TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İranlı mevkidaşı Ghalibaf ile görüştü. İran’daki acı olaylar için taziye ileten Kurtulmuş, İsrail’in saldırganlığının nedenini “İslam dünyasının dağınıklığı” olarak özetledi ve mevkidaşını 2026’da İstanbul’a davet etti.

Ankara ve Tahran hattında diplomasi trafiği hız kesmeden devam ediyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, İranlı mevkidaşı ile gerçekleştirdiği önemli telefon görüşmesinde hem bölgesel krizleri ele aldı hem de komşuluk hukukunun altını çizen kritik mesajlar verdi. İki ülke meclis başkanlarının gündeminde acı, dayanışma ve İsrail’in saldırganlığı vardı.
Taziye ve Dayanışma Mesajı: Numan Kurtulmuş, İran’da yaşanan can kayıpları için derin üzüntülerini ileterek “İran’ın acısı bizim acımızdır” mesajını paylaştı.
İsrail Eleştirisi: Görüşmede İsrail’in gücünün kendi kapasitesinden değil, İslam dünyasının dağınıklığından kaynaklandığı vurgulandı.
İstanbul Daveti: Kurtulmuş, mevkidaşı Ghalibaf’ı 2026 yılında İstanbul’da yapılacak PAB Genel Kurulu’na resmen davet etti.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yapılan resmi açıklamaya göre, diplomasi trafiğinin son adresi İran oldu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Mohammad Bagher Ghalibaf ile son derece kapsamlı bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İki meclis başkanı arasındaki bu diyalog, sadece protokol gereği yapılan bir nezaket görüşmesinin ötesine geçerek, bölgenin içinden geçtiği hassas döneme dair stratejik notlar barındırıyordu.
Görüşmenin ana gündem maddelerinden biri, İran’da son dönemde meydana gelen ve can kayıplarına yol açan üzücü hadiselerdi. Türkiye ve İran görüşmesi sırasında Numan Kurtulmuş, komşu ülkede yaşanan gelişmelerden duyduğu derin teessürü dile getirdi. Diplomatik nezaketin yanı sıra insani bir duruş sergileyen Kurtulmuş, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dilerken, yaralılar için de acil şifa temennilerini iletti.
Diplomaside kullanılan dil, ülkelerin birbirine verdiği değeri gösteren en önemli aynadır. Numan Kurtulmuş’un mevkidaşı Ghalibaf’a ilettiği “İran’ın acısı Türkiye’nin acısıdır” ifadesi, iki ülke halkları arasındaki tarihsel ve kültürel bağların ne denli güçlü olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Sınır komşumuz olan İran’daki her türlü istikrarsızlığın veya acının Türkiye’de de hissedildiğini belirten Kurtulmuş, bölgedeki huzur ikliminin önemine dikkat çekti.
Görüşme boyunca Türkiye’nin, İran’daki gelişmeleri ne kadar yakından ve hassasiyetle takip ettiği vurgulandı. Kurtulmuş, İran’da huzurun, güvenliğin, toplumsal istikrarın ve refahın en üst düzeyde sağlanmasının, Türkiye’nin de en samimi arzusu olduğunu ifade etti. Bu sözler, bölgedeki iki büyük gücün, zor zamanlarda birbirine omuz vermesi gerektiğine dair güçlü bir sinyal olarak yorumlandı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Telefon görüşmesinin bir diğer sıcak başlığı ise hiç şüphesiz İsrail’in bölgedeki saldırgan tutumuydu. Orta Doğu coğrafyasını kan gölüne çeviren gelişmeler, iki meclis başkanı tarafından detaylıca masaya yatırıldı. Ancak burada Numan Kurtulmuş’un yaptığı tespitler, sorunun kökenine inmesi bakımından oldukça dikkat çekiciydi.
Sıradan kınama mesajlarının ötesine geçen Kurtulmuş, İsrail’in pervasızlığının arkasındaki asıl nedenleri sıraladı. İsrail’in askeri gücünün, sahip olduğu gelişmiş silahların veya arkasına aldığı süper güçlerin desteğinin, bu saldırganlığın tek nedeni olamayacağını belirtti. Uluslararası medyadaki manipülasyon gücünün veya finansal sistem üzerindeki hakimiyetinin de İsrail’i tek başına bu kadar cüretkar yapamayacağını savunan Kurtulmuş, acı bir gerçeği mevkidaşıyla paylaştı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş’un tespitlerine göre, İsrail’in bölgede pervasızca hareket edebilmesinin temelinde yatan asıl faktör, İslam dünyasının içindeki parçalanmışlık halidir. Görüşmede, İslam ülkeleri arasındaki dağınıklığın, koordinasyon eksikliğinin ve ortak bir ses çıkarılamamasının, karşı taraf için nasıl bir avantaja dönüştüğü vurgulandı. Kurtulmuş, bu dağınıklığın İsrail yönetimine cesaret verdiğini ve hukuk tanımaz eylemlerini sürdürmeleri için onlara geniş bir alan açtığını açık yüreklilikle dile getirdi.
Bu tespitler, sorunun çözümünün dışarıda değil, İslam coğrafyasının kendi içinde aranması gerektiğine dair önemli bir manifesto niteliği taşıyor. İki meclis başkanı, bu parçalanmış tabloyu tersine çevirmek ve ortak bir irade ortaya koymak için parlamentolar arası diplomasinin ne denli hayati olduğunu teyit etti.
Görüşmenin en yapıcı bölümlerinden biri de Türkiye ve İran halkları arasındaki tarihsel kardeşlik bağlarına yapılan vurguydu. Numan Kurtulmuş, coğrafyanın kader olduğu bu topraklarda, iki kadim komşunun ilişkilerini her zaman sıcak tutması gerektiğinin altını çizdi. Sadece devletler arası protokollerin değil, halkların gönül bağının da güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Kurtulmuş, “İki ülke şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da yakın çalışmaya devam edecektir” diyerek, Ankara’nın Tahran ile olan iş birliğini sürdürme kararlılığını net bir dille ifade etti. Bölgesel istikrarın anahtarlarından birinin, bu iki güçlü ülkenin omuz omuza vererek sorunların üstesinden gelmesi olduğu mesajı verildi. Gelecekte atılacak adımlarda, hem ticari hem de diplomatik kanalların açık tutulması ve komşuluk hukukunun gerektirdiği dayanışmanın sergilenmesi konusunda mutabık kalındı.
Telefon görüşmesinin finalinde ise prestijli bir davet gündeme geldi. Türkiye, 2026 yılında dünya diplomasisinin kalbinin atacağı dev bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. TBMM Başkanı Kurtulmuş, bu kapsamda İranlı mevkidaşı Ghalibaf’ı İstanbul’a davet etti.
15-19 Nisan 2026 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek olan Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu, dünyanın dört bir yanından parlamento başkanlarını ve milletvekillerini Türkiye’de buluşturacak. Kurtulmuş, bu önemli zirvede İran İslami Danışma Meclisi Başkanı Ghalibaf’ı da aralarında görmekten büyük memnuniyet duyacaklarını belirtti. Bu davet, Türkiye’nin uluslararası arenadaki “birleştirici güç” misyonunu pekiştiren ve bölgesel aktörleri küresel platformlarda bir araya getirmeyi hedefleyen vizyonunun somut bir yansıması olarak kayıtlara geçti.
Görüşme, karşılıklı iyi niyet temennileri ve gelecekte daha sık temas kurma sözüyle sona erdi.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı