Almanya’daki gurbetçiler, fahiş fiyatlara karşı birleşerek Türk marketlerini boykot etti. 10 Ocak’ta reyonlar boş kaldı, sosyal medya “Adil Fiyat” sloganıyla yıkıldı. İşte tarihi protestonun detayları.

Avrupa’nın kalbi Almanya’da yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı, uzun süredir içten içe büyüyen bir ekonomik huzursuzluğu geçtiğimiz hafta sonu sokağa ve sosyal medyaya taşıdı. Yıllardır memleket hasretini dindirmek, damak tadını korumak ve kültürel bağlarını yaşatmak için ilk durak olarak gördükleri Türk marketleri, bu kez alışveriş telaşıyla değil, derin bir sessizlikle gündeme geldi. 10 Ocak Cumartesi günü, Almanya genelinde organize olan gurbetçiler, fahiş fiyat politikalarına karşı emsalsiz bir tüketici tepkisi gösterdi.
Tarih: 10 Ocak Cumartesi günü Almanya genelinde eş zamanlı eylem yapıldı.
Neden: Sürekli artan gıda fiyatları ve etiketlerin Alman marketlerine göre fahiş olması.
Talep: Tüketiciler “fırsatçılık” yapılmamasını ve adil fiyatlandırma istiyor.
Sonuç: Marketlerde müşteri sayısı dibe vurdu, sosyal medyada tepkiler çığ gibi büyüdü.
Almanya’da yaşayan gurbetçiler için cumartesi günleri, genellikle haftalık mutfak alışverişinin yapıldığı, Türk marketlerinin önünde uzun kuyrukların oluştuğu, taze sebze-meyve ve helal et reyonlarının dolup taştığı en hareketli günlerdir. Ancak 10 Ocak Cumartesi günü, Berlin’den Köln’e, Münih’ten Hamburg’a kadar pek çok şehirde bu alışıldık tablonun yerinde yeller esiyordu.
Vatandaşların Almanya’da Türk marketlerine boykot çağrısına geniş katılım göstermesiyle, işletmelerin en yoğun olması gereken saatlerde reyon araları tenhaydı. Market sahiplerinin ve çalışanlarının şaşkınlıkla karşıladığı bu durum, aslında uzun süredir sosyal medya gruplarında ve aile sohbetlerinde dile getirilen şikayetlerin somut bir eyleme dönüşmüş haliydi. Tüketiciler, sadece cüzdanlarını değil, tepkilerini de ortaya koyarak marketlere girmeyi reddetti. Otoparkların boş kalması ve kasa önlerindeki o bildik kalabalığın olmaması, gurbetçinin sabrının taştığını gösteren en net fotoğraf karesi oldu.
Boykotun fitilini ateşleyen temel unsur, sadece küresel enflasyonun getirdiği zorluklar değil, aynı zamanda bir “duygusal kırılma” oldu. Almanya’daki Türk toplumu, yıllardır desteklediği, Alman süpermarket zincirlerine tercih ettiği kendi esnafı tarafından “fırsatçılıkla” karşı karşıya bırakıldığını düşünüyor. Özellikle temel gıda maddelerindeki fiyat artışlarının, makul ekonomik gerekçelerle açıklanamayacak boyutlara ulaşması, vatandaşın “ayrımcılık” hissine kapılmasına neden oldu.
Tüketicilerin en büyük tepkisi, aynı ürünün veya muadilinin Alman indirim marketlerinde (discounter) çok daha uygun fiyata satılırken, Türk marketlerinde neredeyse iki katı etiketle sunulmasıydı. Vatandaşlar, “Domatesin, biberin, peynirin fiyatı Alman marketinde belliyken, bizim marketlerimizde neden cep yakıyor?” sorusunu yüksek sesle sormaya başladı. Bu durum, gurbetçiler arasında “Kendi insanımız bize bunu yaparsa, başkası ne yapmaz?” şeklindeki sitemkar ifadelerle dile getirildi. Güven duygusunun zedelenmesi, boykotun sadece ekonomik değil, sosyolojik bir tabana oturmasına da zemin hazırladı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]