Zakharova: Türkiye Hayati Bir Ortağımızdır

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zakharova, Türkiye’yi “hayati ve uzun vadeli bir ortak” olarak nitelendirdi. Avrupa ve NATO’ya ise “ABD olmadan kendinizi savunamazsınız, patronun kim olduğunu öğrendiniz” diyerek çok sert mesajlar verdi.

Zakharova: Türkiye Hayati Bir Ortağımızdır
⚡️ Haberi Özetle:
Yayınlama: 30.01.2026
A+
A-

Dünya siyasetinin en sıcak gündem maddelerinin görüşüldüğü, dengelerin her an değiştiği bir dönemde Moskova’dan Ankara’ya yönelik çok kritik mesajlar geldi. Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın en yetkili seslerinden biri olan Sözcü Maria Zakharova, düzenlediği basın toplantısında Türkiye ile ilişkilere geniş bir parantez açtı. Batı ile ilişkilerin gerildiği, bölgesel çatışmaların tırmandığı bir atmosferde Rusya’nın Türkiye’ye bakış açısını net ifadelerle ortaya koyan Zakharova, sadece ikili ilişkileri değil, Karadeniz ve Orta Doğu’daki güvenlik mimarisini de işaret etti.

Ankara Vurgusu: Rusya, Türkiye ile olan ilişkilerini sadece komşuluk değil, “hayati bir ortaklık” olarak tanımladı.

Karadeniz ve Orta Doğu: İki ülke arasındaki diyaloğun, bölgesel barış ve uluslararası güvenlik için kilit rolde olduğu belirtildi.

Moldova ve NATO: Zakharova, Moldova’daki enerji krizine ve NATO’nun ABD bağımlılığına dair çok sert eleştirilerde bulundu.

Moskova’dan Ankara’ya “Güven ve Ortaklık” Mesajı

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zakharova, küresel diplomasinin dikkatle takip ettiği haftalık basın brifinginde, Türkiye ile Rusya arasındaki bağların derinliğine dikkat çekti. Zakharova’nın açıklamaları, iki ülkenin sadece ticari veya turistik bir ilişki içinde olmadığını, aynı zamanda jeopolitik bir kader ortaklığı paylaştığını bir kez daha gözler önüne serdi. “Türkiye’nin komşuları ve uzun yıllara dayanan bir ortakları olduğunu” belirten Sözcü, Ankara’nın Moskova nezdindeki stratejik önemini vurguladı.

Diplomatik çevrelerde, Zakharova’nın kullandığı “uzun yıllara dayanan ortak” ifadesi, konjonktürel dalgalanmalara rağmen iki devlet aklının birbirini anladığı ve iş birliği zeminini koruduğu şeklinde yorumlanıyor. Özellikle Batı dünyasının Rusya’ya yönelik yaptırımları ve izolasyon politikaları sürerken, Türkiye’nin izlediği denge politikasının Moskova tarafından takdirle karşılandığı, bu açıklamaların satır aralarında net bir şekilde görülüyor.

Karadeniz ve Orta Doğu’nun Anahtarı: Türk-Rus Diyaloğu

Zakharova’nın konuşmasındaki en çarpıcı bölümlerden biri, Türkiye ile Rusya arasındaki diyaloğun sadece iki ülkeyi ilgilendirmediği, çok daha geniş bir coğrafyayı etkilediği tespitiydi. Rus Sözcü, “Rusya–Türkiye arasındaki yakın diyaloğun, ortak Karadeniz bölgemiz dahil olmak üzere uluslararası güvenliğin güçlendirilmesi açısından hayati öneme sahip olduğuna inanıyoruz” diyerek, Karadeniz’in bir barış denizi olarak kalmasında Ankara ve Moskova hattının belirleyici olduğunu ifade etti.

