İsrail ordusu, ABD’nin erteleme kararına rağmen İran’ın başkenti Tahran’a yönelik hava operasyonu başlattı. Bölgede patlama sesleri yükselirken savaş riski tırmanıyor.

Orta Doğu’da diplomatik çözüm umutlarının yeşerdiği bir anda, İsrail ordusunun İran’ın kalbi Tahran’a yönelik başlattığı hava operasyonu bölgeyi savaşın eşiğine getirdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın enerji altyapısına yönelik saldırı planını erteleme kararına rağmen gelen bu hamle, küresel güç dengelerini sarsarken Tahran semalarından yükselen patlama sesleri tüm dünyada yankılandı.
Ani Operasyon: ABD’nin saldırı planını 5 gün erteleme kararına rağmen İsrail, Tahran hedeflerine yönelik operasyon başlattı.
Tahran’da Patlamalar: Yerel kaynaklar, İran’ın başkentinde stratejik noktalardan şiddetli patlama sesleri duyulduğunu doğruladı.
Enerji Tehdidi: İran yönetimi, elektrik şebekelerine yapılacak herhangi bir saldırıya bölgedeki enerji tesislerini hedef alarak misilleme yapacağını açıkladı.
Dünya kamuoyunun gözü kulağı Washington ve Tahran arasındaki gerilimli pazarlıklardayken, İsrail ordusundan gelen son dakika açıklaması taşları yerinden oynattı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran ile yürütülen görüşmeleri “çok verimli” olarak niteleyip askeri harekatı beş gün süreyle askıya alma talimatı vermesinin hemen ardından İsrail, Tahran’a yönelik yeni bir operasyon düğmesine bastı. Bu hamle, müttefikler arasındaki strateji çatışmasını ve bölgedeki kontrol edilemez gerilimi bir kez daha gözler önüne serdi.
İsrail askeri makamları operasyonun kapsamı ve vurulan hedeflerin niteliği hakkında henüz detaylı bir teknik döküm paylaşmadı; ancak yerel raporlar Tahran’ın kritik noktalarından alevlerin yükseldiğini aktarıyor. Operasyonun, Trump’ın “Hürmüz Boğazı’nın açılması” şartına bağladığı diplomatik takvimi hiçe sayarak yapılması, bölgedeki tansiyonu tahmin edilemez bir noktaya taşıdı. İran kanadından gelen ilk bilgiler, hava savunma sistemlerinin aktif hale getirildiği yönünde olsa da patlamaların şiddeti saldırının boyutlarını gözler önüne seriyor.
Krizin fitilini ateşleyen süreç, ABD Başkanı Donald Trump’ın son iki gündür İran ile yürütülen temaslara dair yaptığı iyimser açıklamalarla başlamıştı. Trump, Orta Doğu’daki düşmanlıkları sona erdirmek adına yürütülen görüşmelerin olumlu seyrettiğini öne sürmüş ve dün bir ültimatom yayınlamıştı. Bu ültimatomda, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı 48 saat içinde uluslararası trafiğe tamamen açmaması durumunda elektrik santrallerinin hedef alınacağı belirtilmişti.
Ancak bugün sürpriz bir kararla Savaş Bakanlığı’na talimat veren Trump, enerji altyapısına yönelik her türlü askeri harekâtın beş gün süreyle ertelenmesini istemişti. Bu geri adımın arkasında yatan diplomatik pazarlıklar henüz netleşmemişken, İsrail ordusunun bu kararı tanımayarak doğrudan başkent Tahran’ı hedef alması, Washington-Tel Aviv hattında da kriz sinyalleri verdi. İsrail’in bu hamlesi, Trump’ın “verimli” dediği görüşme zeminini tamamen ortadan kaldırma potansiyeli taşıyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
İsrail’in gerçekleştirdiği saldırı sonrası İran yönetiminden gelen ilk tepkiler, bölgedeki gerilimin sadece Tahran ile sınırlı kalmayacağını gösteriyor. İranlı yetkililer, daha önceki açıklamalarında elektrik şebekelerine veya stratejik enerji altyapılarına yönelik herhangi bir müdahalenin “savaş sebebi” sayılacağını net bir şekilde ifade etmişti. Tahran’dan yapılan son uyarıda, olası bir saldırı durumunda bölgedeki tüm enerji tesislerinin ve enerji nakil hatlarının meşru hedef haline geleceği belirtilmişti.
Bu tehdit, özellikle Basra Körfezi’ndeki enerji sevkiyatını ve bölge ülkelerinin tesislerini doğrudan risk altına sokuyor. İsrail operasyonunun ardından İran’ın misilleme kapasitesini devreye sokup sokmayacağı dünya piyasaları tarafından endişeyle izleniyor. Enerji hatlarına yönelik karşılıklı saldırı senaryosu, küresel petrol fiyatlarında ani bir şok dalgası yaratma potansiyeline sahip.
İsrail ordusunun Tahran’a yönelik gerçekleştirdiği bu son harekat, Orta Doğu’daki geleneksel çatışma dinamiklerini kökten değiştirme potansiyeli taşıyor. ABD’nin beş günlük “bekle ve gör” stratejisini devre dışı bırakan Tel Aviv yönetimi, İran’ın nükleer ve askeri kapasitesini doğrudan hedef alarak caydırıcılık mesajını en üst perdeden iletmeyi amaçlıyor. Tahran semalarından gelen görüntüler, hava savunma füzelerinin İsrail jetlerine veya insansız hava araçlarına karşı yoğun bir mesai harcadığını gösteriyor.
Operasyonun zamanlaması, Trump yönetiminin İran ile yürüttüğü “verimli” görüşmeleri baltalayacak nitelikte. İsrail hükümeti, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısını kırmak ve bölgesel nüfuzunu sınırlamak adına bu tür doğrudan müdahalelerin kaçınılmaz olduğunu savunuyor. Ancak bu hamle, sadece Tahran’ı değil, tüm bölge başkentlerini alarma geçirmiş durumda. Savunma uzmanları, İsrail’in saldırı menzilinin Tahran’a kadar uzanmasının, bölgedeki hava sahası ihlallerini ve diplomatik krizleri derinleştireceğine dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik 48 saatlik mühleti ve ardından gelen erteleme kararı, küresel enerji piyasalarında büyük bir dalgalanmaya yol açmıştı. Ancak İsrail tarafından başlatılan fiili operasyon, bu belirsizliği yerini somut bir korkuya bıraktı. Dünyanın en önemli enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, İran’ın “misilleme” tehditlerinin merkezinde yer alıyor. Eğer Tahran yönetimi, İsrail saldırısına karşılık olarak boğazı tamamen kapatma veya bölgedeki petrol tankerlerini hedef alma kararı alırsa, küresel ekonominin ciddi bir resesyon riskiyle karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.
İran’ın “elektrik şebekelerine yönelik saldırılara misilleme” uyarısı, sadece İsrail’i değil, bölgedeki müttefik ülkelerin enerji tesislerini de kapsıyor. Bu durum, Basra Körfezi’ndeki enerji altyapısının topyekûn bir hedef haline gelmesi riskini doğuruyor. İsrail operasyonu sonrası İran Ulusal Güvenlik Konseyi’nin acil toplanması, verilecek karşılığın boyutlarının önümüzdeki saatlerde netleşeceğini gösteriyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Savaş Bakanlığı’na verdiği “erteleme” talimatının, İsrail tarafından bypass edilmesi, Washington’ın bölgedeki mutlak kontrol gücünün sorgulanmasına neden oldu. Trump, İran ile yürüttüğü görüşmelerin verimli olduğunu savunarak “Orta Doğu’daki düşmanlıkları çözmek” istediğini belirtmişti. Ancak İsrail’in bu hamlesi, Trump’ın barışçıl çözüm arayışlarını sekteye uğratarak ABD’yi istemediği bir sıcak çatışmanın içine çekebilir.
Tahran’daki patlamalarla birlikte diplomasi masasının ayakları ciddi şekilde sarsılırken, uluslararası camiadan itidal çağrıları gelmeye başladı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği kanadından yapılan açıklamalarda, bölgedeki gerilimin tüm dünyayı etkileyecek bir felakete dönüşmemesi için taraflara “sakinlik” telkin ediliyor. Ancak İsrail makamları, “güvenlik tehdidi tamamen ortadan kalkana kadar” operasyonların sürebileceği sinyalini veriyor.
İsrail’in Tahran operasyonu, Orta Doğu jeopolitiğinde “gri bölge” olarak adlandırılan dolaylı çatışma döneminin sona erdiğini ve doğrudan bir hesaplaşma evresine girildiğini gösteriyor. Tahran’ın vereceği askeri yanıtın boyutu, savaşın bölgesel mi kalacağını yoksa küresel aktörlerin dahil olduğu büyük bir krize mi dönüşeceğini belirleyecek. İsrail ve İran arasındaki bu amansız rekabet, artık sadece sözlü tehditlerle değil, başkentlerde yankılanan patlama sesleriyle şekilleniyor.
Kaynak: BHA