Narin Güran cinayeti davasında Yargıtay’ın bozma kararı sonrası sanık Nevzat Bahtiyar yeniden hakim karşısına çıktı. Bahtiyar’ın tehdit edildiği yönündeki iddiaları ve savcının ağırlaştırılmış müebbet talebi duruşmaya damga vurdu. Dava 16 Nisan’a ertelendi.

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde tüm Türkiye’yi yasa boğan Narin Güran cinayeti davasında, Yargıtay‘ın bozma kararının ardından kritik bir eşiğe girildi. Kamuoyunun yakından takip ettiği davada, baş şüphelilerden Nevzat Bahtiyar‘ın yeniden yargılanma süreci, mahkeme salonunda tansiyonun yükseldiği anlara ve çarpıcı iddialara sahne oldu.
Dava Süreci: Yargıtay’ın bozma kararı sonrası Nevzat Bahtiyar yeniden hakim karşısına çıktı.
Savcının Talebi: Savcı, sanığın “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.
Yeni Tarih: Mahkeme heyeti, tarafların taleplerini değerlendirmek üzere duruşmayı 16 Nisan tarihine erteledi.
Türkiye’nin kalbinde derin bir yara açan Narin Güran cinayeti, hukuk dünyasında yeni ve kritik bir sürece evrildi. Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi’nde, 21 Ağustos tarihinde kaybolan ve tam 19 gün süren arama çalışmalarının ardından cansız bedeni Eğertutmaz Deresi yatağında bulunan 8 yaşındaki Narin Güran‘ın davasında, adalet mekanizması yeniden hareketlendi. Yerel mahkemenin verdiği kararların ardından dosyanın taşındığı Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık Nevzat Bahtiyar yönünden verilen kararı bozarak dosyayı yeniden alt mahkemeye gönderdi.
Bu bozma kararı, davanın seyrini değiştirebilecek yeni itirafların ve iddiaların kapısını araladı. Duruşma salonunda geniş güvenlik önlemleri altında başlayan yargılamada, Nevzat Bahtiyar‘ın savunması ve mahkeme heyetine sunduğu detaylar, olayın yaşandığı güne dair karanlık noktaları aydınlatma amacı taşıyor. Diyarbakır Adliyesi çevresinde toplanan vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları, davanın her anını dikkatle takip ederken, mahkeme salonu içindeki gerginlik dışarıya da yansıdı.
Yeniden başlayan yargılamanın en dikkat çekici anı, sanık Nevzat Bahtiyar’ın kürsüye gelerek yaptığı savunma oldu. Daha önceki ifadelerinde yer alan çelişkileri gidermeye çalışan Bahtiyar, olay günü Salim Güran tarafından doğrudan tehdit edildiğini öne sürdü. Bahtiyar, Salim Güran‘ın kendisine Narin Güran‘ın cansız bedenini teslim ettiğini ve bu süreci silah zoruyla yönettiğini iddia etti.
Sanığın ifadesine göre, Salim Güran kendisine “Bu cesedi götür” talimatını vermiş, reddettiğinde ise silah çekerek hem kendisini hem de oğlunu ölümle tehdit etmişti. Bu baskı altında hareket etmek zorunda kaldığını savunan Bahtiyar, cesedi bir battaniyeye sararak taşıdığını detaylandırdı. Ancak savunmasındaki en çarpıcı iddia, cesedin yok edilmesi yönündeki talimattı. Bahtiyar, “Bana cesedi parça parça et, kimse görmesin dedi. Eğer onun dediğini yapıp cesedi parçalasaydım, ceset asla bulunamazdı. Ben tam tersine, cesedin bir bütün olarak bulunmasını ve olayın ortaya çıkmasını sağladım” diyerek kendini savundu.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Narin Güran‘ın cansız bedeni, kayboluşunun 19. gününde evine yaklaşık 2 kilometre mesafedeki bir dere yatağında, bir çuval içinde ve üzerine ağır taşlar bırakılmış halde bulunmuştu.
- Dava kapsamında incelenen dijital deliller ve baz istasyonu kayıtları, cinayet saatinde sanıkların aynı bölgede olduğunu kanıtlayan en önemli teknik veriler arasında yer alıyor.
Duruşma esnasında Nevzat Bahtiyar’ın aile bireylerine yönelik suçlamaları ve özellikle Salim Güran hakkındaki iddiaları, salonun atmosferini bir anda değiştirdi. İzleyici sıralarında bulunan Güran ailesi mensupları, Bahtiyar’ın beyanlarına yüksek sesle tepki gösterdi. Sözlü sataşmaların fiziksel bir arbedeye dönüşme riski üzerine mahkeme başkanı duruma müdahale etmek zorunda kaldı.
Huzuru sağlamak amacıyla mahkeme başkanı, sanığa tepki gösteren ve mahkeme disiplinini bozan aile üyelerinin salon dışına çıkarılmasına karar verdi. Salon dışına çıkarılan aile bireyleri, koridorlarda da sanığa yönelik tepkilerini sürdürürken, davanın seyri boyunca aile ile Bahtiyar arasındaki husumetin ne kadar derinleştiği bir kez daha gözler önüne serildi. Bu durum, davanın sadece hukuki bir süreç değil, aynı zamanda mahalle ve aile dinamikleri içinde de büyük bir kırılmaya yol açtığını kanıtlar nitelikteydi.
Davanın bugünkü noktaya nasıl geldiğini anlamak için, cinayetin işlendiği tarihten bu yana yaşanan hukuki gelişmeleri hatırlamak gerekiyor. 8 Eylül’de cansız bedeni bulunan Narin Güran ile ilgili yürütülen soruşturmada; amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve komşuları Nevzat Bahtiyar baş şüpheliler olarak belirlenmişti. Yapılan ilk yargılamada mahkeme heyeti, amca, anne ve ağabeyi “iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.
Ancak Nevzat Bahtiyar için verilen ilk karar farklıydı. Mahkeme, Bahtiyar’ın eylemini “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” olarak değerlendirmiş ve kendisine 4 yıl 6 ay hapis cezası vermişti. İstinaf mahkemesi bu kararları onamış olsa da, dosya nihai karar için Yargıtay’a gitti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, diğer sanıkların cezasını onarken Bahtiyar hakkındaki kararı bozdu. Yargıtay’a göre Bahtiyar’ın eylemi sadece delil gizleme değil, “kasten öldürmeye yardım” kapsamında değerlendirilmeliydi. İşte bugün görülen duruşma, bu hukuki nitelendirmenin yeniden tartılması amacıyla gerçekleştiriliyor.
Yargıtay’ın “yardım etme” suçuna yönelik bozma kararına karşın, duruşmada mütalaasını sunan Cumhuriyet Savcısı, sanık Nevzat Bahtiyar hakkındaki suçlamayı daha üst bir perdeden değerlendirdi. Savcı, Yargıtay’ın eylemi “yardım” olarak nitelendiren bozma gerekçesine katılmadığını açıkça ifade ederek, sanığın “kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını talep etti.
İddia makamının bu talebinin arkasında yatan en güçlü gerekçe ise zamanlamaydı. Savcı, Nevzat Bahtiyar’ın tam 19 gün boyunca sessiz kalarak adaletin yerini bulmasını engellediğini, bu süre zarfında delillerin karartılmasına ve toplanmasının imkansız hale gelmesine zemin hazırladığını vurguladı. Savcıya göre, küçük bir çocuğun cansız bedenini saklayan ve haftalarca normal hayatına devam eden bir kişinin eylemi, sadece bir suça yardım etmekle sınırlı kalamazdı; bu, doğrudan cinayet suçuna ortaklık anlamına geliyordu.
Duruşmanın en duygusal ve bir o kadar da teknik taleplerle dolu anları, Narin Güran‘ın babası Arif Güran‘ın konuşmasıyla yaşandı. Acılı baba, sanık Nevzat Bahtiyar‘ın mahkemede dile getirdiği iddiaların hiçbirinin güvenilir olmadığını savundu. Bahtiyar’ın soruşturmanın başından bu yana defalarca ifade değiştirdiğini hatırlatan Güran, adaletin tesis edilmesi için dosyanın kağıt üzerinde değil, sahada yeniden incelenmesi gerektiğini belirtti.
Arif Güran, cinayetin işlendiği iddia edilen noktalar, cesedin taşınma güzergahı ve Nevzat Bahtiyar‘ın aracının görüldüğü yerler arasında bir uyumsuzluk olduğunu ileri sürdü. Bu kapsamda, mahkeme heyetinden olay yerinde yeniden kapsamlı bir “keşif” yapılmasını talep etti. Güran ailesinin avukatları da babanın bu talebini destekleyerek, özellikle dijital delillerin ve bölgedeki baz istasyonu (HTS) kayıtlarının yeterince derinlemesine incelenmediğini, soruşturmanın bu yönüyle eksik kaldığını dile getirdiler.
Davanın 1000 kelimelik bu geniş perspektifinde, dosyanın teknik detayları adaletin tecellisi için hayati önem taşıyor. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen titiz çalışmalarda, olay gününe dair ulaşılan teknik veriler şu şekilde dosyaya yansımıştı:
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Türkiye’de çocuk cinayetleri davalarında son yıllarda HTS (Historical Traffic Search) kayıtları, görgü tanığı beyanlarından daha belirleyici bir delil niteliği kazanmıştır.
- Narin Güran davası, Türkiye’de dijital verilerin (WhatsApp kayıtları, silinen mesajlar) kurtarılması konusunda uluslararası yazışmaların yapıldığı en kapsamlı dosyalardan biri olmuştur.
Mahkeme heyeti, yaklaşık altı saat süren duruşmanın ardından ara kararını açıkladı. Sanık Nevzat Bahtiyar‘ın tutukluluk halinin devamına karar veren heyet, savunma makamının ek süre taleplerini ve baba Arif Güran‘ın yeni keşif isteğini değerlendirmek üzere duruşmayı 16 Nisan tarihine erteledi.
Sanık Bahtiyar, duruşma bitiminde kendisine verilen son söz hakkını kullanarak, suç işlemediğini savundu ve yaşanılanlardan dolayı “pişman olduğunu” yineledi. Ancak bu pişmanlık beyanı, mahkeme salonundaki gerginliği dindirmeye yetmedi. Diyarbakır semalarında adalet bekleyişi, bahar aylarına taşınırken, Narin Güran cinayeti davası, Türkiye’nin çocuk hakları ve yargı sistemi konusundaki en önemli sınavlarından biri olmaya devam ediyor.
Kaynak: BHA