Christopher Nolan’ın ‘Odysseia’sı, Homeros’un destanını IMAX büyüklüğünde bir görsel şölene dönüştürüyor. Matt Damon’ın hayat verdiği Odysseus, eve dönüş yolculuğunda hem tanrılarla hem de kendi vicdanıyla hesaplaşıyor. Film, Nolan’ın zamansız temalarını antik bir hikâyeyle harmanlayarak sinema tarihine geçiyor.

Christopher Nolan, ”Odysseia” uyarlamasıyla yine izleyiciyi büyülüyor. Filmin başrolünde Matt Damon‘ın Odysseus’u canlandırdığı yapım, Homeros’un destanına sadık kalırken, Nolan’ın kendine özgü anlatımıyla antik hikâyeyi modern sinemaya taşıyor. ”Eve dönüş” ve ”zamanı geri çevirme” temaları, Nolan’ın önceki filmlerinde de sıkça işlediği motifler. ”Interstellar” astronotlarının uzayda kaybettiği 23 yıl, Odysseus’un İthaca’ya dönüş yolculuğundaki 20 yılla neredeyse birebir örtüşüyor. Bu yönüyle Nolan’ın ”Odysseia”‘sı, yönetmenin sinematografik imzasını taşıyan, zamansız bir epik.
Nolan, filmi tamamen IMAX kameralarla çekerek görsel bir şölen sunuyor. Özellikle deniz sahneleri ve büyülü adalar, sinematografinin doruk noktası. Yönetmen, tanrıları perde arkasında tutarak hikâyeyi daha gerçekçi bir zemine oturtuyor. Sadece Zendaya‘nın canlandırdığı Athena, Odysseus’a yol gösteren bir sırdaş olarak karşımıza çıkıyor. Bu tercih, filmin insani boyutunu öne çıkarıyor.
Matt Damon, Odysseus rolüyle kariyerinin en iyi performanslarından birine imza atıyor. Anne Hathaway Penelope, Tom Holland Telemakhos ve Robert Pattinson Antinous olarak dikkat çekiyor. Pattinson, ”sleazy” karakteriyle tam bir uyum yakalarken, Lupita Nyong’o‘nun Helen of Troy yorumu da filme renk katıyor. Oyuncu seçimindeki çeşitlilik, hikâyenin evrenselliğini vurguluyor.
Nolan, Homeros’un destanına büyük ölçüde sadık kalırken, bazı bölümleri kendi vizyonuyla yeniden yorumluyor. Özellikle Truva atı sahnesi, filmde merkezi bir yer tutuyor. Destanda kısaca geçen bu an, Nolan’ın yıllardır aklında olan bir sahne olarak karşımıza çıkıyor. Filmin sonu, kitaptaki kitlesel katliamı daha sinematik bir aksiyon sekansına dönüştürüyor.
Film, Hoyte van Hoytema‘nın görüntü yönetmenliğiyle adeta bir tablo gibi. Fırtınalı denizler, büyülü adalar ve yeraltı dünyası sahneleri, Nolan’ın ”Dunkirk”teki doğa unsurlarıyla kurduğu başarıyı aratmayacak düzeyde. Müzikler ise Hans Zimmer imzası taşıyor ve destansı atmosferi güçlendiriyor.
”Odysseia”, Nolan’ın önceki filmlerindeki zaman ve bellek temalarını yansıtıyor. Odysseus’un geçmişteki hatalarıyla yüzleşmesi, ”Oppenheimer”daki suçluluk duygusunu anımsatıyor. Film, lineer olmayan anlatımıyla izleyiciyi sürekli merakta bırakıyor. Nolan, bu yapıyla hem Homeros’un destanına saygı duruşunda bulunuyor hem de kendi sinematografik dilini konuşturuyor.
Sonuç olarak, ”Odysseia”, Nolan’ın en iddialı filmlerinden biri olarak sinema tarihine geçiyor. Antik destanı modern bir bakış açısıyla yeniden canlandıran bu yapım, hem görsel hem de duygusal açıdan izleyiciyi derinden etkiliyor. Nolan, bu kez de eve dönüş hikâyesini anlatırken, aslında sinemanın sınırlarını zorluyor.
Kaynak: Haber Merkezi