Gaziantep-İstanbul seferinde başına 50 kiloluk yük düşen yolcu, THY’ye 800 bin TL’lik tazminat davası açtı. İhmal iddiaları yargıya taşındı.

Türk Hava Yolları‘nın Gaziantep-İstanbul seferi sırasında yaşanan ve havacılık dünyasında yankı uyandıran bir olay, yargıya taşındı. Bir yolcu, uçağın üst bagaj bölmesi kapağının açılması sonucu başına yaklaşık 50 kilogram ağırlığında bir yükün düştüğünü iddia ederek, havayolu şirketine karşı kapsamlı bir hukuk mücadelesi başlattı.
Dava Gerekçesi: Uçuş sırasında bagaj kapağının açılması ve ağır yükün yolcu üzerine düşmesi sonucu oluşan yaralanma ve ihmal iddiası.
Havacılık güvenliği ve yolcu hakları konusunda emsal teşkil edebilecek bir gelişme, Türk Hava Yolları bünyesinde gerçekleşen bir iç hat uçuşunda yaşandı. İddialara göre, Gaziantep Havalimanı‘ndan kalkış yaparak İstanbul‘a doğru seyreden uçakta, yolcuların koltuklarının hemen üzerinde bulunan üst bagaj bölmesi bir anda açıldı. İçerisinde ağır malzemelerin bulunduğu belirtilen bölmeden düşen yük, doğrudan bir yolcunun baş kısmına isabet etti. Olayın ardından uçak içerisinde kısa süreli bir panik yaşanırken, yaralanan yolcuya ilk müdahalenin yapıldığı belirtildi.
THY tazminat davası sürecini başlatan bu olayda, davacı tarafın en dikkat çekici iddiası ise düşen yükün ağırlığı oldu. Yaklaşık 50 kilogram olduğu öne sürülen bu kütlenin, bir yolcu uçağının kabin içi bagaj limitlerini ve güvenliğini nasıl aştığı konusu, mahkemenin en kritik inceleme noktalarından biri olacak. Uçuş güvenliği standartlarına göre kabin içi dolapların belirli bir ağırlık kapasitesi bulunmasına rağmen, bu denli ağır bir yükün orada bulunması, havayolu şirketinin operasyonel süreçlerini de tartışmaya açtı.
Davacı yolcu ve avukatları tarafından mahkemeye sunulan dilekçede, durumun sadece bir kaza olmadığı, açık bir ihmal zinciri bulunduğu vurgulanıyor. İddiaya göre, söz konusu uçağın üst bagaj bölmesi kapağındaki arıza teknik ekipler veya kabin görevlileri tarafından önceden biliniyordu. Ancak bu arızaya rağmen gerekli bakım ve onarım işlemlerinin yapılmadığı, uçağın bu şekilde sefere verildiği ileri sürüldü.
Türk Hava Yolları aleyhine açılan bu davada, 800 bin lira tutarındaki maddi ve manevi tazminat talebi, yaşanan fiziksel yaralanmanın yanı sıra yolcunun yaşadığı psikolojik travmaya da dayandırılıyor. Havacılık hukuku çerçevesinde havayolu şirketlerinin yolcuları “salimen” varış noktasına ulaştırma yükümlülüğü bulunmaktadır. Eğer mahkeme, bagaj kapağındaki arızanın bilindiği halde giderilmediğini tespit ederse, bu durum “ağır kusur” kapsamına girebilir ve talep edilen tazminat miktarı için belirleyici olabilir.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Türkiye’de tüketici hakları ve havacılık mevzuatı, uçuş esnasında meydana gelen yaralanmalarda yolcuyu koruyan sert hükümlere sahiptir. THY tazminat davası dosyasında yer alan bilgilere göre, davacı yolcu olay sonrası ciddi sağlık sorunları yaşadığını, tedavi sürecinin devam ettiğini ve bu durumun iş hayatını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Toplamda talep edilen 15 bin 630 Euro (800 bin TL) tutarındaki tazminatın, hastane masrafları, iş gücü kaybı ve manevi yıpranma payı olarak bölüştürüldüğü ifade ediliyor.
Havayolu şirketinin savunmasında ise uçağın periyodik bakımlarının tam olduğu ve kabin içi güvenlik prosedürlerinin eksiksiz uygulandığı tezini savunması bekleniyor. Ancak Gaziantep-İstanbul uçuşu sırasında tutulan varsa olay tutanakları ve kabin ekibinin ifadeleri davanın seyrini değiştirecek en önemli deliller arasında yer alacak. Havacılık güvenliği uzmanları, bu tür vakaların nadir görüldüğünü ancak gerçekleştiğinde havayolu şirketlerinin çok sıkı denetimlerden geçtiğini belirtiyor.
BÖLÜM 1: YAYINLANACAK HABER METNİ (DEVAMI)
Hukuki açıdan bakıldığında, Türk Hava Yolları gibi bayrak taşıyıcı havayolu şirketleri, yolcuların güvenliğinden kalkıştan inişe kadar olan tüm süreçte sorumludur. Türk Sivil Havacılık Kanunu ve uluslararası düzeyde geçerli olan Montreal Konvansiyonu hükümleri, yolcunun uçak içerisinde bedensel bir zarara uğraması durumunda taşıyıcının sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. THY tazminat davası sürecinde mahkeme, olayın meydana gelmesinde yolcunun bir ihmali olup olmadığını da inceleyecektir. Ancak, üst bagaj bölmesi kapağının kendiliğinden açılması durumu, doğrudan teknik bir arıza veya kabin ekibinin kontrol eksikliği olarak değerlendirilmektedir.
800 bin lira tutarındaki tazminat talebi içerisinde yer alan manevi tazminat kalemi, kişinin yaşadığı korku, panik ve sonrasındaki yaşam kalitesindeki düşüşü kapsamaktadır. Havacılık hukuku uzmanları, bu tür davalarda mahkemelerin genellikle bilirkişi raporlarına dayandığını belirtiyor. Bilirkişiler, uçağın bakım kayıtlarını (logbook), ilgili seferdeki kabin memuru raporlarını ve uçağın o bölümündeki kilit mekanizmasının teknik durumunu inceleyerek kusur oranını belirleyecektir. Eğer iddia edildiği gibi 50 kilogramlık bir yükün kabin içine alınmasına izin verilmişse, bu durum Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından belirlenen bagaj limitleri ihlali anlamına da gelebilir.
Havacılık endüstrisinde kullanılan Airbus ve Boeing gibi ana üreticilerin uçaklarında, üst bagaj bölmesi tasarımları çift kilitli ve basınca dayanıklı sistemlerle donatılmıştır. Gaziantep-İstanbul uçuşu sırasında yaşandığı belirtilen bu olayda, kapağın “aniden açılması” teknik bir metal yorgunluğuna veya kilit mekanizmasındaki bir aşınmaya işaret ediyor olabilir. Uçuş güvenliği protokollerine göre, her uçuş öncesinde yapılan “pre-flight” kontrollerinde bu kapakların işlevselliği tek tek kontrol edilmelidir.
Davacı tarafın “arıza önceden biliniyordu” iddiası ispatlanırsa, bu durum THY için “kasti ihmal” sınırına girebilir. Genellikle havayolu şirketleri, uçuş sırasında yaşanan bu tür kazalarda yolcu ile mahkeme öncesi uzlaşma yoluna gitmeyi tercih edebilmektedir. Ancak talep edilen 15 bin 630 Euro değerindeki tazminat miktarının yüksekliği, davanın karara bağlanması için uzun bir yargı süreci gerektirebilir. Yolcu hakları savunucuları, bu davanın sonucunun, Türkiye’deki kabin içi emniyet standartlarının yeniden gözden geçirilmesine vesile olabileceğini vurguluyor.
Sonuç olarak, Türk Hava Yolları aleyhine açılan bu 800 bin liralık dava, sadece maddi bir çekişme değil, aynı zamanda havacılık güvenliği prosedürlerinin test edildiği bir süreç olacaktır. Gaziantep kalkışlı bu uçuşta mağduriyet yaşadığını belirten vatandaşın hukuk mücadelesi, havayolu şirketlerinin operasyonel güvenliğini ne kadar ciddiye aldığını bir kez daha gündeme taşımıştır. Önümüzdeki günlerde görülecek duruşmalarda, teknik inceleme raporlarının sunulmasıyla birlikte olayın gerçek boyutu netleşecektir. Havacılık dünyası, bu emsal davanın sonucunu ve yargının yolcu yaralanmaları konusundaki nihai kararını merakla beklemektedir.
Kayak : arti33.com