İnternet Hukukunda Milat: Cüneyd Altıparmak Uyardı

TİMBİR Başkanvekili Cüneyd Altıparmak, internet hukukunda yaşanan devrim niteliğindeki mahkeme kararlarını ve algoritmaların bağımlılık yapıcı etkilerini değerlendirerek ebeveynlere ve teknoloji dünyasına kritik uyarılarda bulundu.

Yayınlama: 28.03.2026
A+
A-

Dijital dünyanın hızla genişleyen sınırları, beraberinde daha önce hiç karşılaşılmamış hukuki ve sosyal problemleri getirirken, Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) cephesinden kritik bir analiz geldi. İnternet mecralarının sadece birer iletişim kanalı olmaktan çıkıp, birey davranışlarını manipüle eden devasa yapılara dönüşmesi, hukuk dünyasının en sıcak gündem maddesi haline gelmiş durumda.

Algoritma Bağımlılığı: Sosyal medya platformlarının “sonsuz kaydırma” özelliği, mahkeme tarafından pasif bir araç değil, bilinçli bir bağımlılık tasarımı olarak tescillendi.

Çocuk Hakları Riski: Yayınlanan son raporlar, dijital dünyada çocukların karşı karşıya kaldığı tehlikelerin artık ebeveyn kontrolünü aşan sistematik bir boyuta ulaştığını gösteriyor.

Hukuki Sorumluluk: Teknoloji devlerinin sadece içerik sağlayıcı değil, kullanıcı davranışını şekillendiren aktif aktörler olduğu görüşü yargı nezdinde kabul görmeye başladı.

Dijital Çağın Görünmez Kelepçeleri ve İnternet Hukuku

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Başkanvekili ve Star Gazetesi yazarı Cüneyd Altıparmak, kaleme aldığı son analizinde teknoloji çağının parlak vitrininin arkasında yatan hukuki boşluklara ve toplumsal risklere dikkat çekti. İnternet hukuku alanında yaşanan bu gelişim süreci, aslında insanlığın teknolojiyle olan imtihanının yeni bir evresini temsil ediyor. Altıparmak, imkanların artması ve hayatın kolaylaşmasının dertlerin bittiği anlamına gelmediğini, aksine çağ geliştikçe sorunların daha komplike bir yapıya büründüğünü vurguluyor.

Özellikle çocuklar üzerine odaklanan son raporların ortaya koyduğu tablo, sadece birer istatistikten ibaret değil; geleceğimiz olan nesillerin dijital bir kuşatma altında olduğunun somut bir kanıtı. Ebeveynlerin farkındalığı bu noktada kritik bir eşik olarak öne çıksa da, sorunun asıl kaynağı olan devasa dijital platformların mimarisi, hukukçuların merceği altına alınmış durumda.

yıldız tilbe

Sosyal Medya Şirketleri Masum Birer Platform mu?

Dünya genelinde yankı uyandıran ve özellikle ABD’nin Los Angeles şehrinde görülen dava, internet hukuku tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Bu davanın merkezinde yatan temel soru şu: Sosyal medya devleri sadece kullanıcıların içerik paylaştığı “boş birer meydan” mı, yoksa bireylerin neyi düşüneceğini, ne kadar süre ekranda kalacağını ve hangi duyguları hissedeceğini belirleyen birer aktif aktör mü?

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Sonsuz Kaydırma (Infinite Scroll): 2006 yılında Aza Raskin tarafından tasarlanan bu özellik, kullanıcının sayfayı yenilemesine gerek kalmadan sürekli yeni içerik görmesini sağlayarak beyindeki dopamin döngüsünü tetikler.
  • Algoritmik Seçim: Sosyal medya algoritmaları, bir kullanıcının ilgi duyabileceği içeriği saniyeler içinde analiz ederek önüne getirir ve bu durum “yankı odası” etkisine neden olur.
  • Dijital Ayak İzi: Ortalama bir internet kullanıcısı günde yaklaşık 6 saatten fazla vaktini çevrimiçi mecralarda geçirmektedir.

Mahkemenin ulaştığı sonuç, teknoloji şirketlerinin savunmalarını kökten sarsacak nitelikte. Tasarım tercihlerinin, örneğin o meşhur “sonsuz kaydırma” sisteminin tesadüfi bir kolaylık olmadığı, aksine kullanıcıyı platformda tutmak için kurgulanmış bir bağımlılık mekanizması olduğu tescillenmiş oldu. Bu durum, şirketlerin “biz sadece içerik barındırıyoruz” şeklindeki hukuki kalkanlarını ellerinden alıyor.

Dijital Bağımlılığın Hukuki Sorumluluğu: Tasarım mı, Tuzak mı?

Cüneyd Altıparmak tarafından gündeme getirilen Los Angeles merkezli dava, aslında internet hukuku kavramının temelini sarsan bir tespiti barındırıyor. Mahkeme, platformların sadece kullanıcı içeriklerini barındıran “pasif birer depo” olmadığını, aksine algoritmalar aracılığıyla bu içerikleri seçen, sıralayan ve kullanıcıyı ekrana hapseden birer “mühendislik ürünü” olduğunu kabul etti. Bu kabul, teknoloji devlerinin hukuki sorumluluk alanını genişleten devrim niteliğinde bir adım.

Geleneksel hukuk anlayışında, bir gazete veya televizyon kanalı yayınladığı içerikten sorumlu tutulurken, internet platformları “kullanıcı tarafından oluşturulan içerik” zırhının arkasına sığınıyordu. Ancak Star Gazetesi yazarı Altıparmak’ın da işaret ettiği üzere, platformun “sonsuz kaydırma” (infinite scroll) gibi tasarım tercihleri, birer kullanıcı deneyimi iyileştirmesi değil, biyolojik süreçleri hedef alan psikolojik manipülasyon araçlarıdır.

Çocukların Korunması ve Ebeveyn Sorumluluğu

Haberin odak noktasını oluşturan en hassas konu ise kuşkusuz çocuklar ve sosyal medya arasındaki ilişki. Altıparmak, yayınlanan son raporların “üzücü ve çarpıcı” bir gerçeği ortaya koyduğunu belirtiyor. Çocukların beyin gelişimi henüz tamamlanmadan maruz kaldıkları bu dijital uyaranlar, odaklanma sorunlarından anksiyeteye kadar geniş bir yelpazede sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.

TİMBİR cephesinden gelen bu uyarı, sadece teknik bir analiz değil, aynı zamanda bir sosyal sorumluluk çağrısıdır. Ebeveynlerin farkındalığı çok kıymetli olsa da, karşılarında dünyanın en gelişmiş yapay zeka sistemlerini kullanan şirketlerin olduğu unutulmamalıdır. Hukuk burada devreye girerek, bireyi bu devasa yapıya karşı koruma altına almayı hedefliyor.

İnternet Medyasında Etik ve Hukuki Dönüşüm

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) Başkanvekili sıfatıyla yaptığı değerlendirmelerle, sektörün etik standartlarını da hatırlatan Altıparmak, internetin sunduğu imkanların bir “sorun üretme merkezine” dönüşmemesi gerektiğini savunuyor. Hukuk sistemi, gelişen teknoloji karşısında statik kalamaz; dijital dünyanın dinamizmine uyum sağlamak zorundadır.

Özellikle sosyal medya algoritmaları üzerinden şekillenen kullanıcı davranışları, günümüzde demokratik süreçlerden bireysel sağlığa kadar her alanı etkiliyor. Mahkemelerin bu algoritmaları “bilinçli bir yönlendirme” olarak tanımlaması, gelecekte açılacak tazminat davaları ve düzenleyici yasalar için de bir emsal teşkil edecektir.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Türkiye’de İnternet Kanunu: Ülkemizde 5651 sayılı kanun, internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesini kapsar.
  • Yapay Zeka ve Hukuk: Avrupa Birliği, “Yapay Zeka Yasası” (AI Act) ile algoritmaların şeffaflığı ve insan haklarına uygunluğu konusunda dünyadaki en kapsamlı düzenlemeyi hayata geçirmiştir.
  • Dijital Okuryazarlık: Sadece teknik kullanım becerisi değil, internetteki içeriği eleştirel bir süzgeçten geçirme yeteneği olarak tanımlanır ve modern eğitimin temel taşıdır.

Algoritmaların Şeffaflığı ve Geleceğin Davaları

İnternet dünyasında yaşanan bu gelişme, teknoloji şirketlerini daha şeffaf olmaya zorlayacak. Cüneyd Altıparmak, yazısında bu durumun bir “kırılma noktası” olduğunu söylerken, aslında dijital çağın anayasasının yeniden yazıldığını ima ediyor. Kullanıcıların dijital platformlarda geçirdiği her saniyenin bir veri madenciliği operasyonuna dönüşmesi, kişisel verilerin korunması ve bireysel özgürlükler bağlamında yeni bir tartışma başlatıyor.

Özellikle Los Angeles davası sonrası, platformların algoritmik tercihlerinin “bağımlılık yapıcı ürün” statüsünde değerlendirilmesi gündemde. Eğer bir yazılım, biyolojik olarak bireyin iradesini devre dışı bırakacak şekilde tasarlanmışsa, bu durum artık sadece teknoloji değil, doğrudan bir hukuk ve sağlık konusudur.

İnternet Medyasının Yeni Etik Kodları ve TİMBİR Vizyonu

Türk İnternet Medya Birliği (TİMBİR) çatısı altında yürütülen çalışmalar, dijital dünyanın sadece teknik bir altyapıdan ibaret olmadığını, aynı zamanda güçlü bir etik ve hukuki zemine ihtiyaç duyduğunu defalarca kanıtlamıştır. Cüneyd Altıparmak, Star Gazetesi’ndeki köşesinde bu zemini sarsan gelişmeleri aktarırken, internet medyasının gelecekteki rolüne dair de ipuçları veriyor. Sosyal medya platformlarının “bağımsız birer yayıncı” mı yoksa “yönlendirici birer mühendislik harikası” mı olduğu tartışması, internet hukuku literatüründe yeni bir sayfa açıyor.

Özellikle yerel ve ulusal çapta yayın yapan dijital mecralar için bu durum, içerik üretiminden ziyade sunum biçiminin de hukuki bir sorumluluk doğurabileceği anlamına geliyor. Algoritma yönetimi, bir haberin veya içeriğin kimlerin önüne düşeceğini belirleyerek toplumsal algıyı şekillendirme gücüne sahip. Altıparmak’ın vurguladığı “kırılma noktası”, bu gücün denetimsiz bırakılamayacağı gerçeğini bir kez daha yüzümüze çarpıyor.

Sosyal Medya Şirketleri İçin “Yolun Sonu” mu?

Los Angeles mahkemesinin verdiği karar, teknoloji devlerinin uzun süredir sığındığı “biz sadece aracıyız” savunmasını yerle bir ediyor. Cüneyd Altıparmak tarafından dile getirilen bu hukuki perspektif, platformların “tasarım yoluyla bağımlılık” oluşturma stratejilerini mercek altına alıyor. Eğer bir yazılım, insan beynindeki dopamin salgısını manipüle ederek kullanıcıyı saatlerce ekrana hapsediyorsa, bu durumun bir tüketici hakları ihlali ve hatta kamu sağlığı sorunu olarak görülmesi kaçınılmazdır.

Gelecekte, bu tür algoritmik tasarımların “kusurlu ürün” olarak nitelendirilmesi ve sosyal medya devlerinin devasa tazminatlarla karşı karşıya kalması bekleniyor. Dijital dünya artık kuralsız bir vahşi batı olmaktan çıkıp, evrensel hukuk kurallarının sıkı sıkıya uygulandığı bir mecraya dönüşmek zorunda.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Dijital Minimalizm: Teknoloji yazarı Cal Newport tarafından popülerleşen bu kavram, dijital araçların hayatımıza sadece değer kattığı sürece ve sınırlı şekilde kullanılmasını savunur.
  • Yankı Odası (Echo Chamber): Algoritmaların sadece kullanıcının görüşlerine paralel içerikler sunması sonucu, kişinin kendi fikirlerinin mutlak doğru olduğuna inanması ve karşıt görüşlerden kopması durumudur.
  • TİMBİR’in Rolü: Türk İnternet Medya Birliği, Türkiye’deki dijital medya organlarının bir araya gelerek etik standartlar oluşturmasını ve hukuki haklarını savunmasını amaçlayan en geniş kapsamlı birliktir.

Sonuç: Dijital Gelecek ve Hukuki Güvence

İnternet hukuku üzerine yapılan bu derinlemesine değerlendirmeler, aslında her bir internet kullanıcısının “dijital vatandaşlık” haklarını savunması gerektiğini hatırlatıyor. Cüneyd Altıparmak‘ın da belirttiği üzere, teknolojinin getirdiği kolaylıklar, bizi uyanık kalma ve haklarımızı koruma sorumluluğundan muaf tutmuyor. Aksine, çocukların korunması, verilerin güvenliği ve algoritmik şeffaflık konularında daha talepkar bir toplum yapısına ihtiyaç duyuluyor.

TİMBİR Başkanvekili’nin bu uyarıları, hem medya profesyonelleri hem de ebeveynler için birer rehber niteliği taşıyor. Dijitalleşme süreci geri döndürülemez bir hızla devam ederken, bu süreci insani değerler ve hukuk ilkeleri çerçevesinde yönetmek, gelecekteki “dijital krizlerin” önüne geçmenin tek yolu olarak görünüyor.

Kaynak: BHA

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.