Fransa’da Doğup Büyüyen Türk Genci Sınır Dışı Edildi

Fransa’da doğup büyüyen 23 yaşındaki Türk genci, vatandaşlığını tescil ettirmediği ve suç işlediği gerekçesiyle Türkiye’ye sınır dışı edildi. Mahkeme, gence 5 yıl giriş yasağı koydu.

Yayınlama: 11.04.2026
A+
A-

Fransa’nın Bretagne bölgesinde dünyaya gelen ve tüm hayatını bu ülkede idame ettiren 23 yaşındaki bir Türk genci, Fransız vatandaşlığını yasal yollarla tescil ettiremediği için hukuk tarihine geçecek bir kararla Türkiye’ye gönderildi. Doğduğu topraklarda “yabancı” statüsüne düşen gencin yaşadığı bu durum, Avrupa’daki vatandaşlık yasalarının ve adli sicil kayıtlarının bireylerin geleceği üzerindeki keskin etkisini bir kez daha gözler önüne serdi.

Hukuki Statü: 2002 doğumlu genç, Fransa’da doğmasına rağmen vatandaşlık tescili yapılmadığı için resmi olarak yabancı kabul edildi.

Sınır Dışı Gerekçesi: Adli sicilindeki kabarık suç dosyası ve kamu düzenini bozma gerekçesiyle idari süreç hızlandırıldı.

Giriş Yasağı: Mahkeme kararı doğrultusunda, gencin Fransa topraklarına girişi 5 yıl süreyle yasaklandı.

Vatandaşlık Kanıtlanamayınca “Yabancı” Sayıldı

Fransa’nın kuzeybatısında yer alan Bretagne bölgesinde 2002 yılında gözlerini dünyaya açan ve çocukluğundan bu yana Fransız kültürüyle büyüyen Türk gencinin yaşamı, beklenmedik bir hukuk mücadelesi ile sarsıldı. Ailesinin 10 yıllık oturum kartı sahibi olmasına ve kendisinin ana dil seviyesinde Fransızca konuşmasına rağmen, yasal belgelerdeki eksiklikler genç adamın sonunu hazırladı. Türkçe bilgisi oldukça kısıtlı olan ve sosyal çevresi tamamen Fransa odaklı olan genç, resmi makamların “vatandaşlık tescili” sorgulamasına takıldı.

Fransa’da uygulanan toprak ilkesi (jus soli) gereği, ülkede doğan yabancı çocukların belirli yaş aralıklarında vatandaşlık için beyanda bulunmaları gerekiyor. Ancak söz konusu gencin bu süreci ihmal etmesi veya tescil ettirememesi, adli bir suça karıştığı anda aleyhine işleyen en büyük silaha dönüştü. Fransız bir partneri olan ve partnerinin hamile olduğunu beyan ederek insani gerekçelerle ülkede kalmayı talep eden gencin bu savunması, mahkeme koridorlarında yeterli karşılığı bulmadı.

yıldız tilbe

Adli Sicil Kaydı Süreci Çıkmaza Soktu

Sıradan bir ikamet davası gibi görünen bu süreci asıl hızlandıran etken, gencin geçmişte işlediği iddia edilen ve mahkumiyetle sonuçlanan suç dosyaları oldu. Fransız makamlarından alınan bilgilere göre, gencin sicilinde uyuşturucu ticareti, kaçırma, alıkoyma, şiddet içeren hırsızlık ve ölüm tehdidi gibi ağır suçlar yer alıyor. Ayrıca kamu görevlilerine karşı tehlikeli mala zarar verme suçundan da hüküm giyen genç, devletin gözünde “kamu düzenini tehlikeye atan yabancı” kategorisine alındı.

Fransa İçişleri Bakanlığı tarafından başlatılan idari süreç, gencin toplumsal güvenliği tehdit ettiği tezi üzerine kuruldu. Normal şartlarda Fransa’da doğan bir bireyin sınır dışı edilmesi oldukça güç bir hukuki prosedürken, vatandaşlığın kağıt üzerinde ispatlanamaması bu engeli ortadan kaldırdı. Fransız makamları, bireyin biyolojik olarak orada doğmuş olmasının, yasal tescil olmadığı müddetçe “Fransız vatandaşı” sayılmak için yeterli olmadığını savundu.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Fransa’da Vatandaşlık Yasası: Fransa’da doğan yabancı çocuklar, 13 ile 18 yaşları arasında belirli ikamet şartlarını karşıladıklarında vatandaşlık hakkı kazanırlar; ancak bu süreç otomatik değil, talebe bağlıdır.
  • Sınır Dışı ve Suç: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi aile hayatını korusa da, “kamu düzeni ve güvenliği” durumlarında devletlerin sınır dışı yetkisi bulunmaktadır.
  • Türk Nüfusu: Fransa’da yaklaşık 700 bin civarında Türk vatandaşı veya Türk asıllı Fransız vatandaşı yaşamaktadır.

Mahkemeler Arasında Karar Karışıklığı

Dava süreci boyunca Fransız yargı sistemi içinde farklı sesler yükseldi. Rennes Mahkemesi ve ardından gelen İstinaf Mahkemesi, gencin tüm hayatını Fransa’da geçirmesini ve “Fransız olma ihtimalinin yüksekliğini” göz önünde bulundurarak, tutukluluk halinin sona ermesi ve serbest bırakılması yönünde görüş bildirdi. Bu mahkemeler, bireyin kültürel bağlarını ve dil yetkinliğini insani birer kanıt olarak kabul etme eğilimi gösterdi.

Ancak son sözü söyleyen Nantes İdari Mahkemesi, somut belgelere dayalı bir karar vererek tescil edilmemiş bir vatandaşlığın hükmü olmadığını onadı. Mahkeme, adli sicildeki suçların yoğunluğunu ve vatandaşlık belgesinin ibraz edilememesini birleştirerek, sınır dışı kararını yasal buldu. Bu karar, Fransa’da yaşayan binlerce gurbetçi genç için de bir uyarı niteliği taşıyor; zira ikamet hakkı ile vatandaşlık hakkı arasındaki ince çizgi, suç unsuru devreye girdiğinde telafisi güç sonuçlar doğurabiliyor.

İdari Gözetim ve Tekrar Eden Sınır Dışı Süreci

Fransa‘daki yaşamını yasal bir zemine oturtamayan genç için 2024 yılı, geri dönüşü olmayan bir sürecin başlangıcı oldu. İlk kez 2024 yılında sınır dışı edilerek Türkiye’ye gönderilen genç, tüm sosyal çevresinin, ailesinin ve hamile partnerinin Fransa’da olması nedeniyle 2025 yılında yeniden bu ülkeye giriş yapmayı denedi. Ancak Fransız güvenlik güçleri ve göç idaresi birimleri, gencin ülkeye girişini tespit eder etmez kendisini idari gözlem merkezine (CRA) sevk etti.

İdari gözlem merkezinde tutulduğu süre boyunca hukukçular aracılığıyla karara itiraz eden gencin savunması, “Fransa’dan başka bir vatan tanımadığı” ve “Fransızca dışında bir dil bilmediği” ekseninde şekillendi. Ancak Nantes İdari Mahkemesi, bireyin toplumsal entegrasyonunu dil üzerinden değil, yasalar ve adli sicil üzerinden değerlendirdi. Mahkeme, kamu güvenliğini tehdit eden unsurların mevcudiyeti durumunda, “aile hayatına saygı” hakkının (AİHS 8. Madde) sınırlanabileceğine hükmetti. Sonuç olarak, genç adam 2025 yılı içinde ikinci kez uçakla Türkiye’ye gönderildi.

5 Yıllık Giriş Yasağı ve Hukuki Sonuçlar

Mahkeme heyeti, sınır dışı kararının yanına ağır bir yaptırım daha ekledi: 5 yıl boyunca Fransa topraklarına giriş yasağı. Bu karar, gencin sadece Fransa’ya değil, aynı zamanda Schengen Bölgesi içindeki diğer Avrupa ülkelerine girişini de dolaylı olarak imkansız hale getiriyor. Uzmanlar, bu vakanın Avrupa’da yaşayan göçmen kökenli gençler için “emsal” teşkil ettiğini belirtiyor. Özellikle suç kaydı bulunan bireylerin, vatandaşlık statülerini netleştirmemeleri durumunda, doğup büyüdükleri ülkeden koparılma riskiyle karşı karşıya oldukları vurgulanıyor.

