Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’yi İstanbul’da kabul etti. Bölgesel gelişmelerin gölgesinde gerçekleşen kritik görüşme, Ankara-Tahran hattındaki diyaloğun önemini bir kez daha ortaya koydu.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel diplomasideki merkezi rolü, İstanbul’da gerçekleşen üst düzey bir kabulle bir kez daha teyit edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, komşu ülke İran’ın diplomasi şefi Abbas Erakçi’yi kabul ederek, iki ülke arasındaki ilişkilerin ve bölgesel gelişmelerin en üst perdeden ele alınmasına zemin hazırladı. İstanbul’un tarihi ve stratejik atmosferinde gerçekleşen bu buluşma, Ankara-Tahran hattındaki diyaloğun sürekliliği açısından kritik bir önem taşıyor.
Kritik Zirve: Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile İstanbul’da bir araya geldi.
Diplomasi Masası: Görüşme, bölgede yaşanan sıcak gelişmelerin gölgesinde, iki büyük devletin istişare mekanizmasını işlettiğini gösteriyor.
İstanbul Vurgusu: Başkent Ankara yerine İstanbul’un tercih edilmesi, şehrin diplomatik bir merkez üssü olma özelliğini pekiştiriyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yoğun mesaisi, hafta sonu veya hafta içi ayrımı olmaksızın devam ediyor. Türkiye’nin “sahada ve masada güçlü diplomasi” vizyonu çerçevesinde, devlet başkanları ve bakanlar düzeyindeki temaslar hız kesmeden sürüyor. Bu kapsamda, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi‘nin Türkiye ziyareti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilmesi, dünya başkentlerinin de gözünü İstanbul’a çevirmesine neden oldu.
Kabul, basına kapalı olarak gerçekleştirildi. Bu tür üst düzey kabullerde, genellikle iki ülke bayraklarının önünde verilen o klasik ve güçlü fotoğraf karesi, aslında perde arkasında konuşulan derin meselelerin bir özeti gibidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İranlı Bakan Erakçi’yi kabulünde sergilenen devlet nezaketi ve diplomatik protokol, Türkiye ile İran arasındaki köklü devlet geleneklerinin bir yansıması olarak okunabilir. İki ülke, yüzyıllardır süregelen komşuluk ilişkilerini, zaman zaman yaşanan görüş ayrılıklarına rağmen “diyalog kapısını açık tutma” prensibiyle sürdürmeyi başarıyor.
Her ne kadar görüşmenin içeriğine dair anlık ve detaylı bir döküm paylaşılmasa da, uluslararası ilişkiler uzmanları, bir Dışişleri Bakanı’nın Cumhurbaşkanı seviyesinde kabul edilmesinin, gündemdeki maddelerin ağırlığına işaret ettiğini belirtiyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkesinin dış politikasını şekillendiren en önemli isimlerden biri olarak biliniyor. Dolayısıyla bu ziyaret, sıradan bir nezaket ziyaretinin ötesinde, bölgesel güvenlik, sınır güvenliği, ticaret hacmi ve enerji iş birlikleri gibi stratejik dosyaların masada olabileceği bir “çalışma ziyareti” niteliği taşıyor.
İstanbul’da gerçekleşen bu kabul, Türkiye’nin arabuluculuk rolünü ve bölgesel istikrarın korunması yönündeki iradesini de ortaya koyuyor. Orta Doğu coğrafyasının içinden geçtiği hassas dönemlerde, Ankara ve Tahran gibi iki başat aktörün iletişim kanallarını en üst düzeyde açık tutması, olası krizlerin önlenmesi veya yönetilmesi adına hayati bir emniyet sübabı işlevi görüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devlet tecrübesiyle muhatabını dinlemesi ve Türkiye’nin perspektifini doğrudan aktarması, diplomasinin en etkili yöntemlerinden biri olarak kabul ediliyor.
[EDİTÖRÜN NOTU / BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?]
Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından ve ajanstan düşen bilgilere göre görüşme İstanbul’da gerçekleşti. İstanbul, son yıllarda sadece turizmin değil, siyasi diplomasinin de kalbinin attığı bir şehir haline geldi. Dolmabahçe’den Vahdettin Köşkü’ne kadar birçok tarihi mekan, dünya liderlerinin ağırlandığı, barış görüşmelerinin yapıldığı platformlara dönüştü. Abbas Erakçi‘nin kabulü de bu zincirin son halkası oldu.
İki ülke arasındaki ilişkiler, sadece ikili düzeyde değil, Suriye’deki gelişmelerden Kafkasya’daki dengelere kadar geniş bir yelpazede birbirine temas ediyor. Bu nedenle, İranlı Bakan’ın doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi, alt kademelerdeki bürokratik süreçlerin aşılarak, kararların en tepede, liderlik vizyonuyla ele alındığını gösteriyor. Erakçi’nin ziyareti, Tahran yönetiminin Ankara ile koordinasyona verdiği önemin somut bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi arasındaki görüşmeyi tam manasıyla analiz edebilmek için, iki ülke ilişkilerinin çok katmanlı yapısını anlamak gerekir. Türkiye ve İran, bölgenin iki kadim imparatorluk bakiyesi devleti olarak, yüzyıllardır süregelen kendine has bir ilişki modeline sahiptir. Uluslararası ilişkiler literatüründe bu durum genellikle “zoraki komşuluk” veya “kontrollü rekabet” kavramlarıyla açıklansa da, son yıllarda geliştirilen “rasyonel iş birliği” zemini daha ağır basmaktadır.
Bu kabul, iki ülkenin birbirlerinin güvenlik kaygılarını doğrudan en üst düzeyde dinleme fırsatı bulduğu bir platform oluşturmuştur. Bölgede yaşanan vekalet savaşları, sınır güvenliği meseleleri ve küresel güçlerin Orta Doğu üzerindeki projeksiyonları düşünüldüğünde, Ankara ve Tahran’ın aynı masada oturabiliyor olması bile başlı başına bir istikrar mesajıdır. Erdoğan’ın Erakçi’yi kabulü, Batı dünyasına ve bölge ülkelerine “Biz sorunlarımızı kendi aramızda, aracıya ihtiyaç duymadan konuşabiliyoruz” mesajını vermektedir.
Görüşmenin perde arkasında, siyasi konular kadar ekonomik ve enerji başlıklarının da yer alması kuvvetle muhtemeldir. İran, Türkiye’nin en önemli doğalgaz tedarikçilerinden biri konumundadır. Enerji güvenliği, özellikle kış aylarında ve sanayi üretiminde Türkiye için hayati bir meseledir. Bu bağlamda, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi‘nin ziyareti, enerji vanalarının açık kalması ve ticari akışın sürdürülebilirliği açısından da stratejik bir boyut taşır.
İki ülke arasında hedeflenen ticaret hacmi rakamlarına ulaşılması için atılacak adımlar, sınır kapılarındaki modernizasyon çalışmaları ve gümrük prosedürlerinin kolaylaştırılması gibi teknik konular, genellikle bu tür üst düzey siyasi kabullerin ardından ivme kazanır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kalkınma ve ticaret odaklı dış politika vizyonu, İran ile olan ilişkilerde de ekonomik pragmatizmi ön planda tutmaktadır.
Türkiye ve İran, farklı bölgesel vizyonlara sahip olsalar da, terörle mücadele ve sınır güvenliği konusunda ortak tehdit algılarına sahiptirler. Özellikle sınırın her iki tarafında faaliyet gösteren terör unsurları, hem Ankara’nın hem de Tahran’ın kırmızı çizgileri arasında yer alır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Abbas Erakçi‘yi kabulünde, güvenlik bürokrasisinin daha önce alt komisyonlarda görüştüğü konuların siyasi onayı niteliğinde bir atmosferin oluştuğu tahmin ediliyor. Sınır güvenliğinin tahkim edilmesi, yasa dışı göçle mücadele ve terör örgütlerine karşı istihbarat paylaşımı, iki başkentin “kazan-kazan” prensibiyle hareket ettiği alanlardır. Bu görüşme, sahadaki güvenlik güçlerinin koordinasyonunu artıracak siyasi iradenin en tepeden teyit edilmesi anlamına gelmektedir.
Orta Doğu, tarihsel olarak krizlerin aniden parlayabildiği bir coğrafyadır. Gazze’deki insani dramdan Lübnan’daki gerilime, Suriye’deki istikrarsızlıktan Kafkasya’daki barış süreçlerine kadar her konu, Türkiye ve İran’ı doğrudan ilgilendirmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomasi trafiğinde İran Dışişleri Bakanı’na yer ayırması, Türkiye’nin kriz dönemlerinde “açık kapı diplomasisi” yürüttüğünün bir göstergesidir.
Bölgesel yangınların sönmesi için inisiyatif alan Türkiye, tüm aktörlerle konuşabilen ender ülkelerden biridir. İran ile kurulan bu temas, bölgesel çatışmaların daha geniş alanlara yayılmasını engellemek adına bir emniyet sübabı işlevi görmektedir. Abbas Erakçi‘nin, Türk mevkidaşı Hakan Fidan ile görüşmesinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da kabul edilmesi, Türkiye’nin meseleye verdiği ciddiyeti ve İran tarafına atfettiği önemi kanıtlar niteliktedir.
Sonuç olarak, İstanbul’da gerçekleşen bu kabul, rutin bir diplomatik nezaket ziyaretinin çok ötesinde anlamlar barındırmaktadır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, devlet tecrübesiyle bölge diplomasisinin nabzını tutmaya devam etmektedir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi‘nin ziyareti, Ankara-Tahran hattındaki iletişim kanallarının açık, işlevsel ve doğrudan olduğunu bir kez daha tüm dünyaya ilan etmiştir.
Trakyalife olarak, bölgemizdeki barış ve istikrarı doğrudan etkileyen bu tür üst düzey temasları yakından takip etmeyi sürdüreceğiz. Komşularla yürütülen sağlıklı diplomasi, Türkiye’nin ulusal çıkarlarının ve bölgesel liderliğinin en önemli teminatlarından biridir.
Kaynak: Hibya Haber Ajansı