Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, ağır suçlara karışan çocuklarla ilgili Türk Ceza Kanunu’nda değişikliğe gidileceğini açıkladı. Yeni taslağa göre, kasten öldürme gibi suçlarda hakimlere dosya bazında takdir yetkisi verilmesi ve ceza indirimlerinin yeniden değerlendirilmesi planlanıyor.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, son dönemde toplumun vicdanını derinden yaralayan çocuk cinayetleri ve suça sürüklenen çocuklar konusuna ilişkin tarihi bir açıklama yaptı. Ahmet Minguzzi’nin vefatının birinci yıl dönümünde konuşan Bakan Tunç, ceza yasalarında köklü bir değişikliğin sinyalini vererek, özellikle ağır suçlara karışan çocuklar için yeni bir hukuki değerlendirme sürecinin kapıda olduğunu belirtti.
Yasal Değişiklik Hazırlığı: Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesinde düzenlenen çocukların cezai sorumluluğuna ilişkin yeni bir taslak çalışma hazırlandı.
Hakimlere Özel Yetki: Kasten öldürme gibi ağır suçlarda, suçun işleniş biçimine göre hakimlere dosya bazında özel takdir yetkisi verilmesi planlanıyor.
Caydırıcılık Vurgusu: Toplumdaki hassasiyet doğrultusunda, çocukların karıştığı suçlarda ceza indirimlerinin yeniden ele alınması hedefleniyor.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Ahmet Minguzzi’nin ölüm yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen anma programında, Türkiye’yi sarsan çocuk cinayetlerine dikkat çekti. “Gerek Ahmet Minguzzi evladımız gerek Atlas Çağlayan evladımızın canice katledilmesi milletçe hepimizi derinden yaraladı” diyen Tunç, bu tür olayların bir daha yaşanmaması için devletin tüm mekanizmalarının teyakkuza geçtiğini vurguladı. Bakan, hayatını kaybeden çocuklara Allah’tan rahmet dilerken, ailelerin yaşadığı tarifsiz acıyı paylaştıklarını ifade etti.
Sadece fiziksel şiddetle değil, bu süreçte aileleri tehdit eden veya işlenen korkunç suçları öven kişilerle ilgili de tavizsiz bir duruş sergilediklerini belirten Tunç, adli işlemlerin hızla gerçekleştirildiğini ve gerekli tutuklamaların yapıldığını hatırlattı. Bu durum, yargı mekanizmasının sadece suçun kendisiyle değil, suçun toplumsal etkileri ve artçı siber zorbalıklarla da mücadele ettiğini gösteriyor.
Hukuk sistemimizde çocukların cezai sorumluluğu, çocuk suçları mevzuatı kapsamında oldukça net sınırlarla çizilmiş durumdadır. Bakan Tunç, konuşmasında mevcut yasal çerçeveyi hatırlatarak, 12 yaş altındaki çocukların hiçbir ceza sorumluluğunun bulunmadığını, 12-15 ve 15-18 yaş grupları için ise kademeli indirimlerin uygulandığını belirtti. Ancak gelinen noktada, özellikle “canice” hislerle işlenen ağır suçlarda bu indirimlerin kamuoyu vicdanında karşılık bulmadığına dair ciddi bir hassasiyet oluşmuş durumda.
Bakan Tunç, bu hassasiyeti şu sözlerle dile getirdi: “Hem caydırıcılığı sağlamak hem de mevzuatı yeniden değerlendirmek konusunda kamuoyunda ciddi bir hassasiyet oluşmuştur.” Bu açıklama, uzun süredir hukukçular ve sosyologlar arasında tartışılan “çocuğun suça sürüklenmesi mi, yoksa suçun profesyonelce işlenmesi mi?” ikilemine devletin yeni bir bakış açısı getireceğinin en somut göstergesi oldu.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Adalet Bakanlığı bünyesinde yürütülen teknik çalışmaların en can alıcı noktası, hakimlere verilmesi planlanan geniş yetkiler oldu. Bakan Tunç, kasten öldürme gibi ağır suçlara karışan çocukların durumunda, suçun işleniş şekli ve “kastın yoğunluğu” kriterlerinin esas alınacağını belirtti. Bu, otomatik ceza indirimleri yerine, her vakanın kendi içinde değerlendirileceği daha esnek ve adil bir modelin işareti olarak kabul ediliyor.
Hazırlanan taslak metinde, suçun planlı olup olmadığı, kullanılan yöntemin vahameti ve çocuğun suç işleme konusundaki kararlılığı gibi unsurlar, ceza miktarını doğrudan etkileyecek. Bu düzenleme ile “çocuk” tanımının arkasına sığınarak ağır suç işleyen kişilere karşı daha caydırıcı bir ceza politikasının uygulanması amaçlanıyor. TBMM’de kurulan komisyonun raporunu tamamlamasının ardından, bu devrim niteliğindeki düzenlemenin meclis genel kuruluna gelmesi bekleniyor.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un işaret ettiği yasal reform süreci, sadece Adalet Bakanlığı’nın teknik çalışmalarıyla sınırlı kalmıyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulan özel ihtisas komisyonu, çocukların suça sürüklenmesini önlemek ve mevcut çocuk suçları mevzuatı içerisindeki boşlukları gidermek adına kapsamlı bir rapor hazırlıyor. Komisyon; akademisyenler, çocuk psikologları, sosyologlar ve emniyet birimlerinden gelen verileri harmanlayarak bir yol haritası oluşturuyor.
Bakan Tunç, komisyonun çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürdüğünü ifade ederek, raporun tamamlanmasının ardından yasama sürecinin hızlanacağını belirtti. Taslak çalışmanın en önemli ayağı, çocukların işlediği suçlarda “akran zorbalığı” ile “organize suç/kasten öldürme” arasındaki ince çizginin yasal bir zemine oturtulması olacak. Özellikle suçun işlenişindeki profesyonellik ve canavarlık hissi, ceza miktarının belirlenmesinde “indirim sebebi” olmaktan çıkarılabilecek.
Hukuk dünyasında büyük yankı uyandıran bu hamle, “caydırıcılık” ile “çocuğun yeniden topluma kazandırılması” arasındaki hassas dengeyi yeniden tanımlıyor. Mevcut sistemde 12-15 yaş grubu için uygulanan yüksek indirim oranlarının, bazı durumlarda suç örgütleri tarafından istismar edildiği gerçeği, bu reformun temel motivasyon kaynaklarından birini oluşturuyor. Bakan Tunç’un vurguladığı “kastın yoğunluğu” kriteri, suçun bir çocuk saflığıyla mı yoksa yetişkin bir fail kararlılığıyla mı işlendiğini ayırt etmeyi hedefliyor.
Bu noktada, hakimlere verilmesi planlanan takdir yetkisi, her davanın kendi özelinde incelenmesine olanak tanıyacak. Örneğin; bir anlık öfkeyle işlenen bir suç ile günler öncesinden planlanmış, delilleri karartılmış ve canavarca hislerle gerçekleştirilmiş bir cinayet, aynı indirim baremlerine tabi tutulmayabilecek. Bu durum, yargının esnekliğini artırırken, suçun vahametiyle orantılı cezaların verilmesini sağlayacak.
Programdaki konuşmasında siber alandaki kirliliğe de değinen Bakan Tunç, özellikle çocuk cinayetleri sonrası sosyal medyada ortaya çıkan karanlık tabloya dikkat çekti. Acılı aileleri tehdit eden, cinayetleri kutsayan veya suçu öven paylaşımlar yapan şahıslara karşı yargının sessiz kalmadığını hatırlattı. Tunç, “Aileleri tehdit eden ve suçu öven kişiler hakkında gerekli adli işlemler yapılmış, tutuklamalar gerçekleştirilmiştir” diyerek, dijital dünyada işlenen suçların da takipçisi olduklarını yineledi.
Bu kararlılık, sadece fiziksel saldırılara karşı değil, toplumsal ahlakı ve mağdur haklarını zedeleyen her türlü eyleme karşı bir kalkan oluşturuyor. Bakanlık, çocukları koruma görevini sadece yasalarla değil, aynı zamanda onları çevreleyen dijital ve sosyal ekosistemi de güvenli hale getirerek yerine getirmeyi hedefliyor.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, konuşmasını “Çocuklarımızı korumak devlet olarak en temel sorumluluğumuzdur” sözleriyle noktalarken, bu meselenin sadece bir kanun değişikliği değil, bir beka ve gelecek meselesi olduğunu vurguladı. Ahmet Minguzzi ve Atlas Çağlayan gibi evlatların kaybının yarattığı derin sarsıntı, Türk hukuk sisteminde daha korumacı ve adaleti tam tesis eden bir yapının inşası için milat olacak gibi görünüyor.
Hükümetin ve Meclis’in öncelikli gündem maddelerinden biri haline gelen bu düzenleme, önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu’nda tartışmaya açılacak. Toplumun beklentisi, adaletin sadece kağıt üzerinde değil, vicdanlarda da karşılık bulacağı bir sistemin hayata geçirilmesi yönünde.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı