Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında 2026 yılının ilk Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yapıldı. Zirvede “Terörsüz Türkiye” hedefi yinelenirken; Suriye, Gazze, Ukrayna ve Somali’deki gelişmeler için kritik kararlar alındı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejik karargahı olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, bugün tarihi günlerinden birine daha ev sahipliği yaptı. Devletin en üst güvenlik mekanizması olan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, 2026 yılının ilk ve en kapsamlı toplantısını gerçekleştirdi. Küresel sistemin yeniden şekillendiği, bölgesel krizlerin derinleştiği bir dönemde toplanan kurul, sadece geride bıraktığımız 2025 yılının bir muhasebesini yapmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl boyunca izleyeceği güvenlik ve dış politika rotasını da netleştirdi. Beştepe’deki bu kritik zirvede, terörle mücadeleden sınır güvenliğine, diplomatik krizlerden küresel barış misyonuna kadar masadaki dosyalar tek tek açıldı ve devlet aklı bir kez daha kayda geçti.
2026 Yol Haritası: Kurul, yeni yılda karşılaşılabilecek muhtemel riskleri ve bunlara karşı alınacak tedbirleri müzakere etti.
Terörsüz Türkiye: Toplantının en güçlü vurgusu, terör örgütlerinin tamamen bitirilmesini hedefleyen “Terörsüz Türkiye” vizyonu oldu.
Küresel Dosyalar: Gazze, Suriye, Ukrayna ve Somali gibi sıcak çatışma bölgeleri ile İran eksenli gelişmeler detaylıca masaya yatırıldı.
Beştepe’deki masanın en kalın dosyalarından biri şüphesiz güney komşumuz Suriye ve Ortadoğu’nun kanayan yarası Gazze idi. MGK, Suriye politikasında Türkiye’nin tavrının 2026 yılında da değişmeyeceğini net bir dille kayda geçirdi. Suriye’nin toprak bütünlüğüne, siyasi birliğine ve egemenliğine verilen destek yinelendi. Bu vurgu, Suriye’nin kuzeyinde fiili bir devletçik kurma hayali kuran ayrılıkçı yapılar ile bu yapıları destekleyen dış güçlere karşı diplomatik bir “duvar” niteliği taşıyor. Ankara, komşusunun parçalanmasını kendi ulusal güvenliğine doğrudan bir tehdit olarak görmeye devam ediyor.
Öte yandan, Gazze’deki son durum ve ateşkesin geleceği de kurulun öncelikli gündem maddeleri arasındaydı. Bölgede yaşanan insani dramın son bulması ve kırılgan ateşkes süreçlerinin kalıcı bir barışa evrilmesi için Türkiye’nin diplomatik ağırlığını koymaya devam edeceği belirtildi. Türkiye, sadece bir gözlemci olarak değil, çözümün bir parçası ve garantörü olma vizyonuyla hareket ederek, 2026 yılında da Filistin davasının uluslararası platformdaki en gür sesi olmayı sürdürecek.
Toplantının kuzey eksenindeki en önemli başlığı ise devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı ve Karadeniz’in güvenliğiydi. Trakya bölgesini ve Boğazları doğrudan ilgilendiren bu stratejik konuda, MGK’dan “istikrar” vurgusu çıktı. Savaşın başladığı günden bu yana “aktif tarafsızlık” ve “denge politikası” yürüten Türkiye, 2026 yılında da bu tutumunu koruyacak.
Kurulda, savaşın mevcut durumu değerlendirilirken, Karadeniz’de istikrarın korunmasının hayati önemine dikkat çekildi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin titizlikle uygulanmaya devam edileceği mesajı verilirken, Türkiye’nin iki ülke arasında barış masasının kurulması için kolaylaştırıcı rolünü sürdüreceği ifade edildi. Karadeniz’in bir çatışma ve rekabet gölüne dönüşmemesi, Türkiye’nin bölgesel güvenlik doktrininin temel taşlarından biri olarak bildiride yerini aldı.
Milli Güvenlik Kurulu, Türkiye’nin güvenlik parametrelerinin sadece sınır hatlarıyla sınırlı olmadığını, etki alanının çok daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını da teyit etti. Bu kapsamda Afrika Boynuzu’nun kilit ülkesi Somali’nin egemenliğine yönelik Türkiye’nin desteği güçlü bir şekilde vurgulandı. Türkiye’nin Somali’deki varlığı, hem terörle mücadele hem de Afrika ile kurulan stratejik ortaklık açısından 2026 vizyonunun önemli bir parçası olarak tanımlandı.
Ayrıca “İran merkezli gelişmeler” ifadesiyle, komşu İran’daki siyasi ve toplumsal dinamiklerin de Ankara tarafından yakından izlendiği belirtildi. Bölgesel güç dengeleri açısından İran’ın istikrarı veya yaşayabileceği türbülanslar, Türkiye için doğrudan bir ilgi alanı oluşturuyor. Devlet aklı, doğu sınırımızdaki her türlü hareketliliği “çok boyutlu” bir perspektifle analiz ederek, olası senaryolara karşı hazırlıklarını gözden geçirdi.
MGK bildirisinin finalinde yer alan vizyon, Türkiye’nin 2026 yılında küresel sistemdeki rolünü de tanımlıyor. Asya, Afrika ve Avrupa üçgeninin merkezinde yer alan Türkiye, “geniş bir coğrafyada barışın muhafazası ve istikrarın tesisi” amacıyla yürüttüğü faaliyetlere kararlılıkla devam edecek. Bu ifade, Türkiye’nin savunma sanayiindeki atılımlarını, insani diplomasi hamlelerini ve ticari koridorlardaki merkezi rolünü birleştiren bütüncül bir stratejiyi işaret ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığındaki kurul, Türkiye’nin içine kapanan değil, bölgesel sorunlara çözüm üreten, krizleri yöneten ve oyun kurucu bir aktör olarak sahada olacağının mesajını verdi. 2026 yılı, Türkiye için sadece risklerin bertaraf edildiği değil, aynı zamanda fırsatların değerlendirildiği ve küresel nüfuzun artırıldığı bir yıl olarak planlanıyor.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki uzun mesai sona erip ışıklar söndüğünde, geriye Türkiye’nin güvenliği için alınmış hayati kararlar ve çizilmiş net bir rota kaldı. Milli Güvenlik Kurulu toplantısı, vatandaşların günlük hayatlarını huzur içinde sürdürebilmeleri için devlet mekanizmasının arka planda nasıl titizlikle çalıştığının en somut göstergesidir. 28 Ocak 2026 tarihi, Türkiye’nin bölgesel liderlik iddiasını sürdürdüğü, tehditleri sınırlarına dayanmadan kaynağında yok etme iradesini yinelediği bir gün olarak kayıtlara geçti.
Beştepe’den verilen mesaj açıktır: Türkiye, etrafındaki ateş çemberine rağmen bir istikrar adası olmaya, dostları için güven, hasımları için caydırıcılık kaynağı olmaya devam edecektir. “Terörsüz Türkiye” hedefi bir hayal değil, adım adım ilerlenen bir devlet politikasıdır. Hem sahada Mehmetçiğin mücadelesi hem de masada diplomatların çabası, bu hedefe ulaşmak için 2026 yılında da senkronize bir şekilde sürecektir.
Trakyalife olarak, devletin zirvesindeki bu stratejik hamleleri, alınan kararların Trakya’dan Anadolu’ya, Mavi Vatan’dan Gök Vatan’a kadar uzanan etkilerini siz değerli okuyucularımıza aktarmaya devam edeceğiz. 2026 yılının, MGK bildirisinde hedeflendiği gibi, ülkemiz ve milletimiz için barışın korunduğu, huzurun daim olduğu ve refahın arttığı bir yıl olmasını temenni ediyoruz. Devletin aklı ve milletin duası bir olduğu sürece, Türkiye’nin aşamayacağı hiçbir engel yoktur.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı