İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, 843 gün süren bekleyişin ardından son rehine Ran Gvili’nin naaşının dönmesiyle, Cumhurbaşkanlığı Konutu’ndaki sembolik sarı sandalyeyi kaldırdı. Herzog, “İsrail halkı iyileşmeye başlayabilir” mesajı verdi.

Orta Doğu coğrafyasında yaklaşık üç yıldır süren gerilim, çatışma ve insani trajedilerin gölgesinde, İsrail toplumu için manevi bir devrin kapanışını simgeleyen tarihi bir an yaşandı. 7 Ekim sürecinden bu yana İsrail halkının yaşadığı travmanın en somut sembollerinden biri haline gelen ve Cumhurbaşkanlığı Konutu’nda boş bir bekleyişi temsil eden “Sarı Sandalye”, son rehine Tümgeneral Ran Gvili’nin naaşının ülkeye getirilmesiyle yerinden kaldırıldı. İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog, 843 gün süren bu sancılı sürecin ardından yaptığı açıklamada, ulusal bir yasın sona erdiğini ve artık toplumun “yavaş yavaş iyileşmeye” başlayabileceğini duyurdu.
Açıklamayı Yapan: İsrail Devlet Başkanı Isaac Herzog.
Olay: Son rehine Tümgeneral Ran Gvili’nin geri dönüşü ve Sarı Sandalye’nin kaldırılması.
Süren Bekleyiş: Tam 843 gün.
Verilen Mesaj: “Bu gece İsrail halkı yavaş yavaş iyileşmeye başlayabilir.”
Savaşların ve çatışmaların istatistiklerden ibaret olmayan, derin psikolojik ve sosyolojik etkileri vardır. İsrail Cumhurbaşkanlığı Konutu’nun başköşesinde duran sarı sandalye, sadece bir mobilya değil, evine dönemeyenleri, masada eksik kalan tabakları ve ailelerin dinmeyen gözyaşlarını temsil ediyordu. Devlet Başkanı Isaac Herzog’un duygu yüklü konuşması, bu sembolün ne kadar ağır bir anlam taşıdığını gözler önüne serdi.
Herzog, “843 gündür beklediğimiz an geldi” diyerek başladığı konuşmasında, bir liderden ziyade, yas tutan bir toplumun ferdi gibi konuştu. Son rehine olan Tümgeneral Ran Gvili’nin akıbetinin netleşmesi ve naaşının İsrail topraklarına getirilmesi, acı bir son olsa da, belirsizliğin verdiği işkenceye bir son verdi. Herzog, “Son rehine Ran Gvili’nin evine dönmesinin ardından nihayet Cumhurbaşkanlığı Konutu’ndaki sarı sandalyeyi kaldırdık” ifadeleriyle, bu fiziksel eylemin, aslında zihinsel bir kapanışı simgelediğini vurguladı. Sandalyenin kaldırılması, unutmak anlamına gelmiyor; aksine, yas sürecinin “bekleyiş” evresinden “kabulleniş ve iyileşme” evresine geçtiğini gösteriyor.
Isaac Herzog’un açıklamalarında dikkat çeken bir diğer önemli detay ise, bu sürecin diplomatik boyutu oldu. Rehine krizinin çözümü ve cenazelerin iadesi süreçlerinde uluslararası diplomasinin, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nin rolü yadsınamaz. Herzog, bu zorlu süreçte yanlarında olan isimlere özel bir parantez açtı.
Herzog, açıklamasında ABD’li siyasetçi ve yakın dostu Mike Huckabee ile bir araya geldiğini belirterek, “Bu anı arkadaşım Mike Huckabee ile paylaşmak sembolik bir anlam taşıyordu” dedi. Ancak asıl vurgu, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’a yapıldı. Herzog, “Birlikte Başkan Donald Trump’a olağanüstü liderliği ve tüm rehineleri eve getirme konusundaki kararlılığı için teşekkür ettik” sözleriyle, Washington yönetiminin krizin çözümündeki aktif rolünü teyit etti. Bu ifadeler, 2026 yılı itibarıyla İsrail-ABD ilişkilerinin geldiği noktayı ve Trump yönetiminin bölgedeki etkisini göstermesi açısından stratejik bir önem taşıyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- “Sarı Kurdele” veya “Sarı Sandalye” geleneğinin kökeninin, eski bir Amerikan halk şarkısına ve Amerikan İç Savaşı dönemine kadar uzandığını, “sevdiklerinin savaştan dönmesini bekleyenleri” simgelediğini biliyor muydunuz?
- Bu sembol, 1979 İran rehine krizinde küresel bir anlam kazanmış ve o tarihten bu yana dünyanın farklı yerlerinde “esir veya rehine” bekleyişlerinin evrensel simgesi olmuştur.
843 gün… İki yılı aşkın bir süre, bir toplumun her sabah “Acaba bugün bir haber gelecek mi?” endişesiyle uyanması, kolektif hafızada silinmesi zor izler bırakır. Herzog’un konuşmasının en can alıcı noktası, belki de “iyileşme” vurgusuydu. “Bu gece İsrail halkı yavaş yavaş iyileşmeye başlayabilir” cümlesi, krizin bittiğini ancak etkilerinin silinmesinin zaman alacağını kabul eden gerçekçi bir yaklaşımdır.
Tümgeneral Ran Gvili’nin dönüşü, dosyanın kapanması anlamına gelse de, ailelerin, arkadaşların ve toplumun yaşadığı kaybın telafisi mümkün değil. Ancak belirsizliğin sona ermesi, yasın sağlıklı bir şekilde yaşanabilmesi için ilk adımdır. İsrail toplumu, sarı sandalyenin kalkmasıyla birlikte, artık sürekli tetikte olma halinden çıkarak, kayıplarının yasını tutma ve normalleşme sürecine girmeyi hedefliyor. Herzog’un bu mesajı, aynı zamanda bölgesel barış umutlarına ve çatışma ortamının yerini sükunete bırakmasına duyulan özlemi de yansıtıyor olabilir.
Tümgeneral Ran Gvili’nin naaşının ülkeye getirilmesi, İsrail sokaklarında hüzünlü bir rahatlamayı beraberinde getirdi. Aylardır, hatta yıllardır Tel Aviv ve Kudüs meydanlarında “Onları Eve Getirin” (Bring Them Home) sloganlarıyla yürüyen on binlerce insan için bu haber, mücadelenin sona erdiği nokta oldu. Rehinelerin aileleri tarafından kurulan birlikler ve sivil toplum örgütleri, Ran Gvili’nin dönüşünün acı verici olsa da, bir “mezar taşına sahip olma” ve vedalaşma hakkı açısından hayati olduğunu vurguluyor.
Cumhurbaşkanlığı Konutu’ndan o sarı sandalyenin kaldırılması, İsrail medyasında ve sosyal medyasında geniş yankı buldu. Pek çok yorumcu, bu hareketi “bir dönemin kapanışı” olarak nitelendirirken, sandalyenin boşluğunun toplumun kalbinde her zaman hissedileceğini dile getirdi. Herzog’un bu ritüeli, siyasetin ötesinde, ulusal bir terapist gibi davranarak toplumu yas sürecinden çıkarıp, geleceğe odaklanmaya davet etmesi olarak yorumlanıyor.
7 Ekim 2023 sabahı başlayan ve tam 843 gün süren bu kriz, modern İsrail tarihinin en uzun ve en sancılı rehine krizi olarak kayıtlara geçti. İlk günlerdeki şok dalgası, yerini zamanla öfkeye, pazarlık süreçlerindeki umuda ve kimi zaman da hayal kırıklıklarına bıraktı. Aradan geçen 2 yılı aşkın sürede, ateşkes görüşmeleri, takas anlaşmaları ve askeri operasyonlarla rehinelerin bir kısmı evlerine sağ dönerken, Ran Gvili gibi bazı isimlerin ise sadece naaşlarına ulaşılabildi.
Bu süreç, İsrail siyasetini, ordusunu ve toplumsal yapısını kökten değiştirdi. Güvenlik doktrinleri sorgulandı, toplumsal dayanışma ağları örüldü ve uluslararası ilişkilerde yeni dengeler kuruldu. Bugün gelinen noktada, son ismin de “eve dönmesiyle” (İsrail terminolojisinde cenazelerin iadesi de eve dönüş sayılmaktadır), defterin bu acı sayfası kapatılmış oldu. Ancak bu 843 günün yarattığı sosyolojik değişim, İsrail’in gelecek on yılını şekillendirecek gibi görünüyor.
Bölgedeki çatışmaların insani boyutu, hangi taraftan olursa olsun her zaman yürek burkucu olmuştur. Annelerin gözyaşı, babaların çaresiz bekleyişi ve yarım kalan hayatlar, savaşın kazananı olmadığının en büyük kanıtıdır. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un “İyileşme başlıyor” mesajı, dileriz ki sadece bir tarafın değil, tüm Orta Doğu coğrafyasının yaralarının sarılmasına vesile olacak bir sükunet döneminin habercisi olur.
Sarı sandalyenin kaldırılması, sembolik olarak “artık beklemiyoruz, çünkü herkes döndü” mesajını taşısa da, asıl temenni, bir daha hiçbir sandalyenin boş kalmayacağı, hiçbir ailenin sevdiklerinden ayrı düşmeyeceği barış dolu bir geleceğin inşa edilmesidir. Trakyalife olarak, bölgedeki gelişmeleri insani hassasiyetle takip etmeye devam ederken, silahların sustuğu ve diplomasinin konuştuğu günlerin kalıcı olmasını diliyoruz.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı