ÇANAKKALE – Çanakkale’deki Troya Arkeolojik Alanı, üst üste kurulan dokuz kent katmanıyla yaklaşık 4 bin yıllık geçmişi gün yüzüne çıkarıyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan alan, 1998’den bu yana dünya çapında tanınıyor.
Hisarlık Tepesi’nde yer alan Troya, Çanakkale Boğazı’nın güney girişine yaklaşık 4,8 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre alanda 9 ana kent katmanı ve 42 yapı katı tespit edildi. En erken yerleşim MÖ 3000-2500 yıllarına, Erken Tunç Çağı’na tarihleniyor.
Troya Arkeolojik Alanı’nda dokuz kent üst üste
Troya’yı arkeolojik açıdan farklı kılan en önemli özellik, kesintisiz yerleşim katmanları. Farklı dönemlerde yeniden kurulan kentlerin izleri Roma Dönemi’ne kadar uzanıyor. Bu katmanlaşma, Anadolu, Ege ve Balkanlar arasındaki kültürel değişimin binlerce yıllık kaydını sunuyor.
Kazılarda savunma duvarları, kent kapıları, taş döşeli rampa ve savunma kuleleri ortaya çıkarıldı. Aşağı kentte yapılan çalışmalar, Geç Tunç Çağı’nda yerleşimin yaklaşık 30 hektara yayıldığını gösteriyor.
Homeros’un İlyada’sından arkeolojiye
Troya’nın dünya çapında tanınmasında Homeros’un İlyada Destanı büyük rol oynuyor. UNESCO kayıtlarına göre MÖ 13. yüzyılda gerçekleştiği kabul edilen Troya kuşatması, destanda ölümsüzleştirildi. Mitolojik anlatıya göre savaş, Paris’in Sparta Kralı Menelaos’un eşi Helena’yı Troya’ya getirmesiyle başladı.
Arkeolojik çalışmalar 19. yüzyıla uzanıyor. Heinrich Schliemann’ın 1870’lerdeki kazılarının ardından Wilhelm Dörpfeld ve Carl Blegen gibi isimler bölgede çalıştı. Yaklaşık bir buçuk asırdır süren araştırmalarla surlar, kapılar, tiyatro, hamamlar ve gelişmiş kanalizasyon sistemi gün yüzüne çıkarıldı.
1998’den bu yana dünya mirası
Troya Arkeolojik Alanı, 1998’de 849 sıra numarasıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kültürel miras olarak kaydedildi. Alan, UNESCO’nun 2, 3 ve 6 numaralı kriterlerini karşılıyor. Değerlendirmede Troya’nın Anadolu, Ege ve Balkanlar arasındaki ilişkileri göstermesi ve İlyada ile Aeneis gibi eserlerle bağı öne çıkıyor.
Troya’da yaşam Tunç Çağı’yla sınırlı kalmadı. Athena Tapınağı ve kutsal alan Yunan ve Roma dönemlerinin izlerini taşırken, agora çevresindeki odeion ve bouleuterion Roma dönemi kent düzenini yansıtıyor. Çevredeki tarihî peyzajda ise tarih öncesi yerleşimlerden Helenistik tümülüslere, Roma ve Osmanlı köprülerine kadar farklı dönemlerin izleri bulunuyor.
Kaynak: BHA KÜLTÜR











