Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sıfır Atık Hareketi ile 90 milyon ton atığın geri kazanıldığını ve ekonomiye 365 milyar TL katkı sağlandığını duyurdu. 2053 hedefi ise %70 geri kazanım.

Türkiye’nin çevresel sürdürülebilirlik hamlesi olan Sıfır Atık Hareketi, meyvelerini vermeye devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2017 yılından bu yana yürütülen çalışmalar neticesinde geri kazanılan atık miktarının 90 milyon tona ulaştığını ve bu başarının Türkiye ekonomisine devasa bir katkı sunduğunu kamuoyuyla paylaştı.
Ekonomik Geri Dönüş: Sıfır Atık Hareketi sayesinde Türkiye ekonomisine toplamda 365 milyar lira tutarında net katkı sağlandı.
Geri Kazanım Miktarı: Hareketin başlangıcından bugüne kadar 90 milyon ton atık, çöp olmaktan kurtarılarak ekonomiye geri kazandırıldı.
Gelecek Vizyonu: Geri kazanım oranının 2035 yılında %60, 2053 yılında ise %70 seviyesine çıkarılması hedefleniyor.
30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü vesilesiyle önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, projenin geldiği noktayı ve gelecek hedeflerini detaylandırdı. 2017 yılında eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatılan bu seferberliğin, bugün sınırları aşarak küresel bir çevre hareketine dönüştüğünü belirten Erdoğan, çevre kirliliğiyle mücadelenin kararlılıkla süreceği mesajını verdi.
Sıfır Atık Hareketi, sadece bir atık toplama projesi olmanın ötesinde, Türkiye’nin iklim değişikliği ile mücadelesinin ve döngüsel ekonomi modeline geçişinin en güçlü sütunlarından biri haline geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, paylaşımında projenin büyümesinden duyduğu memnuniyeti dile getirirken, bu sürecin hem çevresel hem de ekonomik kazanımlarının altını çizdi. Türkiye’nin bu alandaki liderliğinin, Birleşmiş Milletler nezdinde de karşılık bulması ve 30 Mart tarihinin uluslararası bir gün olarak ilan edilmesi, projenin başarısının küresel tescili niteliğinde.
Yapılan hesaplamalara göre, Sıfır Atık prensipleriyle yönetilen süreçler sonucunda 90 milyon ton atık geri dönüştürüldü. Bu devasa miktar, sadece çevre kirliliğinin önlenmesi anlamına gelmiyor; aynı zamanda hammadde ithalatının azalması ve enerji tasarrufu sağlanması demek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu geri kazanım operasyonunun Türkiye bütçesine ve ekonomisine 365 milyar lira değerinde bir katma değer sağladığını açıkladı. Bu rakam, çevreci politikaların doğru yönetildiğinde nasıl güçlü bir ekonomik kalkınma modeline dönüştüğünün en somut kanıtı olarak değerlendiriliyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Türkiye’nin çevre vizyonu sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de kapsıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, geri kazanım oranlarında çıtayı her geçen yıl yükselttiklerini vurgulayarak stratejik hedefleri paylaştı. Buna göre, halihazırda ivme kazanan geri dönüşüm çalışmalarının, 2035 yılında %60 seviyesine ulaşması bekleniyor. Uzun vadeli “Net Sıfır Emisyon” vizyonu doğrultusunda ise 2053 yılında atıkların geri kazanım oranının %70’e yükseltilmesi hedefleniyor.
Bu hedefler, Türkiye’nin sanayi, belediyecilik ve hane halkı düzeyinde köklü bir değişim içerisine girmesini gerektiriyor. Sıfır Atık Mavi gibi projelerle deniz kirliliğinin de önüne geçilmeye çalışılırken, teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve atık yönetim tesislerinin kapasitesinin artırılması planlanıyor. İklim değişikliği ile mücadelenin bir tercih değil zorunluluk olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı, bu sürecin toplumsal bir bilinçle yürütülmesinin önemine dikkat çekti.
Sıfır Atık Hareketi, Türkiye sınırlarını aşarak dünya genelinde model alınan bir sürdürülebilirlik projesi haline geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan‘ın uluslararası platformlarda yürüttüğü diplomasi trafiği, bu yerel başarının küresel bir politika metnine dönüşmesini sağladı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından kabul edilen ve Türkiye’nin ana sunucusu olduğu kararla, 30 Mart tarihinin Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edilmesi, bu vizyonun en somut küresel karşılığı oldu.
Bu süreçte Türkiye, sadece kendi atıklarını yönetmekle kalmayıp, gelişmekte olan ülkelere de atık yönetimi ve geri dönüşüm teknolojileri konusunda rehberlik etmeye başladı. Sıfır Atık prensibi, kaynakların verimli kullanılması, atık oluşumunun sebeplerinin gözden geçirilerek engellenmesi veya minimize edilmesi üzerine kurulu bir döngüsel ekonomi modelini esas alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yaklaşımın dünyadaki iklim kriziyle mücadelede “anahtar” bir rol oynadığını her fırsatta dile getiriyor.
Sıfır Atık kapsamında elde edilen 365 milyar liralık ekonomik katkı, birçok farklı sektörün eş zamanlı dönüşümüyle sağlandı. Kağıt, plastik, cam ve metal gibi temel atıkların geri kazanılması, Türkiye’nin hammadde ithalatına olan bağımlılığını ciddi oranda azalttı. Özellikle sanayi üretiminde geri dönüştürülmüş malzemenin payının artması, enerji maliyetlerinde de büyük tasarruflar sağladı.
İstatistiklere göre, 1 ton kağıdın geri dönüştürülmesi 17 ağacı kesilmekten kurtarırken, metal atıkların geri kazanımı birincil üretime oranla %95 daha az enerji gerektiriyor. Sıfır Atık Hareketi ile 90 milyon ton atığın sisteme dahil edilmesi; milyonlarca ağacın korunması, su kaynaklarının kirlenmesinin önlenmesi ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesi anlamına geliyor. Bu çevresel kazanımlar, uzun vadede iklim değişikliğine bağlı doğal afetlerin maliyetlerini de dolaylı yoldan azaltarak ülke ekonomisini koruyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması‘na taraf olmasıyla birlikte belirlediği 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi, Sıfır Atık Hareketi ile doğrudan bağlantılı bir seyir izliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, atık yönetimini sadece bir çevre temizliği meselesi olarak değil, bir milli güvenlik ve gelecek tasarımı olarak görüyor. 2035 yılında %60, 2053 yılında ise %70 olarak belirlenen geri kazanım hedefleri, Türkiye’nin dünyadaki en çevreci ekonomilerden biri olma iddiasını güçlendiriyor.
Bu hedeflere ulaşmak için akıllı atık yönetimi sistemleri, depozito iade uygulamaları ve biyobozunur atıkların gübreye dönüştürülmesi gibi teknolojik yatırımlar hız kesmeden devam ediyor. Özellikle büyükşehirlerdeki entegre katı atık tesisleri, çöpten elektrik üreterek hem atığı bertaraf ediyor hem de enerji arz güvenliğine katkı sağlıyor. İklim değişikliği ile mücadelenin ancak toplumun her kesiminin katılımıyla başarılı olacağını belirten Erdoğan, “Gelecek nesillere daha yeşil, daha yaşanabilir bir Türkiye bırakma” sözünü yineledi.
Kaynak: BHA