Göktaş: Çocuklar İçin Topyekün Seferberlik

Aile Bakanı Göktaş, TBMM Araştırma Komisyonu’nda konuştu. Son dönemde kaybedilen Ahmet Mattia ve Atlas’ı anarak “Acıları yüreğimizde” diyen Göktaş, çocukları suça sürükleyen dijital ve sosyal risklere karşı “topyekün seferberlik” ilan etti.

Göktaş: Çocuklar İçin Topyekün Seferberlik
⚡️ Haberi Özetle:
Yayınlama: 22.01.2026
A+
A-

Ankara’da siyasetin ve bürokrasinin gündemi bu kez, toplumun en hassas noktası olan çocuklar ve onların geleceğiydi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında çalışmalarını sürdüren Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı ağırladı. Toplantıda sadece teknik veriler ve bürokratik stratejiler değil, son dönemde yaşanan acı olayların bıraktığı derin izler ve vicdani sorumluluklar da masaya yatırıldı.

Acı Kayıplar ve Yas: Bakan Göktaş, Ahmet Mattia ve Atlas gibi kaybedilen çocukların acısının yüreklerde taze olduğunu belirterek ailelere destek mesajı verdi.

Çok Katmanlı Kalkan: Risklerin önlenmesi için okuldan dijital mecralara kadar uzanan geniş kapsamlı bir koruma kalkanı oluşturulduğu vurgulandı.

Adli Takip Süreci: Bakanlık, yaşanan olayların hukuki boyutunu titizlikle takip ederek adaletin tecellisi için devrede olduklarını duyurdu.

Yürekleri Dağlayan Kayıplar ve Devletin Şefkat Eli

Komisyon toplantısının açılışında, salona hakim olan duygu, istatistiksel verilerden ziyade derin bir hüzün ve kararlılıktı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, konuşmasına son dönemde kamuoyunu derinden sarsan ve vicdanları kanatan trajik olaylara değinerek başladı. Toplumun hafızasında henüz çok taze olan Ahmet Mattia ve Atlas gibi isimlerin zikredilmesi, meselenin sadece bir “dosya konusu” olmadığını, yitip giden canlar olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Bakan Göktaş, yaşanan bu elim hadiseler karşısında duyduğu derin üzüntüyü dile getirirken, devletin ilgili tüm mekanizmalarının yaslı ailelerin yanında olduğunu vurguladı. “Bakanlık olarak ilk günden itibaren ailelerimizin yanındayız” cümlesi, acılı ailelere verilen “yalnız değilsiniz” mesajının en somut haliydi. Sadece psikososyal destekle değil, hukuki süreçlerde de aktif rol aldıklarını belirten Göktaş, adli süreçlerin bakanlık hukukçuları tarafından titizlikle ve yakından takip edildiğinin altını çizdi. Bu duruş, suçluların cezalandırılması ve adaletin yerini bulması noktasında devletin kararlılığını gösteriyor.

Riskleri Kaynağında Kurutma Stratejisi

Bakan Göktaş’ın komisyona sunduğu yol haritasının en dikkat çekici bölümü, sorunlara yaklaşım tarzındaki “çok katmanlılık” vurgusuydu. Suça sürüklenen çocuklar meselesinin tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık bir sosyal olgu olduğunu bilen Bakanlık, çözüm için de çok yönlü bir strateji benimsemiş durumda. Göktaş, risklerin sadece sokakta değil; evde, okulda ve hatta çocukların elinden düşürmediği dijital ekranlarda bile gizlenebildiğine dikkat çekti.

“Bizler, okuldan aileye, sokaktan dijital ortamlara uzanan çok katmanlı riskleri erken aşamada önlemeyi temel bir sorumluluk olarak görüyoruz” diyen Göktaş, proaktif bir yaklaşım sergilediklerini ifade etti. Yani olay olduktan sonra müdahale etmek yerine, çocuğu suça iten veya suça maruz bırakan bataklığı kurutmayı hedefleyen bir vizyon çizildi. Aileyi merkeze alan, çocuğu sosyal çevresiyle birlikte değerlendiren ve koruyucu mekanizmaları henüz tehlike kapıya dayanmadan devreye sokan bu sistem, Türkiye’nin sosyal hizmet modelindeki dönüşümü de simgeliyor.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • “Suça Sürüklenen Çocuk” (SSÇ) Ne Demektir? Türk hukuk sisteminde ve çocuk koruma kanununda, suç işlediği iddia edilen 18 yaşından küçük bireyler için “suçlu çocuk” tabiri asla kullanılmaz. Bunun yerine “Suça Sürüklenen Çocuk” (SSÇ) kavramı tercih edilir. Bu ifade, çocuğun suçun bir faili değil, aslında o suça itilen bir mağdur olduğu kabulüne dayanır. Devletin amacı bu çocukları cezalandırmaktan ziyade, onları rehabilite etmek ve topluma yeniden kazandırmaktır.

İhtisaslaşmış Hizmet Modelleri ve Dijital Kalkan

Bakan Göktaş’ın komisyon üyelerine yaptığı sunumda öne çıkan en stratejik başlıklardan biri de “ihtisaslaşmış hizmet modelleri” oldu. Günümüz dünyasında çocukları bekleyen tehlikelerin şekil değiştirdiğine dikkat çeken Göktaş, klasik koruma yöntemlerinin ötesine geçilmesi gerektiğinin sinyallerini verdi. Özellikle dijital dünyanın, çocuklar için bir bilgi kaynağı olabileceği gibi, denetimsiz kaldığında büyük bir suç mahalline dönüşebileceği gerçeği masadaydı.

Bakanlık, bu yeni nesil tehditlere karşı geliştirdiği mekanizmaları kararlılıkla hayata geçiriyor. “Yoğun ve ihtisaslaşmış hizmet modellerimizi devreye alıyoruz” diyen Bakan Göktaş, her çocuğun ihtiyacına özel, butik ve sonuç odaklı bir sosyal hizmet anlayışının sahada olduğunu belirtti. Bu modelde, sadece risk altındaki çocuk değil, o çocuğu çevreleyen aile ve sosyal doku da bir bütün olarak ele alınıyor. Amaç, çocuğu koparıp almak değil, bulunduğu ortamı güvenli hale getirmek ve aileyi güçlendirerek çocuğa koruyucu bir kalkan olmasını sağlamak.

“Çocuğun Üstün Yararı” Kırmızı Çizgimiz

Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın konuşmasının omurgasını oluşturan temel felsefe, uluslararası çocuk hakları sözleşmelerinin de temeli olan “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesiydi. Bakanlık olarak tüm politika ve uygulamalarda bu ilkeyi pusula kabul ettiklerini belirten Göktaş, alınan her kararda, atılan her adımda önceliğin çocuğun iyilik hali olduğunu vurguladı.

Komisyondaki konuşmasında “Çocukların yararının gözetilmesi önceliğimizdir” diyen Göktaş, devletin şefkat elinin her zaman çocukların üzerinde olacağının teminatını verdi. Bu yaklaşım, suça sürüklenen veya suç mağduru olan çocukların damgalanmadan, örselenmeden ve topluma küstürülmeden rehabilite edilmesini öngörüyor. Bakanlığın bu konudaki hassasiyeti, çocukların sadece bugünü için değil, gelecekte sağlıklı birer birey olarak toplumda yer alabilmeleri için hayati bir önem taşıyor.

Topyekün Seferberlik Çağrısı: “Bir Daha Yaşanmasın”

Komisyon toplantısının kapanış bölümünde ise Bakan Göktaş’tan tüm Türkiye’ye ve ilgili kurumlara yönelik güçlü bir çağrı yükseldi. Yaşanan acıların tekrarlanmaması için sadece bir bakanlığın veya kurumun çabasının yetmeyeceğini, toplumun tüm katmanlarının bu mücadeleye omuz vermesi gerektiğini hatırlatan bir “seferberlik” vurgusu yapıldı.

Göktaş, açıklamasını şu kararlı sözlerle tamamladı: “Bu tür acıların bir daha yaşanmaması için; çocuklarımızın iyilik halini korumaya, her koşulda üstün yararlarını gözetmeye ve topyekün bir seferberlikle çalışmaya devam edeceğiz.” Bu ifadeler, çocuk güvenliği konusunun siyaset üstü bir mesele olduğunu ve milli bir dava gibi ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

Meclis’teki bu kritik oturum, devletin çocukları koruma konusundaki reflekslerinin ne kadar diri olduğunu göstermesi açısından önemliydi. Şimdi gözler, komisyonun çalışmalarından çıkacak sonuçlara ve Bakanlığın sahada atacağı yeni adımlara çevrildi. Ahmet Mattia ve Atlas gibi yitirilen canların anısı, bu mücadelenin manevi yükünü omuzlara yüklerken, “başka çocuklar ölmesin, suça sürüklenmesin” hedefi Türkiye’nin ortak paydası olmaya devam ediyor.

Kaynak: Hibya Haber Ajansı

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.