Manşet112 Acil Tek Tuşla İhbar Dönemi Başladı!
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi…
Dışı altın sarısı, çıtır çıtır ses çıkaran yufkaları, içi buram buram Antep fıstığı veya ceviz kokan, şerbeti tam kıvamında çekmiş gerçek bir saray lezzetine kim hayır diyebilir? Türk mutfağının baş tacı, bayramların vazgeçilmezi ve sofraların en asil üyesi baklavayı dışarıdan almaya son veriyoruz. Bugün, nesillerden nesile aktarılan, pastaneleri kıskandıracak kıtırlıkta ve lezzette tam ölçülü orijinal bir ev yapımı baklava tarifi ile mutfağınıza konuk oluyoruz. Hazırlaması biraz sabır istese de o ilk ısırıktaki hışırtı ve damağınızda dağılan tereyağı lezzeti, verdiğiniz tüm emeğe fazlasıyla değecek. Hazırsanız, oklavalarınızı hazırlayın; saray mutfağının gizli formüllerini bir bir açıklıyoruz!

Baklavanın kat kat açılan incecik hamurlarının arasında sadece seçkin kuruyemişler ve nefis tereyağı değil, asırlara meydan okuyan devasa bir tarih gizlidir. Bugün modern mutfaklarda kolayca uygulayabileceğimiz bir baklava tarifi olarak gördüğümüz bu eşsiz lezzet, aslında Orta Asya bozkırlarından Bizans saraylarına, oradan da Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbi olan Topkapı Sarayı’na uzanan çok uluslu ve çok katmanlı bir gastronomi evriminin zirve noktasıdır. Göçebe Türklerin sac üzerinde pişirdiği katmerli ekmeklerden (yufka) ilham alan, ancak bugünkü tül inceliğindeki zarafetine Osmanlı saray mutfağında kavuşan bu tatlı, saray hiyerarşisinde o kadar önemli bir yere sahipti ki devletin gücünü ve ihtişamını simgeleyen törenlere bile adını vermişti.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda Ramazan ayının on beşinci günü padişahın askerlerine bir saygı ve taltif göstergesi olarak sunduğu “Baklava Alayı”, bu tatlının sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda diplomatik ve askeri bir prestij unsuru olduğunun en büyük kanıtıdır. Saray mutfağında çalışan helvacıların ve hamur ustalarının yeteneği, hazırladıkları baklava tarifi esnasında yufkaları ne kadar ince açabildikleriyle ölçülürdü. Bir ustanın işe alınması için açtığı yufkanın altından gazete veya altın bir sikkenin okunabilmesi şart koşulurdu. Tepsiye dizilen yüz kat yufkanın arasına eriyen tereyağının her zerreye eşit dağılması, pişerken katların havayla dolarak bir yelpaze gibi kabarması bir sanat eseri olarak kabul edilirdi. İşte bu yüzden günümüzde denediğimiz her geleneksel baklava tarifi, asırlar boyu damıtılarak mükemmelleştirilmiş bir saray zanaatının günümüze yansımasıdır.
Bu saray mirası zamanla taşraya ve imparatorluğun dört bir yanına yayılarak yerel kültürlerle harmanlanmıştır. Özellikle Trakya mutfak kültürüne baktığımızda, baklavanın bayramlar, düğünler ve hasat şenlikleri için nasıl vazgeçilmez bir manevi değere dönüştüğünü görürüz. Trakya’nın bereketli topraklarında yetişen sert buğdaylardan elde edilen unlar, bu bölgede yapılan el açması tatlıların dokusunu tamamen değiştirmiştir. Trakya bayram baklavalarında, Antep bölgesinin fıstık egemenliğine karşın, bölgenin yerel tarım ürünleri olan ve yağıyla lezzeti tavan yapan yerli cevizler ile özellikle Edirne ve Kırklareli civarında bolca bulunan bademler başrolü oynar. Esnaf lokantalarında ve eski Rumeli tatlıcılarında nesilden nesile aktarılan orijinal baklava tarifi varyasyonlarında, hamura eklenen az miktarda sirkenin Trakya’nın o meşhur çıtırlığını ve ağızda dağılan kıvamını sağladığı bilinir. Bayram sabahlarında bayram namazından çıkan konuklara sunulan, lokanta vitrinlerinde ise manda kaymağı eşliğinde arz-ı endam eden bu tatlı, Trakya’nın misafirperverliğinin ve mutfak dehasının en somut nişanesidir.
Kusursuz bir baklava tarifi uygulamak, mutfakta bir kimya laboratuvarı hassasiyetiyle çalışmayı gerektirir. Malzemelerin rastgele seçilmesi, ne kadar emek harcarsanız harcayın hamurun fırında kayış gibi sertleşmesine ya da şerbeti yediğinde çamur gibi sönmesine neden olur. İşin sırrı, gluten bağlarından nem dengesine kadar her bileşenin kimyasal rolünü doğru kavramakta yatar. İlk ve en önemli aktörümüz şüphesiz ki un seçimidir. Baklava yapımında sıradan çok amaçlı unlar asla kullanılmamalıdır; çünkü bu unların protein (gluten) oranı düşüktür. Bize gereken, yüksek kaliteli durum buğdayından üretilmiş, yüksek protein oranına (%12-14 arası) sahip özel baklavalık ve böreklik unlardır. Gluten hamura elastkiyet verir; hamurun yırtılmadan, adeta bir tülbend gibi gözeneksiz ve mikron düzeyinde incecik açılmasını sağlayan yegane unsur bu protein ağlarıdır.
Bir diğer kritik unsur ise hamuru açarken un yerine kullandığımız nişastadır. Doğru bir baklava tarifi için kesinlikle buğday nişastası tercih edilmelidir. Mısır nişastası daha sert bir yapıya sahip olduğu için yufkaların açılırken yırtılmasına sebep olabilir ve fırından çıktıktan sonra tatlıya mat, unlu bir tat bırakır. Buğday nişastası ise ipeksi dokusuyla yufkaların birbirine yapışmadan kaymasını sağlar ve pişme esnasında tamamen eriyerek yok olur, geriye sadece çıtır katmanlar bırakır. Hamurun içerisine eklenen yoğurt ve sirke ise asitlik dengesini kurarak gluten ağlarını gevşetir, böylece hamur kolayca esner ve fırında kızarırken o çok sevdiğimiz gevrek dokuya kavuşur. Sıvı yağ ve yumurta ise hamura esneklik katarken, pişerken içinin de göz göz olmasını destekler.
Gelelim baklavaya asıl karakterini veren en büyük sırra: Sade yağ, yani arındırılmış tereyağı. Standart tereyağlarının içerisinde yaklaşık %15-18 oranında su ve süt katıları (kazein) bulunur. Eğer tereyağını doğrudan eritip baklavanın üzerine dökerseniz, içindeki su hamurun çıtırlaşmasını engeller ve onu yumuşatır; süt katıları ise yüksek fırın ısısında hemen yanarak baklavanızın üzerinde çirkin siyah benekler oluşturur. Bu yüzden profesyonel bir baklava tarifi uygulamak istiyorsanız, tereyağını kısık ateşte eritip üzerindeki beyaz köpükleri tamamen almalı, ardından dibe çöken ayranlı kısmı bırakarak üstte kalan berrak sarı yağı (sade yağı) süzmelisiniz. Bu altın sıvının kuruyemişlerle buluşması ise lezzetin zirvesidir. Tarifimizde kullanacağımız dosdoğru Antep fıstıkları ya da cevizler mutlaka taze olmalı, yağı uçmasın diye hamur açılmadan hemen önce diş koruyacak büyüklükte çekilmelidir. Toz gibi un haline getirilmiş yemişler yufkaların arasında kaybolur ve hamuru ağırlaştırır; oysa hafif korakor çekilmiş yemişler katların nefes almasını sağlayarak çıtırlığı ikiye katlar.

Geleneksel bir baklavanın kusursuz fırınlanması, şerbetini tam çekmesi ve katlarının tek tek sayılabilmesi için malzemelerin oda sıcaklığında ve birebir verilen ölçülerde olması gerekir. Profesyonel pastanelerin kullandığı bu reçete, ev ortamında alabileceğiniz en çıtır ve en dayanıklı sonucu sunmak üzere tasarlanmıştır. Aşağıdaki listede yer alan su bardağı ölçüsü standart 200 ml, çay bardağı ölçüsü ise klasik 125 ml olarak baz alınmıştır. Malzemelerinizi tartarak ya da tam ölçü bardaklarla hazırlamanız, hamurun kıvamını doğrudan etkileyecektir.
İpeksi Kıvamda Baklava Hamuru İçin Gerekli Malzemeler
Açma İşlemi, İç Harcı ve Altın Sarısı Şerbeti İçin Ölçüler
Evde usta işi bir tatlı yapmanın en kritik yolu, her aşamayı acele etmeden ve malzemelerin doğasına saygı duyarak gerçekleştirmektir. Bu baklava tarifi adımlarını harfiyen uyguladığınızda, hamurunuzun ne kadar kolay açıldığına ve fırında nasıl birer birer kabardığına şahit olacaksınız. Şimdi tezgahınızı temizleyin, malzemelerinizi dizin ve bu benzersiz gastronomi yolculuğuna ilk adımı atın.
Kusursuz bir baklava tarifi için işe derin bir yoğurma kabı seçerek başlayın. Kabın içerisine oda sıcaklığında iyice yumuşamış olan 100 gram tereyağını, yarım çay bardağı sıvı yağı, yarım çay bardağı sütü, oda sıcaklığındaki 1 adet yumurtayı, 2 yemek kaşığı sirkeyi, 1/4 çay kaşığı tuzu, 2 yemek kaşığı katı yoğurdu ve 1 çay bardağı suyu ekleyin. Tüm bu sıvı ve yarı katı malzemeleri, elinizin ısısıyla homojen bir sıvı kıvama gelene kadar parmak uçlarınızla güzelce karıştırın. Malzemelerin tamamen bütünleşmesi, un eklendiğinde hamurun topaklanmasını önleyecektir.
Bu sıvı karışımın üzerine, önceden elediğiniz 4 su bardağı baklavalık unun ilk 2 bardağını ilave edin ve yavaşça karıştırarak yoğurmaya başlayın. Unun kalan kısmını ise azar azar, hamurun ihtiyacına göre ekleyin. Her un markasının emicilik oranı farklı olduğundan kontrolü elden bırakmamalısınız. Hamur toparlanıp kabı bırakmaya başladığında tezgaha alın. Yaklaşık 10-15 dakika boyunca, avucunuzun içiyle bastıra bastıra, hamuru yırtmadan katlayarak yoğurun. Hedefimiz; pürüzsüz, ipeksi, kulak memesinden bir tık daha sert ve kesinlikle ele yapışmayan, özlü bir hamur elde etmektir. Hamur ne kadar iyi yoğrulursa, gluten ağları o kadar güçlü olur ve yufkalar yırtılmadan açılır.
Özleşen hamuru tezgaha yatırıp eşit bir rulo haline getirin. Bir hamur kartı veya keskin bir bıçak yardımıyla hamuru tam 24 eşit parçaya bölün ve her bir parçayı avucunuzun içinde yuvarlayarak pürüzsüz bezeler haline getirin. Geniş bir tepsinin tabanına hafifçe buğday nişastası serpiştirin ve hazırladığınız 24 bezeyi aralarında boşluk kalacak şekilde dizin. Bezelerin üzerini nemli temiz bir bezle veya streç filmle hava almayacak şekilde kapatın. Hamurun kendini salması, glutenin gevşemesi ve kolayca esneyebilmesi için oda sıcaklığında tam 40 dakika dinlenmeye bırakın. Bu dinlenme süresi, bu profesyonel baklava tarifi uygulamasının en hayati adımlarından biridir.
