İsrail ordusu, Hizbullah’a yönelik Lübnan’ın güneyi ve Beyrut’ta hava operasyonlarını şiddetlendirdi. Savunmadan saldırıya geçişin ilan edildiği bölgede, Hizbullah İHA ve füze saldırılarıyla karşılık veriyor. Ortadoğu’da bölgesel savaş endişesi zirvede.

Ortadoğu coğrafyası, Lübnan sınır hattında yaşanan askeri hareketlilik ve karşılıklı saldırılarla son yılların en gerilimli dönemlerinden birinden geçiyor. İsrail ordusunun Lübnan’ın güney kesimleri ve başkent Beyrut çevresinde yoğunlaştırdığı operasyonlar, bölgedeki güç dengelerini sarsarken, taraflardan gelen sert açıklamalar çatışmaların boyutunu her geçen saat daha da genişletiyor. Stratejik noktaların hedef alındığı bu süreç, sadece iki ülke arasındaki bir sınır anlaşmazlığı olmaktan çıkıp, uluslararası aktörlerin de dahil olduğu karmaşık bir bölgesel denkleme dönüşmüş durumda.
Operasyonun Kapsamı: İsrail ordusu, Lübnan genelinde Hizbullah’a ait askeri altyapı tesislerini hava saldırılarıyla hedef alıyor.
Stratejik Değişim: İsrail Genelkurmay Başkanlığı, savunma pozisyonundan resmen “saldırı operasyonu” aşamasına geçildiğini ilan etti.
Misilleme Gerekçesi: Hizbullah, İsrail topraklarına yönelik İHA ve füze saldırılarını, İran kanadındaki kayıplara karşı bir yanıt olarak sürdürüyor.
İsrail ordusu tarafından yürütülen askeri operasyonlar, son günlerde Lübnan’ın güney bölgelerinden Beyrut’un dış mahallelerine kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayıldı. Yapılan resmi açıklamalara göre, bu hava harekatlarının temel hedefi Hizbullah’a ait olduğu belirtilen askeri altyapı tesisleri ve lojistik merkezler. Ancak bu operasyonun sadece yerel bir müdahale olmadığı, ABD ile koordineli şekilde İran eksenli gelişen daha geniş kapsamlı bir sürecin parçası olduğu ifade ediliyor.
İsrail Genelkurmay Başkanlığı düzeyinde yapılan değerlendirmeler, ordunun artık bekleyiş veya savunma modunda kalmayacağını net bir şekilde ortaya koydu. Yapılan açıklamada kullanılan “saldırı operasyonu” ifadesi, sahadaki askeri doktrinin kökten değiştiğinin en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu hamlelerin ardındaki temel motivasyon ise sınır güvenliğini kalıcı olarak tesis etmek ve İsrail yerleşim birimlerine yönelik süregelen füze tehditlerini kaynağında yok etmek olarak açıklandı.
Çatışmanın diğer cephesinde yer alan Hizbullah ise geri adım atmayacağına dair sinyaller vermeye devam ediyor. Grup, İsrail’in iç kesimlerine ve stratejik askeri noktalarına yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını sürdürdüğünü teyit etti. Bu eylemlerin meşruiyet zemini olarak ise İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine karşı başlatılan geniş çaplı misilleme süreci gösteriliyor.
Hizbullah kanadı, yaptığı teknik açıklamalarda saldırıların sadece askeri hedeflerle sınırlı olduğunu iddia etse de, karşılıklı ateş hattı sivil yerleşim alanlarını da doğrudan etkiliyor. Lübnan’ın güneyinde yer alan pek çok köy ve kasabada altyapının ciddi hasar gördüğü, stratejik ulaşım ağlarının kullanılamaz hale geldiği bildiriliyor. Bölgedeki bu gergin bekleyiş, uluslararası gözlemcilerin “topyekün bir bölgesel savaş” uyarılarını tetikleyen en önemli unsurlardan biri haline geldi.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırılarında kullanılan mühimmatların hassas güdümlü sistemler olması, operasyonun nokta atışı hedeflere odaklandığını gösterse de, Lübnan’ın topoğrafik yapısı çatışmaları karmaşık hale getiriyor. Hizbullah’ın yer altı sığınakları ve tünel sistemleri, bölgedeki askeri mücadelenin sadece hava gücüyle sonuçlanıp sonuçlanmayacağı sorusunu akıllara getiriyor. İsrail ordusu ise önümüzdeki günlerde operasyonların kararlılıkla süreceğini ve tehdit unsurları tamamen bertaraf edilene kadar askeri baskının artarak devam edeceğini sinyalini veriyor.