TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Suriye’de merkezi yönetim ve SDG arasındaki entegrasyon sürecini değerlendirdi. Suriye’nin toprak bütünlüğünün “Terörsüz Türkiye” hedefi için kritik olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, birlik mesajı verdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Suriye’de son dönemde hız kazanan bütünleşme ve siyasal entegrasyon süreçlerine ilişkin stratejik değerlendirmelerde bulundu. Bölgedeki askeri ve idari hareketliliği yakından takip ettiklerini belirten Kurtulmuş, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasının hem bölge barışı hem de Türkiye’nin milli güvenliği açısından hayati önem taşıdığını vurguladı.
Mutabakat Vurgusu: 10 Mart Mutabakatı ve 30 Ocak Anlaşması hükümlerine tam bağlılık, bölgeyi ateş çemberinden çıkaracak temel unsur olarak tanımlandı.
Entegrasyon Süreci: Şam yönetimi ile SDG arasındaki askeri ve idari kademeli entegrasyon, yeni bir güvenlik mimarisi için fırsat olarak nitelendirildi.
Milli Güvenlik: Suriye’nin bütünlüğü için atılan her adımın, “Terörsüz Türkiye” hedefine doğrudan hizmet ettiği ifade edildi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bölgedeki güncel gelişmeleri analiz ederken Suriye’nin devlet kapasitesinin artırılması gerektiğine dikkat çekti. Şam yönetimi ile SDG (Suriye Demokratik Güçleri) arasında varılan mutabakatın, bölgeyi istikrara kavuşturma potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Kurtulmuş, askeri ve idari açıdan öngörülen kademeli birleşmenin önemine değindi.
Kurtulmuş, bu bütünleşme sürecinin sadece Suriye sınırları içerisinde kalmayacağını, tüm Ortadoğu coğrafyasında dengeleri değiştirecek bir “güvenlik mimarisi” inşa edeceğini belirtti. “Bu bütünleşme, Suriye’nin devlet kapasitesini artırarak yeni bir güvenlik mimarisine kapı aralamaktadır” diyen TBMM Başkanı, parçalanmış bir yapının yerine egemen bir devlet yapısının ikame edilmesinin vekalet savaşlarını bitirecek tek yol olduğunu savundu.
Suriye’nin geleceğinde toplumsal barışın tesisi için kapsayıcı bir siyasal sistemin şart olduğunu dile getiren Numan Kurtulmuş, hiçbir etnik veya dinsel grubun dışlanmaması gerektiğini vurguladı. Arap, Kürt ve Türkmen ayrımı yapmaksızın her bir Suriye vatandaşının kendisini sistemin parçası olarak hissetmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Hiçbir kimliği, inancı ve düşünceyi ötekileştirmeksizin her bir Suriye yurttaşının siyasal sistemde onurlu ve güvenli yeri sağlanmalıdır. Parçalanma ve vekalet yapılanmaları kimseye huzur getirmez.” Bu açıklamalar, Türkiye’nin Suriye politikasındaki “toprak bütünlüğü” ve “toplumsal uzlaşı” vurgusunu bir kez daha en üst perdeden teyit etmiş oldu.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Suriye’de iç savaşın başladığı 2011 yılından bu yana Türkiye, “toprak bütünlüğü” ilkesini uluslararası her platformda savunmaya devam etmektedir.
- 30 Ocak Anlaşması ve 10 Mart Mutabakatı gibi güncel metinler, Suriye sahasındaki aktörlerin merkezi yönetimle ilişkilerini düzenleyen kritik aşamaları temsil etmektedir.
- Sınır güvenliği ve terörle mücadele konseptinde, komşu ülkelerin merkezi otoritelerinin güçlenmesi uluslararası hukuk açısından istikrarın anahtarı kabul edilir.
Kurtulmuş’un açıklamalarında öne çıkan en kritik başlıklardan biri de “Terörsüz Türkiye” vizyonu oldu. Suriye’nin bütünlüğü yönünde atılan her adımın, Türkiye’nin sınır güvenliğini tahkim ettiğini belirten Kurtulmuş, emperyal ağların bölgedeki oyunlarının ancak birlik ve dirlik içinde bozulabileceğini aktardı.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Suriye üzerindeki hesapların sadece yerel aktörlerle sınırlı olmadığını, bölgeyi istikrarsızlaştırmak isteyen küresel güçlerin “vekalet yapılanmaları” üzerinden bölgeyi dizayn etmeye çalıştığını ifade etti. Suriye’nin kendi iç dinamikleriyle bütünleşmesinin, bu karanlık ağları etkisiz hale getireceğini belirten Kurtulmuş, Türkiye’nin bu süreçteki iradesinin sarsılmaz olduğunu dile getirdi.
Bölgeyi içine çeken kaostan çıkışın ancak “devlet birliği” ile mümkün olabileceğini savunan Kurtulmuş, egemen bir Suriye’nin hem Türkiye hem de tüm komşu ülkeler için en büyük güvenlik garantisi olacağını vurguladı. Terör örgütlerinin ve onların arkasındaki emperyal odakların oluşturduğu fiili bölünmelerin, hiçbir toplumsal kesime uzun vadeli bir gelecek sunmayacağının altını çizdi.
Kurtulmuş’un açıklamalarında altını çizdiği “Terörsüz Türkiye” hedefi, sadece bir güvenlik konsepti değil, aynı zamanda sınırın her iki yakasında huzurun kalıcı hale gelmesi için toplumsal bir sözleşme niteliği taşıyor. Suriye’nin merkezi idaresi ile yerel unsurlar arasındaki kademeli entegrasyonun, terör gruplarının hareket alanını kısıtlayacağını belirten Numan Kurtulmuş, bu istikametteki adımların başarıya ulaşmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.
“Toprak birliği, egemenlik birliği, devlet birliği sayesinde gelecek birliği de sağlanacaktır” diyen Kurtulmuş, Türkiye’nin Suriye ile olan tarihi ve kültürel bağlarının, bu bütünleşme sürecine pozitif bir enerji katacağını hatırlattı. Birlik ve dirliğin, coğrafyamız üzerinde kurulan oyunları bozacak yegane anahtar olduğunu ifade ederek, Suriye halkının kendi kaderini tayin etme sürecinde devlet kapasitesinin artırılmasının şart olduğunu yineledi.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı ile uluslararası bir hukuk zorunluluğu olarak tanınmaktadır.
- Türkiye, Suriye ile olan 911 kilometrelik kara sınırı boyunca güvenliği sağlamak amacıyla hem diplomatik hem de operasyonel süreçleri eş zamanlı yürütmektedir.
- “Vekalet Savaşları” terimi, büyük güçlerin doğrudan karşı karşıya gelmek yerine, yerel grupları veya örgütleri kullanarak stratejik hedeflerine ulaşmaya çalıştığı çatışma türünü ifade eder.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı