Fransa’da oturum başvurusu iki yılı aşkın süredir sonuçlanmayan Türk vatandaşının acil müdahale talebi reddedildi. Mahkeme, 2015’teki sınır dışı kararına uyulmamasını gerekçe gösterdi. İşte kararın detayları ve sürecin devamı.

Fransa’da yaşayan bir Türk vatandaşı, Nisan 2024’te yaptığı oturum başvurusunun iki yılı aşkın süredir sonuçlanmaması üzerine mahkemeye başvurdu. Ancak Cergy-Pontoise İdare Mahkemesi, acil müdahale talebini reddetti. Peki, mahkeme neden bu kararı verdi? İşte detaylar…
29 Ocak 1988 doğumlu Türk vatandaşı, 24 Nisan 2024’te Sarcelles Sous-Préfecture‘e “istisnai oturum izni” başvurusunda bulundu. Aradan geçen iki yıldan fazla süreye rağmen başvurusu sonuçlanmadı. Valiliğin sessiz kalması hukuken zımni ret anlamına gelince, kişi yargıya taşıdı.
Mahkemeye başvuran Türk vatandaşı, süresiz iş sözleşmesi (CDI) ve birden fazla iş teklifi aldığını ancak çalışma izni bulunmadığı için bu teklifleri kabul edemediğini belirtti. Gelir elde edemediğini, eşinin de çalışmadığını ve bu nedenle ailesinin maddi ihtiyaçlarını karşılayamadığını ifade etti.
Mahkemenin kararında, kişi hakkında 16 Ekim 2015’te Fransa’yı terk etme yükümlülüğü (OQTF) verildiği ancak bu karara uyulmadığı belirtildi. Türk vatandaşı, o tarihten itibaren düzensiz statüde yaşamaya devam etti. Mahkeme ayrıca, kişinin 2024’ten bu yana çalışmadığını ve mali durumunu kanıtlayacak yeterli belge sunmadığını vurguladı.
Türk vatandaşının halen geçerli bir oturum başvuru belgesi (récépissé) bulunuyor. Ancak bu belge, kendisine çalışma hakkı tanımıyor. Mahkeme, bu durumun kişiyi zor durumda bıraktığını kabul etmekle birlikte, acil müdahale için gereken “aciliyet” şartının oluşmadığını değerlendirdi.
Cergy-Pontoise İdare Mahkemesi, 2 Eylül 2026 tarihli kararıyla, Türk vatandaşının çalışma hakkı veren geçici oturum belgesi verilmesi, dosyasının yeniden incelenmesi ve valiliğe gecikme cezası uygulanması yönündeki taleplerin tamamını reddetti. Bu karar, ana davanın sonucunu etkilemiyor; sadece zımni ret işleminin acilen askıya alınması talebiyle ilgili.
Uzmanlar, bu tür davalarda önceki sınır dışı kararlarının ve düzensiz göçmenlik geçmişinin mahkemelerin kararlarını önemli ölçüde etkilediğine dikkat çekiyor. Türk vatandaşının asıl davası ise mahkeme kayıtlarında yer alıyor ve süreç devam ediyor.
Kaynak: Arti33.com