Bununla da yetinmeyen Zakharova, Orta Doğu Barış Süreci’ne çözüm bulunması noktasında da Türkiye ile yürütülen temasların katkısına değindi. Suriye’den Filistin meselesine kadar bölgeyi kan gölüne çeviren krizlerde, Türkiye ve Rusya’nın koordinasyonunun çözüm için vazgeçilmez bir mekanizma olduğu mesajı verildi. Bu durum, iki ülkenin bölgesel sorunlara “dışarıdan dayatma” reçetelerle değil, bölge ülkelerinin kendi inisiyatifleriyle çözüm bulma arayışının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Diplomasinin Keskin Dili: Maria Zakharova, 2015 yılında Rusya Dışişleri Bakanlığı Bilgi ve Basın Dairesi’nin başına geçen “ilk kadın” diplomat olmuştur.
  • Üslup Farkı: Klasik, yuvarlak ve donuk diplomatik dilin aksine; sert, iğneleyici ve bazen de edebi üslubuyla dünya çapında tanınan bir figürdür.
  • Sosyal Medya Etkisi: Açıklamalarını sık sık sosyal medya üzerinden şiirsel veya ironik bir dille yaparak geleneksel diplomasinin kalıplarını yıkmasıyla meşhurdur.

“Moldova’da Rus Düşmanlığı Cep Yakıyor”

Zakharova, basın toplantısının devamında rotayı Doğu Avrupa’ya, özellikle de Moldova’ya çevirdi. Kişinev yönetiminin Batı yanlısı politikalarını ve Rusya’dan enerji kopuşunu sert bir dille eleştiren Sözcü, bu politikaların faturasının doğrudan Moldova halkına çıktığını savundu. Rakamlarla konuşan Zakharova, Moldova’daki hane halkı için elektrik tarifelerinin 2024 yılından bu yana yüzde 70, 2021 yılından bu yana ise tam yüzde 150 oranında arttığını hatırlattı.

Kişinev yönetiminin “Artık Rus gazına bağımlı değiliz” şeklindeki açıklamalarını bir “gurur tablosu” gibi sunmasını ironik bulan Zakharova, bu durumu “maliyetli ve anlamsız bir Rus düşmanlığı” (Rusofobi) örneği olarak niteledi. Rusya’ya sırtını dönmenin ekonomik bedelinin ağır olduğunu ima eden Sözcü, enerji güvenliği konusunda ideolojik saplantıların halkın cebindeki parayı nasıl erittiğini vurguladı. Bu açıklamalar, bölgedeki diğer ülkelere de “Rus enerjisinden vazgeçmenin bedeli ağırdır” mesajı taşıyan bir uyarı niteliğindeydi.

“Avrupa’ya Patronun Kim Olduğu Hatırlatıldı”

Basın toplantısının tansiyonunun en çok yükseldiği anlar, Sözcü Maria Zakharova’nın NATO ve Avrupa Birliği ilişkilerine dair yaptığı değerlendirmeler oldu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin geçtiğimiz günlerde AB Parlamentosu’nda sarf ettiği “NATO, Washington olmadan hayatta kalamaz” şeklindeki sözleri, Moskova’da geniş yankı uyandırdı. Zakharova, bu açıklamayı bir itiraf olarak nitelendirirken, kullandığı üslup yine oldukça manidardı.

Rutte’nin bu sözlerini “bir keşif” veya “yeni bir bilgi” olarak görmediklerini belirten Zakharova, bu durumu “malumun ilamı” olarak yorumladı. Rus Sözcü’ye göre bu ifade, Batı ittifakı içerisindeki hiyerarşiyi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Zakharova, “Avrupalılara patronun kim olduğu söylendi: Amerika Birleşik Devletleri olmadan kendilerini savunamazlar” diyerek, Avrupa kıtasının savunma ve güvenlik konusunda Washington’a olan mutlak bağımlılığının bizzat NATO’nun en tepesindeki isim tarafından tescillendiğini vurguladı.

Stratejik Otonomi Hayal mi?

Zakharova’nın bu sert çıkışı, uzun süredir uluslararası ilişkiler uzmanlarının tartıştığı “Avrupa’nın Stratejik Otonomisi” kavramına da Rusya penceresinden bir cevap niteliği taşıyor. Moskova yönetimi, Avrupa ülkelerinin kendi bağımsız dış politikalarını ve savunma stratejilerini üretemediğini, kararların okyanus ötesinden, yani Washington’dan dikte edildiğini sık sık dile getiriyor.

Sözcünün ifadeleri, Avrupa başkentlerinin (Brüksel, Paris, Berlin) kendi güvenlik mimarilerini kurma konusundaki yetersizliğini yüzlerine vurma amacı taşıyor. Zakharova, ABD şemsiyesi olmadan Avrupa’nın savunmasız kalacağı tezinin, aslında Avrupa’yı siyasi olarak da ABD’nin bir “uydu”su haline getirdiğini savunuyor. Bu durum, Rusya’nın neden Avrupa ülkeleriyle tek tek değil, doğrudan ABD ile müzakere etmeyi tercih ettiğinin de bir gerekçesi olarak masada duruyor. Çünkü Moskova’ya göre karar verici merci Avrupa başkentleri değil, “patron” olarak nitelendirilen Washington yönetimi.

Ankara’nın Farkı: Bağımsız ve Dengeli Duruş

Tüm bu açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, Zakharova’nın konuşmasının başında Türkiye için kullandığı övgü dolu ifadelerin anlamı daha da derinleşiyor. Bir yanda “ABD olmadan nefes alamayan” bir Avrupa tablosu çizen, diğer yanda “Rus gazına düşmanlık edip halkını fakirleştiren” bir Moldova örneği veren Zakharova; bu iki örneğin tam karşısına Türkiye‘yi koyuyor.

Ankara’nın hem bir NATO üyesi olup hem de Rusya ile “hayati ve uzun vadeli” bir ortaklık yürütebilmesi, Moskova nezdinde Türkiye’yi diğer Batı bloku ülkelerinden ayıran en temel özellik. Kendi ulusal çıkarlarını önceleyen, yeri geldiğinde Batı ile yeri geldiğinde Doğu ile iş birliği yapabilen Türkiye modeli, Zakharova’nın çizdiği “bağımlı Avrupa” portresinin tam zıttı bir “bağımsız aktör” profili çiziyor.

Bölgesel İstikrar İçin Zorunlu İş Birliği

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nin açıklamalarından çıkarılacak en net sonuç; Moskova’nın mevcut konjonktürde Türkiye ile olan kanalları sonuna kadar açık tutmak istediğidir. Özellikle Karadeniz’in güvenliği ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin titizlikle uygulanması gibi konularda Ankara’nın duruşu, Rusya için hayati önem taşıyor. Orta Doğu’daki yangının sönmesi ve Kafkasya’daki dengelerin korunması için de iki ülkenin “yakın diyaloğu” vazgeçilmez bir enstrüman olarak görülüyor.

Sonuç olarak Maria Zakharova, haftalık olağan toplantısında sadece güncel gelişmeleri değerlendirmekle kalmadı, aynı zamanda Rusya’nın yeni dünya düzenine bakış açısının bir özetini sundu. Bu bakış açısına göre; ideolojik saplantılarla hareket edenler (Moldova örneği) kaybediyor, vesayet altındakiler (Avrupa/NATO örneği) aciz kalıyor, ancak rasyonel ve bağımsız politika izleyenler (Türkiye örneği) ile uzun vadeli ve kazandıran ortaklıklar kurulabiliyor. Trakyalife olarak, bölgemizi yakından ilgilendiren bu diplomatik satranç hamlelerini takip etmeye devam edeceğiz.

Kaynak: Hibya Haber Ajansı

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.

Kişisel verilerinizin güvenliği, çerez verilerinizin hukuka uygun olarak işlenmesi ve korunması için azami hassasiyeti gösteriyoruz.
Kabul Et
Reddet