Dinlenme süresi dolan bezeleriniz artık işlenmeye tamamen hazırdır. Geniş ve temiz tezgahınızın üzerine 1 su bardağı buğday nişastasının bir kısmını serpin. İlk bezeyi nişastanın üzerine alın, üzerine de hafifçe nişasta serpiştirerek merdane yardımıyla yaklaşık bir tatlı tabağı büyüklüğünde açın. İlk 12 bezeyi bu şekilde tek tek tatlı tabağı boyutuna getirip aralarına birer çay kaşığı nişasta serperek üst üste dizin. Kalan 12 bezeye de aynı işlemi uygulayarak iki ayrı 12’li grup elde edin. Üzerlerini yine bezle örtün ki kuruyup kabuk bağlamasınlar.
Şimdi usta işi dokunuş zamanı. İlk 12’li yufka grubunu önünüze alın. Üzerine ve altına buğday nişastası serpin. Uzun ve ince baklava oklavanızı hamurun ortasına yerleştirip, merkezden dışarıya doğru dengeli baskı uygulayarak büyütmeye başlayın. Hamuru sürekli saat yönünde döndürerek ve oklavaya sarıp hafifçe dışa doğru ellerinizi kaydırarak genişletin. Bu aşamada yufkaların gazete kağıdı inceliğine gelmesi ve kullanacağınız fırın tepsisinin genişliğine tam oturması gerekir. Yufkalar o kadar ince olmalıdır ki altındaki tezgahın dokusu veya eliniz arkasından rahatça seçilebilmelidir. Açma işlemi bitince, katların fırında efsanevi şekilde kabarması için yufkaları oklavadan tek tek ayırarak havalandırın ve üzerlerindeki fazla nişastayı temiz bir fırçayla hafifçe süpürün.
Açtığınız tül inceliğindeki yufkaları alt katman ve üst katman olmak üzere ikiye ayırın (her biri 12 kat). Standart yuvarlak veya dikdörtgen baklava tepsinizin tabanını eritip süzdüğünüz sade yağ ile hafifçe yağlayın. İlk 12 kat yufkayı, her katın arasına bir fırça yardımıyla eritilmiş sade yağdan birer kaşık gezdirerek üst üste tepsiye serin. Yağın yufkanın her yerine değmesine ama göllenmemesine dikkat edin. Alt taban katları tamamlandığında, orta kısma 250 gram taze çekilmiş file Antep fıstığını veya cevizleri her yere eşit gelecek şekilde cömertçe serpiştirin. Ardından, üst katman için ayırdığınız diğer 12 kat yufkayı da yine her katın arasını incecik sade yağ ile yağlayarak yerleştirin. En üst katın tamamen pürüzsüz ve düzgün olmasına özen gösterin.
Tepsi kurulumu tamamlandıktan sonra, baklavanın fırında içinin de çıtır çıtır pişmesi ve yağı tamamen emmesi için dilimleme aşamasına geçiyoruz. Keskin ve ince bir bıçak yardımıyla, yufkaları ezmeden, yukarıdan aşağıya doğru düz şeritler halinde kesin. Ardından tepsiyi çevirerek kare veya geleneksel havuç dilimi, baklava dilimi formunda geometrik olarak kesin. Bıçağın tepsinin en alt tabanına kadar indiğinden emin olun; aksi takdirde alt katlar şerbeti düzgün çekemez. Kesim işlemi bittiğinde, kalan eritilmiş ve ılımış olan tüm sade yağı (yaklaşık 150-200 gram) bir kaşık yardımıyla tüm dilimlerin arasına, kesik çizgilerine ve baklavanın üzerine eşit şekilde dökün. Yağ, tüm katmanların arasına sızarak fırında her yaprağın bir yelpaze gibi açılmasını sağlayacaktır.
Fırınlama aşaması, bu enfes baklava tarifi sonucunun profesyonel bir pastane kalitesine ulaşıp ulaşmayacağını belirleyen son büyük sınavdır. Fırınınızı önceden mutlaka 195 dereceye ayarlayın ve alt-üst ayarda, fansız konumda tamamen ısıtın. Hazırladığınız tepsiyi fırının orta rafına veya tabana yakın olan bir alt rafına yerleştirin. İlk 10 dakika boyunca 195 derecelik bu yüksek ısıda pişirin. Bu yüksek sıcaklık, yufkaların arasındaki tereyağının hızla kaynamasını ve katların aniden havayla dolarak kabarmasını sağlar. 10 dakikanın sonunda, fırının kapağını açmadan ısıyı hemen 180 dereceye düşürün.
180 derecede, baklavanın içi, hamur katları ve alt tabanı tamamen kuruyup kızarana kadar yaklaşık 35 dakika daha kontrollü bir şekilde pişirmeye devam edin. Toplamda 45 dakikalık bu ağır ve kademeli pişirme tekniği sayesinde baklavanızın içi asla hamur kalmayacaktır. Baklavanın üzeri göz alıcı bir amber ve altın sarısı renge ulaştığında, alt tabanının da tamamen kızardığından emin olduktan sonra tepsiyi fırından çıkarın. Fırından çıkan baklavayı oda sıcaklığında yaklaşık 4-5 dakika dinlendirerek ilk yüksek ve yakıcı fırın ateşinin gitmesini sağlayın. Bu esnada tatlınız çıtır çıtır sesler çıkararak hafifçe oturacaktır.

Evde hazırlanan bir baklava tarifi uygulamasının başarısı, fırından yayılan o büyüleyici kokunun ötesinde, tatlının haftalarca çıtırlığını koruyabilmesiyle ölçülür. Pek çok amatör şefin en büyük şikayeti, fırından ilk çıktığında muazzam görünen baklavanın, şerbetiyle buluştuktan birkaç saat veya bir gün sonra pörsümesi, yumuşaması ve hamurlaşmasıdır. Profesyonel pastanelerin ve eski kuşak Trakya esnaf lokantalarının sırrı, fizik ve kimya kurallarını mutfakta kusursuz bir şekilde manipüle etmelerinde gizlidir. Çıtır çıtır, ısırdığınızda kulaklarda hışırtı koparan geleneksel bir baklava tarifi elde etmek istiyorsanız, şerbet ve hamur buluşmasındaki o meşhur sıcak-soğuk paradoksunu çok iyi yönetmeniz gerekir.
Temel kural şudur: Fırından yeni çıkmış, adeta cayır cayır yanan sıcak baklavaya asla ocaktan yeni indirilmiş kaynar şerbet dökülmez. Bu en sık yapılan ve tüm emeği çöpe atan hatadır. İki unsurun da aşırı sıcak olması, yufkalardaki nişastanın hızla jelatinleşmesine ve katların birbirine yapışarak çamur gibi bir kıvam almasına yol açar. Doğru baklava tarifi metodunda, şerbetinizi önceden hazırlayıp oda sıcaklığında tamamen soğutmalı, hatta hafifçe kıvamlı ve soğuk bir yapıya getirmelisiniz. Fırından çıkan sıcak baklavayı ise tezgahta tam 4-5 dakika dinlendirip ilk harlı ateşinin (fırın gazının) uçmasını beklemelisiniz. İşte bu kritik dakikanın ardından, soğuk şerbet sıcak baklavanın üzerine azar azar, her dilimin arasına nüfuz edecek şekilde gezdirilmelidir. Bu kontrast, yufka katlarının şerbeti aniden emip şişmesini engeller; yufka şerbeti yavaşça içine çekerken dış çeperindeki o çıtır ve gevrek dokuyu muhafaza eder.
Asla yumuşamayan ve bayatlamayan bir baklava tarifi için gizli bir diğer hile ise hamurun asitlik oranında ve pişirme süresinde saklıdır. Hamura eklediğimiz iki yemek kaşığı sirke ve yoğurt, unun içindeki glüten ağlarını kırarak hamurun fırında bir bisküvi gibi kuruyarak kızarmasını sağlar. Nem, çıtırlığın en büyük düşmanıdır. Eğer baklavanızı yüksek ısıda çok hızlı pişirirseniz, sadece dış katmanları kızarır, içteki yufka katları nemli kalır. Şerbet döküldüğünde o içteki nemli katlar dışı da hızla yumuşatır. Bu yüzden profesyonel bir baklava tarifi minimum 45 dakika, hatta fırınınızın performansına göre 50-55 dakika boyunca, içinin nemi tamamen buharlaşana kadar ağır ağır fırınlanmalıdır. Tepsideki yufka katlarının fırından çıkarken tamamen kurumuş olması, şerbeti yese bile o çıtırlığın haftalarca muhafaza edilmesini sağlayan en büyük kimyasal sırdır.

Şerbetli tatlılar dünyasının bu en ihtişamlı üyesi, lezzetiyle baş döndürdüğü kadar enerji yoğunluğuyla da dikkat çeken bir yapıya sahiptir. Hakiki, tam ölçülü ve orijinal bir baklava tarifi ile hazırlanan tatlının kalori değerleri, kullanılan sade yağın kalitesine, hamurun inceliğine ve iç harçtaki kuruyemiş miktarına göre değişiklik gösterir. Standart porsiyonlama kurallarına göre, orta büyüklükte kesilmiş 2 dilim ev baklavası yaklaşık 1 porsiyona tekabül etmektedir ve bu porsiyon ortalama 401/kcal (kalori) enerji barındırır. Bu değer, günlük enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayabilecek niteliktedir; dolayısıyla bu eşsiz lezzeti tüketirken porsiyon kontrolü sağlamak, gastronomi deneyiminizin sağlığınızla gölgelenmemesi adına büyük önem taşır.
Besin değerleri açısından analiz edildiğinde, geleneksel bir baklava tarifi karbonhidrat ve yağ yönünden oldukça zengindir. Bir porsiyon (2 dilim) baklavada yaklaşık 50-55 gram karbonhidrat bulunur ki bunun büyük bir kısmı şerbetten gelen basit şekerler ve unun nişastalı yapısından oluşur. Sade yağ kullanımı nedeniyle porsiyon başına düşen yağ miktarı yaklaşık 18-22 gram arasındadır. Ancak bu noktada iç harç olarak kullanılan Antep fıstığı veya ceviz devreye girerek tatlıya sağlıklı yağ asitleri (Omega-3 ve Omega-6), bitkisel protein ve diyet lifi kazandırır. Bir porsiyon kaliteli baklava, kuruyemişlerin etkisiyle yaklaşık 5-6 gram protein ve 2 gram civarında lif içerir. İçerisindeki süt ve yumurta ise tatlının kalsiyum ve mikro besin değerlerini minimal düzeyde de olsa destekler.
Sağlıklı ve dengeli bir tüketim rehberi oluşturmak gerekirse, bu ağır ve şerbetli klasiği günün doğru saatlerinde tüketmek metabolizmanızı koruyacaktır. Baklava tarifi ile hazırladığınız tatlıyı akşam ağır bir akşam yemeğinin hemen ardından tüketmek yerine, kan şekerinizin dengelenmesi adına ikindi çayı saatlerinde, hafif aç karnına veya öğle yemeğinden 1-2 saat sonra tercih etmeniz önerilir. Şerbetin yaratacağı ani insülin dalgalanmasını ve kan şekerinin hızla yükselip düşmesini engellemek için, baklavanın yanında protein lif dengesi sağlayacak ek gıdalar tüketmek harika bir stratejidir. Geleneksel olarak yanına çok yakışan manda kaymağı veya sade kesme dondurma, içerdikleri süt proteinleri ve yağları sayesinde şekerin kana karışma hızını yavaşlatır, böylece hem tatlının ağırlığını hafifletir hem de daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur.
Kusursuz bir baklava tarifi ile hazırladığınız o muazzam tatlı fırından çıkıp şerbetini asaletle çektikten sonra, sıra bu gastronomi şölenini doğru eşlikçilerle taçlandırmaya gelir. Baklava, yoğun şeker, zengin sade yağ ve yoğun kuruyemiş dokusu sebebiyle damakta baskın bir karakter sergiler. Bu yüzden yanına sunulacak ikramların, tatlının bu asil ağırlığını dengeleyecek, damaktaki tat reseptörlerini ferahlatacak ve bir sonraki dilim için damakta temiz bir sayfa açacak nitelikte olması gerekir. Trakya’nın köklü esnaf lokantalarından saray davetlerine uzanan geleneksel menü kurgularında, baklavanın yanına eklenecek her detayın yapısal bir görevi vardır.

Geleneksel ve modern mutfağın en çok kabul gören eşlikçilerini şu şekilde sıralayabiliriz:
Kusursuz bir baklava tarifi uygulamak ve tül inceliğinde yufkalar elde etmek istiyorsanız kesinlikle buğday nişastası kullanmalısınız. Mısır nişastası daha sert ve gözenekli bir yapıya sahiptir; bu durum yufkaların açılma esnasında hızla yırtılmasına neden olur. Ayrıca mısır nişastası fırında tam erimeyerek tatlının üzerinde mat, unlu ve pütürlü bir tabaka bırakabilir. Buğday nişastası ise ipeksi dokusuyla yufkaların birbirine yapışmadan kayarak açılmasını sağlar ve pişme esnasında tamamen eriyerek yok olur.
Geleneksel hamur işi tatlılarının en büyük başarı sırrı sıcaklık kontrastıdır. Bu profesyonel baklava tarifi kurallarına göre; fırından yeni çıkmış sıcak baklavaya, oda sıcaklığında tamamen soğumuş soğuk şerbet dökülmelidir. Baklava fırından çıktıktan sonra yaklaşık 4-5 dakika dinlendirilmeli, ilk harlı fırın ateşi geçtikten sonra soğuk şerbet yavaş yavaş verilmelidir. İki unsurun da sıcak olması baklavayı anında hamurlaştırır; iki unsurun da soğuk olması ise şerbetin çekilmesini engeller.
Ev tipi ankastre fırınlarda baklava pişirirken fırının kesinlikle alt-üst ayarda ve fansız (statik) konumda olması gerekir. Fanlı pişirme modları, fırın içerisindeki sıcak havayı çok hızlı sirküle ettiği için baklavanın dış katmanlarını birkaç dakika içinde kurutup kızartırken, içteki yufka katlarının çiğ ve nemli kalmasına yol açar. Bu durum şerbet döküldüğünde tatlının çökmesine sebep olur. Fansız ayarda ise ısı yavaşça yayılır ve baklavanın her katı eşit şekilde pişer.
Şerbetlendikten sonra yumuşayan veya pörsüyen bir baklavayı eski çıtırlığına döndürmek oldukça zordur, çünkü nişasta yapısı şerbetle birlikte jelatinleşmiştir. Ancak hafif nemli kalmış baklavayı kurtarmak için tatlıyı önceden ısıtılmış 150 derece fırında, kapağı hafif aralık olacak şekilde 8-10 dakika kadar fan ayarında ısıtabilirsiniz. Bu işlem yüzeydeki fazla nemin buharlaşmasını sağlar. Tamamen bayatlayan veya hamurlaşan baklavanın ise kimyasal yapısı bozulduğu için eski çıtır dokusuna dönmesi mümkün değildir.
Gerçek bir pastane kalitesinde baklava tarifi elde etmenin yegane kuralı sade yağ (arındırılmış tereyağı) kullanmaktır. Standart tereyağını erittiğinizde üzerinde biriken beyaz köpükleri (kazein) ve dibe çöken sütlü suyu (ayran) tamamen ayıklamalısınız. Sadece ortada kalan berrak, sarı ve saf yağ katmanını kullanmalısınız. İçerisinde su veya süt katısı kalmış yağlar yufkaları yumuşatır ve yüksek fırın ısısında yanarak baklavanın üzerinde siyah yanık lekeleri oluşturur.
Baklava yapımından sonra kenarlardan artan hamur parçalarını veya fazla gelen bezeleri ziyan etmemek için harika alternatifler mevcuttur. Bu hamurları ince şeritler halinde rulo yapıp fırında kızartabilir, üzerine kalan şerbeti dökerek hızlıca “Kıvratma Tatlısı” üretebilirsiniz. Bir diğer yöntem ise hamur parçalarını nişastasız şekilde fırınlayıp kıtırlaştırmak, ardından mutfak robotundan geçirerek ufalamaktır. Bu çıtır parçaları sütlü muhallebilerin, kupların veya ev yapımı dondurmaların üzerine çıtır kaplama malzemesi olarak kullanabilirsiniz.