Mutlak butlan mazbatayı geçersiz kılar mı?

Prof. Dr. Zakir Avşar, CHP’nin 38. Kurultayı’na yönelik mutlak butlan kararının mazbata kavramını nasıl etkilediğini analiz ediyor. Yazısında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun mazbatasının geçerliliğini koruduğunu, Özgür Özel’in ise mazbatasının hiç düzenlenmemiş sayıldığını vurguluyor. Halk iradesi ile hukuk düzeni arasındaki gerilimi mercek altına alan Avşar, demokratik meşruiyetin sınırlarını sorguluyor.

Yayınlama: 01.06.2026
A+
A-

Prof. Dr. Zakir Avşar, kaleme aldığı ”Mutlak butlan ile “mazbata” kalır mı?” başlıklı yazısında, CHP’nin 38. Kurultayına yönelik yargının verdiği mutlak butlan kararının mazbata kavramını nasıl etkilediğini derinlemesine inceliyor. Avşar, Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel arasındaki mazbata tartışmasını hukuki ve siyasi boyutlarıyla ele alıyor.

Mazbata nedir ve neden önemlidir?

Mazbata, Arapça kökenli bir kelime olup “tespit edilmiş şey” veya “yazılı kayıt” anlamına gelir. Ancak demokratik sistemlerde mazbata, sıradan bir idari belgenin çok ötesinde anlam taşır. Seçim sonucunun hukuki tescili olan mazbata, halk iradesinin pozitif hukuk alanındaki görünümüdür. Bir kişinin belediye başkanı, milletvekili veya parti genel başkanı olabilmesi için sadece oy alması yetmez; bu sonucun hukuk düzenince kesinleştirilmesi, yani mazbatanın verilmesi gerekir.

Mazbatanın demokratik meşruiyetteki rolü

Demokratik rejimlerde meşruiyetin kaynağı halktır, ancak bu meşruiyetin somut hale gelmesi için hukuki bir forma kavuşması şarttır. İşte mazbata tam da bu noktada devreye girer: Halk iradesini devlet organizasyonuna dahil eder ve temsil ilişkisini soyut siyasal düzlemden somut hukuki zemine taşır. Mazbata olmadan, bir seçim sonucu sadece sosyolojik bir olgu olarak kalır; hukuki bir statü kazanamaz.

Mutlak butlan kavramı ve seçim hukukundaki yeri

Mutlak butlan, hukuk teorisinde bir işlemin baştan itibaren hükümsüz sayılması anlamına gelir. Kamu düzenine ağır aykırılık taşıyan, kurucu unsurları eksik olan veya emredici normları ihlal eden işlemler mutlak butlan yaptırımına tabidir. Bu durumda işlem hukuken hiç doğmamış sayılır ve sonradan geçerlilik kazanması mümkün değildir. Anayasa hukukunda ise mutlak butlan daha hassas sonuçlar doğurur, çünkü devletin sürekliliği ve kamusal istikrar korunmak zorundadır.

Halk iradesi mi, hukuk düzeni mi?

Avşar, bu tartışmanın modern anayasa teorisinin temel gerilimlerinden birini oluşturduğunu belirtiyor: Halk iradesi mi üstündür, yoksa normatif hukuk düzeni mi? Bu mesele, Carl Schmitt ve Hans Kelsen arasındaki teorik ayrışmada belirginleşir. Schmitt egemenliği nihai siyasal karar olarak görürken, Kelsen hukukun normatif üstünlüğünü savunur. Günümüz anayasal demokrasileri bu iki yaklaşım arasında denge kurmaya çalışmaktadır.

Mazbata ve mutlak butlan arasındaki hassas denge

Demokratik rejimlerin istikrarı, mazbata ile mutlak butlan arasındaki hassas dengenin korunmasına bağlıdır. Mazbata demokratik temsilin hukukileşmesini ifade ederken, mutlak butlan hukuki meşruiyetin sınırlarını ortaya koyar. Eğer seçim sonuçları her ağır siyasi tartışmada mutlak butlan iddiasıyla karşı karşıya kalırsa, temsil ilişkisi kırılgan hale gelir ve toplumun seçim sistemine duyduğu güven aşınır. Ancak hukuka aykırılık ağır boyutlara ulaştığında, mazbatanın kurucu etkisi de tartışmalı hale gelir.

Kılıçdaroğlu’nun mazbatası var, Özel’in yok

Prof. Dr. Zakir Avşar, yazısının sonunda net bir değerlendirme yapıyor: Kemal Kılıçdaroğlu’nun mazbatası var, Özgür Özel’in ise yok. Kılıçdaroğlu’nun 37. Kurultay’ın kazananı olarak usulüne uygun düzenlenen mazbatası hâlâ geçerlidir. Özgür Özel’in mazbatası ise mutlak butlan kararı ile hiç yapılmamış sayılan 38. Kurultay’ın neticesi olduğu için hiç düzenlenmemiş ve hiç verilmemiş gibidir.

Bu tartışma, sıradan bir seçim hukuku probleminin ötesinde, demokratik meşruiyetin temellerine ilişkin önemli soruları gündeme getiriyor. Halk egemenliği ile hukuk devleti arasındaki denge, modern anayasal devletin meşruiyetini sürdürebilmesi için hayati önem taşıyor.

Kaynak: BHA

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.