Gencin partnerinin hamile olması ve Fransa’da bir aile kurma hazırlığı içinde bulunması, mahkeme nezdinde “yeterli bir engelleyici sebep” olarak görülmedi. Fransız yargısı, suçun niteliğini ve kamu düzenine verilen zararı, bireysel mağduriyetlerin önünde tuttu. Bu durum, Avrupa genelinde yükselen katı göç politikalarının ve asayiş odaklı yargı kararlarının bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlardan Kritik Uyarı: 13-18 Yaş Aralığına Dikkat

Yaşanan bu dramatik olay sonrası hukukçular ve göçmen dernekleri, Fransa’da doğan yabancı uyruklu ailelerin çocukları için hayati bir uyarıda bulundu. Fransız yasalarına göre, ülkede doğan çocuklara otomatik olarak vatandaşlık verilmiyor. Vatandaşlık hakkı için 13 ile 18 yaş aralığı, tescil işlemlerinin yapılması gereken en kritik dönem olarak kabul ediliyor. Eğer bu yaş aralığında resmi bir vatandaşlık talebi (manifestation de volonté) yapılmazsa, kişi reşit olduğunda sadece “oturum izni” olan bir yabancı statüsünde kalıyor.

Sınır dışı edilen Türk gencinin durumunda olduğu gibi, tescil işlemini yaptırmayan bireyler, herhangi bir ağır suç işlediklerinde “vatandaş koruması” altında olmuyorlar. İçişleri Bakanlığı, yabancı statüsündeki birini sınır dışı etme yetkisine sahipken, kendi vatandaşını -suçu ne olursa olsun- ülke dışına çıkarma yetkisine sahip değildir. Dolayısıyla, 13-18 yaş arasındaki o basit bürokratik işlem, bugün bir gencin tüm hayatını geçirdiği topraklardan sürülmesine neden olan en büyük ihmal olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’deki Yeni Hayat ve Adaptasyon Sorunu

Fransa’dan sınır dışı edilerek Türkiye’ye gönderilen 23 yaşındaki genç için asıl zorlu süreç şimdi başlıyor. Ana dili Fransızca olan, Türkçeyi ise başlangıç seviyesinde dahi konuşmakta güçlük çeken birinin, kültürel olarak tamamen yabancı olduğu bir ülkede hayata tutunması büyük bir soru işareti. Ailesinin ve tüm destek mekanizmalarının Avrupa‘da kalması, bu tür sınır dışı vakalarında “sosyal ölüm” olarak nitelendiriliyor.

Türkiye’deki yetkililer ve sivil toplum kuruluşları, benzer durumda olan ve “kültürel yabancı” olarak Türkiye’ye gönderilen gençlerin adaptasyonu için çeşitli programlar yürütseler de, adli sicili kabarık olan bireylerin bu süreçte daha fazla zorluk yaşadığı biliniyor. 5 yıllık giriş yasağının ardından gencin tekrar Fransa’ya dönüp dönemeyeceği ise o tarihteki hukuki statüsü ve mahkeme kararlarına bağlı olacak.

[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]

  • Toprak Hakkı İstisnası: Fransa, 1993 yılında kabul edilen “Pasqua Yasaları” ile toprak hakkını (Jus Soli) otomatik olmaktan çıkarıp, reşitlikte beyan şartına bağlamıştır.
  • Geri Gönderme Merkezleri: Fransa genelinde 25’ten fazla idari gözlem merkezi (CRA) bulunmakta ve burada her yıl binlerce kişi sınır dışı edilmek üzere tutulmaktadır.
  • Dil Bariyeri: Sınır dışı edilenlerin %15’i, gönderildikleri ülkenin resmi dilini “iletişim kurabilecek düzeyde” bilmemektedir.

Kaynak: www.arti33.com

Koozmo Medya, kelimelerin gücüne, görselin etkisine ve bilginin dönüştürücü niteliğine inanan bir dijital hikâye anlatıcısıdır. Haberden içeriğe, görselden stratejiye uzanan yolculuğunda, her satırda özgünlüğü, her projede derinliği önceler. Zamanın ruhunu yakalayan içerikler üretirken, okuruyla bağ kurmayı değil; iz bırakmayı hedefler. Koozmo Medya için medya yalnızca bir mecra değil, anlamı çoğaltan bir evrendir.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.