AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İran’daki sivil katliamlarına ve devlet yöneticilerine yönelik suikastlara tepki gösterdi. Çelik, Türkiye’nin sınır güvenliği ve enerji maliyetleri konusunda tüm tedbirleri aldığını duyurdu.

Orta Doğu’da gerilimin zirve yaptığı ve küresel bir savaş riskinin konuşulduğu kritik saatlerde, Ankara’dan dünyayı sarsan olaylara dair en net açıklama geldi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında, İran’a yönelik gerçekleştirilen askeri hamleleri “hukuksuz” olarak nitelendirdi. Müzakere masasının kurulmaya çalışıldığı bir dönemde gelen saldırıların arka planına değinen Çelik, uluslararası düzenin temel taşlarının sarsıldığını vurguladı.
Hukuksuz Müdahale: Ömer Çelik, egemen bir ülkenin yöneticilerine ve toprak bütünlüğüne yönelik saldırıların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtti.
İnsani Dram: Saldırılarda İran’da bir kız ilkokulunun vurulduğunu, çok sayıda sivil ve öğrencinin hayatını kaybettiğini duyurdu.
Türkiye’nin Hazırlığı: Sınır güvenliği, enerji maliyetleri ve olası göç dalgalarına karşı devletin tüm kurumlarıyla teyakkuzda olduğu açıklandı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, bölgesel yangını söndürmek için yürütülen diplomatik çabaların tam ortasında gelen askeri operasyonların zamanlamasına dikkat çekti. Umman ve Cenevre’de yürütülen görüşmelerde somut ilerlemeler kaydedildiğine dair sinyaller alınırken bu saldırıların gerçekleşmesini “hakkaniyetsiz” olarak değerlendiren Çelik, diplomasinin bir oyalama taktiği olarak kullanılmaması gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın krizin ilk anından itibaren yürüttüğü aktif diplomasi trafiğinin altını çizen Çelik, bu süreçte ABD Başkanı Donald Trump ve İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan başta olmak üzere pek çok liderle temas kurulduğunu hatırlattı. Ancak sahada yaşanan son gelişmelerin, bu barışçıl çabaları baltaladığına işaret eden Çelik, çözümün namluların ucunda değil, ancak ve ancak müzakere masasında aranması gerektiğini savundu.
Sözcü Çelik’in açıklamasındaki en sarsıcı detaylardan biri, sahadan gelen insani kayıplar oldu. İran’da bir kız ilkokulunun bombalanması sonucu yaşanan çocuk ölümlerine tepki gösteren Çelik, sivil kayıpların herhangi bir askeri stratejiyle açıklanamayacağını belirtti. Saldırılarda dini liderlerin, üst düzey askeri ve siyasi yetkililerin de yaşamını yitirdiğini teyit eden Çelik, Birleşmiş Milletler üyesi bir devletin yöneticilerine yönelik suikast girişimlerinin “gayrimeşru” olduğunun altını çizdi.
“Hiçbir ülke, bir başkasına rejim değişikliği dayatma hakkına sahip değildir” diyen Çelik, geçmişte benzer gerekçelerle yapılan müdahalelerin bölgeyi nasıl bir istikrarsızlık sarmalına sürüklediğini hatırlattı. Egemen bir devletin kurumlarına ve lider kadrosuna yönelik saldırıların, uluslararası düzenin güvenilirliğini tamamen ortadan kaldırabileceği uyarısında bulundu.
[Image showing regional conflict maps and diplomatic meeting tables]
Bölgedeki yangının Türkiye sınırlarına etkileri konusunda devletin tüm senaryolara hazırlıklı olduğunu ifade eden Ömer Çelik, güvenlik denkleminin güncellendiğini bildirdi. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel petrol fiyatları üzerindeki baskısı ve bu durumun Türkiye ekonomisine olası yansımaları için ekonomi yönetiminin tedbirler aldığını aktardı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Ömer Çelik, MKYK sonrası yaptığı değerlendirmelerde, çatışmanın sadece iki ülke arasında kalmayıp küresel bir yangına dönüşme riskine dair ciddi uyarılarda bulundu. İran’ın meşru müdafaa hakkını kullanırken, bölgesel bir savaşı tetikleyebilecek adımlardan kaçınması gerektiğini belirten Çelik, dengeli bir yaklaşımın hayati önem taşıdığını ifade etti. Özellikle İran’ın, kendi topraklarındaki saldırılara karşılık verirken üçüncü ülkelerdeki ABD üslerini gerekçe göstererek o ülkelerin egemenliğini hedef almasının kabul edilemez olduğunun altını çizdi.
Bu noktada Türkiye’nin duruşu, hem saldırganlığa karşı çıkmak hem de gerilimin kontrolsüzce yayılmasını engellemek üzerine kurulu. Çelik, “Birleşmiş Milletler üyesi bir ülkenin toprak bütünlüğü ve devlet yöneticileri, uluslararası hukukun koruması altındadır. Bu korumanın ihlal edilmesi, yarın başka bölgelerde de benzer hukuksuzlukların kapısını aralar” diyerek, küresel sistemin bir “orman kanununa” dönmemesi gerektiğini hatırlattı.
Türkiye, bölgedeki gelişmeleri sadece siyasi değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyolojik boyutlarıyla da yakından takip ediyor. Sözcü Çelik, devlet kurumlarının koordinasyon içinde yürüttüğü hazırlıklara dair şu detayları paylaştı:
Açıklamalarının son bölümünü iç siyasetteki yansımalara ayıran Ömer Çelik, muhalefet partilerine yönelik eleştirilerde bulundu. Ana muhalefet partisi liderinin bölgedeki gelişmelere dair yaptığı değerlendirmeleri “gerçeklikten uzak” olarak nitelendiren Çelik, böyle zor dönemlerde siyasi birlik ve beraberliğin her şeyin önünde tutulması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin milli çıkarlarını korumak adına atılan aktif diplomasi adımlarına destek verilmesi gerektiğini savunan Çelik, siyasi partilerin sağduyulu ve sorumlu bir dil kullanmasının Türkiye’nin elini uluslararası masada güçlendireceğini ifade etti.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Ömer Çelik’in açıklamaları, Türkiye’nin Orta Doğu’daki karmaşaya karşı hem bir “güvenlik kalesi” hem de bir “diplomasi merkezi” olarak hareket ettiğini bir kez daha gösterdi. Ankara, bir yandan sınırlarını ve ekonomisini koruyacak tahkimatları yaparken, diğer yandan silahların susması ve masanın yeniden kurulması için liderler düzeyindeki temaslarını sürdürüyor. Çelik’in de vurguladığı gibi; adalet, hukuk ve meşruiyet temelinde yükselmeyen hiçbir askeri zafer, kalıcı bir barış getirmeyecektir.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı