CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’ndaki usulsüzlük iddialarına ilişkin açılan davada 4. duruşma geride kaldı. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Çelik’in de aralarında olduğu 12 ismin yargılandığı dava 6 Mayıs’a ertelendi.

Siyaset dünyasının yakından takip ettiği CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin usulsüzlük iddialarının yargılandığı davanın dördüncü duruşması tamamlandı. Ankara Adliyesi’nde hareketli saatlerin yaşanmasına neden olan süreçte, mahkeme heyeti kritik isimlerin yargılandığı dosyada incelemelerin derinleştirilmesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Dava Konusu: Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultayı’nda yaşandığı iddia edilen usulsüzlükler ve Seçim Kanunu’na muhalefet suçlaması.
Yargılanan İsimler: Aralarında Ekrem İmamoğlu, Özgür Çelik ve Rıza Akpolat’ın da bulunduğu toplam 12 siyasi isim sanık kürsüsünde yer alıyor.
Yeni Duruşma Günü: Mahkeme heyeti, bir sonraki oturumun 6 Mayıs 2026 tarihinde görülmesine karar verdi.
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi, Türk siyasi tarihinin en çok konuşulan kurultaylarından biri olan CHP 38. Olağan Kurultayı sonrasında başlatılan yasal sürecin dördüncü duruşmasına ev sahipliği yaptı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve ana muhalefet partisinin iç işleyişine dair tartışmaları beraberinde getiren davada, savunma makamı ve iddia makamı arasındaki argümanlar dosya kapsamındaki deliller üzerinden şekillendi. Seçim Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla yürütülen kovuşturmada, yargılanan isimlerin profili davanın siyasi ağırlığını daha da artırıyor.
Duruşma salonunda ve adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alınırken, davanın sanıkları arasında yer alan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Emil Tugay gibi isimlerin avukatları, müvekkillerinin süreçle ilgili beyanlarını mahkeme heyetine sundu. Davanın dördüncü oturumunda, özellikle usulsüzlük iddialarına dayanak gösterilen belgelerin geçerliliği ve tanık ifadelerinin tutarlılığı üzerine odaklanıldı.
Yargılamanın merkezinde, Cumhuriyet Halk Partisi delegelerinin oy kullanma süreçleri, liste hazırlıkları ve kurultay salonundaki organizasyon yapısına dair “usulsüzlük” iddiaları yer alıyor. İddianamede, 12 sanığın 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun kapsamında suç işledikleri öne sürülüyor. Yargılanan isimlerin avukatları, duruşma boyunca yaptıkları savunmalarda, kurultay sürecinin demokratik teamüllere ve parti tüzüğüne uygun şekilde gerçekleştirildiğini, suçlamaların somut delillerden yoksun olduğunu vurguladı.
Mahkeme başkanı, dosyadaki eksik belgelerin tamamlanması ve sunulan yeni delillerin incelenmesi amacıyla duruşmaya ara vererek ara kararını açıkladı. Alınan karar doğrultusunda, dava süreci 6 Mayıs 2026 tarihine ertelendi. Bu erteleme kararı, siyasi kulislerde davanın yerel seçimler ve genel siyaset üzerindeki olası etkilerinin bir süre daha tartışılmaya devam edeceği şeklinde yorumlandı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Davanın temelleri, kurultay delegelerinin bir kısmının ve bazı parti içi muhalif isimlerin, seçimlerin yapılış biçimine dair sundukları şikayet dilekçelerine dayanıyor. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma neticesinde hazırlanan iddianame, mahkeme tarafından kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçilmişti. Gelinen noktada, davanın dördüncü duruşması geride bırakılırken, tarafların sunduğu ek dilekçelerin dosyanın seyrini değiştirebileceği belirtiliyor.
CHP 38. Olağan Kurultayı sonrasında yargıya taşınan usulsüzlük iddiaları, temelde delegelerin iradesine müdahale edildiği ve oy sayım döküm işlemlerinde Seçim Kanunu hükümlerine aykırı hareket edildiği savı üzerine kurulu. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dördüncü duruşmada, iddia makamı tarafından dosyaya sunulan bazı dijital materyallerin ve tutanakların incelenmesi süreci öne çıktı. Özellikle İstanbul delegasyonunun listelenmesi ve oylama kabinlerindeki düzenlemelere ilişkin şikayetlerin, davanın seyrini belirleyen ana unsurlar olduğu görülüyor.
Sanıklar arasında yer alan ve savunmaları avukatları aracılığıyla iletilen Ekrem İmamoğlu, Rıza Akpolat, Özgür Çelik ve Emil Tugay gibi isimlerin müdafileri, davanın siyasi bir nitelik taşıdığını iddia ediyor. Savunma tarafı, kurultayda kullanılan tüm oyların Yüksek Seçim Kurulu (YSK) denetimindeki ilçe seçim kurulu marifetiyle sayıldığını ve kesinleşen sonuçlara karşı yapılan bu itirazların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunuyor. Mahkeme heyeti ise iddiaların ciddiyeti ve dosyadaki isimlerin siyasi sorumlulukları nedeniyle her bir delilin titizlikle tetkik edilmesine özen gösteriyor.
Davanın en çok tartışılan yönlerinden biri de kuşkusuz olası mahkumiyet kararlarının doğuracağı siyasi sonuçlar. Seçim Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla yargılanan 12 isim hakkında verilebilecek herhangi bir ceza, Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” yani siyasi yasak riskini de beraberinde taşıyor. Bu durum, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde aktif görevde bulunan belediye başkanları ve il başkanları için kritik bir süreci ifade ediyor.
Ankara kulislerinde, davanın 6 Mayıs 2026 tarihine ertelenmiş olması, yargılamanın seçim takvimi ve partinin gelecek stratejileri üzerindeki etkisini minimize etme çabası olarak da yorumlanıyor. Ancak mahkemenin bir sonraki duruşmada tanıkların dinlenmesine devam edeceği ve bilirkişi raporlarının dosyaya eklenmesini bekleyeceği öğrenildi. Davanın sanıkları arasında yer alan isimlerin, kurultay sürecindeki görev tanımları ve imza attıkları belgeler tek tek incelenmeye devam edilecek.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Duruşmanın son bölümlerinde mahkeme heyeti, duruşmaya katılamayan bazı tanıkların zorla getirilmesine veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla dinlenmesine karar verdi. Özellikle kurultay salonunda görev yapan sandık kurulu üyelerinin ve müşahitlerin vereceği ifadeler, usulsüzlük iddialarının somutlaşıp somutlaşmayacağı konusunda belirleyici olacak. Ayrıca, oylama sırasında çekilen ve dosyaya giren görüntülerin bilirkişi tarafından analiz edilmesi de davanın teknik boyutunu oluşturuyor.
Haberin devamında, davanın geçmiş duruşmalarında yaşanan kritik diyaloglar, avukatların sunduğu ek belgelerin içeriği ve CHP genel merkezinin bu dava sürecine bakış açısı yer alacaktır.
Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görülen dördüncü duruşmanın ana gündem maddesini, 38. Olağan Kurultay sürecinde bazı delegelere “menfaat temin edildiği” yönündeki ağır iddialar oluşturdu. İddianamede yer alan bilgilere göre; sanıkların, seçim sonuçlarını etkilemek amacıyla delegelere maddi kaynak aktardığı ve bu yolla Seçim Kanunu hükümlerini ihlal ettikleri öne sürülüyor. Duruşma sırasında söz alan sanık avukatları, özellikle MASAK raporlarına atıfta bulunarak, müvekkillerinin hesaplarında iddia edildiği gibi şüpheli bir para trafiğinin tespit edilemediğini vurguladı.
Davanın sanıkları arasında yer alan eski Mardin İl Başkanı Mehmet Kılıçaslan, SEGBİS üzerinden katıldığı duruşmada hakkındaki tüm suçlamaları reddetti. Kılıçaslan, herhangi bir delegeden para aldığına veya bir başkasına bu yönde bir telkinde bulunduğuna dair somut bir kanıtın olmadığını belirtti. Mahkeme heyeti, bu noktada iddiaların odağındaki para transferi iddialarının netleşmesi için banka kayıtlarının ve dijital materyallerin detaylı incelemesinin süreceğini bildirdi.
Duruşmanın en gergin anları, tanık beyanlarının dinlendiği sırada yaşandı. CHP avukatları, mahkemeye ifade veren bazı tanıkların mevcut parti yönetimiyle “siyasi husumet” içinde olduğunu iddia ederek, bu beyanların objektiflikten uzak olduğunu savundu. Tanık olarak dinlenen bazı eski delegeler ise, kurultay sürecinde kulislerde “bedavaya gitmedik” şeklinde konuşmaların yapıldığını duyduklarını ancak bizzat bir elden ele para alışverişine şahit olmadıklarını dile getirdiler.
Sanık kürsüsünde yer alan isimlerden CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik‘in avukatları, müvekkillerinin adının dosyada “haybeden” geçtiğini ve asıl suçlanması gereken kişilerin iftira atanlar olduğunu öne sürdü. Savunma makamı, bu davanın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ekibini siyaseten yıpratmak amacıyla kurgulanmış bir “yargı kuşatması” olduğunu iddia ederek dosyanın tefrik edilmesini (ayrılmasını) talep etti.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Mahkeme heyeti, eksik dosyaların tamamlanması, dinlenemeyen tanıkların zorla getirilmesi ve bilirkişi raporlarının nihai halini alması için duruşmayı 6 Mayıs 2026 tarihine erteledi. Seçilen bu tarihin, 2019 yılındaki İstanbul seçim iptali kararının yıldönümüne denk gelmesi, duruşma salonundaki avukatlar ve siyasetçiler tarafından “ironik bir tesadüf” olarak nitelendirildi. CHP yönetimi, davanın bir an önce sonuçlanmasını ve partinin kurumsal kimliği üzerindeki bu “şaibe” gölgesinin kaldırılmasını bekliyor.
Önümüzdeki duruşmada, dosyaya giren dijital görüntülerin dökümü ve iddia edilen ses kayıtlarının bilirkişi incelemesi sonucunda davanın renginin büyük ölçüde netleşmesi bekleniyor. Eğer iddialar ispatlanırsa, sadece 12 isim için değil, ana muhalefet partisinin kurultay meşruiyeti için de yeni bir tartışma süreci başlayacak.
Kaynak: BHA