Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada İsrail-Filistin geriliminin küresel etkilerine dikkat çekerek, “Savaş Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar insan çekiyor” dedi. Erdoğan, Türkiye’nin küresel dönüşüme hazırlıklı olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, Orta Doğu’da tırmanan gerilimin yerel bir çatışma olmaktan çıkıp küresel bir krize dönüştüğünü vurguladı. İsrail’in saldırgan politikalarını eleştiren Erdoğan, yaşananların faturasının 8 milyar insan tarafından ödendiğini ifade ederek uluslararası sisteme sert uyarılarda bulundu.
Kritik Tespit: Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut çatışmaların sadece tarafları değil, enerji ve ticaret hatları üzerinden tüm dünyayı ekonomik kıskaca aldığını belirtti.
Stratejik Vurgu: Savaşın Netanyahu’nun siyasi geleceği için sürdürüldüğünü ifade eden Erdoğan, küresel sistemin bu “ikbal savaşına” dur demesi gerektiğini söyledi.
Ulusal Güvenlik: Konuşmada “Terörsüz Türkiye” hedefinin altı çizilirken, bölgesel barışın tesisi için Türkiye’nin diplomatik ve askeri kararlılığı yinelendi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen yoğun gündemli Kabine Toplantısı’nın ardından kameraların karşısına geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözlerine tüm İslam aleminin ve milletin geçmiş Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek başladı. Ramazan ayının Türkiye genelinde birlik, beraberlik ve yardımlaşma ikliminde idrak edildiğini belirten Erdoğan, bu kutsal ayın maneviyatının toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğine dikkat çekti.
“Külliyede Ramazan” programları kapsamında toplumun her kesimiyle bir araya gelmeye özen gösterdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüz binlerce vatandaşın bu etkinliklere iştirak etmesinin milli birliğin nişanesi olduğunu söyledi. Özellikle eğitim kurumlarında düzenlenen iftar ve sahur programlarının gençler üzerindeki olumlu etkilerine değinen Erdoğan, geleceğin teminatı olan gençlerle kurulan bu gönül köprülerinin Türkiye Yüzyılı vizyonu için hayati önem taşıdığını vurguladı.
Konuşmasında bayramın üçüncü gününde yaşanan ve tüm Türkiye’yi yasa boğan helikopter kazasına da değinen Erdoğan, devletin tüm imkanlarıyla sürecin takipçisi olduğunu belirtti. Kazada hayatını kaybeden kahraman askeri personel ve teknik çalışanlar için derin üzüntüsünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne başsağlığı diledi.
Nevruz kutlamalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, geçmişteki provokatif görüntülerin aksine son yıllarda bu bayramın huzur ve kardeşlik içinde kutlandığını ifade etti. Devletin hiçbir provokasyona müsaade etmeyeceğini net bir dille belirterek, “Terörsüz Türkiye” hedefinden asla taviz verilmeyeceğini, bölgesel barış ve kardeşlik dilinin Türkiye’nin ana rotası olmaya devam edeceğini söyledi.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
- Hürmüz Boğazı’nın Önemi: Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’si bu boğaz üzerinden geçmektedir. Herhangi bir çatışma küresel enerji fiyatlarını anında etkiler.
- Türkiye Yüzyılı Vizyonu: Savunma sanayii, enerji bağımsızlığı ve lojistik merkez olma hedeflerini içeren kapsamlı bir kalkınma projesidir.
- Küresel Ekonomi Verisi: Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar nedeniyle küresel gıda ve enerji enflasyonunda son 25 günde belirgin bir dalgalanma gözlemlenmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasındaki en dikkat çekici bölüm ise dış politika ve küresel sistemdeki adaletsizliklere ayırdığı kısımdı. Son 25 günde yaşananların, uluslararası sistemin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdiğini belirten Erdoğan, Orta Doğu’daki ateşin sadece bölgeyi değil, tüm dünyayı yakmaya başladığını ifade etti.
