ABD Başkanı Donald Trump, İran ile müzakerelerde anlaşma sağlanamazsa petrol kuyuları ve elektrik tesisleri dahil kritik altyapının vurulacağını açıkladı. Hürmüz Boğazı şartı masada.

Dünya kamuoyu Ortadoğu’daki gerilimi korkuyla izlerken, ABD Başkanı Donald Trump’tan tansiyonu zirveye taşıyan bir hamle geldi. Washington ile Tahran arasında yürütülen diplomatik temasların gölgesinde konuşan Trump, İran ile yürütülen müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamaması ve stratejik Hürmüz Boğazı’nın derhal ticarete açılmaması durumunda, ülkenin can damarı sayılan kritik altyapı tesislerini “tamamen yok etmekle” tehdit etti.
Kritik Hedefler: Anlaşma sağlanamazsa İran’daki elektrik santralleri, petrol kuyuları ve ana petrol ihraç merkezi olan Harg Adası hedef alınacak.
Hürmüz Şartı: ABD, askeri operasyonların sona ermesi için Hürmüz Boğazı’nın önkoşulsuz olarak dünya ticaretine yeniden açılmasını talep ediyor.
Misilleme Mesajı: Trump, olası saldırıların “eski rejimin 47 yıllık terör yönetimi” boyunca hayatını kaybeden Amerikan askerlerinin intikamı olacağını vurguladı.
Washington’da basın mensuplarının karşısına geçen Donald Trump, ABD’nin İran’daki askeri operasyonları sonlandırmak adına “yeni ve daha makul” olarak tanımladığı bir yönetim yapısıyla ciddi görüşmeler içerisinde olduğunu iddia etti. Görüşmelerde “büyük ilerleme” kaydedildiğini belirtmesine rağmen, diplomasinin henüz nihai bir sonuca ulaşmadığını ima eden Trump, sabrının sınırsız olmadığı mesajını verdi.
Trump’ın sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarda da dikkat çektiği üzere, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması küresel enerji piyasalarını tehdit etmeye devam ediyor. ABD Başkanı, boğazın “iş dünyasına açılmaması” halinde, bugüne kadar “bilerek dokunulmayan” sivil ve endüstriyel altyapının hedef listesine ekleneceğini net bir dille ifade etti. Bu açıklama, bölgedeki askeri angajman kurallarının çok daha yıkıcı bir boyuta evrilebileceğinin sinyali olarak yorumlandı.
İran’ın ham petrol ihracatının yaklaşık %90’ının geçtiği Harg Adası, Trump’ın tehditlerinin odak noktasında yer alıyor. ABD Başkanı, stratejik öneme sahip bu adanın yanı sıra tatlı su ihtiyacını karşılayan desalinasyon (tuzdan arındırma) tesisleri ve ulusal elektrik şebekesinin de saldırı planları dahilinde olduğunu belirtti. Trump, bu tesislerin şimdiye kadar operasyon dışı bırakılmasının insani ve stratejik bir tercih olduğunu, ancak anlaşmasızlık durumunda bu “istisnai stay” (kalış) sürecinin havaya uçurma operasyonlarıyla sonlanacağını iddia etti.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Trump, açıklamalarının sonunda duygusal ve siyasi bir tona bürünerek, olası bir kapsamlı saldırının tarihsel bir arka planı olduğunu savundu. İran’daki mevcut ve geçmiş yönetimleri “terör rejimi” olarak niteleyen ABD Başkanı, son 47 yılda bölgede hayatını kaybeden Amerikan askerleri ve müttefiklerin intikamının bu şekilde alınacağını söyledi. Trump’ın “İlginiz için teşekkür ederim” diyerek noktaladığı bu sert çıkış, Tahran üzerinde maksimum baskı kurma stratejisinin son aşaması olarak değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın hedef gösterdiği noktaların başında gelen Harg Adası, İran’ın ekonomik kalbi olarak nitelendiriliyor. Basra Körfezi’nde yer alan bu stratejik ada, İran’ın ham petrol ihracatının neredeyse tamamının gerçekleştirildiği devasa terminallere ev sahipliği yapıyor. Trump’ın “Anlaşma olmazsa altyapıyı hedef alırız” çıkışı, küresel enerji piyasalarında şok dalgası yarattı. Enerji analistleri, Harg Adası’ndaki dolum tesislerine yapılacak olası bir saldırının, dünya petrol arzında günlük yaklaşık 2 milyon varillik bir kesintiye yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Trump, bugüne kadar bu tesislere “bilerek dokunulmadığını” ifade ederek, Washington’ın elinde tuttuğu yıkıcı gücü bir pazarlık kozu olarak kullandığını açıkça ortaya koydu. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmaya devam etmesi durumunda, sadece petrol kuyularının değil, ülkenin iç kesimlerine enerji sağlayan ana elektrik üretim tesisleri ve şebeke altyapısının da hedef alınacağı belirtiliyor. Bu durum, İran’ın sadece ihracat kapasitesini değil, ülke içindeki yaşam döngüsünü de felç edebilecek bir senaryoyu beraberinde getiriyor.
Başkan Trump’ın açıklamasındaki en dikkat çekici bölümlerden biri, olası operasyonları tarihsel bir “hesaplaşma” olarak tanımlaması oldu. 1979 yılındaki devrimden bu yana geçen süreci “47 yıllık terör yönetimi” olarak niteleyen Trump, bu süre zarfında hayatını kaybeden Amerikan askerleri ve diğer kurbanlar için bir karşılık verileceğini söyledi. Bu retorik, ABD iç siyasetinde muhafazakar seçmene yönelik güçlü bir mesaj içerirken, uluslararası hukuk açısından sivil altyapının hedef alınmasının yaratacağı tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Müzakerelerin “yeni ve daha makul bir yönetimle” sürdüğünü iddia eden Trump, Tahran koridorlarında bir güç değişimi veya en azından bir “yumuşama” beklentisi içinde olduğunun sinyallerini verdi. Ancak bu “makul” yönetimin kimlerden oluştuğu veya görüşmelerin hangi gizli kanallar üzerinden yürütüldüğü konusunda Beyaz Saray henüz somut bir ayrıntı paylaşmadı. Trump’ın “makul yönetim” vurgusu, mevcut dini liderlik ve Devrim Muhafızları kanadına karşı bir psikolojik harp unsuru olarak da değerlendiriliyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Dünya ticaretinin ana şah damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı, Trump’ın masaya koyduğu en sert şartların merkezinde yer alıyor. Küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve petrol trafiğinin beşte birinin geçtiği bu dar su yolunun “iş dünyasına açılmaması”, Trump için askeri seçeneğin düğmesine basmak için yeterli bir gerekçe. ABD Donanması’na bağlı uçak gemisi görev gruplarının bölgedeki mevcudiyeti artırılırken, Trump’ın “Anlaşmaya kısa sürede varılmalı” uyarısı, diplomatik takvimin daraldığına işaret ediyor.
Washington kaynakları, Trump’ın bu çıkışıyla İran üzerindeki “Maksimum Baskı” politikasını en uç noktaya taşıdığını ifade ediyor. 30 Mart itibarıyla yapılan bu açıklama, bölgedeki müttefik ülkeler olan Suudi Arabistan ve İsrail tarafından yakından takip ediliyor. Anlaşmanın sağlanamaması durumunda Ortadoğu’nun sadece bir askeri çatışmaya değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi sarsacak devasa bir enerji krizine sürüklenmesi işten bile değil.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı