Trabzon Beşikdüzü’nde açılan filografi kursu, İlçe Milli Eğitim personelinin yoğun katılımıyla devam ediyor. Usta öğretici Özlem Aksoy Atalay, Osmanlı’dan günümüze uzanan bu sanatın terapötik yönüne dikkat çekiyor. Kursiyerler, Ayet-el Kürsi gibi eserlerle hem öğreniyor hem de kültürel mirasa sahip çıkıyor.

Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde Halk Eğitim Merkezi’nin yaz kursları kapsamında açılan Geleneksel El Sanatları Filografi kursu, büyük bir ilgiyle karşılandı. Özellikle İlçe Milli Eğitim personelinin katılımıyla gerçekleşen kurs, unutulmaya yüz tutmuş bu sanatı yeniden canlandırmayı hedefliyor. Peki, bu kurs neden bu kadar rağbet görüyor ve katılımcılara neler kazandırıyor?
Kursun eğitmenliğini üstlenen Özlem Aksoy Atalay, 2022 yılında KTÜ Geleneksel El Sanatları bölümünden mezun oldu ve halen Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi El Sanatları bölümünde öğrenimine devam ediyor. 10 yıldır Beşikdüzü Halk Eğitim Merkezi’nde görev yapan Atalay, aynı zamanda akademik projelerde de yer alıyor. Hayat boyu öğrenme haftası şenliklerinde sergiler açan Atalay, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin ‘Barış için küçük bir şey yap’ ve 100+2 Karma Cumhuriyet sergisine katıldı. Trabzon şehir koordinatörü olarak kişisel sergi açan Atalay, ‘Sanatın Diliyle Değerlerimiz’ projesinde de Tezhip, Hat ve Ebru çalışmalarıyla bakanlığa sunulacak projede ilçeyi temsil etti.
Atalay, Filografinin sıklıkla Filoloji ile karıştırıldığını ancak bu iki kavramın birbirinden tamamen farklı olduğunu vurguluyor. Filografi, kökeni Orta Doğu ve Uzak Doğu‘ya dayanan, ahşap üzerine çiviler çakılarak tellerin örülmesiyle yapılan geleneksel bir el sanatıdır. Antik Mısır’dan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyette ilim, sanat ve terapi aracı olarak kullanılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde sarayda ve halk arasında büyük ilgi gören filografi, hat sanatının zarafetini ahşap ve telle buluşturarak cami ve medreseleri süslemiştir. Ancak bu sanatın estetik boyutunun ötesinde, zihin ve ruh terapisi olarak da kullanıldığı bilinmektedir. Dervişler ve zanaatkârlar, çivileri tek tek çakarken ve telleri örerken bir nevi meditasyon yapıyor, içsel dinginlik sağlıyorlardı. Hatta Osmanlı akıl hastanelerinde hastaların el becerilerini geliştirmek, dikkat toplamak ve sakinleşmek amacıyla tedavi yöntemi olarak tercih edilmiştir.
Ne yazık ki günümüzde sabır ve yoğun emek gerektirdiği için filografi, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatları arasında yerini aldı. Ancak Atalay ve ekibi, bu sanatı yaşatmak için büyük çaba sarf ediyor. Klasik hat yazılarının yanı sıra modern simgeler, somut ve soyut desenler, amblemler ve logolar gibi birçok farklı çalışmayla filografiyi günümüze uyarlıyorlar. Halk Eğitim kurslarında verdikleri eğitimlerle bu kültürel mirası gelecek nesillere aktarmayı hedefliyorlar.
Bu yılki yaz kursunda, İlçe Milli Eğitim Müdürü Ziya Durmuş ve personeli de kursa katılarak geleneksel kültürel mirasa sahip çıktı. Atalay, müdür ve personeliyle birlikte Ayet-el Kürsi üzerinde çalıştıklarını belirtti. Ayet-el Kürsi, Kur’an-ı Kerim’in en büyük ayeti olan Bakara Suresi 255. ayettir. Milli Eğitim personeli, hat ve modern filografi eserler üzerinde çalışarak bu sanatı öğreniyor. Atalay, bu değerli katkılarından dolayı İlçe Milli Eğitim Müdürü Ziya Durmuş’a ve tüm personele teşekkür etti.
Usta öğretici Atalay, ayrıca bu sanatı Beşikdüzü’ne getiren ve öğreten bir sanatçı olduğunu, 2018 yılında Vakfıkebir’de de görev yaptığını ve orada da bir yıl filografi kursu açtığını ifade etti.
Beşikdüzü Halk Eğitim Merkezi’ndeki filografi kursu, sadece bir el sanatı öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda kültürel mirasımızı yaşatma yolunda önemli bir adım atıyor. Özlem Aksoy Atalay gibi özverili eğitmenler ve Milli Eğitim personeli gibi istekli kursiyerler sayesinde bu kadim sanat, geleceğe taşınıyor. Sabır ve emek isteyen bu sanatın, daha geniş kitlelere ulaşması ve unutulmaması için bu tür kursların desteklenmesi büyük önem taşıyor.
Kaynak: BHA KÜLTÜR