ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping arasında gerçekleşen kritik telefon görüşmesinde ticaret, enerji ve bölgesel krizler ele alındı. Çin, ABD’den tarım ve enerji alımlarını rekor seviyeye çıkarma taahhüdü verdi.

Küresel siyasetin ve ekonominin iki devi, Washington ve Pekin arasındaki tansiyonu düşürecek kritik bir temas gerçekleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile yaptığı telefon görüşmesini “mükemmel” olarak nitelendirerek, iki süper güç arasındaki ilişkilerde yeni bir dönemin kapılarının aralandığı mesajını verdi. Görüşme, sadece ticaret değil; ordu, enerji ve bölgesel krizleri kapsayan geniş bir ajandaya sahip olmasıyla dikkat çekti.
Ekonomik Taahhütler: Çin, bu sezon için ABD’den soya fasulyesi alımını 20 milyon tona çıkarma kararı alırken, gelecek sezon için 25 milyon ton taahhüdünde bulundu.
Enerji ve Teknoloji: Görüşmede Çin’in ABD’den petrol ve doğalgaz alımının yanı sıra, uçak motoru teslimatları gibi yüksek teknolojili kalemler de masaya yatırıldı.
Kritik Seyahat: Başkan Trump, Nisan ayında Çin’e resmi bir ziyaret gerçekleştireceğini ve bu seyahatin ikili ilişkilerde bir dönüm noktası olacağını açıkladı.
Jeopolitik Gündem: Tayvan meselesinden Rusya-Ukrayna savaşına, İran ile mevcut durumdan askeri iş birliklerine kadar küresel güvenliği ilgilendiren tüm başlıklar kapsamlı şekilde ele alındı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’daki ikinci dönemiyle birlikte Çin politikası yeniden şekilleniyor. Washington saatiyle 4 Şubat 2026’da gerçekleşen bu uzun ve detaylı telefon görüşmesi, piyasalar tarafından “istikrarın habercisi” olarak yorumlandı. Trump-Xi telefon görüşmesi sırasında ele alınan en somut başlık, Amerikan çiftçisini ve enerji sektörünü yakından ilgilendiren devasa alım taahhütleri oldu.
Başkan Trump, Çin’in ABD’den enerji ithalatını artırma kararı almasının yanı sıra, özellikle tarım ürünleri konusundaki iştahından memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Soya fasulyesi alımlarının 20 milyon tona çıkarılması, Amerikan tarım ekonomisi için can suyu niteliği taşırken, gelecek sezon için verilen 25 milyon tonluk taahhüt, ticaret savaşlarının gölgesinde kalan üreticilere uzun vadeli bir güvence sağladı. Trump, bu ekonomik kazanımların yanı sıra ordu ve uçak motoru teslimatları gibi stratejik konularda da ilerleme kaydedildiğini belirtti.
Trump’ın dış politika anlayışının en belirgin özelliklerinden biri olan “liderler arası kişisel ilişki”, Xi Jinping ile yapılan bu görüşmede bir kez daha ön plana çıktı. Trump, Çin Cumhurbaşkanı ile arasındaki bağı “son derece iyi” olarak tanımlarken, her iki liderin de bu ilişkinin sürdürülebilirliğinin küresel barış için ne kadar hayati olduğunun farkında olduğunu vurguladı.
“Önümüzdeki üç yıllık başkanlığım süresince birçok olumlu sonuç elde edileceğine inanıyorum” diyen Trump, bu telefon görüşmesini Nisan ayında gerçekleşecek büyük Pekin ziyareti için bir zemin hazırlığı olarak görüyor. Nisan ayındaki bu seyahat, 2026 yılının en önemli diplomatik olayı olmaya aday görünüyor. Zira bu ziyaret sırasında, ticaret anlaşmalarının ötesinde Tayvan ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi kronik sorunların çözümü için de somut adımların atılması bekleniyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Görüşmenin en kritik bölümlerinden biri de Rusya-Ukrayna savaşı ve İran ile yaşanan gerilimlerdi. Trump’ın “barış getirme” vaadiyle çıktığı bu yolda, Çin’in Rusya üzerindeki etkisini kullanması Washington için büyük bir önem taşıyor. Trump-Xi telefon görüşmesi, Pekin’in bu krizlerde daha aktif bir arabulucu rolü üstlenip üstlenmeyeceğine dair ipuçları barındırıyor. İran ile olan durum ise enerji yolları ve bölgesel istikrar açısından her iki liderin de ortak kaygı duyduğu bir alan olarak öne çıktı.
Başkan Trump’ın görüşme sırasında duyurduğu Nisan ayı Çin seyahati, şimdiden uluslararası diplomasinin bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Bu ziyaretin sadece bir “iade-i ziyaret” olmayacağı, Washington ve Pekin arasındaki stratejik rekabeti “kontrollü bir iş birliğine” dönüştürme hamlesi olduğu değerlendiriliyor. Trump-Xi telefon görüşmesi sırasında temelleri atılan bu seyahatin, özellikle Ukrayna’daki savaşın sona erdirilmesi ve küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılması konusunda somut bir yol haritası sunması bekleniyor.
Diplomatik kaynaklar, Trump’ın “ilk dönemine” kıyasla daha sonuç odaklı bir yaklaşım sergilediğine dikkat çekiyor. Trump, Çin’in ABD’den petrol ve doğalgaz alımını artırmasını, Amerikan enerji bağımsızlığını güçlendiren ve dış ticaret açığını kapatan devasa bir başarı olarak nitelendiriyor. Nisan ayında Pekin’de imzalanacak muhtemel enerji protokollerinin, ABD’nin kaya gazı ve petrol üreticileri için tarihi bir fırsat yaratacağı öngörülüyor.
Görüşmenin en hassas başlıklarından birini oluşturan “ordu ve askeri ilişkiler” konusu, iki süper gücün Pasifik’te karşı karşıya gelme riskini minimize etmeyi hedefliyor. Trump, askeri kanallar arasındaki iletişimin açık kalmasının önemine değinirken, Tayvan konusundaki statükonun korunması yönündeki beklentilerini de dolaylı yoldan iletti. Çin tarafının bu konudaki tavrı her ne kadar “egemenlik” ekseninde kalsa da, ekonomik vaatlerin büyüklüğü, siyasi gerilimlerin şimdilik arka planda tutulabileceği sinyalini veriyor.
Uçak motoru teslimatları gibi teknolojik iş birliklerinin gündeme gelmesi ise, ABD’nin Çin’e yönelik teknoloji ambargolarında “seçici bir esneme” yapabileceği ihtimalini doğurdu. Trump yönetimi, yüksek teknolojili ürün satışını hem bir gelir kapısı hem de Çin üzerinde bir denetim mekanizması olarak kullanmayı planlıyor. Bu durum, Amerikan teknoloji devlerinin de yakından takip ettiği bir satranç oyunu olarak nitelendiriliyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Haberin duyulmasıyla birlikte Chicago Ticaret Borsası’nda tarım emtiaları ve enerji vadeli kontratlarında hareketlilik yaşandı. Yatırımcılar, Trump-Xi telefon görüşmesi sonrasında gelen “mükemmel” nitelemesini, küresel bir ticaret savaşının en azından üç yıl boyunca rafa kaldırıldığı şeklinde okuyor. Trump’ın “birçok olumlu sonuç elde edileceğine inanıyorum” sözleri, sadece iki ülke arasındaki ticareti değil, aynı zamanda küresel enflasyon baskısının azalması ihtimalini de güçlendiriyor.
Trump, ikili ilişkilerin “iyi kalmasının” önemini vurgularken, aslında kendi seçmen tabanına (özellikle çiftçiler ve enerji işçileri) yönelik devasa ekonomik müjdeler vermiş oldu. Nisan ayındaki zirveye kadar iki ülke arasındaki teknik heyetlerin, soya fasulyesi ve doğalgaz alımlarının lojistik detaylarını netleştirmek için yoğun bir mesai harcaması bekleniyor.
Trump ve Xi arasındaki bu kapsamlı temas, ideolojik farklılıkların “ticari pragmatizm” ile perdelendiği bir dönemi işaret ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı gibi dünyayı yoran krizlerin çözümünde iki liderin el sıkışması, 2026 yılının en büyük jeopolitik kırılması olabilir. Trump’ın “kişisel ilişkisi” ve Xi’nin “stratejik sabrı”, önümüzdeki üç yılın küresel mimarisini belirleyecek ana unsurlar gibi görünüyor.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı