Körfez’de drone gerginliği tırmanıyor; İran, ABD’yi bölge ülkelerini vurup suçu kendisine atmakla suçlarken, Washington “sadece askeri hedefleri vurduğunu” açıkladı.

Washington ve Tahran hattında tansiyon, insansız hava araçları (İHA) üzerinden yürütülen karşılıklı iddialarla bir kez daha zirveye tırmandı. İran tarafı, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Körfez ülkelerine yönelik “sahte bayrak” operasyonları düzenlediğini savunurken; Washington, hedef gözetmeksizin yapılan saldırıların asıl failinin İran olduğunu ve bölge güvenliğini korumak için sadece askeri noktaları vurduğunu duyurdu.
İran’ın İddiası: Tahran yönetimi, ABD’nin Körfez ülkelerine saldırılar düzenleyerek suçu İran üzerine atmaya çalıştığını öne sürdü.
ABD’nin Yanıtı: Beyaz Saray ve savunma yetkilileri, İran’ın son dönemde komşu ülkelerdeki sivil altyapıyı binlerce drone ve füze ile hedef aldığını belirtti.
Askeri Müdahale: ABD, operasyonlarının tamamen İran’ın askeri kapasitesini zayıflatmaya yönelik savunma amaçlı hamleler olduğunu vurguladı.
Orta Doğu’nun enerji koridoru olan Körfez bölgesinde, modern savaş teknolojilerinin en kritik unsuru haline gelen dronlar, bu kez diplomatik bir savaşın öznesi oldu. İran Dışişleri Bakanı tarafından dile getirilen iddialara göre, ABD ordusu bölgedeki müttefiklerine yönelik tek yönlü saldırı dronları kullanarak karanlık bir senaryo kurguluyor. Tahran, bu saldırıların sorumluluğunun kasıtlı olarak kendisine yüklenmeye çalışıldığını ve bu durumun bölgedeki İran-ABD diplomatik krizi derinleştirdiğini savunuyor.
Ancak Washington kanadı, Tahran’dan gelen bu suçlamaları “gerçekleri saptırma çabası” olarak nitelendirerek reddetti. ABD’li yetkililer, İran’ın bölgedeki vekil güçleri aracılığıyla veya doğrudan kendi envanterindeki İHA ve füzelerle binlerce saldırı gerçekleştirdiğini hatırlattı. Yapılan açıklamalarda, İran’ın hedef listesinde sadece askeri noktaların değil; sivil oteller, uluslararası havalimanları, yoğun nüfuslu yerleşim bölgeleri ve stratejik ekonomik altyapı tesislerinin de bulunduğu sert bir dille ifade edildi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) kaynakları, bölgedeki askeri hareketliliğin amacının net olduğunu belirtiyor. Washington’a göre, Amerikan güçlerinin gerçekleştirdiği operasyonlar, İran’ın saldırgan kapasitesini sınırlamak ve bölge ülkelerine yönelik tehditleri kaynağında kurutmak üzerine kurgulanmış durumda. ABD tarafı, operasyonlarında sivil kayıpları önlemek adına hassas mühimmatlar kullandıklarını ve sadece balistik füze rampaları, drone üretim merkezleri ve komuta kontrol noktaları gibi “meşru askeri hedefleri” vurduklarını iddia ediyor.
Buna karşılık Tahran, bölgedeki Amerikan varlığının başlı başına bir istikrarsızlık kaynağı olduğunu ve ABD dronlarının Körfez semalarındaki uçuşlarının egemenlik haklarını ihlal ettiğini savunuyor. İran rejimi, “sahte bayrak” olarak nitelendirdiği operasyonların, bölge ülkelerini İran’a karşı kışkırtmak için kullanılan bir araç olduğunu öne sürerek uluslararası toplumu bu konuda inceleme yapmaya çağırıyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Körfez bölgesindeki gerilimin en endişe verici boyutu, ekonomik tesislerin hedef alınması olarak görülüyor. Petrol rafinerileri ve sevkiyat limanlarına yönelik drone saldırıları, küresel enerji piyasalarında fiyat dalgalanmalarına yol açarken, bölgedeki sivil havalimanlarına yapılan tacizler uluslararası uçuş güvenliğini de riske atıyor. ABD yetkilileri, İran’ın bu eylemlerle bölgeyi bir “istikrasızlık çemberine” ittiğini savunurken, Tahran tüm bu suçlamaları reddetmeye devam ediyor.
