneticilerinin dikkatini çekiyor. Kuyumcularda ve dijital bankacılık ekranlarında görülen bu rakamlar, altının sadece bir takı aracı değil, ciddi bir finansal koruma kalkanı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Öte yandan enerji piyasalarında Brent petrolün 65,24 dolardan işlem görmesi, küresel sanayi üretimi ve enerji maliyetleri açısından nispeten “ılımlı” bir tablo çiziyor.
Yurt içi piyasalarda bugün veri akışı açısından nispeten sakin bir gün geçirilmesi beklenirken, küresel piyasaların kalbi Amerika Birleşik Devletleri’nde atacak. Yatırımcılar, ekranlarını okyanus ötesinden gelecek kritik verilere kilitlemiş durumda. Takip edilecek en önemli başlıkların başında ABD Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve perakende satışlar verisi geliyor.
Peki, bu veriler bizim cebimizi neden ilgilendiriyor? ÜFE, üretim maliyetlerindeki artışı gösterdiği için, küresel enflasyonun gidişatı hakkında en net sinyali veren öncü göstergelerden biridir. ABD’de enflasyonun seyrine göre Amerikan Merkez Bankası (FED) faiz politikalarını şekillendiriyor. FED’in alacağı her karar, Dolar’ın dünyadaki değerini, dolayısıyla Dolar/TL kurunu ve altın fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Perakende satışlar ise dünyanın en büyük ekonomisindeki tüketici iştahını ölçüyor. Güçlü bir tüketim, ekonominin canlı olduğuna işaret ederken, emtia fiyatlarını yukarı çekme potansiyeli taşıyor. Dolayısıyla Kapalıçarşı’daki döviz bürosundan, Borsa İstanbul’daki yatırımcıya kadar herkesin gözü kulağı saat farkıyla ABD’den gelecek bu rakamlarda olacak.
Piyasaların bugünü kadar yarını da merak ettiği bir ortamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) “Piyasa Katılımcıları Anketi” adeta bir deniz feneri işlevi görüyor. Aralık 2025 tarihli anket sonuçları, ekonomi yönetiminin ve piyasa profesyonellerinin beklentilerini gözler önüne serdi. Anket sonuçlarına göre, Aralık ayında yüzde 0,89 artış gösteren Tüketici Fiyat Endeksi’nin (TÜFE), Ocak ayında sert bir yükselişle yüzde 3,44 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.
Bu beklentideki artışın temel sebebi, her yılın Ocak ayında yaşanan “yeni yıl etkisi” olarak bilinen; asgari ücret zamları, vergi ayarlamaları ve yönetilen fiyatlardaki güncellemelerin etikete yansımasıdır. Piyasa katılımcıları, bu dönemsel sıçramayı öngörerek pozisyon alıyor. Daha uzun vadeli perspektifte ise 2026 yılı sonu enflasyon beklentisi yüzde 23,35 olarak şekillendi. Bu oran, enflasyonla mücadelede alınan mesafenin korunacağını ancak tek haneli rakamlar için sabırlı olunması gerektiğini gösteriyor.
Vatandaşın en çok merak ettiği “Dolar ne olacak?” sorusuna da TCMB anketi ışık tutuyor. Katılımcıların öngörülerine göre, Dolar/TL kurunun 12 ay sonrasında 51,08 seviyesine ulaşması bekleniyor. Şu an 43’lü seviyelerde işlem gören kurun, önümüzdeki bir yıl içinde kontrollü ve kademeli bir yükseliş trendi izleyeceği tahmin ediliyor. Bu beklenti, ihracatçılar için rekabetçi kur avantajının süreceği, ithalatçılar içinse maliyet hesabının iyi yapılması gerektiği anlamına geliyor.
Cari denge tarafında ise 2025 sonu için 21,3 milyar dolarlık bir açık beklenirken, 2026 sonunda bu rakamın bir miktar artarak 25,2 milyar dolara çıkacağı öngörülüyor. Bu veri, büyüme odaklı politikaların ithalat talebini canlı tutabileceğine işaret ediyor.
Ekonominin çarklarının dönme hızı, yani GSYH büyümesi de raporda yer alan kritik başlıklardan biri. Anket katılımcıları, Türkiye ekonomisinin 2025 yılında yüzde 3,5 oranında büyüyeceğini tahmin ediyor. 2026 yılı içinse büyüme beklentisi bir tık daha yukarı çekilerek yüzde 3,9 olarak belirlenmiş durumda. Bu rakamlar, Türkiye’nin potansiyel büyümesine yakın, ılımlı ve dengeli bir büyüme patikasında ilerleyeceğini gösteriyor. Ne aşırı ısınan bir ekonomi ne de durgunluğa giren bir piyasa öngörülüyor.
Tüm bu parametreleri dengeleyecek olan faiz oranları konusunda da beklentiler netleşti. TCMB haftalık repo faizinin 2026 yıl sonunda yüzde 28,15 seviyesinde olması bekleniyor. Bu oran, enflasyonla mücadele kapsamında sıkı para politikasının, dozajı ayarlanarak uzun bir süre daha hayatımızda kalacağını, ancak enflasyondaki düşüşe paralel olarak faiz indirimlerinin de kademeli olarak gündeme gelebileceğini fısıldıyor.
BMD Araştırma’nın raporu ve piyasa verileri ışığında, piyasalarda son durum temkinli iyimserliğin korunduğunu gösteriyor. Asya’daki karışık seyir ve ABD verileri kısa vadeli dalgalanmalar yaratsa da, orta ve uzun vadeli projeksiyonlar Türkiye ekonomisi için belirli bir yol haritasının çizildiğini kanıtlıyor. Uzmanlar, bu dönemde yatırımcıların günlük fiyat hareketlerine kapılmadan, çeşitlendirilmiş portföylerle (altın, döviz, borsa sepeti gibi) hareket etmelerinin ve makro ekonomik verileri yakından takip etmelerinin önemini vurguluyor.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı