Fransa’da Türk restoranını haraç alamadığı için yakan DZ Mafia suç örgütüne dev operasyon düzenlendi. 42 gözaltıdan 15’i tutuklandı.

Fransa genelinde korku salan ve uyuşturucu trafiğinden organize suça kadar pek çok yasa dışı faaliyetin merkezinde yer alan DZ Mafia suç örgütüne yönelik “Ahtapot” (Octopus) operasyonu başlatıldı. Aralarında bir Türk restoranını yakarak kül eden şüphelilerin de bulunduğu geniş bir ağa darbe vuruldu.
Gözaltı Sayısı: “Octopus” operasyonu kapsamında toplam 42 kişi yakalanarak sorguya alındı.
Tutuklama Kararı: Adliyeye sevk edilen 26 şüpheliden 15’i ağır suçlamalarla cezaevine gönderildi.
Suç Dosyası: Örgüt; uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve esnafa yönelik haraç/kundaklama ile suçlanıyor.
Fransa’nın güneyinden kuzeyine kadar geniş bir alanı kapsayan ve güvenlik güçlerinin “Octopus” adını verdiği dev operasyon, ülkedeki en tehlikeli suç şebekelerinden biri olan DZ Mafia’ya ağır bir darbe indirdi. Hafta başında şafak vakti düzenlenen eş zamanlı baskınlarda, örgütün finans kaynakları ve saha operasyonlarını yürüten isimler tek tek toplandı. Savcılık tarafından yapılan resmi açıklamada, gözaltına alınan 42 kişiden 26’sı hakkında suç örgütü üyeliği ve ağırlaştırılmış kara para aklama gibi suçlardan dava açıldığı belirtildi.
Bu operasyonun odak noktasında, özellikle Marsilya merkezli uyuşturucu trafiğini yöneten ve bu parayı yasal işletmeler üzerinden aklayan devasa bir yapı bulunuyor. DZ Mafia operasyonu çerçevesinde yakalanan şüphelilerin profil analizi de oldukça dikkat çekici. Yaş ortalamasının 28 olduğu belirtilen zanlılar arasında 17 erkek ve 9 kadın bulunuyor. Bu veri, örgütün genç kuşakları kullanarak dinamik ve hızlı bir yapı kurmaya çalıştığını ortaya koyuyor.
Soruşturma derinleştikçe, DZ Mafia’nın sadece uyuşturucu ticaretiyle yetinmediği, faaliyetlerini Bouches-du-Rhône bölgesinden Rhône Vadisi’ndeki diğer şehirlere de yaydığı anlaşıldı. Fransız savcılığı, örgütün son yıllarda Marsilya’daki uyuşturucu pazarının büyük bir kısmını tekeline aldığını ve bu hakimiyeti korumak için aşırı şiddet yöntemlerine başvurduğunu ifade ediyor. Operasyon kapsamında yakalanan üç ismin, örgütün karar mekanizmasında yer alan “lider kadro” olduğu üzerinde duruluyor.
Örgütün finansal gücü, uyuşturucu satışından elde edilen paranın yanı sıra esnaftan zorla toplanan “koruma parası” adı altındaki haraçlara dayanıyor. DZ Mafia operasyonu ile bu mali döngünün kırılması hedeflenirken, el konulan dijital materyaller ve belgeler şebekenin karanlık bağlantılarını gün yüzüne çıkarıyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Operasyonun halk nezdindeki en sarsıcı boyutu ise Alès kentinde yaşanan kundaklama olayıyla gün yüzüne çıktı. Hünkar Kebab adlı restoranın sahibi Recep Güven, saldırıdan haftalar önce kendilerini “DZ Mafia” olarak tanıtan kişilerden tehdit mesajları aldığını belirtti. Örgütün, Türk esnaftan tam 50 bin euro haraç talep ettiği ve bu talebin karşılanmaması durumunda ailesini hedef alacaklarını açıkça beyan ettiği ortaya çıktı.
Güvenlik kameralarına yansıyan dehşet anları, suç örgütünün acımasızlığını bir kez daha kanıtladı. 16 Şubat gecesi maskeli iki kişi, restoranın içine yanıcı madde dökerek işletmeyi saniyeler içinde alev topuna çevirdi. Yaklaşık 250 bin euroluk bir emeğin ve yatırımın küle dönmesine neden olan bu DZ Mafia operasyonu öncesi yaşanan saldırı, bölgedeki Türk toplumunda ve diğer esnaflar arasında büyük bir infiale yol açmıştı.
Fransa’nın Alès kentinde yıllardır emek vererek kurulan Hünkar Kebab, sadece bir restoran değil, bölgedeki Türk toplumunun da uğrak noktalarından biriydi. Ancak DZ Mafia operasyonu kapsamında gün yüzüne çıkan detaylar, bu tür küçük işletmelerin nasıl bir organize suç kıskacına alındığını dehşet verici bir şekilde kanıtladı. Restoran sahibi Recep Güven’in haftalar süren tehdit mesajlarına rağmen boyun eğmemesi, suç örgütünün en vahşi yöntemi olan “yok etme” stratejisini devreye sokmasına neden oldu.
16 Şubat gecesi saatler gece yarısını gösterdiğinde, güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde soğukkanlılıkla hareket eden iki saldırganın binaya yaklaştığı görülüyor. Yanlarında getirdikleri yanıcı maddeleri içeri boşaltan saldırganlar, saniyeler içinde binayı dev bir yangın yerine çevirdi. 250 bin euroluk yatırımın yanı sıra, yılların emeği ve bir ailenin geçim kaynağı sadece birkaç dakika içinde duman oldu. Bu saldırı, Fransız kamuoyunda “haraç vermeyen esnafa ibretlik ceza” olarak yorumlandı ve polisin üzerindeki operasyon baskısını artırdı.
Soruşturma dosyasında yer alan verilere göre, Recep Güven’e gönderilen mesajlar sadece para talebiyle sınırlı değildi. Kendilerini “DZ Mafia” olarak tanıtan suçlular, 50 bin euroyu vermemesi durumunda sadece dükkanını değil, ailesini de hedef alacaklarını belirterek ağır psikolojik baskı kurdular. DZ Mafia operasyonu ile ele geçirilen dijital delillerde, bu tür haraç listelerinin ve esnaflara gönderilen tehdit şablonlarının bulunduğu iddia ediliyor.
Fransız polisi, bu tür saldırıların bölgedeki diğer göçmen esnaflar üzerinde de benzer bir korku iklimi yarattığını belirtiyor. Birçok esnafın korkudan şikayetçi olamadığı bir ortamda, Recep Güven’in dik duruşu ve yargı sürecine sağladığı veriler, operasyonun büyümesinde kritik bir rol oynadı.
Savcılığın “Ahtapot” ismini verdiği bu harekat, sadece sokaktaki satıcıyı değil, paranın asıl akış yönünü belirleyen baronları hedef alıyor. Gözaltına alınan 42 kişinin çapraz sorguları, DZ Mafia operasyonu sonucunda ortaya çıkan kara para aklama yöntemlerini de bir bir deşifre ediyor. İddialara göre, uyuşturucudan elde edilen milyonlarca euro, paravan şirketler ve hatta bazı yasal lüks araç kiralama şirketleri üzerinden sisteme dahil ediliyor.
Polis yetkilileri, bu şebekenin özellikle Marsilya’daki liman avantajını kullanarak Avrupa’nın iç kesimlerine kadar uzanan bir sevkiyat ağı kurduğunu ifade ediyor. DZ Mafia’nın son dönemde yükselişe geçmesinin en büyük nedeni olarak, rakip çetelerle girdikleri kanlı çatışmaları kazanarak bölgeleri domine etmeleri gösteriliyor. Ancak son baskınlar, bu hakimiyetin sarsıldığının en büyük göstergesi oldu.
Soruşturmanın en dikkat çekici yönlerinden biri de gözaltına alınanların arasındaki kadın sayısı oldu. 26 sanıktan 9’unun kadın olması, suç örgütünün operasyonel faaliyetlerde ve özellikle finansal takip süreçlerinde kadınları daha aktif kullandığını gösteriyor. Uzmanlar, kadınların genellikle “dikkat çekmeme” avantajını kullanarak para transferlerinde ve güvenli evlerin yönetiminde görevlendirildiğini belirtiyor. DZ Mafia operasyonu ile bu gizli hiyerarşinin de şifreleri çözülmüş durumda.
Fransa’da gerçekleşen bu büyük temizlik harekatı, Avrupa genelinde yükselen organize suç dalgasına karşı bir baraj niteliği taşıyor. DZ Mafia operasyonu sonucunda 15 kişinin parmaklıklar ardına gönderilmesi, haraç ve tehdit ile geçinen yapılar için sonun başlangıcı olabilir. Türk işletmeci Recep Güven’in yaşadığı trajik olay, adaletin yerini bulmasıyla bir nebze olsun soğuyacak olsa da, kaybedilen 250 bin euroluk yatırımın ve çekilen acıların telafisi zaman alacak gibi görünüyor.
Fransız savcılığı, soruşturmanın ucu nereye giderse gitsin takipçisi olacaklarını belirterek davanın “ibretlik” bir sonuçla tamamlanacağını taahhüt ediyor. Şimdi gözler, mahkeme salonlarından çıkacak nihai kararlara ve örgütün tamamen tasfiye edilip edilemeyeceğine çevrilmiş durumda.
Kaynak: www.arti33.com