Gurbetçi vatandaşların Türkiye’ye getirdiği yabancı plakalı araçların kullanım şartları Gümrük Mevzuatı ile keskin sınırlarla belirlenmiştir. Kurallara uymayanları, araçların trafikten men edilmesi ve yüksek para cezaları gibi son derece ağır yaptırımlar bekliyor.

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Avrupa’nın dört bir yanından anavatana doğru yola çıkan gurbetçi vatandaşlarımız için oldukça kritik ve yasal bağlayıcılığı olan yeni uyarılar gündeme geldi. Özellikle yaz tatillerini memleketlerinde, sevdikleriyle geçirmek isteyenlerin getirdiği yabancı plakalı araç kullanımları, yetkili kurumların belirlediği çok sıkı gümrük denetimlerine ve değişmez kurallara tabi tutuluyor. Kuralların ihlal edilmesi durumunda ise telafisi güç mağduriyetler yaşanabiliyor.
Madde Başlığı 1: Yabancı plakalı araçların kullanımı Gümrük Mevzuatı ile sıkı kurallara bağlanmıştır.
Madde Başlığı 2: Kurallara aykırı kullanım halinde yüksek para cezaları ve aracın trafikten men edilmesi söz konusudur.
Türkiye sınırları içerisine giriş yapan yabancı plakalı araçların karayollarındaki seyri, sıradan bir trafik kuralının çok ötesinde, doğrudan ulusal Gümrük Mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Binlerce kilometre yol kat ederek Kapıkule veya İpsala gibi sınır kapılarından Türkiye’ye giriş yapan araç sahipleri, getirdikleri bu taşıtları diledikleri gibi akrabalarının veya arkadaşlarının kullanımına sunma hakkına sahip değildir.
Kanun koyucu, Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı aracılığıyla, bu araçların kimler tarafından kullanılabileceğini çok net ve kesin çizgilerle belirlemiştir. Bu durum, özellikle yaz aylarında ve bayram tatillerinde artan kolluk kuvvetleri denetimleri sırasında birçok kişinin bilgisizlikten dolayı mağduriyet yaşamasına neden olabilmektedir. Yasaların temel amacı, Geçici İthalat Rejimi kapsamında ülkeye belirli bir süreliğine giren araçların haksız kullanımını, olası suiistimalleri ve devletin yaşayabileceği vergi kayıplarını kati suretle engellemektir. Bu bağlamda, araç sahibinin kuralları bilmemesi yasal bir mazeret olarak kabul edilmemektedir.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Bir yabancı plakalı aracı Türkiye’de yasal olarak kullanma hakkı, öncelikli olarak o aracı pasaportuna işletip sınır kapısından Türkiye’ye getiren kişiye aittir. Bu kişi ister asıl araç sahibi olsun, isterse taşıtı usulüne uygun bir şekilde vekâleten getirme hakkına sahip kişi konumunda bulunsun, direksiyona geçme yetkisi tartışmasız olarak birincil olarak ondadır.
Bunun dışında, mevcut kanunlar silsilesi, bazı birinci derece aile üyelerine de bu kullanım hakkını belirli ve çok katı şartlarla tanımaktadır. Ancak burada yetkililerin altını çizdiği, çok ince ve kesinlikle gözden kaçırılmaması gereken yasal bir detay bulunmaktadır. Araç sahibinin yurt dışında yerleşik eşi, yurt dışında ikamet eden anne ve babası veya yurt dışında yaşamakta olan çocukları bu aracı kullanma özgürlüğüne sahiptir. Fark edileceği üzere, akrabalık bağı tek başına yeterli bir unsur değildir; bu kişilerin de tıpkı aracı ülkeye getiren kişi gibi yurt dışında yerleşik sayılması kesin bir yasal zorunluluktur.
Yasalar ve gümrük uygulamaları önünde “yurt dışında yerleşik kişi” statüsü kazanabilmek, sadece yabancı bir ülkenin pasaportuna veya kalıcı oturum iznine sahip olmakla gerçekleşen bir durum değildir. Sistemin işleyişi tamamen sınır giriş-çıkış sürelerine dayalı şaşmaz matematiksel bir kurala bağlanmıştır.
Bu haktan yararlanmak isteyen bir bireyin, Türkiye’ye giriş tarihinden geriye doğru hesaplandığında, son bir yıllık periyot olan 365 gün içinde en az 185 gün yurt dışında fiilen zaman geçirmiş olması gerekmektedir. Eğer bahsi geçen aile bireylerinden herhangi biri bu temel 185 gün kuralını karşılamıyorsa, araç sahibinin en yakın birinci derece yakını olsa dahi direksiyon başına geçmesi kesinlikle kanunlara aykırıdır. Emniyet Genel Müdürlüğü birimleri ve sınır kapılarındaki Gümrük Muhafaza Müdürlüğü ekipleri, trafikte veya sınırda yaptıkları kontrolleri, Polnet veri tabanları üzerinden entegre pasaport giriş-çıkış kayıtları ile dijital sistemlerle saniyeler içinde anlık olarak doğrulayabilmektedir.
Gurbetçi vatandaşlarımızın Türkiye ziyaretlerinde en çok yanıldığı ve idari cezalarla karşı karşıya kaldığı konuların başında akrabalık ilişkilerinin yasalara olan etkisi gelmektedir. Yetkili organlar tarafından hazırlanan Gümrük Mevzuatı çerçevesinde; kardeşler, kuzenler, kayınbirader, enişte veya yeğen gibi yakın akrabaların yabancı plakalı aracı kullanması kesinlikle yasaktır. Aynı yasal düzlemde, araç sahibinin uzun yıllardır tanıdığı ve güvendiği arkadaşları veya komşuları da bu araçların direksiyonuna hiçbir şart altında geçemez.
En sık yapılan ihlallerden biri de memleketteki akrabalara jest yapmak amacıyla aracın tahsis edilmesidir. Ancak Türkiye’de yaşayan akrabalar tarafından bu taşıtların kullanılması, devletin belirlediği geçici ithalat rejimini doğrudan ihlal etmek anlamına gelir. Yukarıda belirtilen ve sadece yurt dışında yerleşik olan birinci derece aile üyeleri (eş, çocuk, anne, baba) dışındaki hiç kimse muafiyet kapsamında değerlendirilmemektedir.
Halk arasında kulaktan kulağa yayılan ve büyük mağduriyetlere yol açan en büyük yanlış bilgilerden bir diğeri ise resmi yetki devri işlemleriyle ilgilidir. Araç sahibi, kendi hür iradesiyle Türkiye’deki herhangi bir notere veya konsolosluğa giderek bahsi geçen yasaklı akrabalarına veya arkadaşlarına vekâletname vermiş olsa bile, bu belgenin gümrük kanunları karşısında hiçbir hukuki geçerliliği yoktur. Vekâletname verilmiş olması, ulusal sınırları koruyan kanunun emrettiği kuralları esnetmez. Yetkisiz konumdaki kişilerin aracı kullanması yasaktır kuralı, noter onayıyla dahi baypas edilemez.
Karayollarında yapılan jandarma, polis ve gümrük denetimlerinde sıklıkla rastlanan savunmalardan biri de ruhsat sahibinin de o an araç içerisinde bulunmasıdır. Ancak yasa koyucu bu konuda yoruma kapalı, son derece net bir çizgi çekmiştir. Araç sahibi araçta olsa bile, kanunda açıkça tek tek belirtilen ve yurt dışı yerleşikliği ispatlanmış kişiler dışında herhangi bir kişinin direksiyona geçmesi yasaktır.
Uzun ve yorucu bir Avrupa yolculuğundan gelmiş olan araç sahibi, biraz olsun dinlenmek amacıyla şoför mahallini bir yakınına bırakıp yan koltukta otursa bile kural değişmez. Aracın idaresinin kanunen yetkili olmayan bir kişiye devredildiği an tespit edilirse, doğrudan cezai işlem uygulanır.
Mevcut kanunnamelerde tüm bu katı kuralların esnetilebileceği yegane bir nokta bulunmaktadır: İnsan hayatını ve temel vücut bütünlüğünü doğrudan ilgilendiren acil sağlık ve güvenlik durumları. Seyir halindeyken veya park halindeyken meydana gelebilecek olası ve ani bir kaza, sürücünün aracı güvenle idare etmesini engelleyecek boyutta bir ani rahatsızlık geçirmesi veya doğrudan hayati tehlike oluşturan zorunlu hallerde durumun hukuken farklı değerlendirilmesine olanak tanınmıştır.
Ancak güvenlik güçleri bu istisnayı salt sözlü beyanlarla işleme almamaktadır. Olay anında veya hemen sonrasında bu hayati acil durumun mutlak surette doktor raporu, polis kaza tutanağı veya 112 Acil servis kayıtları gibi resmi belgelerle ispatlanması şartıyla, geçici ve sınırlı bir süreliğine başka bir kişinin aracı kullanmasına izin verilebilir. Aksi durumlarda, kanıtlanmamış hiçbir acil durum mazereti gümrük idarelerince hafifletici sebep olarak kabul görmeyecektir.
Bu değişmez ve katı kuralların ihlal edilmesi veya göz ardı edilmesi durumunda karşılaşılacak hukuki yaptırımlar, sadece basit bir Karayolları trafik cezası boyutunda kalmamaktadır. Meydana gelen olay doğrudan kaçakçılıkla mücadele ve gümrük kanunlarına muhalefet olarak ele alındığı için, yetkisiz kullanım tespit edildiği anda kurallara aykırı kullanım halinde yüksek para cezaları kesilmektedir. Bu idari cezalar, genellikle mevcut döviz kurları ve lüks araçların vergisiz gümrük değeri üzerinden katlanarak hesaplandığı için vatandaşları iflas noktasına getirebilecek astronomik rakamlara ulaşabilmektedir.
Yetkili kolluk kuvvetleri sadece ağır idari para cezası kesmekle de yetinmemekte, yetkisiz kullanılan aracın trafikten men edilmesi işlemini derhal uygulayarak aracı yediemin veya gümrük otoparklarına çekmektedir. Sonrasında ise aylarca sürebilecek, son derece stresli ve maddi külfetli gümrük işlemleriyle karşılaşılması mümkündür.
Tüm bu vahim senaryoların önüne geçebilmek adına; yurt dışından memleketine doğru yola çıkacak olan tanıdıklarımızın, dostlarımızın ve tüm gurbetçi kardeşlerimizin bu kurallardan haberdar olmasını sağlamak büyük bir toplumsal dayanışma örneğidir. Sosyal mecralarda ve akraba gruplarında yapılacak bilgilendirmeler sayesinde, sadece basit bir bilgisizlik nedeniyle kimsenin yüksek cezalarla karşılaşmasını istemeyiz. Bilgi, bu zorlu yolculukta gurbetçilerimizin en büyük güvencesi olacaktır.
Kaynak: Haber Merkezi