Fransa’da HLM’de oturan milyonlarca düşük gelirli aileyi yakından ilgilendiren bir rapor yayımlandı. Yüksek Konut Hakkı Komitesi’ne göre sosyal konutların yaklaşık yüzde 60’ında kira, APL hesaplamasında dikkate alınan kira tavanını aşmış durumda. 2012’de bu oran yalnızca yüzde 39’du. Uzmanlar, kira ile APL tavanı arasındaki makasın açılmasının en düşük gelirli haneler için sosyal konutları mali olarak erişilmesi zor hale getirdiği uyarısında bulunuyor.

Fransa’da HLM’de yaşayan ve APL (Aide personnalisée au logement) alan aileleri yakından ilgilendiren dikkat çekici bir rapor yayımlandı. Yüksek Konut Hakkı Komitesi (HCLPD), sosyal konut kiraları ile APL hesaplamasında kullanılan kira tavanları arasındaki farkın giderek büyüdüğünü ortaya koydu.
Rapora göre HLM konutlarının yaklaşık yüzde 60’ında kira, APL hesaplamasında dikkate alınan kira tavanını aşmış durumda. 2012’de bu oran yalnızca yüzde 39’du. Komite, bu durumun özellikle düşük gelirli ailelerin sosyal konutlara erişimini zorlaştırdığı uyarısında bulunuyor.
Raporun en dikkat çekici verilerinden biri son 12 yıldaki değişim oldu. 2012 yılında sosyal konutların yüzde 39’unda kira, APL hesaplamasında dikkate alınan kira tavanından daha yüksekti. Bu oran 2020’de yüzde 55’e çıktı. Mevcut en güncel 2024 verilerine göre ise oran artık yüzde 60’a yaklaştı.
Üstelik yalnızca tavanı az miktarda aşan konutlardan söz edilmiyor. Kirası APL tavanından yüzde 20’den fazla yüksek olan sosyal konutların oranı 2012’de yüzde 18 iken 2020’de yüzde 31’e yükseldi.
Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor. Kiranın APL tavanını aşması, kiracının otomatik olarak APL hakkını kaybettiği veya CAF’ın artık yardım ödemediği anlamına gelmiyor.
Sorun, APL hesaplanırken gerçek kiranın tamamının sınırsız şekilde hesaba katılmaması. Kira belirlenen tavanın üzerine çıktığında, tavanı aşan bölüm yardım hesabında aynı şekilde karşılanmıyor. Dolayısıyla kira yükseldikçe kiracının kendi cebinden karşılamak zorunda kaldığı tutar artabiliyor.
HCLPD de bu nedenle sosyal konutların giderek daha büyük bir bölümünün en düşük gelirli haneler açısından mali olarak erişilmesi zor hale geldiği uyarısında bulunuyor.
Sorun yalnızca daha yüksek kiralı sosyal konutlarla sınırlı değil. Özellikle düşük gelirli haneler için oluşturulan PLAI kategorisindeki sosyal konutların bile 2020 itibarıyla yüzde 51’inde kira APL tavanının üzerindeydi.
Bu oran PLUS kategorisinde yüzde 79’a, PLS ve benzeri sosyal konutlarda ise yaklaşık yüzde 88’e kadar çıkıyordu. Bu rakamlar ayrıca önemli çünkü sosyal konut başvurusunda bulunanların yüzde 60’tan fazlasının gelirleri PLAI gelir tavanının altında bulunuyor.
HCLPD’ye göre tablonun ortaya çıkmasının temel nedenlerinden biri kiralar ile APL tavanlarının aynı hızda yükselmemesi. 2010-2026 döneminde sosyal konut sözleşmelerindeki azami kiralar yaklaşık yüzde 25, yeni sosyal konutlara uygulanan azami tutarlar ise yaklaşık yüzde 24 arttı. Buna karşılık APL hesaplamasında kullanılan kira tavanlarındaki artış yüzde 19’da kaldı.
Sonuç olarak sosyal konut kiraları ile CAF’ın konut yardımı hesabında dikkate aldığı tutar arasındaki fark giderek açıldı.
Raporda yalnızca kiraya değil, charges olarak bilinen yan giderlere de dikkat çekiliyor. HCLPD’nin aktardığı verilere göre sosyal konutlarda yaşayanların su ve enerji giderleri ortalama aylık 190 EURO seviyesine ulaşıyor. Komite, APL hesabında yan giderler için kullanılan götürü tutarın gerçek masrafların önemli ölçüde altında kaldığına dikkat çekiyor.
Bu nedenle özellikle düşük gelirli ailelerde kira ve yan giderlerin APL sonrasında kalan bölümü hane bütçesi üzerinde daha fazla baskı oluşturabiliyor.
Yüksek Konut Hakkı Komitesi, sorunun çözümü için hükümete üç temel öneride bulundu:
HCLPD’ye göre sosyal konut sisteminin ekonomik sürdürülebilirliğini sağlamak için alınacak önlemler, HLM’lerin düşük gelirli aileler açısından erişilebilir olma özelliğini ortadan kaldırmamalı.
Kaynak: Arti33.com