Körfez semalarında yaşanan bu gerilim, sadece fiziksel bir çatışma değil, aynı zamanda çok katmanlı bir elektronik harp mücadelesine dönüşmüş durumda. ABD yetkilileri, İran menşeli dronların GPS yanıltma ve sinyal bozucu teknolojilerle donatıldığını, bu durumun sivil havacılık koridorları için büyük risk teşkil ettiğini savunuyor. İran-ABD diplomatik krizi derinleşirken, bölgedeki Amerikan üslerinin yüksek teknolojili hava savunma sistemleri (C-RAM ve Patriot gibi) ile bu tehditleri bertaraf etmeye çalıştığı biliniyor.
Pentagon, İran’ın “intihar dronları” olarak da bilinen kamikaze İHA’larını sivil yerleşim birimlerine yönlendirerek bölge halkı üzerinde bir korku imparatorluğu kurmaya çalıştığını iddia ediyor. Özellikle havalimanları ve oteller gibi yumuşak hedeflerin seçilmesi, uluslararası turizm ve ticaret ağlarını baltalama girişimi olarak yorumlanıyor. Buna karşılık Tahran, kendi drone teknolojisinin tamamen savunma doktrini üzerine kurulu olduğunu ve asıl “teknolojik terörü” ABD’nin bölgedeki gelişmiş insansız sistemleri aracılığıyla estirdiğini öne sürüyor.
Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkeler, iki dev güç arasındaki bu drone polemiğinin tam ortasında kalmış durumda. İran’ın “ABD bizi suçlamak için bölgeyi vuruyor” iddiası, bölge başkentlerinde ihtiyatla karşılanırken; Washington’ın sunduğu radar izleri ve enkaz kanıtları, uluslararası denetçiler tarafından inceleniyor. Washington yönetimi, müttefiklerine yönelik füze ve drone saldırılarının kaynağının tartışmasız bir şekilde İran olduğunu savunarak, bu konuda BM nezdinde daha sert yaptırımlar talep ediyor.
Diplomatik gözlemciler, tarafların birbirlerini “saldırganlıkla” suçlamasının, olası bir nükleer müzakere veya gerilimi azaltma görüşmelerini daha da zorlaştırdığına dikkat çekiyor. İran Dışişleri Bakanlığı’nın son açıklamaları, Tahran’ın sadece savunmada kalmayacağını, aynı zamanda küresel kamuoyunda bir “mağduriyet ve komplo” anlatısı inşa ederek diplomatik baskıyı kırmaya çalışacağını gösteriyor. ABD tarafı ise, “Sadece askeri hedefleri vuruyoruz” diyerek operasyonlarını uluslararası hukuk çerçevesindeki “meşru müdafaa” hakkıyla gerekçelendirmeye devam ediyor.
İHA teknolojisinin maliyetinin düşmesi ve erişilebilirliğinin artması, Körfez’deki çatışma riskini daha asimetrik ve öngörülemez bir hale getiriyor. Uzmanlar, tarafların karşılıklı suçlamalarının bir noktadan sonra “yanlış hesaplamalara” yol açabileceği konusunda uyarıyor. Bir sivil hedefin yanlışlıkla vurulması veya stratejik bir ekonomik tesisin büyük zarar görmesi, bugün söz düellosu şeklinde devam eden krizi topyekun bir askeri çatışmaya dönüştürebilir.
İçişleri ve dışişleri bakanlıkları nezdinde yürütülen bu sert polemik, önümüzdeki günlerde toplanacak olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de ana gündem maddelerinden biri olacak gibi görünüyor. ABD, ele geçirilen drone parçalarını birer kanıt olarak sunmaya hazırlanırken, İran “sahte bayrak” iddiasını destekleyecek veriler üzerinde çalıştığını belirtiyor.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı