Kandil Sivilleri Ateşe Atıyor

Güvenlik kaynakları Halep gerçeğini açıkladı: PKK/YPG, Şeyh Maksud’da sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyor. Kandil’in “savaşın” talimatıyla uzlaşıyı reddeden örgüt, MİT’in sivilleri tahliye girişimlerini de engelledi.

Kandil Sivilleri Ateşe Atıyor
⚡️ Haberi Özetle:
Yayınlama: 10.01.2026
Düzenleme: 10.01.2026 19:10
A+
A-

Suriye’nin kanayan yarası Halep’te sular durulmuyor. Şehrin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde son günlerde artan gerilimin perde arkası aralandı. Güvenlik kaynaklarından edinilen çok özel bilgiler, bölgedeki çatışmanın sadece askeri bir hareketlilikten ibaret olmadığını; PKK/YPG terör örgütünün köşeye sıkıştıkça sivillerin hayatını hiçe sayan karanlık bir stratejiyi devreye soktuğunu ortaya koydu. “Müzakere masasında zaman kazanma, sahada ise sivilleri kalkan yapma” taktiğiyle hareket eden örgütün, Kandil’den gelen “ölün ve öldürün” talimatıyla uzlaşı kapılarını nasıl kapattığı deşifre edildi.

Müzakere Tuzağı: Örgüt, 10 aydır süren görüşmeleri sadece zaman kazanmak ve Halep merkezini istikrarsızlaştırmak için kullandı.

Kandil Müdahalesi: Yerel unsurların uzlaşıya yanaşmasına rağmen, Kandil yönetiminden gelen “Savaşın” talimatı süreci kilitledi.

İnsanlık Suçu: PKK/YPG’nin hastaneleri mevzi yaptığı ve sivilleri canlı kalkan olarak kullanarak Suriye ordusunu durdurmaya çalıştığı tespit edildi.

10 Aylık Oyalama ve 5 Ocak Kırılması

Güvenlik kaynaklarının aktardığı bilgilere göre, krizin kökleri aslında 10 ay öncesine, Suriye hükümeti ile örgüt arasında yapılan “10 Mart Mutabakatı”na dayanıyor. Şam yönetimi, Halep’in güvenliği ve bütünlüğü için PKK/YPG unsurlarının Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerini çatışmasız bir şekilde terk etmesini talep etti. Ancak örgüt, bu süreci diplomatik bir çözüm arayışı olarak değil, mevzilerini güçlendirmek ve şehir merkezine sızmak için bir “zaman kazanma” aracı olarak kullandı.

Bardağı taşıran son damla ise 5 Ocak 2026 tarihinde yaşandı. Örgüt unsurlarının, Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı yol kontrol noktalarına düzenlediği saldırılar, bölgedeki tansiyonu zirveye taşıdı. Halep’teki bu fiili bölünmüşlüğün sadece güvenliği değil, ekonomik kalkınmayı da tehdit ettiğini gören Şam yönetimi, “sınırlı bir operasyon” için düğmeye bastı. Ancak operasyonun “sınırlı” kalmasını engelleyen faktör, örgütün sivilleri çatışmanın merkezine çekme planıydı.

Kandil’den “Ölüm” Emri: Uzlaşıya Darbe

Operasyon öncesinde ve sırasında yaşanan diplomatik trafik, örgüt içindeki derin çatlağı ve Kandil vesayetini de gün yüzüne çıkardı. Kaynaklar, SDG (Suriye Demokratik Güçleri) tarafıyla çeşitli kanallardan temas kurulduğunu belirtiyor. Dikkat çekici bir şekilde, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Dış İlişkiler Dairesi Eşbaşkanı İlham Ahmed gibi isimlerin, Şam yönetimiyle uzlaşıya ve bölgeyi boşaltmaya sıcak baktığı ifade edildi.

Ancak sahada işler beklendiği gibi gitmedi. Şeyh Maksud’un dış mahalleleri çatışmasız bir şekilde temizlenip sıra Eşrefiye’nin boşaltılmasına gelince, devreye Kandil girdi. Kandil’deki örgüt yönetimi, sahadaki unsurlara “Kalın ve savaşın” talimatı vererek, olası bir barışçıl çözümü sabote etti. Güvenlik kaynakları, “PKK’nın uzlaşı yerine çatışmayı tercih etmesi nedeniyle yaşanan tüm kayıpların sorumluluğunun doğrudan Kandil’e ait olduğunu” vurguluyor. Uzaktan kumandayla verilen bu emirler, bölgedeki Kürt gençlerini ve masum sivilleri, örgütün propaganda malzemesi haline getirmek için ölüme sürükledi.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Şeyh Maksud ve Eşrefiye’nin Önemi: Halep’in kuzeyinde yer alan bu iki mahalle, şehrin hakim tepelerine kuruludur. Bu bölgeleri kontrol eden güç, Halep şehir merkezini ateş kontrolü altında tutabilir. PKK/YPG’nin buradaki varlığı, Suriye’nin en büyük ticaret kenti olan Halep’in tam anlamıyla normale dönmesinin önündeki en büyük engeldir.

Hastaneler Mevzi, Siviller Kalkan Oldu

Çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte PKK, savaş hukukunu ve insan haklarını ayaklar altına alan yöntemlere başvurdu. Güvenlik birimlerinin tespitlerine göre, örgüt militanları Kürt mahallelerindeki sivilleri zorla çatışma alanlarında tutarak onları canlı kalkan olarak kullanıyor. Daha da vahimi, uluslararası hukuka göre dokunulmazlığı olan hastane ve sağlık merkezlerinin çevresindeki binalar, örgüt tarafından keskin nişancı yuvalarına dönüştürüldü.

Bu taktik, Suriye ordusunun ilerleyişini yavaşlatmayı amaçlıyor. Çünkü Suriye ordusu, sivil kayıpları önlemek ve “Kürtlere saldırılıyor” propagandasının önüne geçmek için bu alanlara ağır silahlarla müdahale etmekten kaçınıyor. Ancak örgüt, bu insani hassasiyeti bir zafiyet olarak görerek, tünellerden ve hastane pencerelerinden güvenlik güçlerine ateş açmaya devam ediyor. Çok sayıda Suriye güvenlik görevlisinin, sivil binalardan açılan bu kalleş ateşler sonucu hayatını kaybettiği bildiriliyor.

MİT Devrede: Siviller İçin “Yaşam Koridoru” Çabası

Bölgede silahların gölgesinde insani bir dram yaşanırken, Türkiye’nin “yaşatma” odaklı stratejisi bir kez daha sahneye çıktı. Güvenlik kaynaklarının paylaştığı bilgilere göre, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), olayların patlak verdiği ilk andan itibaren sessiz ama son derece etkili bir diplomasi trafiği yürüttü. Çatışmaların sona erdirilmesi ve ateş hattında kalan masum sivillerin güvenli bir şekilde bölgeden tahliye edilmesi için MİT’in yoğun bir uzlaşı ve diyalog çabası sergilediği belirtildi.

Türkiye, Halep’teki sivil halkın burnunun bile kanamaması için tüm kanalları zorlarken, PKK/YPG’nin bu girişimlere verdiği yanıt yine şiddet oldu. Örgütün, MİT’in açmaya çalıştığı diyalog kanallarını tıkadığı ve sivillerin bölgeden ayrılmasına izin vermeyerek onları rehin tutmaya devam ettiği bildirildi. Bu durum, Türkiye’nin bölge halkının güvenliğini önceleyen yapıcı tutumu ile örgütün kaostan beslenen yıkıcı tavrı arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koydu.

“Etnik Çatışma” Yalanı ve Gerçekler

Köşeye sıkışan ve sahadaki hakimiyetini kaybeden terör örgütü, son çare olarak en iyi bildiği silaha, yani “kara propagandaya” sarıldı. PKK/YPG, Halep’te yaşananları uluslararası kamuoyuna ve bölge halkına bir “Kürt halkına yönelik etnik saldırı” gibi lanse etmeye çalışıyor. Ancak güvenlik kaynakları, bu iddianın gerçeği yansıtmadığını, sahadaki mücadelenin bir etnik kimlikle değil, eli silahlı teröristlerle olduğunu vurguluyor.

Yapılan açıklamada, “Yaşananların bir Arap-Kürt çatışması olmadığı” net bir dille ifade edilirken, Kürt halkının Suriye’nin asli ve vazgeçilmez bir unsuru olduğunun altı çizildi. Şam yönetiminin operasyonunun hedefinin siviller veya belirli bir etnik grup değil, devlet otoritesini tanımayan ve bölgeyi istikrarsızlaştıran silahlı unsurlar olduğu belirtildi. Temel hedefin, tüm etnik ve dini unsurların katılımıyla, uzlaşı temelinde ortak bir gelecek inşa etmek olduğu vurgusu, örgütün ayrıştırıcı diline verilmiş en güçlü yanıt oldu.

“Terörsüz Türkiye” Hedefinden Sapma Yok

Halep’te yaşanan bu sıcak gelişmeler, Türkiye’nin sınır güvenliği ve terörle mücadele stratejisi açısından da kritik bir sınav niteliği taşıyor. Güvenlik kaynakları, yaşanan tüm provokasyonlara ve gerilimlere rağmen, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen “Terörsüz Türkiye” sürecinin kararlılıkla devam ettiğini bildirdi.

Halep’teki olayların bu süreci sekteye uğratamayacağı, aksine terörün her türlüsünün bölgeden temizlenmesi gerektiği gerçeğini bir kez daha teyit ettiği belirtiliyor. Türkiye, hem sınırları içindeki huzuru korumak hem de sınır ötesinde terör bataklığını kurutmak için askeri, istihbari ve diplomatik tüm araçları kullanmaya devam edecek. PKK/YPG’nin sivilleri kalkan yaparak, hastaneleri mevzi yaparak veya etnik çatışma yalanlarına sığınarak bu iradeyi kırması mümkün görünmüyor.

Maske Düştü, Gerçek Göründü

Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşananlar, PKK/YPG’nin “hak savunucusu” maskesinin altındaki gerçek yüzünü bir kez daha ifşa etti. Uzlaşı masasını deviren, kendi halkını ölüme süren ve şehirleri harabeye çeviren bu anlayış, sadece Suriye’nin değil, tüm bölgenin huzurunun önündeki en büyük engeldir.

Türkiye’nin ve bölgedeki sağduyulu aktörlerin çabası, terörün gölgesini kaldırıp, halkların kardeşçe yaşayacağı bir iklimi tesis etmektir. Halep’ten gelen dumanlar dağıldığında, geriye örgütün ihaneti ve Türkiye’nin insani duruşu kalacaktır.

Kaynak: Hibya Haber Ajansı

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.