İsrail yönetiminin, özellikle de Başbakan Netanyahu’nun politikalarını sert sözlerle eleştiren Erdoğan, “Savaş İsrail’in savaşı olmakla birlikte, bunun ekonomik ve siyasi bedelini tüm insanlık ödüyor. Bu savaş aslında Netanyahu’nun kendi siyasi ikbalini kurtarma savaşıdır ancak bunun ceremesini 8 milyar insan çekiyor,” dedi. Küresel sistemdeki dönüşüme hazırlıklı olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin teknoloji, enerji ve ticaret alanındaki rekabette geri kalmamak adına savunma sanayii ve ulaşım hatlarına devasa yatırımlar yaptığını hatırlattı.
Dünya genelinde yaşanan jeopolitik kaymaların sadece askeri değil, aynı zamanda teknolojik ve ticari birer güç savaşı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu yeni dünya düzenine en hazırlıklı giren ülkelerden biri olduğunu belirtti. Savunma sanayiinden enerji yollarına kadar atılan her adımın, aslında gelecekte yaşanabilecek küresel çalkantılara karşı birer “zırh” niteliği taşıdığını vurguladı.
Erdoğan, “Uluslararası dengeler yeniden şekilleniyor. Teknoloji, enerji ve ticaret alanlarında yaşanan amansız rekabet, ülkelerin geleceğini tayin ediyor. Biz, son 21 yılda Türkiye’yi ulaştırmadan savunmaya, enerjiden yerli teknoloji hamlesine kadar her alanda devler ligine hazırladık. Bugün Orta Doğu’da yaşanan istikrarsızlıklar enerji fiyatlarını tetiklerken, bizim kendi kaynaklarımızı devreye almamız ve enerji merkezi olma yolundaki stratejik hamlelerimiz, bu fırtınalı denizde gemimizi güvenle yüzdürmemizi sağlıyor,” dedi. Özellikle Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz hattındaki gerginliklerin küresel ticaret rotalarını tehdit ettiğine dikkat çeken Erdoğan, Türkiye’nin alternatif koridorlar ve lojistik merkezlerle bu krizleri fırsata çevirecek kapasitede olduğunun altını çizdi.
İsrail hükümetinin Gazze ve çevre bölgelerdeki tutumunu “kişisel bir bekâ çabası” olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası kamuoyunun bu duruma sessiz kalmasının insani ve ekonomik maliyetleri katladığını söyledi. Savaşın faturasının sadece bölge halkı tarafından değil, enflasyon ve tedarik zinciri kırılmaları yoluyla tüm dünya tarafından ödendiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı, “Savaş Netanyahu’nun ikbal savaşı ama ceremesini 8 milyar çekiyor. Enerji fiyatlarındaki her bir dolarlık artış, dünyanın en ücra köşesindeki bir ailenin ekmeğinden eksilmesi demektir. Bu adaletsizliğe, bu fütursuzluğa artık ‘dur’ denilmesi şarttır. Türkiye olarak biz çatışma diliyle değil, barış ve diplomasi diliyle hareket etmeye devam edeceğiz. Bölgesel birlik ve kardeşlik, bu ateş çemberinden çıkışın tek anahtarıdır,” diyerek Türkiye’nin arabuluculuk ve çözüm odaklı dış politika çizgisini bir kez daha teyit etti.
Konuşmasının son bölümünde iç güvenlik ve terörle mücadele başlıklarına geniş yer ayıran Erdoğan, Türkiye’nin sınırları içerisinde ve ötesinde yürüttüğü operasyonların “Terörsüz Türkiye” hedefinin bir parçası olduğunu yineledi. Terör örgütlerine ve onları maşa olarak kullanan odaklara karşı asla geri adım atılmayacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplumsal huzuru bozmaya çalışan provokasyonlara karşı devletin tüm birimlerinin müteyakkız olduğunu ifade etti.
Milli birlik ve beraberliğin, dışarıdan gelen tehditlere karşı en büyük savunma mekanizması olduğunu belirten Erdoğan, “Huzurumuza kasteden her türlü girişimi bertaraf edecek kudrete sahibiz. Türkiye, kendi göbeğini kendi kesen, bölgesinde ve dünyada söz sahibi bir aktör olarak yoluna devam edecektir. Bu yolda en büyük güvencemiz milletimizin sağduyusu ve sarsılmaz birliğidir,” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak: BHA