Trabzon’da beyin ölümü gerçekleşen 23 yaşındaki genç kadının organları, ailesinin onayıyla Erzurum ve Bursa’daki 3 hastaya umut oldu. Acılı annenin “başkası bu acıyı yaşamasın” sözleri yürekleri dağladı.

Trabzon’da tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen 23 yaşındaki genç kadının organları, ailesinin onurlu duruşu sayesinde üç farklı hastaya yeni bir yaşamın kapılarını araladı. Acılı anne ve babanın “başkaları bu acıyı yaşamasın” diyerek verdiği bu anlamlı karar, Türkiye’deki organ bağışı bekleyen binlerce hasta için de büyük bir umut ışığı oldu.
Bağışlanan Organlar: Karaciğer ve bir böbrek Erzurum’a, diğer böbrek ise Bursa’ya nakledilmek üzere gönderildi.
Hastanın Durumu: 21 Mart’ta şiddetli baş ağrısı ile başlayan süreç, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nde beyin ölümüyle sonuçlandı.
Ailenin Kararı: Giresunlu aile, evlatlarını kaybetmenin acısına rağmen üç farklı hayatı kurtaracak imzayı attı.
Giresun’un Bulancak ilçesinde yaşamını sürdüren 23 yaşındaki genç kadın, geçtiğimiz 21 Mart tarihinde aniden bastıran şiddetli baş ağrısı şikayetiyle yerel bir sağlık kuruluşuna başvurdu. Genç yaşta ortaya çıkan bu sağlık sorunu, kısa sürede ciddiyetini artırarak hastanın durumunun ağırlaşmasına neden oldu. Tıbbi müdahale gereksinimi artan ve solunum desteğine ihtiyaç duyan hasta, hızla entübe edilerek bölgenin en donanımlı sağlık merkezlerinden biri olan Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi bünyesine sevk edildi.
Trabzon ilindeki bu köklü sağlık kurumunda yoğun bakım ünitesine alınan genç kadının hayata tutunması için uzman ekipler seferber oldu. Ancak yapılan tüm müdahalelere ve yoğun tedavi sürecine rağmen, 24 Mart tarihinde tıbbi olarak geri dönüşü olmayan beyin ölümü gerçekleşti. Bu noktadan sonra devreye giren hastane koordinatörleri, etik çerçevede ve büyük bir hassasiyetle aile ile iletişime geçti.
Beyin ölümü haberini alan aile, hayatlarının en zor sınavıyla karşı karşıya kaldı. Ancak bu derin yas ortamında bile insanlık adına örnek teşkil edecek bir tutum sergilendi. Karadeniz Teknik Üniversitesi bünyesinde görev yapan Organ Nakli Koordinatörü Ebru Yılmaz, bu duygusal süreci bizzat yöneten isimlerden biri oldu. Yılmaz, ailenin yaşadığı süreci anlatırken özellikle annenin kurduğu cümlelerin tüm sağlık personelini derinden sarstığını ifade etti.
Gencecik evladını kaybetmenin tarifsiz acısını yaşayan annenin, “Birileri benimle aynı acıyı yaşamasın, başka evler sönmesin diye bu bağışı kabul ediyorum” sözleri, organ bağışının toplumsal dayanışmadaki yerini bir kez daha kanıtladı. Alınan bu kararla birlikte zamanla yarış başladı. Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda, bağışlanan organların en kısa sürede uygun alıcılara ulaştırılması için lojistik planlamalar yapıldı.
Ailenin onay vermesinin ardından hastanede gerçekleştirilen operasyonla genç kadının organları titizlikle alındı. Yapılan eşleştirmeler sonucunda; bir böbrek ve karaciğer komşu il Erzurum‘daki hastalara umut olmak üzere yola çıkarıldı. Diğer böbrek ise tıbbi uygunluk kriterleri gereği Bursa‘daki bir hastaya nakledilmek üzere hava yoluyla sevk edildi. Üç farklı şehirde nakil bekleyen hastalar, Trabzon’dan gelen bu haberle yeniden hayata tutunma şansı yakaladı.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Organ Nakli Koordinatörü Ebru Yılmaz, bu vaka üzerinden toplumda farkındalık yaratmanın hayati önemine değindi. Genç kadının hastaneye başvurma nedeninin yüksek tansiyona bağlı gelişen komplikasyonlar olduğunu belirten Yılmaz, ani gelişen bu tür durumlarda ailelerin karar vermesinin çok güç olduğunu vurguladı. Uzmanlar, bireylerin sağlığında organ bağışı konusundaki fikirlerini yakınlarıyla paylaşmasının, beyin ölümü gibi kritik anlarda ailelerin omuzlarındaki ağır yükü hafiflettiğine dikkat çekiyor.
Beyin ölümünün kesinleşmesi ve Giresunlu ailenin asil onayının ardından, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi ameliyathanelerinde hummalı bir çalışma başladı. Organ nakli operasyonlarında zaman, en az cerrahi hassasiyet kadar hayati bir önem taşır. Uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilen operasyonla alınan organlar, özel koruma solüsyonları ve soğuk zincir muhafaza sistemleri eşliğinde nakil bekleyen hastalara ulaştırılmak üzere hazırlandı.
Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gönderilen bir karaciğer ve bir böbrek, yıllardır diyaliz ve tedavi kıskacında yaşam mücadelesi veren iki hastaya nakledildi. Aynı anlarda, diğer böbrek ise Türkiye’nin bir diğer ucuna, Bursa‘ya doğru yola çıktı. Bu nakil trafiği, Türkiye’deki Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi‘nin ne kadar tıkır tıkır işlediğinin de somut bir göstergesi oldu. Genç kadının bedeni toprağa verilmeye hazırlanırken, organları üç farklı bedende yeniden hayat buldu.
Türkiye genelinde organ nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artarken, bağış oranları henüz istenilen seviyelere ulaşmış değil. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ülkemizde özellikle böbrek nakli bekleyen hasta sayısı 20 binin üzerindedir. Bunu karaciğer ve kalp nakli bekleyen yüzlerce hasta izlemektedir. Trabzon ve çevresindeki illerde bu tür bağışların gerçekleşmesi, bölgedeki nakil merkezlerinin operasyonel başarısını da perçinlemektedir.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Toplumda en çok karıştırılan konulardan biri olan beyin ölümü ile bitkisel hayat arasındaki fark, bağış süreçlerini doğrudan etkilemektedir. KTÜ Farabi Hastanesi yetkilileri, beyin ölümünün tıbbi ve hukuki olarak “ölüm” hali olduğunu, bu durumun geri dönüşünün imkansız olduğunu sık sık hatırlatmaktadır. Bitkisel hayatta hasta kendi kendine nefes alabilirken, beyin ölümünde sadece destek üniteleriyle yaşam fonksiyonları yapay olarak sürdürülebilir.
Genç kadının vakasında olduğu gibi, yüksek tansiyon kaynaklı beyin kanamaları maalesely genç yaşlarda da beyin ölümüne yol açabilmektedir. Bu noktada ailenin gösterdiği fedakarlık, sadece üç kişiyi kurtarmakla kalmamış, aynı zamanda toplumda bu tıbbi gerçeğin anlaşılması adına büyük bir farkındalık yaratmıştır. Ebru Yılmaz‘ın da belirttiği gibi, vedalar bazen başka başlangıçların tohumu olabilir.
Uzman psikologlar ve sağlık çalışanları, organ bağışı kararının sadece bir hastane koridorunda alınmaması gerektiğini savunuyor. Aile bireylerinin akşam yemeğinde veya sıradan bir sohbette “Eğer başıma bir şey gelirse organlarımı bağışlayın” demesi, Trabzon‘da yaşanan bu olaydaki gibi acılı anlarda kararsızlığı ortadan kaldıran en büyük etkendir. Giresun‘un Bulancak ilçesinden gelen bu yüce gönüllü aile, evlatlarının vasiyeti olmasa bile onun hatırasını başka bedenlerde yaşatmayı seçerek toplumsal bir kahramanlık sergilemiştir.
Sonuç olarak; Trabzon, Erzurum ve Bursa arasında kurulan bu yaşam köprüsü, bir acının nasıl büyük bir iyiliğe dönüşebileceğini tüm Türkiye’ye gösterdi. 23 yaşındaki genç kadının aziz hatırası, artık üç farklı insanın aldığı her nefeste, attığı her adımda yaşamaya devam edecek.
Kaynak: BHA