İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail saldırıları sonrası Hürmüz Boğazı için “İhlal edenler hariç herkese açıktır” diyerek dünyaya rest çekti. Pezeşkiyan, İran’ı yok etme planlarını “yanılsama” olarak nitelendirdi.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, bölgede tırmanan askeri gerilim ve İsrail’in Tahran’daki stratejik hedeflere yönelik gerçekleştirdiği son hava saldırılarının ardından dünya kamuoyuna seslendi. Pezeşkiyan, ülkesinin egemenlik haklarını koruma konusundaki kararlılığını vurgularken, küresel enerji sevkiyatının kalbi sayılan Hürmüz Boğazı’nın statüsüne dair önemli açıklamalarda bulundu.
Hürmüz Çıkışı: Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, boğazın toprak bütünlüğünü ihlal edenler hariç tüm dünyaya açık kalacağını duyurdu.
Savunma Vurgusu: Tahran yönetimi, dış tehditlere karşı “İran’ı yok etme planlarının” bir yanılsama olduğunu ifade etti.
Bölgesel Gerilim: İsrail ve müttefiklerinin saldırılarına karşı “savaş alanında kararlılık” mesajı verildi.
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, son dönemde Orta Doğu coğrafyasında artan askeri hareketlilik ve doğrudan İran topraklarını hedef alan operasyonlar sonrası sessizliğini bozdu. Ülkesinin tarihi derinliğine ve toplumsal direncine dikkat çeken Pezeşkiyan, dışarıdan gelen baskıların İran halkının birliğini sarsamayacağını, aksine bu birliği daha da perçinlediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı, özellikle İsrail’in son dönemde gerçekleştirdiği hava saldırılarına atıfta bulunarak, İran’ı haritadan silme gibi söylemlerin gerçeklikten uzak birer “yanılsama” olduğunu belirtti. Tarih boyunca pek çok zorluğun üstesinden gelen bir milletin iradesine karşı duyulan çaresizliğin bu tür tehditlerle dışa vurulduğunu savunan Pezeşkiyan, “Tehditler ve terör, birliğimizi daha da güçlendiriyor” diyerek savunma doktrinlerinin sarsılmaz olduğunu dile getirdi.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, Pezeşkiyan’ın açıklamalarının merkezinde yer aldı. İran’ın jeopolitik gücünün en önemli enstrümanlarından biri olan bu stratejik su yolu hakkında konuşan Cumhurbaşkanı, net bir kırmızı çizgi çekti. Pezeşkiyan, “Hürmüz Boğazı, topraklarımızı ihlal edenler hariç herkese açıktır” ifadelerini kullanarak, bölgedeki seyrüsefer serbestisinin ancak İran’ın egemenlik haklarına saygı duyulması şartıyla korunacağını ima etti.
Bu açıklama, enerji piyasalarında ve uluslararası diplomaside geniş yankı uyandırma potansiyeline sahip. İran Cumhurbaşkanı tarafından yapılan bu çıkış, aslında bölgedeki askeri varlık gösteren güçlere karşı bir “mütekabiliyet” uyarısı taşıyor. Boğazın trafiğe açık kalmasının, bölgedeki istikrarın korunmasına ve saldırgan tutumların terk edilmesine bağlı olduğu mesajı, Tahran’ın masadaki en güçlü kartlarından birini hatırlatması olarak yorumlanıyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Pezeşkiyan, ülkesinin askeri kapasitesi ve sahadaki tutumuyla ilgili olarak “çılgın tehditler” nitelemesini kullandı. İran’ın onurunu savunmaktan asla geri adım atmayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı, modern askeri teknolojilerle desteklenen savunma sistemlerinin her türlü senaryoya hazırlıklı olduğunu belirtti. Pezeşkiyan’ın söylemlerinde dikkat çeken “savaş alanında kararlılık” ifadesi, Tahran’ın sadece diplomatik değil, askeri alanda da proaktif bir tutum izleyeceğinin sinyali olarak algılanıyor.
İran’ın askeri kapasitesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki denetim gücü, sadece bölgeyi değil, küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın “topraklarımızı ihlal edenler hariç herkese açıktır” çıkışı, Tahran’ın savunma stratejilerindeki yeni dönemi işaret ediyor. Son yıllarda yerli imkanlarla geliştirilen balistik füze sistemleri, insansız hava araçları (İHA) ve deniz altı teknolojileri, İran’ın “caydırıcılık” politikasının temel taşlarını oluşturuyor.
Pezeşkiyan, “İran ayakta kalmaya ve onurunu savunmaya devam edecektir” derken, aslında ülkesinin sadece savunma hattında kalmayacağını, kendisine yönelik asimetrik tehditlere karşı da hazırlıklı olduğunu hatırlatıyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı gibi kritik bir noktada yapılacak en küçük bir kısıtlamanın bile küresel petrol fiyatlarında %30 ile %50 arasında bir dalgalanmaya yol açabileceğini belirtiyor. Bu durum, Tahran yönetiminin diplomatik masada elini güçlendiren en büyük asimetrik kozu olarak değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı, tarih boyunca pek çok medeniyetin ve küresel gücün odak noktası olmuştur. 1980’li yıllarda yaşanan “Tanker Savaşları”ndan günümüze kadar bu dar su yolu, uluslararası siyasetin en kırılgan fay hatlarından biri olma özelliğini korudu. Pezeşkiyan’ın “tarih yazan bir millet” vurgusu, İran’ın bu coğrafyadaki binlerce yıllık varlığına ve su yolları üzerindeki kadim hakimiyetine bir gönderme niteliği taşıyor.
İran, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi çerçevesinde kendi karasularından geçen gemiler üzerinde “zararsız geçiş” hakkını gözetse de, ulusal güvenliğini tehdit eden unsurlara karşı müdahale hakkını saklı tuttuğunu her fırsatta dile getiriyor. Pezeşkiyan’ın son açıklaması, bu hukuki zemini askeri bir kararlılıkla birleştirerek, bölgedeki yabancı donanmalara ve özellikle İsrail destekli unsurlara yönelik bir “kırmızı çizgi” ilanı olarak okunuyor.
Küresel ekonominin can damarı olan enerji sevkiyatı, Hürmüz Boğazı’ndaki stabiliteye göbekten bağlıdır. Günlük yaklaşık 21 milyon varil petrolün geçtiği bu rota, Suudi Arabistan, Kuveyt, Irak ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi üreticilerin dünya pazarlarına açılan tek kapısı konumundadır. Pezeşkiyan’ın seyrüsefer serbestisini “ihlal” şartına bağlaması, Batılı başkentlerde enerji güvenliği senaryolarının yeniden gözden geçirilmesine neden oldu.
İran’ın bu sert tutumu, aynı zamanda iç siyasetteki konsolidasyonu da hedefliyor. Dış tehditlerin arttığı dönemlerde “milli onur” ve “vatan savunması” temalarını işleyen Pezeşkiyan, halkın ordu ve devlet etrafında kenetlenmesi gerektiğini savunuyor. “Tehditler birliğimizi güçlendiriyor” ifadesi, ambargolar ve askeri baskılar altında olan bir toplumun direnç mekanizmasını diri tutma amacı taşıyor.
Pezeşkiyan’ın açıklamaları sonrası Orta Doğu’daki diğer aktörlerin nasıl bir pozisyon alacağı merak konusu. İsrail’in stratejik hedeflere yönelik hava operasyonları sonrası Tahran’ın bu denli üst perdeden bir cevap vermesi, gerilimin “kontrollü çatışma” boyutundan “topyekün kriz” boyutuna evrilme riskini barındırıyor. Ancak bölge uzmanları, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen kapatmak yerine, “denetimli geçiş” veya “seçici engelleme” stratejisiyle baskıyı artıracağını öngörüyor.
Savaş alanında “çılgın tehditlerle” mücadele edildiğini belirten İran Cumhurbaşkanı, savunma sanayindeki teknolojik ilerlemelerin sahada pratik karşılıkları olacağını ima ediyor. Özellikle bölgedeki ABD üsleri ve İsrail’in lojistik hatları, Tahran’ın radarında kalmaya devam ediyor. Pezeşkiyan’ın “onurumuzu savunacağız” sözü, olası bir saldırıya karşı verilecek cevabın sadece savunma amaçlı olmayacağının, karşı taarruzu da içerebileceğinin sinyallerini veriyor.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı