Orta Doğu’da 14. güne giren savaşta İsrail ve ABD, İran’ın başkenti Tahran’da 11 stratejik noktayı vurdu. İran’ın misillemesiyle İsrail’in kuzeyinde sirenler çaldı, 59 kişi yaralandı. Can kaybı 1348’e yükseldi.

Orta Doğu coğrafyası, modern tarihin en gerilimli ve yıkıcı süreçlerinden birinden geçerken, 14. güne girilen çatışmalarda tansiyon kontrol edilemez bir noktaya ulaştı. Gece yarısı Tahran semalarında yükselen alevler ve peş peşe gelen patlama sesleri, savaşın seyrinin ne denli kritik bir aşamaya evrildiğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdi.
Saldırı Bilançosu: ABD ve İsrail’in İran operasyonlarında can kaybı 1348’e yükselirken, yaralı sayısı 17 bini aştı.
Tahran Operasyonu: Başkent Tahran’da 11 farklı stratejik bölge eş zamanlı füze saldırılarıyla hedef alındı.
Misilleme Dalgası: İran’ın İsrail’in kuzeyine yönelik cevabi saldırısında 59 kişinin yaralandığı bildirildi.
Küresel kamuoyunun endişeyle takip ettiği İsrail-İran savaşı, 14. gününde şiddetini artırarak devam ediyor. Bölgeden gelen son bilgilere göre, gece yarısı sessizliği başkent Tahran’ın 11 farklı noktasında yankılanan devasa patlamalarla bozuldu. Saldırıların koordineli bir şekilde gerçekleştirilmesi, operasyonun önceden titizlikle planlanmış askeri bir stratejiye dayandığını kanıtlar nitelikte.
Haber kaynaklarından edinilen detaylara göre, saldırıların hedefi olan bölgeler kentin dört bir yanına yayılmış durumda. Kuzeyde Levasan ve Zaferaniye gibi prestijli bölgelerden, güneydeki sanayi ve yerleşim odaklı İslamşehr ve Rey şehrine kadar geniş bir hat ateş çemberine alındı. Ayrıca kentin doğusunda Tahranpars ve Perdis, batısında ise Punek, Merzdaran, Sohreverdi, Dovlet ve Naziabad bölgelerinde sarsıcı patlamalar kaydedildi. Patlamaların şiddeti o denli yüksekti ki, çevre binalarda camların kırıldığı ve yerel halkın büyük bir panikle sığınaklara akın ettiği belirtiliyor.
Bu saldırılar sadece fiziksel bir yıkımı değil, aynı zamanda psikolojik bir üstünlük çabasını da simgeliyor. Tahran gibi savunma sistemlerinin en yoğun olduğu bir başkentin 11 farklı noktasından vurulması, bölgedeki askeri dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Özellikle havacılık ve lojistik merkezlerine yakınlığıyla bilinen bazı bölgelerin hedef seçilmesi, saldırının amacının sadece askeri kapasiteyi zayıflatmak değil, aynı zamanda yönetim merkezindeki karar alma mekanizmalarını felç etmek olduğunu düşündürüyor.
Henüz resmi makamlardan hasar tespitine dair kapsamlı bir veri paylaşılmamış olsa da, sahadaki muhabir akışları dumanların kentin üzerini kapladığını ve ambulans hareketliliğinin en üst seviyeye çıktığını işaret ediyor. Bu durum, çatışmaların artık sınır hatlarından çıkıp doğrudan başkentlerin kalbine yerleştiğinin en somut kanıtı olarak kayıtlara geçiyor.
Tahran’a yönelik ağır bombardımanın dumanı henüz tütmeye devam ederken, İran kanadından beklenen misilleme haberi jet hızıyla geldi. İran ordusu, İsrail’in kuzey bölgelerini hedef alan yoğun bir füze saldırısı başlattı. Bu hamle, savaşın bölgesel bir yayılma stratejisi izlediğini ve tarafların geri adım atmaya niyetli olmadığını gösteriyor.
İsrail acil yardım servislerinden gelen ilk verilere göre, bu misilleme saldırısı sonucunda 59 kişi yaralandı. Yaralıların büyük bir çoğunluğunun hafif yaralanmalarla kurtulduğu ifade edilirken, Zarzir beldesinde 35 yaşındaki bir kadının sırtına isabet eden şarapnel parçası nedeniyle durumunun orta derecede olduğu ve hastanede müşahede altına alındığı bildirildi.
İran tarafından ateşlenen füzelerin menzilindeki İsrail’in kuzey bölgelerinde, gece boyunca siren sesleri dinmedi. Ordu yetkilileri, yarım saat aralıklarla düzenlenen iki büyük dalga halinde gelen füze saldırılarına karşı halkı yüksek sesli anonslarla uyardı. Bu süreçte sivil halkın büyük bir bölümü sığınaklara tahliye edildi. Gökyüzünde demir kubbe sistemlerinin devreye girmesiyle oluşan patlama parlamaları, sınır hattındaki pek çok yerleşim yerinden çıplak gözle izlendi.
Yerel kaynaklar ve basın kuruluşları, füze parçalarının isabet ettiği bazı konutlarda yapısal hasarlar meydana geldiğini, ancak erken uyarı sistemleri sayesinde can kaybının önüne geçildiğini belirtiyor. Zarzir beldesi başta olmak üzere kuzeydeki tarım arazileri ve yerleşim odaklarında güvenlik kordonları oluşturulmuş durumda.
Aslında her şey, taraflar arasında diplomatik müzakerelerin devam ettiği bir atmosferde, 28 Şubat tarihinde gerçekleştirilen ani askeri hamlelerle başladı. Washington ve Tahran hatlarındaki gerilim, diplomasi masasının devrilmesiyle yerini sahada sıcak çatışmaya bıraktı. İsrail-İran savaşı olarak adlandırılan bu süreç, sadece bu iki ülke ile sınırlı kalmayıp Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi bölge ülkelerindeki askeri üslerin de hedef alınmasıyla çok uluslu bir kriz boyutuna ulaştı.
İran makamlarının paylaştığı verilere göre, saldırıların başladığı günden bu yana İran lideri Ayetullah Ali Hamaney dahil olmak üzere devlet mekanizmasında kritik roller üstlenen pek çok üst düzey yetkili hayatını kaybetti. Bu kayıplar, İran devlet yapısında ciddi bir sarsıntı yaratırken, misilleme saldırılarının dozunun artmasına neden olan ana motivasyon kaynağı haline geldi.
Savaşın 14. gününde ortaya çıkan tablo, sadece askeri bir çatışmayı değil, devasa bir insani dramı da gözler önüne seriyor. Onaylanmış son verilere göre, ABD ve İsrail operasyonları neticesinde İran topraklarında hayatını kaybedenlerin sayısı 1348 kişiye ulaştı. Yaralı sayısı ise 17 bini aşarak bölgedeki sağlık altyapısını çökme noktasına getirdi. Hastanelerde ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşanırken, uluslararası yardım kuruluşlarının bölgeye erişimi ise güvenlik gerekçesiyle kısıtlanmış durumda.
Tahran’ın kalbinde patlayan füzeler, sadece stratejik binaları değil, aynı zamanda sivil yaşam alanlarını da doğrudan etkiliyor. Merzdaran ve Sohreverdi gibi yoğun nüfuslu batı bölgelerinde patlamaların yarattığı panik, kitlesel bir göç dalgasını tetikleme riski taşıyor. Bölge uzmanları, çatışmaların bu şiddette devam etmesi durumunda Orta Doğu genelinde yeni bir mülteci krizinin kapıda olduğu konusunda uyarılarda bulunuyor.
11 bölgeyi aynı anda vurabilen bir operasyon kabiliyeti, bölgedeki istihbarat ağının derinliğini de simgeliyor. Levasan’dan İslamşehr’e kadar uzanan geniş coğrafi dağılım, saldırıların noktasal değil, bütünsel bir “çökertme harekatı” olduğunu gösteriyor. Buna karşılık İran’ın kuzey İsrail’i vuran füze bataryalarını hala aktif tutabilmesi, yer altı tünelleri ve mobil rampaların etkinliğini koruduğuna işaret ediyor.
Askeri uzmanlar, 14. günün sonunda tarafların “topyekün imha” stratejisinden ziyade, “karşılıklı yıpratma” evresine geçtiğini düşünüyor. Ancak Tahran gibi bir metropolün bu denli ağır yara alması, İran’ın bir sonraki hamlesinde daha radikal yöntemlere (Hürmüz Boğazı’nın kapatılması veya siber sabotajlar gibi) başvurma ihtimalini güçlendiriyor.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı