Avrupa Parlamentosu, İran’daki protestolara destek vererek Devrim Muhafızları’nın terör örgütü ilan edilmesini istedi. Başkan Roberta Metsola, İran halkına ‘Kablolar kesilse de sizi duyuyoruz, yalnız değilsiniz’ diyerek tarihi bir mesaj verdi.

Fransa’nın Strasbourg kenti, dünya diplomasisinde yankı uyandıran tarihi bir oturuma ev sahipliği yaptı. Avrupa Parlamentosu, İran’da devam eden protestolar ve artan şiddet olayları karşısında sessizliğini bozarak, İran halkının özgürlük taleplerine en üst perdeden destek verdi. Parlamento Başkanı Roberta Metsola’nın duygusal ve kararlı konuşması, Avrupa’nın İran politikasında yeni bir döneme girildiğinin sinyallerini taşıyor.
Konuşmacı: Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola.
Yer: Fransa, Strasbourg (Avrupa Parlamentosu Genel Merkezi).
Temel Talep: Şiddetin durması, tutukluların serbest bırakılması ve Devrim Muhafızları’nın terör listesine alınması.
Verilen Mesaj: “Yalnız değilsiniz, Avrupa Parlamentosu her zaman yanınızdadır.”
Strasbourg’daki genel kurul salonunda bugün alışılagelmiş diplomatik prosedürlerin ötesinde, insan hakları ve özgürlük adına kenetlenmiş bir irade hakimdi. Avrupa Parlamentosu İran desteği gündemiyle toplanan vekiller, Tahran sokaklarında yankılanan “özgürlük” sloganlarına kayıtsız kalmadıklarını gösterdi. Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, kürsüye çıktığında sadece bir siyasi lider olarak değil, vicdanların sesi olarak konuştu. Metsola, Tahran’ın puslu ve gergin sokaklarından yükselen çığlığın, Avrupa demokrasisinin kalbi olan Strasbourg’da karşılık bulduğunu, verilen mesajın net olduğunu vurguladı: “İran özgür olacak.”
Bu ifade, diplomatik nezaketin ötesinde, İran halkının verdiği mücadelenin meşruiyetine duyulan inancın bir göstergesiydi. Avrupa Birliği’nin yasama organı olan Parlamento, aldığı kararlarla İran’daki mevcut rejimin uygulamalarına karşı sert bir duvar ördü. Metsola’nın konuşması sırasında salonda oluşan atmosfer, meselenin sadece siyasi bir kriz değil, evrensel bir insan hakları sınavı olarak görüldüğünü kanıtlar nitelikteydi.
Parlamento’nun ezici bir çoğunlukla kabul ettiği karar metni, İran yönetimine karşı bugüne kadar yapılmış en kapsamlı ve en sert uyarılardan birini içeriyor. Roberta Metsola, oylama sonrası yaptığı değerlendirmede, kararın detaylarını dünya kamuoyuyla paylaştı. Avrupa Parlamentosu, İran’da protestoculara yönelik uygulanan orantısız güç kullanımının derhal son bulmasını talep ediyor. Sokaklarda barışçıl bir şekilde hak arayan gençlerin, kadınların ve erkeklerin şiddetle bastırılmasına karşı Avrupa’nın tahammülünün kalmadığı açıkça belirtildi.
Daha da önemlisi, son dönemde artan idam kararlarına ve infazlara dikkat çekildi. Parlamento, yaşam hakkının kutsallığına vurgu yaparak, İran yargısının verdiği idam kararlarının durdurulması çağrısında bulundu. Ayrıca, sadece protestolara katıldıkları için cezaevlerine atılan binlerce göstericinin ve düşünceleri nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılan siyasi mahkûmların koşulsuz şartsız serbest bırakılması istendi. Bu talepler, Avrupa Birliği ile İran arasındaki ilişkilerin geleceğini şekillendirecek kırmızı çizgiler olarak masaya konuldu.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği’nin doğrudan halk oyuyla seçilen yasama organıdır.
- AP’nin aldığı kararlar, AB Konseyi ve Komisyonu üzerinde bağlayıcı bir siyasi baskı unsuru oluşturur.
- İran Devrim Muhafızları Ordusu, İran’ın askeri gücünün önemli bir parçası olmasının yanı sıra, ülkedeki ekonomik ve politik sistemde de belirleyici bir role sahiptir.
Oturumun en kritik ve uluslararası dengeleri sarsacak maddesi ise İran Devrim Muhafızları Ordusu ile ilgiliydi. Roberta Metsola, Parlamento’nun aldığı kararda, İran rejiminin en güçlü silahlı yapısı olan Devrim Muhafızları’nın “terör örgütü” olarak tanınması yönünde adım atılmasının istendiğini aktardı. Bu talep, sadece sembolik bir kınama değil, İran’a yönelik yaptırımların ve diplomatik izolasyonun çok daha ileri bir boyuta taşınması anlamına geliyor.
