İran Yeni Dini Lideri Hamaney, halkın gücüyle düşmanın yenileceğini belirterek, bölgedeki ABD üslerinin ve stratejik noktaların hedef alınmaya devam edileceği mesajını verdi.

İran İslam Cumhuriyeti’nde gerçekleşen kritik liderlik değişiminin ardından göreve seçilen yeni Dini Lider Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, Tahran’da dünya kamuoyunun pürdikkat takip ettiği ilk resmi açıklamasını yaptı. Bölgesel gerilimin zirve yaptığı ve askeri hareketliliğin arttığı bir dönemde konuşan Hamaney, iç kamuoyuna “tam birlik” çağrısında bulunurken, dış dünyaya ve özellikle bölgedeki ABD varlığına karşı sert bir tutum sergiledi. Yeni lider, stratejik noktalar ve intikam vurgularıyla İran’ın önümüzdeki dönemdeki güvenlik doktrininin ipuçlarını verdi.
Birlik Çağrısı: Sosyal, kültürel ve güvenlik alanlarında tam bir bütünleşme vurgusu yapılarak iç cephenin tahkim edilmesi istendi.
Stratejik Hedefler: Komşu ülkelerdeki ABD üslerinin doğrudan hedef alınmaya devam edileceği ve Hürmüz Boğazı’ndaki kontrolün sürdürüleceği belirtildi.
İntikam Kararlılığı: “Canavarca işlenen suçların” bedelinin ağır ödetileceği ifade edilerek, askeri tesislerin imha edileceği uyarısında bulunuldu.
İran’da bir önceki liderin şehit edilmesinin ardından toplanan Uzmanlar Meclisi’nin kararıyla göreve gelen Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, kürsüye çıktığında öncelikle halkın ve İslam dünyasının desteğine teşekkür etti. Liderlik makamı ile halk arasındaki bağın koparılamaz olduğunu vurgulayan Hamaney, kendisinden önceki liderin devlet politikalarına olan sadakatini ve İslam Cumhuriyeti’ni anlama konusundaki net vizyonunu miras aldığını belirtti. İran Dini Lideri olarak yaptığı bu ilk hitapta, geçiş döneminin yarattığı sorumluluğun bilincinde olduğunu ve düşmanın liderlik makamını boş bırakma girişimlerinin halkın iradesiyle boşa çıkarıldığını söyledi.
Düşman unsurların Uzmanlar Meclisi seçimlerini engellemeye çalıştığına dair iddialara değinen Hamaney, “Artık ben buradayım ve İran halkı tüm dünyaya ne kadar büyük bir millet olduğunu gösterdi” diyerek hem içerideki konsolidasyonu sağladı hem de dış baskılara meydan okudu. Konuşmasında sık sık halkın gücüne atıfta bulunan yeni lider, bu gücün düşmanı yenmek için en büyük silah olduğunu ifade etti.
Yeni liderin dış politika ve askeri strateji konusundaki açıklamaları, bölgedeki dengeler açısından oldukça kritik başlıklar içeriyordu. İran’ın on beş komşu ülkesiyle dostane ilişkiler kurma niyetinde olduğunu yineleyen Hamaney, buna rağmen bir “kırmızı çizgi” çizdi. Bazı komşu ülkelerde bulunan ABD üslerinden İran topraklarına saldırılar düzenlendiğini belirten İran Dini Lideri, bu üslerin operasyonlarının derhal durdurulması gerektiğini ihtar etti.
İran’ın askeri hedeflerine dair net bir çerçeve çizen Hamaney şu noktalara dikkat çekti:
Hamaney’in konuşmasında geniş yer bulan bir diğer konu ise “Direniş Cephesi” oldu. Yemen’deki ve Irak’taki müttefik unsurların İslam Devrimi’nin değerlerine olan bağlılığını öven lider, Siyonist rejimle mücadelenin bu ittifak sayesinde kararlılıkla süreceğini belirtti. Özellikle küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet iddiaları, bölgedeki gerilimi tırmandıracak cinstendi. İran Dini Lideri, düşmanın tecrübesinin İran’ı bu stratejik noktalarda yenmeye yetmeyeceğini savundu.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Halkın direnişini canlı tutabilmek için tüm devlet kurumlarının eksiksiz çalışmaya devam etmesi gerektiğini söyleyen Hamaney, ekonomik ve sosyal hizmetlerin kesintiye uğramamasının hayati önemde olduğunu belirtti. “Asla geri adım atmayacağız” diyerek kararlılık mesajı veren lider, kadınların ve çocukların kanının kendileri için en mukaddes değer olduğunu ifade etti. Minap Okulu saldırısı gibi sivil kayıpların yaşandığı olaylara atıfta bulunarak, “Düşman işlediği suçların bedelini çok ağır ödeyecek” uyarısında bulundu.
Yeni Dini Lider Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney’in açıklamaları, Tahran’ın sadece savunma değil, aynı zamanda aktif bir “caydırıcılık” stratejisi izleyeceğini açıkça ortaya koydu. İran Dini Lideri, konuşmasında düşmanın teknolojik üstünlüğüne karşı halkın sarsılmaz iradesini ve “şehadet kültürünü” en büyük güç çarpanı olarak tanımladı. Ülkenin geleceği açısından bu geçiş döneminin bir “imtihan” olduğunu belirten Hamaney, devletin tüm kademelerinin bir saat gibi kusursuz çalışmasının, sahadaki direnişin başarısı için ön koşul olduğunu vurguladı.
İç cephede beklenen bu disiplinli duruşun amacı, olası ekonomik yaptırımlar veya askeri baskılar karşısında toplumsal direnci diri tutmaktır. Hamaney, halkın desteğini sadece bir oylama sonucu olarak değil, “İslam Devrimi’nin ruhunun tecellisi” olarak gördüğünü ifade ederek, yönetimin meşruiyetinin halkla kurulan bu manevi bağdan beslendiğini hatırlattı. Bu durum, yeni dönemde İran’ın iç politikada daha muhafazakar ve güvenlik odaklı bir yapıya bürünebileceğinin sinyallerini veriyor.
Hamaney’in konuşmasında en çok yankı uyandıran kısımlardan biri de “tazminat değerinde imha” çıkışı oldu. Bu ifade, İran’ın maruz kaldığı her türlü saldırıya karşı, saldırının maliyeti ve stratejik zararıyla eş değer bir karşılık vereceği anlamına geliyor. İran Dini Lideri, özellikle eğitim kurumlarına (Minap Okulu vurgusu) ve sivillere yönelik eylemleri “insanlık suçu” olarak niteleyerek, bu suçların hesabının sadece faillerinden değil, onlara lojistik destek sağlayan üs ve merkezlerden de sorulacağını belirtti.
Askeri doktrindeki bu sertleşme, bölgedeki aktörler için şu riskleri beraberinde getiriyor:
[Image representation of regional security dynamics and strategic waterways]
Hamaney, komşu ülkelerle ilişkileri geliştirme arzusunu yinelerken, bu ülkelerin egemenlik haklarını hatırlatarak önemli bir diplomatik manevra yaptı. İran’ın bir “koloni rejimi” olmadığını belirterek hem kendi bağımsızlığını vurguladı hem de topraklarında yabancı üs bulunduran ülkelerin bu durumdan rahatsız olması gerektiğini ima etti. İran Dini Lideri, “Kendi kararlarımızı kendimiz veririz” mesajıyla, Batı’nın dayatmalarına karşı bölgesel bir ittifakın (Direniş Ekseni üzerinden) daha verimli olacağını savundu.
Hürmüz Boğazı ve ötesindeki tüm operasyonel sahalarda İran’ın tecrübesinin azımsanmaması gerektiğini hatırlatan lider, bu noktaların “İslam dünyasının nefes borusu” olduğunu ve buradaki şartların İran lehine devam ettirileceğini söyledi. Yemen ve Irak gibi bölgelerdeki direniş odaklarının Tahran’la olan uyumu, bölgede parçalı değil, merkezi bir komuta altındaki mücadelenin devam edeceğini gösteriyor.
Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney, hitabını yüce Allah’ın kendilerine verdiği görevi sabırla yerine getirme sözüyle tamamladı. “Canımızı feda etmemiz gerekirse ederiz” diyerek en üst düzeyde bağlılık mesajı veren yeni lider, İran halkından da aynı özveriyi beklediğini hissettirdi. Tahran’dan yükselen bu ses, bölgedeki tüm başkentlerde yankı bulurken, uluslararası toplumun İran’ın bu yeni “direniş ve intikam” söylemine nasıl karşılık vereceği büyük bir merak konusu.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı