2004 yılında Trabzon Sürmene’de anneannesinin evinin önünde kaybolan 2,5 yaşındaki Mustafa Demir’den 22 yıldır haber alınamıyor. Fransa’da yaşayan gurbetçi aile, çocuklarının kaçırıldığını düşünerek dosyanın yeniden açılmasını bekliyor.

2004 yılının sıcak bir Temmuz günü, Trabzon’un Sürmene ilçesinin sessiz köylerinden birinde başlayan bir çocuk oyunu, bir ailenin hayatını yirmi yılı aşkın sürecek bir kabusa çevirdi. Fransa’nın Strasbourg kentinden memleket hasretiyle yola çıkan gurbetçi Demir ailesi için o yaz, sadece bir tatil değil, bitmek bilmeyen bir arayışın ve dinmeyen bir evlat acısının miladı oldu. 2,5 yaşındaki Mustafa Demir’in bir anda ortadan kaybolmasıyla başlayan süreç, aradan geçen 22 yıla rağmen Türkiye’nin en derin ve çözülemeyen kayıp vakalarından biri olma özelliğini koruyor.
Olayın Özeti: 2004 yılında Trabzon Sürmene’de anneannesinin evinin önünde oynayan 2,5 yaşındaki Mustafa Demir bir anda kayboldu.
Zaman Aşımı ve Arama: Olayın üzerinden 22 yıl geçmesine rağmen küçük Mustafa’dan bugüne kadar hiçbir somut iz bulunamadı.
Ailenin Durumu: Fransa’da yaşayan aile, çocuklarının kaçırılmış olma ihtimali üzerinde durarak dosyanın yeniden incelenmesini istiyor.
Fransa’nın Strasbourg kentinde yaşamını sürdüren Sürmeneli Hikmet ve Emine Demir çifti, 2004 yılında dört çocuklarını da yanlarına alarak hem tatil yapmak hem de akraba ziyaretinde bulunmak amacıyla Türkiye’ye doğru yola çıktılar. Aile için bu yolculuk, uzun süredir uzak kaldıkları topraklara duyulan özlemi giderme amacı taşıyordu. Yolculuğun ilk durağı olan İstanbul’da bir süre vakit geçiren aile, ardından asıl hedefleri olan Trabzon’un Sürmene ilçesine bağlı Çiftesu Köyü’ne ulaştı.
Planlama gereği, baba Hikmet Demir bedelli askerlik görevini yerine getirmek üzere Burdur’daki birliğine teslim olacaktı. Bu süre zarfında anne Emine Demir ve çocuklar, köyde kalarak akrabalarıyla vakit geçirecek, baba askerlik görevini bitirdiğinde ise hep birlikte Fransa’ya döneceklerdi. Ancak hayatın bu gurbetçi aile için hazırladığı plan, onların tüm beklentilerinden çok daha sert ve trajik oldu. Sürmene kayıp çocuk Mustafa Demir vakası, işte bu ayrılığın gölgesinde, köyün sakin atmosferinde bir anda patlak verdi.
Ailenin en küçük ferdi olan 2,5 yaşındaki Mustafa Demir, köye vardıkları günden itibaren zamanının büyük kısmını anneannesi Fatma Kırali ile geçiriyordu. Küçük yaşına rağmen hareketli ve meraklı bir çocuk olan Mustafa, 3 Temmuz 2004 tarihinde yine anneannesinin evinin önünde, her zamanki gibi oyun oynuyordu. O anlar, ailesinin onu son kez gördüğü anlar olacaktı.
Çevredeki tanıkların ve aile fertlerinin ifadelerine göre, küçük Mustafa bir anda gözden kayboldu. İlk etapta çocuğun evin yakınındaki bahçelere girmiş olabileceği ya da saklandığı düşünüldü. Ancak dakikalar geçip aramalar sonuç vermeyince, köyde büyük bir panik dalgası yayıldı. Köy sakinleri ve akrabalar tarafından başlatılan ilk arama çalışmaları, civardaki fındık bahçeleri, dere yatakları ve ormanlık alanları kapsayacak şekilde genişletildi. Ne yazık ki, güneş battığında ve gece çöktüğünde bile Mustafa’dan tek bir ses veya bir eşya izine dahi rastlanamadı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Olayın ciddiyetinin anlaşılmasının hemen ardından jandarma ekiplerine haber verildi. Bölgeye gelen güvenlik güçleri, iz takip köpekleri ve arama kurtarma personeliyle birlikte geniş çaplı bir operasyon başlattı. Sürmene kayıp çocuk Mustafa Demir isminin tüm telsiz kayıtlarına girdiği o günlerde, Sürmene’nin engebeli ve sık bitki örtüsüne sahip coğrafyası adım adım tarandı.
O sırada Burdur’da vatani görevini yapmakta olan baba Hikmet Demir, acı haberi alır almaz özel izin alarak derhal Sürmene’ye hareket etti. Birliğinden ayrılıp köye ulaştığında karşılaştığı tablo, sadece gözü yaşlı bir eş ve umutsuz bir arama çalışmasıydı. Kendi imkanlarıyla günlerce, haftalarca dağ bayır demeden oğlunu arayan babanın bu çabaları da maalesef somut bir sonuca ulaşmadı. Jandarma ekiplerinin yürüttüğü teknik incelemeler ve alınan ifadeler, Mustafa’nın sanki “yer yarılıp içine girmişçesine” ortadan kaybolduğunu gösteriyordu.
Aradan geçen 22 koca yıl, Demir ailesi için sadece takvim yapraklarının değişmesi değil, her sabah “belki bugün bir haber gelir” umuduyla uyanılan binlerce gün anlamına geliyor. Anne Emine Demir, arama çalışmalarının ilk gününden itibaren küçük Mustafa’nın kendi başına kaybolmuş olabileceği ihtimaline hiçbir zaman tam olarak inanmadı. Ona göre, 2,5 yaşındaki bir çocuğun, köylülerin ve profesyonel ekiplerin didik didik aradığı o bölgeden hiçbir iz bırakmadan uzaklaşması hayatın olağan akışına aykırıydı.
Anne Demir’in bu şüphesi, aslında benzer vakalarda görülen ortak bir endişeyi dile getiriyor: Kaçırılma ihtimali. 2004 yılındaki kısıtlı imkanlar ve köy yollarındaki denetimsizlik, kötü niyetli kişilerin bölgeye giriş çıkışını kolaylaştırmış olabilir mi? Bu soru, ailenin zihninde yirmi yılı aşkın süredir dönüp duruyor. Anne Emine Demir, evladının bir yerlerde hayatta olduğuna dair beslediği o anne içgüdüsünü hiç kaybetmedi. Sürmene kayıp çocuk Mustafa Demir vakasında ailenin tek isteği, dosyanın modern suç araştırma yöntemleriyle yeniden ele alınması ve o gün gözden kaçmış olabilecek en ufak bir detayın bile üzerine gidilmesidir.
Kriminal literatürde “Cold Case” (faili meçhul/çözülememiş dosya) olarak adlandırılan bu tür vakalar, zaman geçtikçe çözülmesi en zor dosyalar haline gelir. Mustafa Demir’in kayboluşu da Trabzon emniyet ve jandarma kayıtlarında bu kategorideki yerini koruyor. Ancak günümüzde gelişen adli tıp yöntemleri, DNA bankaları ve dijital veri analizleri, on yıllar önce kapanmış dosyaların yeniden açılmasına ve mucizevi sonuçlara ulaşılmasına olanak tanıyor.
2,5 yaşındaki bir çocuğun kırsal alanda kaybolması durumunda, ekipler genellikle bölgedeki vahşi hayvan saldırısı veya kaza ihtimallerini değerlendirir. Ancak Mustafa Demir olayında yapılan yüzlerce saatlik aramada ne bir kıyafet parçasına ne de fiziksel bir bulguya rastlanmış olması, olayın adli bir boyutu olduğu (kaçırılma veya alıkonulma) ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, Sürmene kayıp çocuk Mustafa Demir dosyasının sadece bir arama-kurtarma vakası değil, aynı zamanda derinlemesine bir asayiş soruşturması olarak güncelliğini korumasını sağlıyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Mustafa Demir bugün bulunsa, artık 2,5 yaşındaki o küçük çocuk değil, 24-25 yaşlarında bir delikanlı olacak. Bu durum, görgü tanıklarının hafızasındaki o küçük çocuk imajını geçersiz kılıyor. Ancak modern adli antropoloji ve bilgisayar grafikleriyle yapılan “progresif yaşlandırma” teknikleri, Mustafa’nın bugünkü halinin %80’e varan benzerlikle robot resminin çizilmesini sağlayabilir.
Demir ailesinin en büyük beklentisi de tam olarak bu. Mustafa’nın ablası, ağabeyleri ve ebeveynlerinin fotoğraflarından yola çıkılarak oluşturulacak bir robot resim, Türkiye genelinde ve hatta ailenin yaşadığı Fransa gibi ülkelerde dağıtılarak bir farkındalık yaratabilir. Sürmene kayıp çocuk Mustafa Demir vakası için geliştirilecek bu tür bir teknolojik hamle, belki de bir yerlerde gerçek kimliğinden habersiz yaşayan Mustafa’nın kendisini tanımasına veya onu tanıyan birinin ihbarda bulunmasına vesile olabilir.
Demir ailesi gibi Avrupa’da yaşayan binlerce Türk ailesi için Türkiye tatilleri, köklerine dönüş ve hasret giderme anlamı taşır. Ancak Mustafa Demir olayı, bu gurbetçi ailenin memleketine bakış açısını sonsuza dek değiştirdi. Trabzon’un yeşil yaylaları ve serin suları, onlar için birer huzur kaynağı olmaktan çıkıp, evlatlarını yutan birer bilinmezliğe dönüştü. Fransa’daki Strasbourg kentindeki evlerinde, hala Mustafa’nın odası ve hatıraları yaşatılmaya çalışılıyor.
Ailenin yaşadığı bu travma, sadece bireysel bir acı değil, aynı zamanda toplumsal bir yaradır. Gurbetten gelen bir ailenin en savunmasız varlığını, kendi topraklarında kaybetmiş olması, adalet duygusunun zedelenmemesi adına devletin ilgili birimlerinin bu dosyayı “namus meselesi” olarak görmesini zorunlu kılıyor. Demir ailesi, yetkililerden sadece “arama yapıldı” cevabını değil, “yeni deliller ışığında dosya güncellendi” müjdesini bekliyor.
Trabzon Sürmene Çiftesu Köyü’nde 2004 yılında duran zaman, Demir ailesi için hala o 3 Temmuz gününde asılı kalmış durumda. Mustafa Demir dosyası, Türkiye’nin vicdanında kanayan bir yara olarak dururken, ailenin metaneti ve umudu herkese örnek oluyor. Bir çocuğun annesinin evinin önünden buhar olup uçması kabul edilebilir bir durum değildir.
Bugün gelinen noktada, hem sivil toplum kuruluşlarının hem de adli makamların bu sessiz çığlığa kulak vermesi gerekiyor. Sürmene kayıp çocuk Mustafa Demir nerede? Bu soruya verilecek her türlü cevap, 22 yıllık bir karanlığa ışık tutacak ve belki de bir ailenin yarım kalan hayatını yeniden birleştirecektir.
Kaynak : https://www.arti33.com/fransada-turk-annenin-feryadi/