Milletvekilleri, yaşanan insan hakları ihlallerinin, şiddetin ve baskının ana sorumlusu olarak gördükleri bu yapının uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini savundu. Sorumluların tespit edilmesi, yargılanması ve yaptırımlara tabi tutulması, kararın en can alıcı noktalarından birini oluşturuyor. Bu hamle, Avrupa’nın İran rejimine karşı artık “diyalog” yerine “yaptırım ve baskı” mekanizmasını daha etkin kullanacağının bir işareti olarak yorumlanıyor.
Oturumun en çarpıcı anları, Başkan Roberta Metsola’nın doğrudan İran halkına hitap ettiği dakikalarda yaşandı. İran rejiminin, protestoların dünyaya yayılmasını engellemek amacıyla sık sık başvurduğu internet kısıtlamalarına ve iletişim engellerine değinen Metsola, teknolojinin sustuğu yerde insanlığın vicdanının konuştuğunu vurguladı. Metsola’nın “Kablolar kesilse bile sizi duyuyoruz. Elektrik kesintileri yaşandığında bile sizi görüyoruz” sözleri, salonda derin bir sessizlik ve ardından büyük bir takdirle karşılandı.
Bu ifadeler, sadece bir destek mesajı değil, aynı zamanda İran’daki sansür duvarına karşı açılmış bir gedikti. Rejimin, dijital karartmalarla gerçeklerin üzerini örtme çabasının Avrupa’da karşılık bulmadığını gösteren bu çıkış, teknolojik bariyerlerin insan iradesini engelleyemeyeceğinin kanıtı oldu. Avrupa Parlamentosu, İranlıların sesinin fiber optik kablolardan değil, adalet arayışının gücünden geldiğinin altını çizdi.
İran’da aylardır süren eylemlerde, göstericilerin en büyük sorunu seslerini dış dünyaya duyurmaktı. Başkan Metsola’nın bu vurgusu, Avrupa’nın İran’daki gelişmeleri anbean, tüm engellemelere rağmen takip ettiğini gösteriyor. Avrupa Parlamentosu İran desteği, sadece diplomatik salonlarla sınırlı kalmayıp, İran’ın karanlıkta bırakılmaya çalışılan sokaklarına ışık tutmayı amaçlıyor.
“Sizi görüyoruz” cümlesi, İran’daki protestocular için hayati bir güvenlik kalkanı anlamı taşıyor. Dünyanın gözünün üzerlerinde olduğunu bilen rejim unsurlarının, insan hakları ihlallerinde daha temkinli olmak zorunda kalacağı düşünülüyor. Avrupa’nın en üst düzey yasama organından gelen bu “gözetim ve şahitlik” taahhüdü, göstericilerin moral motivasyonunu artıran en önemli dış desteklerden biri olarak kayıtlara geçti.
Roberta Metsola konuşmasını, İran halkının yüreğine dokunan şu net ifadelerle tamamladı: “Yalnız değilsiniz. Avrupa Parlamentosu her zaman sizin yanınızdadır.” Bu sözler, aylardır meydanlarda, üniversite kampüslerinde ve sokak aralarında mücadele eden milyonlarca İranlıya gönderilen bir umut mektubu niteliğindeydi. Uluslararası toplumun desteğini arkasında hissetmek, özgürlük mücadelesi veren toplumlar için en büyük güç kaynağıdır.
Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı ve Metsola’nın manifesto niteliğindeki konuşması, AB-İran ilişkilerinde artık geri dönülemez bir noktaya gelindiğini işaret ediyor. “Her zaman yanınızdadır” taahhüdü, bu desteğin dönemsel bir tepki olmadığını, İran halkı özgürlüğüne kavuşana dek sürecek uzun soluklu bir politika olduğunu gösteriyor. Strasbourg’dan yükselen bu ses, Tahran’da özgürlük şarkıları söyleyenlerin korosuna Avrupa’nın da katıldığını resmileştirdi.
Trakya’dan dünyaya bakan bir pencere olarak, sınır komşumuzda veya dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan insan hakları mücadelelerine duyarsız kalmamız mümkün değil. Avrupa Parlamentosu’nun aldığı bu karar, evrensel insan haklarının korunması adına atılmış tarihi bir adımdır. Roberta Metsola’nın şahsında Avrupa halklarının, İran halkına uzattığı bu dostluk eli, demokrasinin sadece kendi sınırları içinde değil, tüm dünyada yeşermesi gerektiği inancının bir tezahürüdür.
Sonuç olarak; İran halkının talepleri artık sadece Tahran sokaklarının değil, Avrupa demokrasisinin de ana gündem maddesidir. Trakyalife.com olarak, barışın, özgürlüğün ve insan onurunun kazandığı bir dünya temennisiyle, gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı